Konudaki ilk mesajı okurken içimden "neler dönmüştür şimdi burada" demiştim ama aşağılara kaydırınca gördüm ki 18 günde sadece 9 cevap gelmiş. Bisikleti hayatının merkezine koyup da her türlü konuda burnundan kıl aldırmayan ultra pahalı ekipmanlı ve ultra yüksek performanslı bisikletçilerimiz, çuvaldızı kendilerine batırmaya gelince dut yemiş bülbüle dönüyor anlaşılan

Peki, ben de bir kenara not edeyim bu bilgiyi
30 yıllık ömrümün yaklaşık 15 yılını aktif bisiklet sürerek geçiren, bunun da yarısından fazlasını şehir trafiği içinde gerçekleştiren biri olarak ben de birkaç şey söyleyebilirim sanırım:
Öncelikle koruması neredeyse hiç olmayan bir taşıt sürdüğümüz için, etraftaki bütün araçlar ve yayaların yerine görmek ve düşünmek zorundayız. Kazaları önlemenin en büyük şartı "FARKINDALIK"tır, yani etrafımızda olan ve birkaç saniye sonra olacak bütün olayların farkında olmalıyız. Ben kendi adıma konuşmam gerekirse etrafımdaki bütün araçların ya da yayaların birazdan yapacakları hareketleri %99 oranında tahmin edebiliyorum. Trafikte karşılaşılabilecek bütün tipik hareketleri ezberledim artık. Bunun için çok aşırı bir çaba göstermedim, sadece biraz gözlem yaptım ve insanların hareketlerine dikkat ettim; gerisi kendiliğinden aklıma yerleşti.
En çok karşılaşılan abukluklarla ilgili birkaç örnek üzerinden gidersek konuyu daha iyi anlayabiliriz:
* 2 araç önünüzde ilerleyen taksiye yol kenarından birisi el kaldırıyorsa, o taksi sizin önünüzü kesecektir. Bu ölüm kadar kaçınılmaz ve gerçek bir senaryodur; sizin bunu kabul etmek istememeniz bu olayın gerçekleşmesini engellemez. Siz bisiklet sürerken hem arkanızdaki trafiği kollamak, hem de 4-5 araç ilerinize kadar bütün hareketli cisimlerin farkında olmak ve bunların tipik huylarını bilmek zorundasınız. Otobüs durağına yaklaşırken önünüzdeki koskoca otobüsün o durağa gireceğini de, dolmuş minibüslerin yol kenarındaki herkese hafiften yanaşıp durmaya hazırlanacağını ve sonra aniden hızlanıp tekrar şeride girebileceğini de bilmeniz gerekiyor. Önce siz kendi üzerinize düşeni yapın; sonra gerçekten çok çok anormal bir hareket yapan olursa ona istediğiniz kadar bağırıp çağırabilirsiniz.
* Yan yoldan giren araç, öncelikle kendi önünü ve aracın içerisinden görebileceği kadarıyla sağını-solunu belli bir mesafeye kadar kontrol eder. Algılama kapasitesi ise her zaman büyük araçlara öncelik verir. Etrafındaki motorlu araçları kollarken, küçük ve yavaş görünen bir bisiklet çok fazla dikkatini çekmez. Siz o aracın sürücüsüne göre kör bir açıdan geliyorsanız ve dikkat etmeyeceği bir mesafedeyseniz mutlaka yavaşlamalı ve aracın sürücüsünün gözlerine odaklanarak sizi görüp görmediğini kontrol etmelisiniz. Bundan daha iyisi, sürücüyle göz teması kurarak kimin önce geçeceğine birlikte karar vermektir. Siz sürücünün yüzüne bile bakmadan, arabanın sadece burnuna odaklanıp "Nasıl olsa beni görecek ve duracak" mantığıyla hareket ediyorsanız, size çarptıktan sonra o aracın sürücüsüne kızmaya da hakkınız yok. Sizin için dünyanın merkezinde kendiniz olabilirsiniz, ama yoldan geçen tanımadığınız bir araç sürücüsünün hayatının merkezinde siz yoksunuz bunu unutmayın.
* Küçük çocuk gördüğünüzde ne olursa olsun yavaşlamalı ve mümkünse çocuğun birkaç metre uzağından geçmelisiniz; bu da başka bir basit kural. Küçük çocuğun gözlerinde her şey yepyeni bir dünyadır; sizin dikkatinizi bile çekmeyen minicik bir ayrıntı, küçük bir çocuk için heyecanla üzerine koşulabilecek bir keşif olabilir. Küçük bir çocuktan olgun bir birey gibi dengeli hareket etmesini bekleyemezsiniz. O çocuğun yanından geçen diğer taşıt ve insanların da ani bir hareketten etkilenip zincirleme bir reaksiyona dahil olabileceğini hesaba katmalısınız. Benzer şekilde süslü bir kadın gördüğünüzde etraftaki vitrinleri de kontrol etmelisiniz, birbirine doğru yürüyen iki teyzenin her an tanıdık çıkıp yolun ortasında koyu bir sohbete başlayabileceğini de hesaba katmalısınız, yaşlıların ise etraflarındaki dünyanın pek farkında olmadan ve hiç bir uyarıya aldırış etmeden dümdüz yürüme ihtimalini de göz önünde bulundurmalısınız.
Örnekler çoğaltılabilir, ana fikir şu olmalı: İnsanların vücut dilini iyi okuyabilmek ve belli tipteki araçların/yayaların tipik hareketlerini anlamak için bir miktar kafa yorarsanız, bir süre sonra herkesin birkaç saniye içinde ne yapacağını az çok tahmin edebilecek hale gelirsiniz. Bu durum birkaç ay içerisinde beyninizin içinde otomatik işleyen bir mekanizma haline gelir ve ekstra hiç bir çaba sarf etmeden, tamamen refleks olarak bunu uygulamaya başlayabilirsiniz.
İkinci bir önemli konu, sürmekte olduğunuz araca "HAKİMİYET"tir. Bisiklet 2 tekerlekli bir araç olmasının ötesinde pek çok şaşırtıcı kabiliyete sahiptir ve sandığınızdan daha iyi manevralar yapabilir; tabi kullanmasını bilirseniz. Kendi bacak performansınızı uzun antrenmanlarla arttırabilirsiniz, viraj alma tekniğinizi seneler içinde mükemmel bir şekilde ustalaştırabilirsiniz, fakat frenleme ve ani yön değiştirme manevralarında altınızdaki makineye yeterince hakim değilseniz büyük tehlike altındasınızdır. Performansınızı geliştirmek için yaptığınız uzun antrenmanların onda biri kadar "İleri Sürüş Teknikleri"ne çalışırsanız belli konularda mükemmel reflekslere sahip olabilirsiniz:
* Panik Fren: Düz bir doğrultuda yüksek hızla ilerlerken, lastiklerinizin zemine tutunma kabiliyetini en üst düzeyde kullanarak, olabilecek en kısa mesafede durma sanatı.
* Ani Yön Değiştirme: Önünüze çıkan engele yaklaşırken panik fren uygulayarak mümkün olduğunca yavaşlayıp, çarpmak üzereyken sert bir şekilde yön değiştirmek ve hemen ardından gelen kontra yönlendirmeyle tekrar çizginizi bulmak; bunları yaparken bisikletin üzerinden uçmamak ya da devrilmemek üzerine birkaç farklı kabiliyetin kombine halde uygulandığı ayrı bir sanat.
* Farklı Yönlere Bakmak: Optimize edilmiş baş ve göz hareketleriyle, bisikletin üzerinde ilerlerken 2 saniye içinde 360 derece etrafınızı tarayabilme, ayrıca birkaç saniye boyunca yana ya da arkanıza bakarken bisikletin çizgisini bozmama kabiliyeti.
* Güvenli Uçuşlar: Bütün farkındalık ve sürüş kabiliyetlerinin çaresiz kaldığı durumlarda, vücudunuza en az hasarı alarak ya da hiç hasar almadan düşüp en kısa sürede ayağa kalkabilmek için yöntemler.
Bunlar gibi birkaç farklı teknik daha mevcut ve bunlarla ilgili hem benim, hem de pek çok farklı üstadın yazmış olduğu sayfalar dolusu makaleler, görsel anlatımlar ve videolar internette bol miktarda mevcut. Zaman ayırıp inceledikten sonra kendiniz de bunlara çalışarak pek çok kazayı, daha gerçekleşme ihtimali oluşmadan atlatabilirsiniz.
Yukarıda saydığım konularda ustalaştıktan sonra geriye tek bir şey kalıyor; o da "ZAMANLAMA". Doğru yerde doğru zamanda doğru şekilde hareket etmek gerekir. Antrenman için şehir merkezinden uzaktaki boş yolları tercih edip, buraya ulaşana kadarki şehir trafiği içerisinde kendinize çok yüklenmeden sakin bir tempoyla sürerseniz bu aynı zamanda ısınmanın da bir parçası olur. Aynı şekilde antrenmanınızı bitirip eve dönerken de soğuma temposuna geçip, yine şehir içinde sakin bir sürüş yapabilirsiniz. Şehir içinde hiç uygun olmayan bir yolda 35-40 km/sa hızla ilerlerken aniden önünüze çıkan bir araç ya da yaya ile çarpışmanız, sizden başka kimsenin suçu değildir kusura bakmayın.
Son olarak trafikteki sinirli arkadaşlara da bir çift sözüm var: Etrafta geri zekalı insan gerçekten çok fazla, bunların hepsini teker teker tartışarak düzeltemezsiniz. Belli bir düzeye kadar kısa ama etkili tepkilerle bu insanların birkaçını bir daha aynı mallıkları tekrarlamamaları konusunda eğitebilirsiniz, ancak aralarında asla eğitilemeyecek derecede beyni taşlaşmış olanlar da var. Bunlarla uğraşmak size ekstra stresten başka hiç bir şey getirmeyecektir. Siz onların yerine düşünmeyi refleks haline getirin ve bunu bir yük olarak görmeyin, ve sadece sürüşün keyfine odaklanın
