Kudret abi, cyclocross'u "Bisiklet Krosu" olarak Türkçeleştirmek yeterli anlamı karşılamıyor.
Cyclocross denen ismin/kavramın 2 farklı anlamı var.
1) Yeri geldiğinde bisikletle, yeri geldiğinde de bisikletten inip onu sırtlayarak/kucaklayarak koşulan ve tozun/toprağın/çamurun içinde gerçekleşen spor faaliyeti.
2) Bu spor faaliyetinde en yüksek verimi alabilmek için tasarlanan ve biraz dağ bisikletinden biraz yol bisikletinden özellikler barındıran bisiklet türü.
Senin dediğin gibi bu bisikleti Bisiklet krosu olarak adlandırırsak yalnızca spor faaliyetinin adını Türkçeleştirmiş oluruz, bu spora vesile olan araca (yani bisiklete) yine bisiklet krosu demek anlamsız bir durum oluşturuyor. Türkiye'deki bisiklet kültüründe Hibrit bisikletler, "Melez Bisiklet" olarak adlandırılırken kalkıp cyclocross bisikletleri de melez olarak isimlendirmek, kategorize etmek kafa karışıklığından öteye gitmez çünkü hibritler ve cyclocrosslar birbirlerinden bıçak sırtı ile ayrılmış farklı türler. Ben de yabancı terimler/kavramlar yerine Türkçe karşılıklarını mümkün olduğunca kullanmaya çalışanlardanım ama her yabancı sözcüğü birebir olarak dilimize aktarmak da mümkün değil açıkçası (mesela ilk etapta aklıma gelen örnek; "deja vu"). Bu açıdan bakınca bazı şeyleri olduğu gibi bırakmak daha uygun olur diye düşünüyorum.