Scudo Sports

Fıkralarımızı burada toplayalım..

Scudo
Trafik Polisi

--------------------------------------------------------------------------------

Adamın biri arabasıyla şehirler arası yolda seyahat ederken trafik polisi durdurur.
"İyi Günler beyefendi, ehliyet ruhsat lütfen", der.
Adam: "Buyrun" der ve uzatır.
Trafik polisi bakar: "Yangın söndürücünüz var mı?"
Adam: "Var" der, gösterir.
Polis: "İlkyardım çantası?"
Adam: "Var" der, yine gösterir.
Polis: "Zincir" diye sorar, adam gösterir.
"Takoz?"
"Var."
"Çekme halatı."
"Var."
Polis dayanamaz:
- Mezdekenin kaseti de var mı lan?" der.
Adam güler "O da var" der, kaseti gösterir.
Polis:
- Tak o zaman teybe.
Adam takar, polis oynamaya başlar. Adam gülerek: "Memur bey, napıyosunuz" der.
Polis adama döner:
- Eşşek diilsin, ya bi yirmilik takarsın artık

------------------------------------------------------------------

Degisik ülkelerden gelmis insanlar; masaya oturup birer cola ismarlar...

Colalar gelince bakarlar ki, bardaklarında bir karasinek var; İsveçli; ayni
bardakta yeni cola getirilmesini ister... Ingiliz; yeni bardakta yeni cola
ister... Finlandiyali; sinegi bardaktan alir ve colayi içer... Rus; colayi
sinekle içer... Çinli; sinegi yer fakat colayi içmez... Yahudi; sinegi
yakalar ve Çinli'ye satar... Yunanli; colanin 2/3 'ünü içer ve yeni cola
ister... Norveçli; sinegi yakalar ve yem olarak kullanarak baliga çikar...
Irlandalı; sinegi ezerek colaya karistirir ve Ingiliz'e satar... Amerikali;
lokantaya tazminat davasi açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder...
TÜRK; baska gören yoksa sesini çikarmaz, varsa da olayi siddetle kinar...

-----------------------------------------------------------------------

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde
masada bir bilgisayar görürür ve karısına e-mail
atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı
farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.... Tam bu
sırada farklı bir yerde kadın, kocasının
cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve
bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü
maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren
annesi yerde yatan kızını
ve ekrandaki mesajı görür.
> Kime : Sevgili karıma
> Konu : Yeni ulaştım.
> Tarih : 16 Mayıs 2004
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim.
Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz.
Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış.
Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
> Not : Burası çok sıcak.

---------------------------------------------------------------------

Adam barda gördüğü güzel bir bayanla konuşmanın yollarını arıyordu.
Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaşır ve
- Afedersiniz hanımefendi biraz konuşabilir miyiz acaba? diye sorar.
Kız birden haykırır.
- Terbiyesiz ! Ben senin bildiğin kızlardan değilim !
Adam utancından yerin dibine girmiş, kıpkırmızı bir suratla yerine oturmuştur.
Herkes ona bakmaktadır ve bu onu daha da rahatsız etmektedir. Bir süre sonra
kız ona yaklaşır ve gülümseyerek..
- Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı
durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyorum.
Bu açıklama adamın canını daha fazla sıkar ve avaz avaz bağırarak cevap verir.
- Ne ? Gecesi 200 dolar mı ? Deli misin sen ?
 
Flood yapılmaması gerektiğinden mesajlarınız birleştirilmiştir.
 
DERS 1
"Bir Türkce kelime 17 ingiliz kelimesine bedeldir."
- Afyonkarahisarlilastiramadiklarimizdanmisiniz?
- Are you one of those people whom we tried unsuccessfully to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

DERS 2
- Yeni baslayanlar için tercüme cümlesi:
- Üç cadi üç Swatch saate bakiyorlar. Hangi cadi hangi saate bakiyor?
- Ingilizce tercümesi:
- Three witches watch three Swatch watches. Which witch watch which Swatch watch?

DERS 3
- Simdi ileri derece tercüme cümlesi:
- Üç travesti cadi üç Swatch saatin butonuna bakiyorlar. Hangi cadi hangi Swatch saatin butonuna bakiyor?
- Ingilizce tercümesi: (bunu kendinize sesli okuyun lütfen!)
- Three switched witches watch three Swatch watch switches.
- Which switched witch watch which Swatch watch switch?
 
