Scudo Sports

Bir bisiklet turu düzenlemek...

Abdülkadir Ergin

Forum Bağımlısı
Kayıt
31 Ocak 2012
Mesaj
2.372
Tepki
7.321
Yaş
45
Şehir
Manisa
Başlangıç
1984—85
Bisiklet
Bianchi
Bisiklet türü
Yol bisikleti
Hıncal Uluç'un bugünkü yazısı:

Kim önde, kim geride, hangi ülke, hangi yarışmacı hiç ilgilendirmiyor beni... Sporla, yarışmaların sportif yönüyle ilgim yok!.. Ama geçen sonbahardan beri, nasıl heyecanla açıyorum televizyonu, nasıl keyifle oturuyorum karşısına, inanılmaz! Daha önce de yazmıştım, yine yazıyorum.
Doğa, tarih, mimari, yaşam... Ekrandan izlemek bile huzur ve mutluluk kaynağı... Yol kenarındaki o küçük, tertemiz, bakımlı, iddiasız köyler, kasabalar, tarlalar, bahçeler, çiçekler, yeşilin her tonuyla ormanlar, dağlar, ırmaklar, denizler... Şatolar, yüzlerce yıllık kiliseler, Sezar'dan Napolyon'a, günümüze, tarihten kalan izler...
Pandemi nedeniyle tiryakisi olduğum bisiklet turları... Hele de (link) ve (link)... Son günlerde her gün öğleden sonra oralardayım. Tadına doyum olmayan bir doğa ve kültür zenginliğinde kilometrelerce yolculuk...
Üstelik, görüntülenen tüm ayrıntıları ekran gerisindeki iki keyifli sunucudan dinleyerek...
Geçtiğimiz nisan ayında benzer turlar bizdeydi. Hem de nasıl rotalarla... Sadece (link)'nun değil, dünya tarihinin paha biçilmez yörelerini kapsayan, Akdeniz ve Ege'nin cennet kıyılarında bir hafta süren turlar...
Milyonlarca kişinin merakla izleyeceği söylenen uluslararası yarışma...
Ama sekiz bölüm, ana caddelerde(!) tarihe ve kültüre kısacık sapmalar bile yapılmadan, sessiz sedasız, meraksız, heyecansız bitti.
Ne tarih, ne doğa.. Ne görüntü... Ve ne büyük hayal kırıklığı...
Ne yazık!..

*

Bu satırlar benim değil.. Ben bildim bileli sporla tek ilgisi, üstelik iki ağabeyi de spor yazarı olan kız kardeşim Serpil'in sporla tek ilgisi, lisedeyken katıldığı 19 Mayıs gösterileriydi.. Son zamanlarda bisiklet turlarına merak sardı. Sadece İtalya, Fransa, İspanya gibi dünyaca ünlü turları değil, televizyondan yayınlanan en küçük turları, hatta şehirlerarası yarışları bile izliyor..
İkide bir de bana mesaj atıyor, izledikleriyle ilgili..
"Mesaj atma, yaz" dedim.. Çünkü söyledikleri sadece doğru değil, oldukça da önemli..

794


Hele, eloğlunun yaptığı turlarla bizimkini karşılaştırdığı son bölüm..
(link) Başkanı değil sadece, (link), Spor Bakanı, (link), bizim tura adını veren (link)'nın sorumlusu, o satırları mutlak okumalı ve hepsi anlamalı, "Bir tur niye yapılır?." Anadolu, insanlık tarihinin başladığı yerdir, Göbeklitepe'den başlayarak..
Hattiler, Hititler.. Sümerler..
Akadlar..
Ortaya çıkan anıtlar, yerleşim yerleri..
Sonra Anadolu Antik Devletleri.. Antik Yunan eserleri.. Sonra Türkler..
Anadolu Selçukluları.. Türk Beylikleri.. Osmanlılar..

Bu dünyada tarih varsa, en büyüklerinden, en zenginlerinden biri Anadolu'dadır kalıntılarıyla.. Binlerce kişilik antik tiyatrolar, dağların tepelerinde yapılmış kaleler, stadyumlara dek..
Peki doğa?. İzmir'den İskenderun'a kadar dünya güzeli sahil. Dünyanın yazı geçirmek için geldiği sahil..
Ve ordan içeri girdiğinizde, akıllara seza doğal güzellikler..
Kanyonlar, çağlayanlar, rafting ve yürüyüş sporu yolları..
Olimpiyat ateşi Yunanistan'da mercekle yakılır, dört senede bir. Oysa Antalya Olimpos'ta ateş binlerce yıldır, devamlı yanar. Kendiliğinden. Doğal..
El oğlu "Tur"u memleketini tanıtmak, seyredende oraya koşma arzusu uyandırmak için yapar.
Biz..
"Bir an önce bitsin" diye..
Alanya-Antalya etabı, otobanda koşuldu iyi mi?.
Ne denizi, kıyıları, o muhteşem Türk Rivierasını gördü insanlar, ne de kara tarafındaki muhteşem antik ve hâlâ yaşayan muhteşem tarihi..
Aspendos.. Perge..
Silyon..
Kadir Dursun kardeşimin Cumhurbaşkanlığı Senfoni'yle birlikte bizleri de götürdüğü o dağların arasındaki Arikanda tiyatrosuna virajlarla çıkan harika köy yolundan geçmez miydi etap.. Fenike'den içeri gir orda..
Fenike demişken.. Kayaköy var orda.. Lozan'da mübadele maddesi ile köyü boşaltıp gitti Rum kardeşlerimiz.
Civar köylerle öyle iyi ilişkileri vardı ki, gittim, dinledim, yazdım.. Dini bayramlarını birlikte kutlayacak kadar yakın dostlardı onlar. Hiçbir Türk onlardan boşalan eve gitmedi. 100 yıldır bomboş Kayaköy..
Gittim, gezdim..

Bir özlem, bir hasret, bir gözyaşı anıtı.. Ordan geçmez mi bir etap?.
Hatay!. Hıristiyan dünyasının ilk kilisesi orda..
Türkiye'deki tek Ermeni köyü orda.. Kuran'da uzun uzun yazıyor. Hazreti Musa ile Hızır Aleyhisselam'ın yürüdükleri tarihi yol orda..
Ölümsüzlük Suyu ve Ölümsüz Ağaç orda.. Daha neler neler orda..
Yahu Cumhurbaşkanlığı Türkiye Turu, öyle baştan savma, öyle laf ola beri gele otobanlarda, beşinci sınıf bisikletçilerle mi koşulur?.
Yaz günleri dünya spor kanalları yayınlayacak şey arıyorlar.. Türkiye Turu'nu dünya izler.. Dünya, Türkiye'yi tanır..
Bu fırsat kaçar mı?. Bu fırsat böyle ziyan edilir mi?.
Bu soruyu çok sık sorar oldum..
Bu ülkenin, bu cennet vatanın sahibi yok mu?.
Tanrı'nın en özene bezene yarattığı ve bize bağışladığı doğanın, iklimin değerini anlayacak, "İnsanlık Tarihi" denecek her şeye sahip Anadolu hazinesini dünyaya seyrettirecek bir kafa bu ülkede çıkmayacak mı?.
Turu, dünyanın artık en geri ülkelerinde bile olan otobanda koştur, hiçbir yerde benzeri olmayan doğal güzellikler, tarihsel hazineyi kıskanç kocalar gibi sakla..
Bu mudur turculuk, kıt zekâlar?. Oturun bir Fransa, İtalya ve İspanya Turu'nu izleyin de, "Etaplar nasıl seçilir, nasıl çizilir" kalın kafanıza dank etsin!.
Ya da, hayatında bisiklet sporunu geçin, bisiklete binmemiş Serpil'i çağırıp "Size Türkiye Turu'nu nasıl izletiriz" diye sorun bakalım, ne diyecek!.

***

Kaynak: (link)
 
Scudo
Vizyon olmayınca böyle oluyor bu işler işte.Güzel ülkemde tanıtılacak resmedilecek o kadar sağlam zenginlikler varki,bunu dünyaya pazarlayacak vizyon sahibi iş bilirler gerekli,kendin beceremiyormusun çok basit,basarsın parayı çağırırsın bu işin profesyonellerini ben şunu şunu istiyorum dersin bırakırsın işi bilene.Abuk subuk şeylere para harcayan Kültür ve Turizm bakanlığı herhalde bunada bir bütçe ayırabilir.
 
