Sadece koşarken (ya da başka spor dallarında) değil, bisiklete binerken de müzik dinlemek pek çoğumuzun yaptığı bir şey. Bunun olası yan etkilerini ve bilhassa şehir içinde etraftan gelen sesleri zamanında duyabilmenin emniyet açısından çok önemli. Öte yandan spor yaparken müziğin başka bir yönünü, motivasyona olan katkısından kişisel tecrübelerin ötesinde fazla bahsetmedik.
Spor esnâsında müzik dinlemeyi mümkün kılan „Walkman“ler çok geliştiler, artık neredeyse herkesin bir MP3 çaları var ama spor bilimi de spor sırasında müzik dinlemenin faydalı mi zararlı mi olduğu konusunda ortak bir fikre varabilmiş değil. Son olarak İngiliz Brunel Üniversitesi’nde spor psikologu Costas Karageorghis koşucularla yaptığı araştırmalarda performansın pop, rock hattâ klasik müzik dinleyerek bile %20’ye kadar arttırılabildiğini buldu.u kadar basit değil elbette. Bunun için sporcuların dinlediği şarkıların dakikada 120-140 vuruş (bpm – beats per minute) içermesi gerekiyor. Bu bilgiler ışığında son yıllarda MP3 deyince ilk akla gelen markalardan Apple, Nike ile birlikte koşucular için şarkı albümleri oluşturmaya başladı bile. Buna ek olarak koşu meraklılarının şarkı listelerini şarkıların dakikadaki vuruşlarına göre sıralayabilecekleri programlar da çıktı.
Zaman içinde araştırmacılar iki model oluşturmuşlar. Birinci nazariye korteksin (beyin zarı) özellikle baslar nedeniyle, bunun sonucu olarak da vücudun uyarıldığı ve anında bütün enerjisini harcamaya hazır olduğu. Biyolojik olarak buna benzer bir durum çocuğunun tehlikede olduğunu gören annenin ya da köpek tarafından kovalanan bir koşucunun durumu. Böyle tehlike durumlarında stres hormonu salgılanması elbette arzulanan bir şey.
Öte yandan her müzik ayni ölçüde performans arttıracak diye bir şey yok. Karageorghis verimli bir antrenman için uygun müziğin seçilmesinin önemini, şarkıların her sporcu için özel olarak düzenlenmesinin gerektiğini ısrarla vurguluyor.
Deneyler esnasında sporcuların kendi seçtikleri müzikleri dinlemelerine izin verilmiş. Kadınlar dans müziği (Basement Jaxx) tercih ederken erkekler Prodigy tarzı müziklere yönelmişler. Queen tarzı gruplar her iki cinsiyete de hitap etmiş.
Karageorghis beyin zarının ve dolayısıyla bütün vücudun uyarıldığı kuramın performans artırımını açıklamada yetersiz kaldığı görüsünde. Buna ek olarak kesintisiz müziğin bir süre sonra „tünel bakışı“ ile sonuçlandığını, yani müziğin insanın diğer duyularının hassasiyetini azaltıp yorgunluğun duyulmasını önlediğini belirtiyor, ki bu aslında pek çok sporcunun da istediği bir durum.
Öte yandan bu da bilim dünyasından genelgeler kabul görmüş bir durum değil. İngiliz spor bilimcisi Greg Atkinson’ın bulguları da bu sporcuyu etraftan soyutlayan tünel bakışının aslında bir plasebo olduğu. Atkinson’ın deneylerinde ergometre üzerine çıkartılan sporcular müzik dinleyince gerçekten daha fazla „asılmışlar“. Öte yandan deney sonrasında sporcunun ne kadar zorlandığını ortaya koyan Borg anketlerinin ortaya çıkardığı sporcuların kendilerinin de bayağı zorlandıklarının farkında olmaları. Atkinson bunu kürek mahkûmlarının davulun ritmiyle motive olup, diğer taraftan da yorgunluktan yıkılacak hâle gelmelerine rağmen küreklere asılmalarına benzetiyor.
Uzun lafın kısası spor esnâsında illâ müzik dinlenecekse dikkat edilecek nokta müziğin özenle, kişiye uygun olarak seçilmesi gerektiği.:in: