dostlarım aşağıdaki yazıyı okudum bir de siz okuyun ....
Dünyanın en büyük silahlı gücü gerçekten Amerika mı?
Gerçekten 21. yüzyıla varıldığında, ABD’nin dünyanın en çok silah üreten ülkesi olduğunu görüyoruz. ABD son yüzyılın en önemli gelişmesi olan teknik devrimin başını çekiyor. Ürettiği silahlarda en yüksek elektronik tekniği kullanılıyor. ABD’nin bol miktarda atom başlıklı füzesi, zırhlı tankları; komuta kontrol, haberleşme, bilgisayar ve istihbarat faaliyetleri sayesinde, savunma birliklerini toplu halde yok etme gücü var; en yüksek tekniklerle donatılmış hava ve deniz filoları var. ABD bütün kıtalarda yüzlerce hava üssüne sahip. Yerden yere vuran füzeleriyle, bütün bir kenti yok etme gücü var. Bu silahlanmanın masrafları, Amerikan halkı için yıkıcı olduğu gibi, olumlu bir sonuç da vermiyor.
Savaşlar ve maliyetleri
ABD, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri savaş halinde. Önce Vietnam Savaşı’nda napalm bombası kullandığı halde, büyük zayiatla geri çekilmek zorunda kaldı. Sonra sırayla, Somali’den ve Haiti’den, yerli güçlerin direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Afganistan ve Irak’ta da, büyük insanlık faciaları yaratırken, duruma engel olamıyor. Bu savaşlar, ona çok pahalıya mal oluyor.
ABD’nin savunma bütçesi 1988’de 250 milyar dolardan, 2004’te 400 milyar dolara çıktı. Irak Savaşı için Senatodan istenilen ek bütçeyle, bu miktar 500 milyar doları aşıyor. Bir de savaşlarda yaratılan insanlık dramları ve ABD’nin kendi kayıpları var. Irak’ta bombardımanlarla sağlanan işgalde sadece ilk 15 günde 10.000 Iraklı öldü; hastahane, okul, mesken tanımadan yapılan geceli gündüzlü bombardımanlarda on binlerce insan evsiz barksız, çocuklar yetim kaldı. Hapishanelerde yapılan insanlık dışı işkenceler ve Felluce dramı ile ABD’nin dünya kamuoyundaki prestiji, sıfıra indi. İşgalden sonra 1200 Amerikan askeri öldü, binlerce yaralı ve sinir hastası var. Irak’ta bir milli hareket niteliğini alan direniş, ABD güçleri çekilmeden durmayacak gibi görünüyor. Ayrıca, Amerikan yedek güçlerinin komutanı James Helmy, Afganistan’da ve Irak’ta yedek güçlerin yetersiz olduğunu ve yakın gelecekte görev yapamaz hale geleceklerini açıkladı. Bu durumdan çıkarılacak sonuçlar şunlardır:
1. Yüksek teknik ve muazzam güç, savaşı kazanmanın garantisi değildir “Zulmün topu var, tüfeği varsa / Halkın da dönmez yüzü, bükülmez kolu vardır” diyen Fikret haklıymış. Eğer zulüm bir güçse, Amerika güçlüdür.
2. Bu saldırılardan ABD büyük maddi ve manevi zarar görmüştür ve görmektedir.
ABD neden hızla silahlanıyor, neden durmadan saldırıyor?
ABD’nin silah üretimi, kendi savunma gereksinimini fazlasıyla aşmaktadır. Çok pahalıya mal olan bu silahları, depolamanın da bir sınırı vardır. Üretimi durdurmak olası değildir. Bu fazla üretimi tüketmenin yolları, bunları satmak veya savaşlarda kullanmaktır, ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana 20 ülkeye 50’den fazla askeri müdahale yapmasının bir nedeni de budur. Bazı hallerde hedef; petrol, maden gibi kaynaklara sahip olmaktır. Ancak bir süre komünizm yayılmasını önlemek bahane edilmiştir. Vietnam ve Kore Savaşlarında olduğu gibi. Diktatörleri devirmek ve “terör”le mücadele de, ortaya atılan temel nedenler arasındadır. Bu savaşlardan parsayı toplayanlar, Amerikan ve Avrupalı silah şirketleridir.
