- Kayıt
- 26 Haziran 2016
- Mesaj
- 601
- Tepki
- 5.716
- Şehir
- Samsun
- İsim
- Serhat C
Bu geçişle ilgili @karaduman61 ve @Yavuz.M nin forumda okuduğum 2 konusu, bir tanıdığımın YouTube videosu derken bir de Red Bull’un gelip Türkiye ralli şampiyonu ve Dakar Rallisi’nde birçok kez şampiyonluk yaşamış efsane Rus kamyonu Kamaz ile günler içinde çektiği videonun kamera arkasını izledikten sonra buradan geçip Uzungöl’den inen bir rota yaptım.
Babam “ben yarın Trabzon’a gidiyorum; 2-3 gün işim var” diyince fırsat bu fırsat diyip bisikleti arabaya attım.

Aslen Trabzon’dan başlayıp yol bisikletiyle 240 km yapacaktım fakat ertesi gün Kaçkarlar’da MTB ile 3000 metreyi görmek istediğim için MTB’yi de almam gerekiyordu. Arabada yer kalmayınca sadece MTB’yi alıp “rotaya Of’tan başlarım; Trabzon Of arasındaki 50 km asfaltı keserim böylelikle kilometreyi 140’a düşürürüm” dedim.
İyi ki de böyle olmuş zira rotanın 50. ve 92. kilometreleri arası yol bisikleti için kesinlikle uygun değil.

Sabah 5’te kahvaltı (yulaf, süt, ceviz) edip 5:45’te Akçaabat’ın Arpacılı köyünden araçla çıktım. Of’a varana kadar yağış vardı fakat yanımda yağmurluk ve telefon için kilitli poşet olduğu için hiç endişe etmedim.

Of’ta aracı benzinliğe çekip 07:15’te yola çıktım. Aslında aracı 25 km sonraki Çaykara’ya çekip rotayı 50 km kısaltabilirdim çünkü MTB ile asfaltta lüzumsuz gitmeyi hiç sevmiyorum fakat önümüzdeki hafta yol bisikletiyle 4 günde yaklaşık 1000 km gideceğim için ona hazırlık olması adına MTB ile 140’a tamam diyorum.

Uzungöl sapağından hemen sonra tırmanış kendini hissettirmeye başlayıp gittikçe güzelleşeceğini henüz bilmediğim manzaralar sunmaya başlıyor.


Yol üzerinde birçok HES ve yol çalışması var. Asfalt kalitesi çok iyi.



Yol 50. kilometrede topraklaşmaya başlıyor ve bisikletim doğasına kavuştuğu için sahibi gibi seviniyor

Buranın hemen başında ve yolda bulunan tek tesisteki adam “virajları geçemezsin” diyor. Durmadan devam ettiğim için nedenini soramıyorum fakat uzaklaşırken eğer aynı yoldan dönersem diye “geçemezsem görüşürüz” diyip uzaklaşıyorum.

Ve hemen az ileride virajlar başlıyor. Başlangıcındaki bu bilgi tabelasını okumanızı tavsiye ederim

İlk virajda bir WhatsApp bisiklet grubuna konum atıyorum ve yukarıda YouTube videosundan bahsettiğim arkadaşım hemen arayıp “muhtar geçenlerde kaya düştüğünü söyledi” diyor.
Her ne kadar sis olsa da virajları merakla ve keyifle çıkıyorum. Zemini bayağı bozuk olsa da eğimi oldukça hafif.
232577 dosyayı görüntüle

Derken son firkateden sonra yaklaşık 2000 metrede, öğlen 12’de, 10 derece sıcaklıkta yolun uçtuğunu görüyorum. Geri dönmeye niyetim olmadığı için bisikleti bırakıp geçilip geçilemeyeceğine bakıyorum ve geçme kararı alıp bisikleti sırtıma alıp dikkatlice kayaların üstüne çıkıp iniyorum.
Aklıma bir anda ‘yukarıdan yine ya kaya düşerse; ya altımdaki kayalar yuvarlanıp giderse’ düşünceleri gelince adımlarımı hızlandırıyorum.



Virajlardan sonra günün en yüksek noktası 2500 metreye varacak yayla yolları başlıyor ve yer yer kar görüyorum. Sisle beraber kuvvetli rüzgar başlamasından dolayı sıcaklık 8 derecelere düşüyor ve üşümeye başlıyorum. Hemen yağmurluğu giyiyorum ve iyi geliyor.


Bir çeşmede buz gibi su doldururken enduro motorcu grubuna denk geliyorum ve virajlarda bir yerin uçtuğunu ve geçemeyeceklerini, yani kötü haberi veriyorum.
Nihayet inişe geçiyorum ve 2000 metrede sisten kurtulduğumu düşünüyorum.

Fakat sis yine başlıyor ve neredeyse 1100 metredeki Uzungöl’e kadar devam ediyor.

Fakat iniş ve orman o kadar güzel ki frenler cayır cayır ağlayıp yansa da keyfime diyecek yok. İlk defa geldiğim Uzungöl’de birkaç poz çekip devam ediyorum ve yol burada tekrar asfalt oluyor; bu da 92. kilometreye denk geliyor.


Asfalttan Of’a kadar hızlı bir iniş yapıyorum ve her ne kadar 0’dan 2500’e çıkmış olsam da ortalama hızımı 17’ye kadar çıkarıyor.
Toplam 9 saat 12 dakika sürüyor; bunun 1 saat 15 dakikası oyalanma. Toplam tırmanış ise 3300 metre.
Haziran bu şekilde kapanıyor:

Yanıma aldıklarım: 1 yedek iç lastik, pompa, yama seti, 2 bisküvi, yağmurluk, kilitli poşet, telefon, GoPro, nakit.
Buranın tadı damağımda bisikleti hemen araca yükleyip bisikletle ilk defa geçeceğim yerlerden ilk defa 3000’e yaklaşma hedefi ve heyecanıyla direksiyonu Çinçiva (yeni adıyla Şenyuva) Rize’ye çeviriyorum (Bu sürüşün konusu ise bu başlıkta: 3000 metrenin peşinde cennet Kaçkarlar).
Sonsöz: Öyle ya da böyle mutlaka buraları gidip görmenizi tavsiye ederim. Nereden geliyorsanız gelin kesinlikle değeceğine adım gibi eminim.
Bu sürüşün açıklama yaptığım, uçan yoldan geçişimi kaydettiğim ve sizi buraya gitmeye daha fazla ikna edeceğini düşündüğüm videosunu daha sonra buraya ekleyeceğim
Sürüş: (link)
Video:
Babam “ben yarın Trabzon’a gidiyorum; 2-3 gün işim var” diyince fırsat bu fırsat diyip bisikleti arabaya attım.

Aslen Trabzon’dan başlayıp yol bisikletiyle 240 km yapacaktım fakat ertesi gün Kaçkarlar’da MTB ile 3000 metreyi görmek istediğim için MTB’yi de almam gerekiyordu. Arabada yer kalmayınca sadece MTB’yi alıp “rotaya Of’tan başlarım; Trabzon Of arasındaki 50 km asfaltı keserim böylelikle kilometreyi 140’a düşürürüm” dedim.
İyi ki de böyle olmuş zira rotanın 50. ve 92. kilometreleri arası yol bisikleti için kesinlikle uygun değil.

Sabah 5’te kahvaltı (yulaf, süt, ceviz) edip 5:45’te Akçaabat’ın Arpacılı köyünden araçla çıktım. Of’a varana kadar yağış vardı fakat yanımda yağmurluk ve telefon için kilitli poşet olduğu için hiç endişe etmedim.

Of’ta aracı benzinliğe çekip 07:15’te yola çıktım. Aslında aracı 25 km sonraki Çaykara’ya çekip rotayı 50 km kısaltabilirdim çünkü MTB ile asfaltta lüzumsuz gitmeyi hiç sevmiyorum fakat önümüzdeki hafta yol bisikletiyle 4 günde yaklaşık 1000 km gideceğim için ona hazırlık olması adına MTB ile 140’a tamam diyorum.

Uzungöl sapağından hemen sonra tırmanış kendini hissettirmeye başlayıp gittikçe güzelleşeceğini henüz bilmediğim manzaralar sunmaya başlıyor.


Yol üzerinde birçok HES ve yol çalışması var. Asfalt kalitesi çok iyi.



