Sevgili arkadaşlar,
Görüyorum ki, bir çok pedal dostu durumumuzu ve kazayı doğal olarak merak ediyor. Ben elimden geldiğince durumu açıklamya çalışayım.
Önce Yiğit kardeşimin durumundan bahsedecek olursam, ki en sağlıklı bilgiyi kendisi verecektir, bendeki en son bilgi hastanede gözlem odasında karşılıklı olarak yatarken gelen doktorların konuşmalarından anladığım kadarıyla, sol omzu çıkmış, omuz üstünde bir kemik kırık, sol dirsekte ise tam anlayamadım ama kırık veya çıkık mevcut. Bir de bana dikiş atılırken duyduğum kadarıyla ona da dikiş atılıyordu, sanıyorum sol bacağına. Kendisine buradan tekrar geçmiş olsun diyorum.
Benim son durumum ise şu şekilde, sol 7. kaburga da bir kırık var (tomografi ile akciğere zarar vermediği tespit edildi, bir süre ağrı yapacak ve iki ayda falan kendi kendine kaynayacakmış), düşme anındaki çarpmalara bağlı olarak hemen hemen her yerim dayak yemiş gibi ağrıyor, bunların dışında yüzümde çok sayıda kesik var. Hatta ağzımın iç tarafı tabiri caizse liğme liğme olmuş. Ağzımın iç tarafında muhtelif yerlere dağılmış olarak 10-15 dikiş var, yüzümde de sanıyorum bir o kadar daha dikiş mevcut. Doğal olarak ağzım çok şiş, düzgün kuşamıyorum, sadece pipet ile beslenebiliyorum

Bir de gözlüğün sapı sol kulağımın üst tarafını kesmiş, bunu daha bugün farkedebildim.
Bunun dışında çok şükür bir şey yok. Ama bugün hala hayatta olmayı sanıyorum kaska borçluyum. Ersoy benim kaskın resmini çekmiş, kaskın üçte biri yok, parçalanmış, ya kask olmasaydı, düşünmek bile istemiyorum. Ayrıca yüzüm çok ciddi yara almasına rağmen yine çok şükür ki gözlerimde hiç bir şey yok, bu da gözlükler sayesinde olsa gerek. Israrla kask ve gözlük takmak istemeyen arkadaşlarıma umarım bu iyi bir örnek teşkil eder.
Kazanın oluşu bende de ciddi bir soru işareti. Ancak çok derine gitmeden şunu söyleyebilirim ki en önemli unsur kontrolsüz ve yüksek sürat, gerisi ayrıntı.
Uzun ve dik bir tırmanmayı bitirmiştik ve Anadolukavağı'na doğru inişe geçmiştik. Aslında böyle uzun ve yorucu bir tırmanmadan sonra gelen iniş sanıyorum dizginleri bırakmamıza sebep oldu. Ben beşinci sırada iniyordum arkamda sadece Kemal abi vardı. Bir anda önümde bir kargaşa gördüğümü hatırlıyorum (sonradan öğrendim ki o sırada Yiğit düşüp takla atmaya başlamış) ben de o anda manevra ve fren kombinasyonu yaptığımı ve arka tekerimin bankete doğru kaymaya başladığını ve düşeceğimi düşündüğümü hatırlıyorum. Ondan sonra ilk hatırladığım şey ambulansa bindirilişim. Bu arada geçen sürece dair hiç bir şey hatırlamıyorum. Nasıl düştüm, nereye düştüm, neler oldu hiç bilmiyorum. Aslında çok da merak ediyorum ama dün hastanede ne Ferit ne de Ersoy bu konu haakında tek kelime etmediler ama nasıl oldu neler oldu diye sorduğumda yüzlerinin buruştuğunu çok net gördüm ama cevap vermediler. Ama anlıyorum ki kaza anından ambulans gelene kadar bilincimin yerinde olmadığı bu zaman zarfında beni en son sürüklendiğim yerden çıkarmışlar, eldivenlerimi ve buffımı çıkarıp çantama koymuşlar v.b. (Ersoy benden kurtulamazsın her şeyi anlattıracağım sana

)
Benim bildiğim kadarıyla da kaza ayrıntıları bunlar. Gerisi hastane, filmler, tomografiler, muayene ve müdahale, uzunca bir süre gözlem odasında bekleme v.b.
Umarım bu acı tecrübeler bir daha kimsenin başına gelmez ama kaza her ortamda mutlaka oluyor maalesef. Sizlere söyleyebileceğim en önemli şeyler ise; kesinlikle koruyucu donanım, özeeliklede kask, kullanmayı ihmal etmeyin, yüksek süratten kaçının ve sürüş anında mümkün olduğu kadar ileriye bakın, sanıyorum ben biraz daha ileriden ziyade önüme bakıyordum herhalde ki, önümdeki kargaşayı geç farkettim.
Herkese kazasız ve mutlu sürüşler...