Askeri uzmanlara göre bugün Amerika’da imal edilen bir bombardıman uçağı, İkinci Dünya dönemine kıyasla 100 defa daha pahalı. Bir uçak gemisi 100 defa daha pahalı. Üretimi IBM, General Motors, Lockheed Martin, Boeing / Mc Donnell gibi şirketler yapıyor, açıkları devletle yapılan gizli veya açık anlaşmalarla kapatılıyor. ABD dünyanın en büyük silah ihracatçısı. Özellikle azgelişmiş ülkelere, yılda 15-20 milyar dolar düzeylerinde satış yapıyor: Bu ülkelerin başında, Orta Doğu ve bazı Asya ülkeleri geliyor. Bu şirketler İran gibi ABD’nin düşman saydığı bir ülkeye, İsrail yoluyla satış yapabilirler. Uluslararası konvansiyona aykırı olduğu halde, savaş halinde ülkelere silah satmaktan çekinmezler, İran Irak savaşında olduğu gibi. Dünya silah ticaretinde en çok kar eden şirketlerin başında Lockheed Martin, Boeing/Mcdonell Douglas ve Raytheon/ Hughes/Texas Ins. gibi Amerikan şirketleri gelmektedir. 3. ABD’de hızlı ve pahalı silahlanmanın ikinci önemli nedeni, Bush döneminde hızlanan emperyal politikadır. 1980’den bu yana bilgi tekniği üretiminde ön safta giden Amerika’da, bu güce dayanarak bir dünya imparatorluğu kurmak fikirleri hızla gelişti. Bu konuda pek çok kitap yazıldı. ABD’nin dünyanın “Şerif’i Muhtar’ı” olması fikri ileri sürüldü. “Emperial Doktrin” fikrini geliştiren Prof. Richard N. Haas, Amerika’nın, kendisiyle beraber olan ülkelere dayanarak, direnen ülkelere, egemen olmak görüşünü ileri sürdü. Bugün Washington’da çok itibar gören bu politika, Bush idaresi tarafından uygulamaya geçirilmiş buluyor. 11 Eylül’de, İkiz Kuleler’e yapılan saldırı bahane edilerek, ülkenin içinde bir korku havası yaratılırken, Irak’ta başlatılan vahşi saldırının, bütün Ortadoğu’ya ve hatta Orta Asya’ya yayılması hesap ediliyor. “Genişlemiş Orta Doğu Projesi” bu emperial projenin önemli bir parçası. Bir taraftan, “Ilımlı İslam” adı altında Türkiye’nin bu politikaya alet edilmesi isteniyor; bir yandan da, “İslami terör” adı altında İslam dünyasına bayrak açılıyor. Emperyal politikanın sonu, Çin’e kadar uzanan bütün bir bölgeye yayılacak savaştır. Washington idaresi bu yayılma siyasetini mümkün olduğu kadar, devletleri içerden fethederek gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunu yapamadığı, direnişle karşılaştığı takdirde, silahlı saldırıya geçecektir. Bu pahalı saldırıya, onun için gerek görüyor. Böyle bir saldırı, sadece ABD’ye mali ve ekonomik açıdan yıkım getirmekle kalmayacak, can kaybı ve barbarlık açısından insanlığa da çok pahalıya mal olacak. Şimdiye kadarki saldırılara ve Hitler örneğine bakılırsa, başarılı olacağı da çok şüpheli.
evet benim ülkemdede silah şirketleri olacak ama onlar devlet içinde devlet olmayacaklar devleti yönetemeyecekler başkanları vuramıyacaklar abd yi halk yönetmez başkanda yönetmez ya kim yönetir bir avuç para babaları.....
bir avuç dev şirket sahipleri...
benim ülkemdeki ağır silah sanayicim devleti için çalışacak biz hiç kimseye silah satmayabiliriz ..zenginliğimiz elaleme silah satmaktan geçmemeli biz insanlara bizim ürünümüz olan teknoloji ürünlerini satabiliriz yada otomobillerimizi gıdalarımızı vs...
son derece çok güçlü konvensiyonel silahlara sahip olmak ama bunları ancak bize saldırı olursa kullanmak.... nükleer silah yapmak bunu abd ye ve rusyaya koz olarak göstermek ....
yurtta sulh cihanda sulh ...... atamın lafıdır ,onun düşüncesidir
ey atam senin gibi bir adam geldimi acaba batı dünyasına .....
hoolywood atatürkün filmini niye yapmadı acaba .......
Dünyanın en büyük silahlı gücü gerçekten Amerika mı?
Gerçekten 21. yüzyıla varıldığında, ABD’nin dünyanın en çok silah üreten ülkesi olduğunu görüyoruz. ABD son yüzyılın en önemli gelişmesi olan teknik devrimin başını çekiyor. Ürettiği silahlarda en yüksek elektronik tekniği kullanılıyor. ABD’nin bol miktarda atom başlıklı füzesi, zırhlı tankları; komuta kontrol, haberleşme, bilgisayar ve istihbarat faaliyetleri sayesinde, savunma birliklerini toplu halde yok etme gücü var; en yüksek tekniklerle donatılmış hava ve deniz filoları var. ABD bütün kıtalarda yüzlerce hava üssüne sahip. Yerden yere vuran füzeleriyle, bütün bir kenti yok etme gücü var. Bu silahlanmanın masrafları, Amerikan halkı için yıkıcı olduğu gibi, olumlu bir sonuç da vermiyor.
Savaşlar ve maliyetleri
ABD, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri savaş halinde. Önce Vietnam Savaşı’nda napalm bombası kullandığı halde, büyük zayiatla geri çekilmek zorunda kaldı. Sonra sırayla, Somali’den ve Haiti’den, yerli güçlerin direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Afganistan ve Irak’ta da, büyük insanlık faciaları yaratırken, duruma engel olamıyor. Bu savaşlar, ona çok pahalıya mal oluyor.
ABD’nin savunma bütçesi 1988’de 250 milyar dolardan, 2004’te 400 milyar dolara çıktı. Irak Savaşı için Senatodan istenilen ek bütçeyle, bu miktar 500 milyar doları aşıyor. Bir de savaşlarda yaratılan insanlık dramları ve ABD’nin kendi kayıpları var. Irak’ta bombardımanlarla sağlanan işgalde sadece ilk 15 günde 10.000 Iraklı öldü; hastahane, okul, mesken tanımadan yapılan geceli gündüzlü bombardımanlarda on binlerce insan evsiz barksız, çocuklar yetim kaldı. Hapishanelerde yapılan insanlık dışı işkenceler ve Felluce dramı ile ABD’nin dünya kamuoyundaki prestiji, sıfıra indi. İşgalden sonra 1200 Amerikan askeri öldü, binlerce yaralı ve sinir hastası var. Irak’ta bir milli hareket niteliğini alan direniş, ABD güçleri çekilmeden durmayacak gibi görünüyor. Ayrıca, Amerikan yedek güçlerinin komutanı James Helmy, Afganistan’da ve Irak’ta yedek güçlerin yetersiz olduğunu ve yakın gelecekte görev yapamaz hale geleceklerini açıkladı. Bu durumdan çıkarılacak sonuçlar şunlardır:
1. Yüksek teknik ve muazzam güç, savaşı kazanmanın garantisi değildir “Zulmün topu var, tüfeği varsa / Halkın da dönmez yüzü, bükülmez kolu vardır” diyen Fikret haklıymış. Eğer zulüm bir güçse, Amerika güçlüdür.
2. Bu saldırılardan ABD büyük maddi ve manevi zarar görmüştür ve görmektedir.
ABD neden hızla silahlanıyor, neden durmadan saldırıyor?
ABD’nin silah üretimi, kendi savunma gereksinimini fazlasıyla aşmaktadır. Çok pahalıya mal olan bu silahları, depolamanın da bir sınırı vardır. Üretimi durdurmak olası değildir. Bu fazla üretimi tüketmenin yolları, bunları satmak veya savaşlarda kullanmaktır, ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana 20 ülkeye 50’den fazla askeri müdahale yapmasının bir nedeni de budur. Bazı hallerde hedef; petrol, maden gibi kaynaklara sahip olmaktır. Ancak bir süre komünizm yayılmasını önlemek bahane edilmiştir. Vietnam ve Kore Savaşlarında olduğu gibi. Diktatörleri devirmek ve “terör”le mücadele de, ortaya atılan temel nedenler arasındadır. Bu savaşlardan parsayı toplayanlar, Amerikan ve Avrupalı silah şirketleridir.
Askeri uzmanlara göre bugün Amerika’da imal edilen bir bombardıman uçağı, İkinci Dünya dönemine kıyasla 100 defa daha pahalı. Bir uçak gemisi 100 defa daha pahalı. Üretimi IBM, General Motors, Lockheed Martin, Boeing / Mc Donnell gibi şirketler yapıyor, açıkları devletle yapılan gizli veya açık anlaşmalarla kapatılıyor. ABD dünyanın en büyük silah ihracatçısı. Özellikle azgelişmiş ülkelere, yılda 15-20 milyar dolar düzeylerinde satış yapıyor: Bu ülkelerin başında, Orta Doğu ve bazı Asya ülkeleri geliyor. Bu şirketler İran gibi ABD’nin düşman saydığı bir ülkeye, İsrail yoluyla satış yapabilirler. Uluslararası konvansiyona aykırı olduğu halde, savaş halinde ülkelere silah satmaktan çekinmezler, İran Irak savaşında olduğu gibi. Dünya silah ticaretinde en çok kar eden şirketlerin başında Lockheed Martin, Boeing/Mcdonell Douglas ve Raytheon/ Hughes/Texas Ins. gibi Amerikan şirketleri gelmektedir. 3. ABD’de hızlı ve pahalı silahlanmanın ikinci önemli nedeni, Bush döneminde hızlanan emperyal politikadır. 1980’den bu yana bilgi tekniği üretiminde ön safta giden Amerika’da, bu güce dayanarak bir dünya imparatorluğu kurmak fikirleri hızla gelişti. Bu konuda pek çok kitap yazıldı. ABD’nin dünyanın “Şerif’i Muhtar’ı” olması fikri ileri sürüldü. “Emperial Doktrin” fikrini geliştiren Prof. Richard N. Haas, Amerika’nın, kendisiyle beraber olan ülkelere dayanarak, direnen ülkelere, egemen olmak görüşünü ileri sürdü. Bugün Washington’da çok itibar gören bu politika, Bush idaresi tarafından uygulamaya geçirilmiş buluyor. 11 Eylül’de, İkiz Kuleler’e yapılan saldırı bahane edilerek, ülkenin içinde bir korku havası yaratılırken, Irak’ta başlatılan vahşi saldırının, bütün Ortadoğu’ya ve hatta Orta Asya’ya yayılması hesap ediliyor. “Genişlemiş Orta Doğu Projesi” bu emperial projenin önemli bir parçası. Bir taraftan, “Ilımlı İslam” adı altında Türkiye’nin bu politikaya alet edilmesi isteniyor; bir yandan da, “İslami terör” adı altında İslam dünyasına bayrak açılıyor. Emperyal politikanın sonu, Çin’e kadar uzanan bütün bir bölgeye yayılacak savaştır. Washington idaresi bu yayılma siyasetini mümkün olduğu kadar, devletleri içerden fethederek gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunu yapamadığı, direnişle karşılaştığı takdirde, silahlı saldırıya geçecektir. Bu pahalı saldırıya, onun için gerek görüyor. Böyle bir saldırı, sadece ABD’ye mali ve ekonomik açıdan yıkım getirmekle kalmayacak, can kaybı ve barbarlık açısından insanlığa da çok pahalıya mal olacak. Şimdiye kadarki saldırılara ve Hitler örneğine bakılırsa, başarılı olacağı da çok şüpheli.
evet benim ülkemdede silah şirketleri olacak ama onlar devlet içinde devlet olmayacaklar devleti yönetemeyecekler başkanları vuramıyacaklar abd yi halk yönetmez başkanda yönetmez ya kim yönetir bir avuç para babaları.....
bir avuç dev şirket sahipleri...
benim ülkemdeki ağır silah sanayicim devleti için çalışacak biz hiç kimseye silah satmayabiliriz ..zenginliğimiz elaleme silah satmaktan geçmemeli biz insanlara bizim ürünümüz olan teknoloji ürünlerini satabiliriz yada otomobillerimizi gıdalarımızı vs...
son derece çok güçlü konvensiyonel silahlara sahip olmak ama bunları ancak bize saldırı olursa kullanmak.... nükleer silah yapmak bunu abd ye ve rusyaya koz olarak göstermek ....
yurtta sulh cihanda sulh ...... atamın lafıdır ,onun düşüncesidir
ey atam senin gibi bir adam geldimi acaba batı dünyasına .....
hoolywood atatürkün filmini niye yapmadı acaba .......