Yol 50. kilometrede topraklaşmaya başlıyor ve bisikletim doğasına kavuştuğu için sahibi gibi seviniyor

Buranın hemen başında ve yolda bulunan tek tesisteki adam “virajları geçemezsin” diyor. Durmadan devam ettiğim için nedenini soramıyorum fakat uzaklaşırken eğer aynı yoldan dönersem diye “geçemezsem görüşürüz” diyip uzaklaşıyorum.

Ve hemen az ileride virajlar başlıyor. Başlangıcındaki bu bilgi tabelasını okumanızı tavsiye ederim

İlk virajda bir WhatsApp bisiklet grubuna konum atıyorum ve yukarıda YouTube videosundan bahsettiğim arkadaşım hemen arayıp “muhtar geçenlerde kaya düştüğünü söyledi” diyor.
Her ne kadar sis olsa da virajları merakla ve keyifle çıkıyorum. Zemini bayağı bozuk olsa da eğimi oldukça hafif.
232577 dosyayı görüntüle

Derken son firkateden sonra yaklaşık 2000 metrede, öğlen 12’de, 10 derece sıcaklıkta yolun uçtuğunu görüyorum. Geri dönmeye niyetim olmadığı için bisikleti bırakıp geçilip geçilemeyeceğine bakıyorum ve geçme kararı alıp bisikleti sırtıma alıp dikkatlice kayaların üstüne çıkıp iniyorum.
Aklıma bir anda ‘yukarıdan yine ya kaya düşerse; ya altımdaki kayalar yuvarlanıp giderse’ düşünceleri gelince adımlarımı hızlandırıyorum.



Virajlardan sonra günün en yüksek noktası 2500 metreye varacak yayla yolları başlıyor ve yer yer kar görüyorum. Sisle beraber kuvvetli rüzgar başlamasından dolayı sıcaklık 8 derecelere düşüyor ve üşümeye başlıyorum. Hemen yağmurluğu giyiyorum ve iyi geliyor.


Bir çeşmede buz gibi su doldururken enduro motorcu grubuna denk geliyorum ve virajlarda bir yerin uçtuğunu ve geçemeyeceklerini, yani kötü haberi veriyorum.
Nihayet inişe geçiyorum ve 2000 metrede sisten kurtulduğumu düşünüyorum.

Fakat sis yine başlıyor ve neredeyse 1100 metredeki Uzungöl’e kadar devam ediyor.

Fakat iniş ve orman o kadar güzel ki frenler cayır cayır ağlayıp yansa da keyfime diyecek yok. İlk defa geldiğim Uzungöl’de birkaç poz çekip devam ediyorum ve yol burada tekrar asfalt oluyor; bu da 92. kilometreye denk geliyor.


Asfalttan Of’a kadar hızlı bir iniş yapıyorum ve her ne kadar 0’dan 2500’e çıkmış olsam da ortalama hızımı 17’ye kadar çıkarıyor.
Toplam 9 saat 12 dakika sürüyor; bunun 1 saat 15 dakikası oyalanma. Toplam tırmanış ise 3300 metre.
Haziran bu şekilde kapanıyor:

Yanıma aldıklarım: 1 yedek iç lastik, pompa, yama seti, 2 bisküvi, yağmurluk, kilitli poşet, telefon, GoPro, nakit.
Buranın tadı damağımda bisikleti hemen araca yükleyip bisikletle ilk defa geçeceğim yerlerden ilk defa 3000’e yaklaşma hedefi ve heyecanıyla direksiyonu Çinçiva (yeni adıyla Şenyuva) Rize’ye çeviriyorum (Bu sürüşün konusu ise bu başlıkta: 3000 metrenin peşinde cennet Kaçkarlar).
Sonsöz: Öyle ya da böyle mutlaka buraları gidip görmenizi tavsiye ederim. Nereden geliyorsanız gelin kesinlikle değeceğine adım gibi eminim.
Bu sürüşün açıklama yaptığım, uçan yoldan geçişimi kaydettiğim ve sizi buraya gitmeye daha fazla ikna edeceğini düşündüğüm videosunu daha sonra buraya ekleyeceğim
Sürüş: (link)
Video:
Son düzenleme:


