Savunma sanayi, gemiden tanka, haberleşme ve radar sistemlerinden insansız uçağa 100'e yakın sistemi her türlü lisans ve kullanım hakkı Türkiye'de olacak şekilde yurtiçi geliştirmeyle yürütüyor.
Son dönemde, insansız hava araçları, korvet sınıfı savaş gemisi, milli tank, radar ve yerli piyade tüfekleri projeleriyle tekrar gündeme gelen savunma sanayinde gelecek birkaç yıl, büyük projelerin ürüne dönüşerek kullanıma alındığı ve böylece başarının test edildiği bir dönem olacak.
Ancak sektörde, büyük projelerin kontrata bağlanmış olması, devamlılık açısından yeni bir yol haritasının çizilmesi gereken bir süreci de beraberinde getiriyor. Sektör, askeri alanda elde edilen ileri teknolojiye dayalı Ar-Ge ve sistem geliştirme yeteneklerinin, kamunun ve özel sektörün büyük ölçekli benzer sivil alımlarında da kullanılması için düzenleme talep ediyor.
Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) verilerine göre, toplam tutarı 36 milyar TL, sayısı da 241 olan mevcut proje stokunun adet bazında yüzde 41'i, tutar bazında da yüzde 24'ü yurtiçi geliştirme projelerinden oluşuyor. Bunlardan son dönemde en dikkat çekici olanları, korvet sınıfı savaş gemisi MİLGEM, yerli tank ALTAY, insansız hava uçakları, sahil güvenlik arama kurtarma gemileri, çeşitli platformlar için görev bilgisayarı ve komuta kontrol yazılımları, yerli tasarım piyade tüfeği, orta menzilli güdümlü tanksavar silah sistemi, özel amaçlara yönelik tekerlekli ve paletli zırhlı araçlar geliştirilmesi olarak sıralanıyor.
İhracat ve ithalat arttı
SASAD verilerine göre, Türk savunma sanayi sektörü cirosu, 2009'da 3.5 milyar TL'ye (2 milyar 319 milyon dolar) ulaştı. İhracat ise kriz yılı olan 2009'da bir önceki yıla göre yüzde 16 artarak 670 milyon dolar oldu. Beş yıllık ortalamalara göre Türkiye ihracatta 2009'da bir basamak yükselerek 21. sırada yer aldı. Ancak, ithalattaki sırası da bir basamak yükselerek 8. oldu.
Türk savunma sanayi tedariklerinin 2010 yılında yarısının yerli imkanlarla karşılanması hedefine de bir adım daha yaklaşılarak, 2009'da bu oran yüzde 45.7'olarak gerçekleşti. Sektörün özkaynaklarından yaptığı Ar-Ge harcamaları, 2009'da bir önceki yıla göre yüzde 10 azalarak 319 milyon TL olarak gerçekleşirken, yurtdışı şirketlerin de dahil olduğu programlar eklendiğinde toplam Ar-Ge harcamaları hemen hemen bir önceki yıl ile aynı kalarak, 505 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türk savunma sanayiinin sistem ve hizmet katoloğunda ihracatı yapılabilir 100'ün üzerinde hizmet ve ürün bulunuyor.
ASELSAN dünya liginde
Türkiye'de savunma sanayiinde Mehmetçik Vakfı'na ait şirketler ana rolü oynuyor. Buna karşılık özellikle kara araçlarında güçlü imalat firmaları dikkat çekiyor. Dünya savunma sanayii şirketlerini, sektördeki satış miktarıyla sıralayan Defense News'in top 100 listesinde Türkiye'den sadece ASELSAN şirketi yer alıyor. ASELSAN, bu listede 2009 yılı verilerine göre, 2008'e göre 7 basamak yükselerek 86. sırada bulunuyor.
Havada, karada, denizde birçok proje yürüyor
Kara projeleri
MİLGEM gibi tamamı yerli tasarım olan Altay projesiyle Türkiye kendi milli tankını tasarlayıp kullanan ülkelerden biri haline gelecek. Otokar tarafından yürütülen proje, bir özel sektör firmasının tek yüklenici olduğu çok kapsamlı tasarım geliştirme projelerinden biri olma özelliğini de taşıyor. Projede, milli tankın tasarımı yapılacak ve prototipi üretilecek. Başarılı olunması halinde seri üretime geçilecek.Tasarım ve prototip üretimi için 78 aylık bir süre belirlendi. Projenin sözleşmesi ise 2009 Kasım ayında imzalandı.
Kara araçları: Türkiye savunma sanayiinin en güçlü olduğu alanlardan biri olan kara araçlarında güçlü özel sektör kuruluşları bulunuyor. Çeşitli uluslararası ürünlerin Türkiye için uyarlanmış versiyonlarının üretimi yanında, tanımlanmış yerli ihtiyaçlara yönelik olarak da geliştirme projeleri halen devam ediyor. Bu alanda taktik zırhlı tekerlekli ve paletli, mayına dayanıklı kara araçlarının üretimi konusunda iki proje devam ediyor.
Silah projeleri:
Milli Piyade Tüfeği: MKE tarafından tasarlanan ve lisans ve fikri mülkiyet haklarının tamamı Türkiye'ye ait olan Milli Modern Piyade Tüfeği projesinde de son aşamada bulunuluyor. Prototipi tamamlanan
ve testleri devam eden piyade tüfeği, Türkiye ordusu tarafından kullanılan G-3 tüfeklerinin yerini alacak. Milli tüfeklerin 2011 içinde seri üretimine geçilmesi planlanıyor.
Füze-roket: Türkiye'de yerli tasarım ve üretim kapsamında orta menzilli tanksavar silah sisteminin üretilmesi yönündeki proje devam ediyor.
Elektronik: Türkiye’nin hızla geliştiği ve özgün çözümlerinin bulunduğu alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Haberleşme, radar, güdüm, elektro-optik, mikroelektronik alanlarında çok sayıda yerli tasarım donanım ile bunlara ait yazılımlar üretilebiliyor. Şifreleme teknolojisi, uydu haberleşme yetenekler arasında bulunuyor.
Diğer projeler: Türkiye'de yazılım, elektronik sistem ve teknoloji uyarlamalarıyla silah sistemleri üretilmesine yönelik başarılı çok sayıda proje devam ediyor veya tamamlanmış durumda. Tank, gemi, helikopter ve uçaklar için görev bilgisayarları üretilebiliyor. Top, uçaksavar vb. silahlar için atış kontrol ve genel olarak kuvvetler için komuta kontrol yazılım ve donanımları üretiliyor.
Özel amaçlı, insansız deniz ve kara araçları projeleri devam ediyor. Türkiye yüksek atış gücüne sahip kundağı motorlu obüsleri geliştirerek TSK envanterine kazandırdı. Bunun yanında,uzaktan komuta edilebilen, otomatik olarak hedefleri takip edebilen makineli tüfek sistemleri de halen TSK envanterinde bulunuyor. Türkiye'de sektör büyüklüğüne oranla bakıldığında Ar-Ge'ye en fazla yatırım savunma sanayiinde yapılıyor. Bu alanda çeşitli firmaların, çok farklı özel ürünler üretme başarısı da dikkat çekiyor. Bu alanda son dönemde en başarılı buluşlardan biri Nurol firmasının Ar-Ge projesi sonucu personel ve araç zırhı geliştirilmesi oldu.
Gemi projeleri:
> Türkiye, yerli tasarım korvet sınıfı bir savaş gemisini üretmekte son aşamaya geldi. MİLGEM projesinde prototip geminin temel inşaatı tamamlandı ve denize indirildi. Bu gemi için tasarlanan
sistemlerin entegrasyonu devam ediyor. Aynı sınıfta prototip gemiye özgü ikinci savaş gemisinin de inşası devam ediyor.
? Bunun dışında ortak üretim sınıfında ancak fikri mülkiyet hakları Türkiye'de olan hücumbot ve sahil koruma gemileri de üretildi. Kara araçlarıyla birlikte yüzen platformların üretiminin Türkiye'ye bu platformların dış satış imkanıyla birlikte büyük ihracat imkanı sağlayabileceği belirtiliyor.
Hava projeleri:
> Yerli tasarım ve üretim insansız hava aracı: Bu alanda iki ayrı proje yürütülüyor. TAI, dünyadaki en gelişmiş insansız keşif ve işaretleme özelliğine sahip insansız hava aracını test aşamasına getirdi. Bunun dışında kısa menzilli ve özel görevlerde kullanılan mini insansız hava aracı test aşamasında bulunuyor. Mini insansız hava araçlarından bir başka model ise şu anda TSK tarafından kullanılıyor.
> Helikopter ve uçak projeleri: Türkiye, yeni nesil savaş uçağı olarak nitelenen JSF (Ortak Taarruz Uçağı) projesinin ortakları arasında bulunuyor. Bu uçaklara yönelik bazı parçalar Türkiye'de üretilecek. Yine Türkiye, Avrupa ülkeleri tarafından yürütülen A400M kargo uçağı projesinin de içinde bulunuyor.
