Merhabalar , ben de bir kaç fikrimi sizlerle paylaşmak isterim... Uzundaydim. Rota çok iyiydi fakat trilye ile esence arası soğuk asfalt ve esnece ile cekrice arasindaki tehlikeli virajlar ve bozuk yollar, çok kötüydu. Bazısı keyif alabilir ama asfalt kalitesi de surerkenki bisiklet mekanigini ve psikilojisini etkiliyor insanin.. Fotoğraf çekinmek isteyen için eyvallah da, yaristaki hız ve konsantrasyon hassaslığı düşünülünce , böyle yollar resmen bela... Sanki bu soyledigim aralıktaki bölgeler , terk edilmiş, hatta, yanlis yola sapıp rotadan çıkmışım da, neredeyim, doğru mu girdim diye bir an etrafima bakarken buldum kendimi.. Rahatsız olduğum konulardan biri de herkesin kendine çalışması ya da kendi takımına çalışması idi.. İşbirliği yapmak isteyen, istekli kimselerle karsilasmadigim gibi, kısa parkurlular ile karşılaştığım zaman bile, onlarda bu yönde organize ekip gormedim.. Ozellikle uzundakilerle sözel olarak düzde cekebilecegimi, beraber çalışabilir miyiz i belirtmeme rağmen, 1 grup benimle konuşmadi bile, cevap verme tenezzulinde bile bulunmadı ama ne yaptım ben? sırf bunları yokuşta benden 20 kg kadar zayıf olmalarına rağmen tokatlamak , benim için yarışın en keyifli 2 anindan biriydi 🤤 diğer grup da bana ayak uyduramadi ya da bilerek yavaştilar , çünkü trilye sonunda kaybettigim Berk Okyay in grubunun hemen arkasindan, zaman zaman kısa ataklarla onume geçmeye çalıştılar , lakin yokuşta enteresan olarak geride bıraktığım bu 3lu 5li grup, yarışın son yokuşu diyebileceğimiz , balata kadar sık sık jant gösterdiler yanımdan , onlara da selam olsun 😀 belki birlikte gidebilseydik 3-4 dk erken varabilirdik. Trilyeden sonra, yokuşu bilemem ancak özellikle esencenin bir bölümü ve cekriceden Balat yokusuna kadar neredeyse 35 km yi birlikte calisabilecegim bir ekiple 8-10 dk kadar süre dusurebilirdik,Çünkü yarış sonuclarina baktığımda, benim ile Berk Okyay grubunun (muhtemelen lider ya da kaçış grubundan sonraki ) arasında 10 dk fark vardı.. Tabi kendi başıma kaldigimi anlayınca , ritmime göre sürdüm . Yol boyunca; bazisini zik zak yapa yapa , bazisini sağda bazisini solda , bazılarını durup da su içerken görünce , bir pro nun bu yolu kullanırken hissettiklerini anlayamam elbette ama muhtemelen çocuk bahçesinde geçmek gibi gelirdi 😅 Hedefim elbette sağ salim bitirmekti ama, bu yıl, henüz istedigim performanstan çok uzak olduğumun farkında olarak, daha iyi olabilecegimi net olarak hissettim. Jel ve su/maden suyu kombinasyonunu, sonlara doğru cezerye ve protein barlarindan faydalandığımdaki pozitif geri dönüşü de, ne zaman ve ne kadar almam gerektiğini, farklı sürüş stillerini de deneyerek ort hizima ya da anlık wattima ne kadar etki edeceğini de deneyimlemis oldum, canım da sıkılmamış oldu yalnızlıktan 😁 neyse, natürel starttan hemen önce, bir abimizle ufak bir sohbet etmiştik ki finishe 3 km kala arkamda olduğunu farkettim. Yarış başlarkenki samimiyet ve muhabbet, yerini pis bir gerilime bırakmıştı. Sprinti ondan alabileceğime emindim ama arkamdan ayrılmadı. Koparmak için, yalandan sağa sola kaçışlar , ayakta sürüşe gecmeler , ara ara yavaşlayip arkama yan yan bakmalar falan yaptim . Tabi son kozum 700-800 wattlarda, selede oturarak, kendi sprintimi hazırladım ve ayaga kalktığımda gelmedigini gördüm . Fakat bunu onu ezmek için değil de keyif almak için yaptigimi bilmesi için arkama bakarak "bravo abi, helal.." diyerek gulumsedim.... Bu da yarışta en keyif aldığım 2 şeyden 2. Siydi 😀
Nedense; her Bursa gf si , her sene sanki ilk kez yapılıyormuş hissi yaratıyor bende.. Yani yarışta profesyonel diyebileceğim ya da klasiklesecek , kült bir seviye kazanacak örnek durumla malesef karsilasamiyorum. Mesela, bu sene de organizasyon bölgesi kötüydü..yaka kartı taşıyan pek çok çalışan olaydan haberi yokmuş gibiydi .. Yukarıda birazından bahsettim, yarış icinde birliktelik yoktu. Tamam, herkes rakipti ama neyin havası cakasi atılıyordu hala anlamış değilim.. Mesela kadınlarin zaten 2li 3lu domestikleri varken ve bazı yaş kategorilerinde yarışı bitirmesi bile kürsü görmesine yetiyorken, show yapmaları fazlasıyla midemi kaldiriyordu. Öte yandan trafik gerçekten de urkutmustu.. Belki hatırlayanlarimiz olacaktır, balabanciktan sonra, Hasköy kent Mezarlığına başlayan bir tirmanis duzlugune gelmeden, "s" çizerek ve inerken fazlasıyla sizi hizlandiran, berbat bir yol var, orada ben, virajı dönerken, tam da virajda, muhtelif aralıklarla 3 araç ile zıt yönde viraj aldım.. Yani tecrübelerim böyle.. hatalar düzeltilir, insanlar yetiştirilir ama bunların alışkanlık yapmamasi gerekir..öğrenme denilen şey, davranışlarda ve niyetlerdeki değişikliği hedefler..istenilen ve beklenen elbette pozitifidir, makbul olanı budur 😅 sağlıcakla kalınız .