Bir gün nasrettin hoca elma satıyormuş.her gittiğinde alma alma diyormuş.herkeste elmadan bahsetiyor sanmışlar.

ve bir adam gelip bir kilo almış ve elmalar çürük çıkmış.

adam gelip hocam bu elmalar çürük demiş.
hoca ben sana demedimmi alma alma


Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!


Hasta fenerli gerçektende hasta olur ölüm dösegine düser.
Her zaman maçlara gittigi fanatik arkadaslari ziyaretine gelirler.
Son defa görelim derler.
" Allahin takdiri,elden birsey gelmez ama bir son istedigin varsa bari onu yerine getirelim
" O zaman beni galatasaraya üye yapin!
Herkes birbirine bakar:
"Yaav sen doguştan fenerli degil misin? Ne yapiyorsun sen?
Hasta fenerlinin birden yüzü güler: ulen bu sene burada cok cektilerya ahirette direk cennete gideceklermiş "ya ondan benimde cok günahım var...


6-0 biten galatasaray fenerbahçe maçından sonra gs li arif tanınmamak için yaşlı bir adam kılığına girer ve bır cafe ye gider. Cafe de yanına yaşlı bır bayan yanaşır ve : -"naber Arif" der.

Bunun uzerıne arif delirir nasıl tanıdı bu kadın beni diye düşünüp durur. Ertesi gün yine aynı cafede aynı kadın yanaşır arifin yanına yine -"naber arif" der.

3.gün arif cok değişik bır kılıkta gider cafeye ve yine aynı kadın yanaşır ve yine -"naber arif" der. Arif dayanamayıp sorar nerden tanıyosun beni diye.
Yaşlı teyze : -"olum ben bülent len" der.


Bir gün Real Madrid, Fenerbahçe'yle maç yapmak için Istanbul'a gelecekmiş. Binmişler uçağa, Real Madrid'li oyuncular çok üzgün. Zidane kaptan olarak sormuş tabi
- Ne o çocuklar yüzünüzden düşen bin parça?
Raul demiş ki:
- Ya abi fenerle oynamayı hiç istemiyoz.
Stata gelmişler. Hala millet surat yapıyor. Zidane arkadaşlarina;
- Siz gidin İstanbul'u gezin, ben Fenerbahçe'yle tek basima maç yaparım. demiş.
Bunu duyan arkadaşlari sevinçten havalara uçmuşlar. Hemen dalmışlar İstanbul gecelerine. Maç başlamış. Devre arası Real Madrid'li futbolcular stata gelmişler ve skorboarda bakmislar Real Madrid 1:0 önde. Demişler bi Laila yapalım gelelim bari. Maçın sonunda geri gelmişler. Bi bakmışlar skor 1:1. Gitmişler soyunma odasına Zidane'yi kutlamaya, ancak Zidane almış başını iki elinin arasına ağlıyor.
- Niye ağlıyorsun, sen bütün takıma karşı tek başına oynadın ve maç berabere bitti. Bu mükemmel bi şey.
Zidane cevap vermiş;
- Eğer maçın 60. dakikasında kırmızı kart görmeseydim, farka gidecektim. Ben ona üzülüyorum.



Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.

Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra:
- bana senmi vurdun? demiş adama.
Adam: - ben vurdum lan ne olacak demiş.
Hoca: - sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş
Adam: - ciddi vurdum napacan?!
Hoca: - Aman aman, öyle olsun... Cunku şakadan hiç hoşlanmam da ...


RÜZGARIN ATTIĞI ADAM:
Hoca bir gün boş bir bostana dalar yolar temizler bostanda ne varsa marullar patlıcanlar salatalar. Doldurur bir çuvala tıka basa tam yükü yüklenecekken Çam yarması bir adam peyda olur herif der ne arıyorsun burada hoca bir düşünür ve cevabı bulur Der ki:

-Dün bir rüzgar çıkmıştı ya o attı beni buraya
-Demek seni buraya atan rüzgar peki ya bu patlıcanlar marullar onları da hep rüzgarmı kopardı

-Evet biraz fazlaca esiyordu beni öteye beriye savurdu neye uğradığımı bilemedim bari şunlara tutunayımm dedim neye tutundum sa elimde kaldı.

Bunun üzerine bostancı kızar:

-Peki çuvala koyan da mı rüzgar söyle kim doldurdu çuvala bunu?
Hoca tatlı tatlı kaşır burnunu
sonra döner der ki:
-ilahioğlum işte ben de onu düşünüyorum ya......
 