Bisiklet turlarının yapılma sebebinin başlıca sebeplerinden biri turizm ve o bölgelerin tanıtılması. Hatta Fransa turunda çiftçilerin etkisinin bile payı büyük... Kültürel olarak bu şeyler bizde oturmamış. Yazı da maalesef ki %100 haklı. Tour of Turkey'i de ana yollardan geçirerek yaptılar, oysa ki dünya kadar güzel yerimiz varken. Umarız bisiklet kültürü ileri de hak ettiği değeri, vizyon sahibi yöneticilerle bulur.
 
Bisiklet turlarının yapılma amacı ülkede gösterilmeye değer şeylerin gösterilmesidir. Rotanın Yavuz Sultan Selim köprüsü, Avrasya Tüneli, Gebze- Halkalı marmaray tüneli(Marmarayın son vagona binebilirler) Çamlıca Camii şadırvanı, Çamlıca Tower ve tamamlandığında Çanakkale köprüsünden geçmesi hem ülkemizin tanıtımu hem de göğsümüzü kabartması açısından kesinlikle harika olacaktır. Yoksa 3-5 renkli köy evinin yanından geçse ne geçmese ne! Bu köşe yazıcı abiler de belli ki birilerini çekemiyor! İnanmayın ve aldanmayın :tskler:
 
Süper bir yazı kaleme almış Hıncal Uluç. Umarım uluslararası ve ulusal organizasyonlarda görevli olan yöneticiler okur da feyz alır. En son C.Başkanlığı bisiklet turunda, İzmir-Bursa arasını otoyoldan götürmüşlerdi adamları. Bu satırları yazarken de Fransa Bisiklet Turu 10. Etabını Caner Eler ve Sarper Günsal'dan dinliyorum; manzara olaylarına daha hiç değinmedim bile, muhteşem yerler görüyoruz.
 
Bisiklet turlarının yapılma amacı ülkede gösterilmeye değer şeylerin gösterilmesidir. Rotanın Yavuz Sultan Selim köprüsü, Avrasya Tüneli, Gebze- Halkalı marmaray tüneli(Marmarayın son vagona binebilirler) Çamlıca Camii şadırvanı, Çamlıca Tower ve tamamlandığında Çanakkale köprüsünden geçmesi hem ülkemizin tanıtımu hem de göğsümüzü kabartması açısından kesinlikle harika olacaktır. Yoksa 3-5 renkli köy evinin yanından geçse ne geçmese ne! Bu köşe yazıcı abiler de belli ki birilerini çekemiyor! İnanmayın ve aldanmayın :tskler:

Çok doğru bir güzergah çizmişsiniz. Ek olarak, cumhurbaşkanının, başkanlığı döneminde bir kez bile dinlemeye tenezzül etmediği ve yazarın övdüğü cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının eşliğinde, Atatürk Havalimanı'na taşınan tarihi eserlerin etrafında birer tur attırılarak toplu bir gösterim yapılacağı gibi, havalimanının göbeğine yapılan hastane/depo karışımı yapı ile de bienal havası yakalanarak soyut sanatlara da göndermelerde bulunulabilir.
 
Bisiklet turlarının yapılma amacı ülkede gösterilmeye değer şeylerin gösterilmesidir. Rotanın Yavuz Sultan Selim köprüsü, Avrasya Tüneli, Gebze- Halkalı marmaray tüneli(Marmarayın son vagona binebilirler) Çamlıca Camii şadırvanı, Çamlıca Tower ve tamamlandığında Çanakkale köprüsünden geçmesi hem ülkemizin tanıtımu hem de göğsümüzü kabartması açısından kesinlikle harika olacaktır. Yoksa 3-5 renkli köy evinin yanından geçse ne geçmese ne! Bu köşe yazıcı abiler de belli ki birilerini çekemiyor! İnanmayın ve aldanmayın :tskler:
En önemlisi olan itibarımızı arşa ulaştıran külliyemizi unutmuşsunuz :)
Vizyonu doğa değil bina olarak yönetilen bir ülkeye göre yine güzel bir tur oldu diye düşünüyorum, afrikaya bakın da diyemiyorum kötü örnek için, artık o bile önümüzdededir zannımca :kötü:
 
"Alanya-Antalya etabı, otobanda koşuldu iyi mi?"

İnsanda birazcık utanma duygusu olur :) Binlerce dolar maaş alarak köşesinde yazdığın gazeteyi besleyen havuz, o otobanları, duble yolları, köprüleri yapan müteahhitler tarafından dolduruluyor sevgili Hınçal. Yazdıklarında samimi isen basarsın istifayı, alem delikanlı görmüş olur.

Hınçal, simit sat, onurlu yaşa...
 
"Alanya-Antalya etabı, otobanda koşuldu iyi mi?"

İnsanda birazcık utanma duygusu olur :) Binlerce dolar maaş alarak köşesinde yazdığın gazeteyi besleyen havuz, o otobanları, duble yolları, köprüleri yapan müteahhitler tarafından dolduruluyor sevgili Hınçal. Yazdıklarında samimi isen basarsın istifayı, alem delikanlı görmüş olur.

Hınçal, simit sat, onurlu yaşa...

Aaa hemen yargısız infaz etmişsiniz sayın Hıncal beyimizi. Kendisi otobanda koşuldu derken, memleketimizin pazarlanacak o kadar güzel yerleri varken neden yatırımcılara düz otoban gösteriyorsunuz demek istiyor. Mesela yarışı bir emlakçı ve tapu kadastro müdürü ile birlikte yorumlayarak kendisi sunsa bence çok daha tanıtıcı, ufuk açıcı bir yayına vesile olmuş olur.

"Şu tepeden görmüş olduğunuz arazi orman statüsünde ancak sadece 150 milyon dolar karşılığında sadece bir günde imar izni çıkarabilirsiniz. Mandig olarak bu mümkün değil emme burası Türkiye keh keh keh (burada gevrek gevrek gülüyor) Ayrıca hocam, ekstra 1 milyon dolara patara kumundan kumsal, 2 milyona salda gölünden beyaz kumsal seçenekleri de mevcut. Evet yarışçılarımız burda yokuş aşağı iniyor, hojam kaç basıyor bu bisikletler sen bilirsin keh keh keh"
 
Hey gidi iki teker düşmanı Hıncal. Ekrandan turistik izlerken güzel, trafikte bütün 2 tekerler terörist di mi? Azıcık samimiyet
 
Hıncal amca bisiklet yarışları ile hiç alakan olmadığı belli.
Vuelta'nın yarısı otobonda geçer.
E3 Harelbeke yarı klasiğinin ismi bile "E3 otobanından" gelir.
Amstel Gold Race 'de amaç bira satmak.
Ronde' de yine bira satmak biraz Flaman milli benliğini yansıtmak
Pari Rube iğrenç taşların arasında geçer, onun bile ilk amacı Roubaix veledromunun reklamını yapmaktı.
Tour de France'da le Equipe gazetesinin satışını artırmak birincil amacıyla yapılmıştır.
Hiçbirinde birincil amaç tarihi, turistik, doğal kültürel özellik göstermek felan değildir. Bunlar olsa olsa üçüncü, dördüncül, beşincil amaç olur.
Senin ülkende bisiklet yarış kültürü yoksa götünle göğe çıksan bi şey olmaz.İsterse dünyanın 7 harikasında yarış düzenle kimse değer vermez bile.
Ama gider Flaman, Walon topraklarındaki daşlar üzerinde düzenlenen yarışları izler, Tour'daki iğrenç Mont Ventoux'un ay yüzeyine benzeyen iğrenç ağaçsız kabak yolları gelsin diye her sene dua eder.
Sen ancak kendini kandırırsın, bizim ülkemiz çok güzel diye.
Sorun o değil.
Eğer ki ülkende insanlar Flandra'daki gibi bira almaya bile giderken yol bisikletleri ye birbirleri ile yarışıyorsa o tur o zaman tutar, amacına erişir.Bisiklet kültürü dediğiniz zımbırtı da budur işte. 10 milyon nüfusu olmayan Flaman topraklarında milyonlar, yaşlı neneler bile yarışta Kopanbergte orda burda daşlı yokuşlarda bekler.

Düşünsenize bir spor gazetesinin satışlarını artırmak ilgi çekmek için bisiklet yarışını düzenlediğini. Ne kadar da tutar değil mi sporun sadece futbol izlemek sanıldığı bir ülkede.
 
Hıncal amca bisiklet yarışları ile hiç alakan olmadığı belli.
Vuelta'nın yarısı otobonda geçer.
E3 Harelbeke yarı klasiğinin ismi bile "E3 otobanından" gelir.
Amstel Gold Race 'de amaç bira satmak.
Ronde' de yine bira satmak biraz Flaman milli benliğini yansıtmak
Pari Rube iğrenç taşların arasında geçer, onun bile ilk amacı Roubaix veledromunun reklamını yapmaktı.
Tour de France'da le Equipe gazetesinin satışını artırmak birincil amacıyla yapılmıştır.
Hiçbirinde birincil amaç tarihi, turistik, doğal kültürel özellik göstermek felan değildir. Bunlar olsa olsa üçüncü, dördüncül, beşincil amaç olur.
Senin ülkende bisiklet yarış kültürü yoksa götünle göğe çıksan bi şey olmaz.İsterse dünyanın 7 harikasında yarış düzenle kimse değer vermez bile.
Ama gider Flaman, Walon topraklarındaki daş lar üzerinde düzenlenen yarışları izler.
Sen ancak kendini kandırırsın, bizim ülkemiz çok güzel diye.
Sorun o değil.
Eğer ki ülkende insanlar Flandra'daki gibi bira almaya bile giderken yol bisikletleri birbirleri ile yarışıyorsa o tur o zaman tutar, amacına erişir.Bisiklet kültürü dediğiniz zımbırtı da budur işte. 10 milyon nüfusu olmayan Flaman topraklarında milyonlar, yaşlı neneler bile yarışta Kopanbergte orda burda daşlı yokuşlarda bekler.

Düşünsenize bir spor gazetesinin satışlarını artırmak ilgi çekmek için bisiklet yarışını düzenlediğini. Ne kadar da tutar değil mi sporun sadece futbol izlemek sanıldığı bir ülkede.
Hıncal futbol tarafında bitince bisiklete merak sarıp elitist görünmek istiyor galiba.
 
Son düzenleme:
Vuelta'nın yarısı otobonda geçer.
E3 Harelbeke yarı klasiğinin ismi bile "E3 otobanından" gelir.
Yalnız şu konuda daha önceden de dile getirdiğim bir şeyi ek yapmamız gerektiğine inanıyorum.
Vuelta'nın yarısından da fazlası otobanda geçiyor ancak o otobanlar yarışı bir noktadan bir noktaya taşırken kullanılıyor. Hadi İzmir'den örnek vereyim. (Bak tamamen örnek amaçlı veriyorum yoksa ben de rota bu kadar kısa olmaz biliyorum) Saat kulesinden başlayıp, otobandan Şirince'ye giden ve tırmanışla biten bir rota düşün. Kabul ediyorum. Otoban bayık olacak ama o otoban 2 nokta arasındaki bağlantı unsuru olacak. Bir bağlantı unsuru olduğu müddetçe ben otobana tamamım.. Vuelta da etaplar hep bu şekilde, E3 Harelbeke mur van gersbergene (katletmiş olabilirim) bağlanıyor.

Türkiye turundaki sorun otobanda başlayan etaplar, otobanda devam ediyor; otobanda da sona eriyor... Hangi seneydi tam hatırlamıyorum ama 4 ya da 5 sene önce son 10 kilometresi otoban olan ve tek bir dönüşün dahi olmadığı, armut gibi biten bir etap vardı. Ben bu kadar sıkıcı bir etap sonu görmedim duymadım. Bizde etaplar "Türk'ün Türk'e propagandası" şeklinde hazırlanıyor maalesef. "Bakın duble yollar yaptıh, şimdi pisikletçiler kullanıyor ama yarın hepiciği araba olacak. Pisiklet dediğin zaten çocuk oyuncağı"

Sadece ve sadece İstanbul'da koşulan bir tek günlük yarış düşünün. Ama Türkiye bisiklet turundaki gibi otoyoldan Sultanahmet'e kestirme yapıldığını değil, boğazın 2 yakasının da aktif olarak kullanıldığı, Yoros'ta kaçmayı başaran bir grubun meteoroloji tarafından öngörülmeyen bir kafa rüzgarı ile karşılaşınca peloton tarafından yakalandığını (teşekkürler boğaz), son kilometredeki minik yokuşumsu da kaçmaya çalışanları ve gerçekten inanılmaz güzel bir finish yeri olduğuna inandığım Sultanahmet'te biten tek günlük bir yarış......