> En önemli havacılık projesi ise İtalyan Agusta ile yürütülen taarruz helikopteri projesi. Bu projede Türkiye için Agusta-Westland'in A 129 modelinin özelliklerinin geliştirilerek farklı bir modeli geliştiriliyor. Bu helikopterin kritik görev bilgisayarları ile yazılımları Türkiye tarafından geliştiriliyor. Bazı fikri mülkiyet hakları ile üçüncü ülkelere satışı konusunda da Türkiye hak sahibi olacak. İtalya'da devam eden geliştirme ve test işletmelerinin ardından seri üretim Türkiye'de gerçekleştirilecek
ASELSAN'DAKİ SIR ÇÖZÜLDÜ ( 3 intiharın sırrı )
Tarih: 24.03.2007 Saat: 12:10 Yayınlayan: Metehan
Bundan bir kaç yıl öncesine kadar F-16 üretim merkezi TAI de 'uçakların dost-düşman tanımlamasını yapan elektronik sistemi' bir tane Türk mühendisin dahi giremediği bir bölümde üretiliyordu. Bu sistem Türk F-16 sının, bir uçak ile karşılaştığında karşıdakinin dost mu düşman mı olduğunu gösteriyordu.
Yalnız burada bir sorun vardı. Bir Türk F-16 sı stratejik kadim dostlarımızdan (!) İsrail, ABD, İngiliz veya Yunan uçaklarından biri ile karşılaştığında onları DOST görüyordu. Bu da bir savaş halinde Bu kadim dostlarımızın (!) bizi sinek avlar gibi avlayabilmesi anlamını taşıyordu.
Aselsan mühendisleri 6 ay gibi kısa bir sürede ABD tarafından bize güdülen bu uçak tanıma sisteminin hakimiyetini lehimize çevirmeyi başardı. ABD'nin yıllarca çalışarak kurduğu tezgah, dahi Türk mühendisleri tarafından kısa bir zamanda bertaraf edilmişti.
Peki dahi mühendislerimiz şimdi ne ile uğraşıyorlardı?
Kadim dostumuz (!) İsrail ve ABD, sadece uçak tanıma sistemini elinde tutma kozunu elinde bulundurmuyordu. Bundan daha vahim ve önemli bir kozu vardı:
ABD, herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında, ABD tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik sisteme sahip uçak, helikopter, tank, zırhlı birlikler, izleme sistemleri gibi hayati araçları, UYDUSUNDAN VERDİĞİ BİR EMİR İLE SAF DIŞI BIRAKABİLİYOR.
Yani, kendi yaptığı bu elektronik sistemler, istendiği anda uzaktan kumanda ile uydulardan kontrol edilebiliyor. Bu; 'Türk Ordusunun savaş başlamadan yenilgisi' anlamına geliyor.
İşte 3 dahi mühendisin katlinin sebebi :
Aselsan mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin MİLLİLEŞTİRİLMESİ konusundaki başarısından sonra, benzer bir başarıyı, bu ABD güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf edecek, yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün MİLLİLEŞTİRİLMESİ için çalışıyorlardı.
Bunlardan 3 gencimiz, kadim dostlarımız (!) tarafından ŞEHİT edildi.
Dostumuz (!) ABD=İsrail bu sistemi, EŞREF BİTLİS PAŞA'NIN katledildiği helikopter içinde kullanmıştı. (Türk Haber)
dostlarım bu haberle yukardaki haberi birleştirirseniz aselsanın altay tankı için güney kore ile anlaştığı ortaya çıkar böylelikle aselsan yüzde yüz kendisinin ürettiği bir teknolojiye sahip bir
şirket olup olmadığı sorgulanabilir unutmayın almanların meşhur sanayicisi ünlü krupp u adam dünyanın en iyi toplarını yapıyordu yüzde yüz alman teknolojisi ile ve ünlü panzer ve tiger tanklarını yapan almanlar eeeeeeee dünyaya kafa tutmak kolay değildi ama bütün dünya birleştide zar zor durdurdular almanları normandiyaya 2 milyon insan yığıldı ve tabi atomu bulan abd bir anda öne geçti ama sonra ruslar onları rosenbergler sayesinde yakaladı ve abd rosenbergleri idam etti eeeeeeeee bu dünya böyle malesef .....