Arabanın Şaftı Kaymış

Birgün iki deli yolda giderlerken bir tane direksiyon bulurlar. Biri direksiyonu alır öbürü de arkasından araba sesi çıkartır "vrrrrrrrrrr."

İki deli petrol tabelası görürler ve petrol istasyonuna çekerler arabayı. Petrolcuya "benzin doldur" derler. Petrolcu bakar ikisi de deli der ki:

Olum sizin bu arabanın şaftı kaymış.

Öndeki deli arkasını döner ve şöyle der: Gördün mü lenn araba şimdiden bize masraf açtı!..
 
SİHİRLİ SANDALET

Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler.
- Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
-"Sandaletleri ters giydin lan!..."
 
Temel arabasıyla yolda gidiyormuş ve kırmızı ışıkta geçmiş.Trafik polisine yakalanmış.Trafik polisi
-Neden kırmızı ışıkta geçtin?Kırmızı ışığı görmedin mi?
demiş.
Temel:Kırmızı ışığı gördümde sizi görmedim.demiş.
 
Ölüm döşeğindeki Lenin, Krupskaya'ya sorar:

-Sen, benim bütün kara günlerimde, soruşturmalarımda, sürgünümde, kaçak yıllarımda hep yanımdaydın değil mi?

-Elbette canım.
-Ne canım, belki de bütün bu uğursuzlukların nedeni sensin.:p
 
bir gün bizim arkadaşın 12 yaşındaki kardeşi kilise eve gider.fakat olayın farkında değildir ,tamamen arkadaşlarının yaramazlığının kurbanı olur...neyse kapıyı çalarlar.karşılarına bizim papaz efendi çıkar ve buna derki
'' hoşgeldin isa'nın oğlu..''.
bizimkli ne dese beğenirsiniz:
''ben isa'nın değil kamil'in oğluyum.''
walla çocuk doğru söylemiş
arkadaşın babasının adı kamil
 
Bir adam arkasında deve kuşu ile bara girer.
Barmene ba bir bira arkadakine kuru yemiş der.
Birasını içip hesabı sorar.
Hesabı öğrendikten sonra elini cebine atar parayı çıkarır masaya bırakır barmen saymadan çıkar gider.
Barmen parayı sayar ve eksik yoktur.
İkinci gün gene gelir ve barmene bana bir bira arkadakine kuru yemiş der.
İşi bittikten sonra hesabı sorar.
Barmenin dediği fiyatı gene elini cebine atıp masaya bırakır ve barmen saymadan çıkar gider.
Barmen parayı sayar ve paranın yine tam olduğunu görür.
Barmen acaba bu nasıl yapıyor bunu diye düşünür ve
bir sonraki gün gelirse farklı bir fiyat söyliyeyim bakalım ne olacak der.
Bir gün sonra adam yine gelir ve barmene bana bir bira arkadakine kuru yemiş der.
Birasını içince hesabı sorar.
Barmen farklı bir rakam söyler.
Adam elini cebine atıp masaya parayı bırakırken barmen adamın elinden tutar ve
bakalım bu kez tutturabilecekmisin. der.
Sayınca paranın yine tam olduğunu görür ve adama bunu nasıl yaptığını sorar.
Adam anlatmaya başlar.
Bir gün yolda yürüyordum. Alaaddin'in sihirli lambasını buldum.
Temizlerken içinden cin çıktı ve bana üç şey iste yerine getireyim dedi.
Bende birinci olarak sağlık istedim.
İkinci olarak bana gerektiği kadar parayı cebimden çıkarabileyim dedim.
Üçüncü olarak ta uzun bacaklı bir piliç istedim salak cin beni yanlış anladı.
 
Dershanene bir sınıfın camı kirlenmiştir Öğrenciler hademeyi camı silmesi için sınıfa çağırırlar.Hademe camı temizler öğrencilerden bir tanesi hademeye takılmak için:- Gözüme girdin der. hademenin cevabı yeri yerinden oynatır:-GÖZLÜK TAK DA DÜŞMEYEYİM
benden bir fıkra daha
 
delikanlı üniversite felsefe bölümünü bitirir köyüne döner.

bunun şerefine hemen evin çil tavuk ve siyah tavuk kesilir güzel bi sofra hazırlanır.

otururlar baba sorar olum 4 sene okudun ne öğrendin şu felsefe neymiş adını biliyozda demiş

delikanlı babasının anlıyacağı şekilde örneklemeye çalışır

"mesela sofra iki değil üç tavuk var. biz iki dediğimiz için iki. üç deseydik üç olurdu."