Hayali bile güzel! Hadi şimdi de İstanbullular'a nerden baksanız 10 saat boyunca ana alterlerin kapanacağını anlatmayı hayal edin :)

Bisiklet bizim memlekette ulaşım aracı olarak görülmüyor. En büyük sorunumuz o. Evinden iş/okul/market vs.ye bisikletiyle giden adama bisikletçi değil, normal vatandaş gözüyle bakıldığı zaman, (bakın burası şokomelli) bisiklet sürerken kask kullanmak gereksiz görüldüğü zaman kültür oluşmuş demektir.

Hıncal bildiğim kadarıyla bayaaaaadır tdf zamanında bisiklet yazıyor. Rotalar konusunda kendisine hak verdiğimi söylemem lazım.
 
"Ünlü Türk düşünürü Hıncal Uluç ( Latif Demirci nin taktığı eski isimle Kılcal Kulunç)...
Her konuda düşünce ve yorum üretebilen bekgraundu müthiş bir sırça köşk biblosudur. İlerlemiş yaşına inat el atmadığı konu kalmamıştır. Kendine özgü gülüşü ve diegonal paslarda iki ayağını da ustaca kullanıp kendi kendine asist yapıp gol atabilir.
Yanlış saat gibi günde iki kere doğruyu gösterebilir.
İktidarlar değişse de her devrin adamı ve güzel manken avcısıdır" diye söylentiler duymuştum..
 
"Ünlü Türk düşünürü Hıncal Uluç ( Latif Demirci nin taktığı eski isimle Kılcal Kulunç)...
Her konuda düşünce ve yorum üretebilen bekgraundu müthiş bir sırça köşk biblosudur. İlerlemiş yaşına inat el atmadığı konu kalmamıştır. Kendine özgü gülüşü ve diegonal paslarda iki ayağını da ustaca kullanıp kendi kendine asist yapıp gol atabilir.
Yanlış saat gibi günde iki kere doğruyu gösterebilir.
İktidarlar değişse de her devrin adamı ve güzel manken avcısıdır" diye söylentiler duymuştum..
Ne mankeni Cem abi? Adam 81 yaşında!
 
Adil, ben eski günlerini anlatanların yalancısıyım. Ayrıca bakınız Haydar Dümen ve öğretileri :koptum: ...
 
Bu adam, 3 Mayıs 1989'da oynanan ve Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısında 0-3'ten 4-3'e çevirerek kazandığı maçın ardından, "bazı takımlar Türkiye kupasında yarı finale çıkarken, bazı takımlar da Avrupa Ş.K.Kupasında yarı finale çıkar" gibisinden bir yazıyla sıvamaya çalışırken bile yaşlı bir adamdı (aynı tarihlerde aynı Galatasaray Avrupa'da Yarı finalde Steaua Bükreş'e yeni elenmiş, Fenerbahçe ise 103 gollü şampiyonluğa koşuyordu). 32 yıl geçmiş bee... Hıncal, Çavuşesku'yu da gömdün, Çekoslovakya'yı da, Doğu Almanya'yı da, Sovyetleri de. Seviyorum seni. Seninle bisiklet sürmek, ayrı bir zevk.
 
Son düzenleme:
Yazıyı beğenenler de olmuş beğenmeyenler de. Genel itibarıyla yıllardır bizim dert yandığımız konular kaleme alınmış.
Sonrasında konu hararetlenmiş mankenlere kadar dayanmış. Aslında Hıncal Hocaya mankenler konusunda bende ayar olanlardanım. :koptum:
Hararet olayına gelince vişne kaynatırıyorum. Yarın soğuyunca buzgibi şerbetini içerim. Yolu düşene ikramda ederim.:harika:
20210706_234502.jpg
 
Geri