"olurmu olum biri çil tavuk öbürü siyah tavuk iki tane işte"

"yok baba 3 tane var. zamanında iki dediğimiz için........."

"olum etme tutma 2 tane var"

baba çileden çıkar tavuğun birini hanıma verir
diğerini kendi önüne koyar.

"al lan eşolueşek üçüncüyüde sen ye"
 
Harun Reşit dönemin ermiş kişisi Behlül Dana'ya:

-"Al şu altınları halkıma dağıt" demiş..

Bir gün H.Reşit altınların dağıtılıp dağıtılmadığını merak etmiş ve bir de bakmış ki yardım için veridiği altınlar hep zenginlere dağıtılmış...

B.Dana'yı çağırarak sormuş "Neden altınları fakirlere dağıtmadın?"

B.Dana:

-Halifem,siz rabbimden daha mı iyi bileceksiniz altınların kime dağıtılacağını...?

Not:Bu bir fıkra değildir...:D...Harun Reşit zamanında yaşamış bir ermişten kıssadan hisse....
 
Adamin biri en iyi arkadasinin karisinin cenazesine gitmis. Cenazede bir bakmis
tabutun üzerinde bir olta. Cenaze merasiminden hemen sonra taziyetlerini
bildirmek üzere arkadasinin yanina gitmis. Bas sagligi diledikten sonra,
- Tabutun üzerinde bir olta gördüm... Her halde esinle ilgili özel bir anisi vardi?
diye sormus. Adamda :
- Yooo, cenazeden sonra baliga gidicem de...
diye cevap vermis...
 
  • Beğen
Tepkiler: Fatih GEZER
Kaynana



Admın birinin evi yanar. Adam ilk, yangından oğlunu kurtarır. Sonra da eve girip kızını ve karısını kurtarır.

Adam sürekli içeri girer ve eli boş döner. Komşulardan biri
-Yahu sürekli içeri gelip eli boş dönüyorsun!..
Adam yanıtlar:
-Kaynanam evde de, arada bir içeri girip çeviriyorum...
 
Bir Köyde Ateşli Bir Hasta Vardır, Kasabaya Doktora Getirir Hastayı
Köylüler. Koca Devletin Koca Doktoruna. Doktor Hastaya Fitil Verir Ve
Köye Döndükleri Gibi Hastaya Fitili Anüsten Vermelerini Söyler
Köylülere. Köylüler Tabı 'Tamam Dohtor Bey' Diyip Köye Giderler. Köydeki
Herkese Sorarlar, En Bilgelere Bile, Ama Kimse Anüs Ne Demektir
Bilemez. Bu Nedenle Bir Türlü İlacı Da Veremezler Hastaya. Hastanın
Durumu Da Gitgide Kötüleşmektedir. Bunun Üzerine Köylü, Doktora, Koca
Devletin Koca Doktoruna Telefon Etmeye Karar Verir Ama Kimse Buna
Yanaşmaz. Ne Cüret Di Mi Doktoru Arayacak Bir Köylü.
Neyse Durumun Vahameti Üzerine Muhtar Aramayı Kabul Eder. Bütün
Köylü Toplanır Santrale, Muhtar Arar, "Biz Ne Yapacağımızı
Bilemedik Dohtor Bey"
Falan Der Iste. Karsıdan Doktor Bir şeyler Söyler. Muhtar Döner
Arkasına: "Makattan Verin Dedi Dohtor" Der.
Yine Tüm Köye Sorarlar, Komsu Köylere Birilerini
Yollayıp Sordururlar Falan, Ama Makat Ne Bilen Yoktur Yine.
Hasta İse Gitti Gidecek, Ateşler İçinde Kıvranıyor Baya.
İhtiyar Meclisi Toplanır. Son Çare, Doktorun Bir kez Daha
Aranmasına Karar Verilir. Yine Kimse Aramak İstemez Doktoru. Nihayetinde
Yine Biri Kandırılır, Telefonun Basına Geçer, Ama Bı Yandan
Söylenmektedir:
"Çok Kızacak Dohtor Çok!!!" Diye.
Sonunda Telefonu Açar, Durumu Anlatır, Doktor Bir şeyler Söyler
Yine. Telefondaki Köylü, Yüzü Allak Bullak, Arkasını Döner:
"Çok Kızacak Demiştim; Götüne Sokun Dedi"
:winkenlux :winkenlux
 
Geri