@mehmetlevent
merhaba.
bir şey söylemek istiyorum bu konuda. sizin mesajınız üzerinden genele konuşuyorum, kişisel algılamayın.
japonya'nın depreme bizden çok daha hazırlıklı olduğu gerçeğini kimse inkar edemez.
ancak "yahu 9.0'lık deprem oluyor, tokyo'da kimsenin burnu kanamıyor" demek yanlış. neden mi? deprem şehirden yüzlerce km uzakta oluyor, yine derinliği de 30-50 km' civarında oluyor en aşağı. ters faylarda oluyor, bu depremler çoğunlukla okyanuslarda, dalma batma alanlarında oluyor. bizim en yıkıcı depremlerimiz gibi yüzeyin 5-10 km altında doğrultu atımlı faylarda olmuyor o depremler.
japonya'da da benzer, sığ ve yıkıcı deprem üretebilen faylar var. mesela 95'te kobe'de böyle bir deprem oldu, 7.2'lik depremde binlerce can kaybı yaşadı japonya da.
aynı yıkımlar 90'larda abd'de de yaşandı.
gölcük depremi, doğrudan fayın üzerindeki şehirlerimizi vurdu malesef.
burada eleştirilmesi gereken konular var.
- fay hatlarının üzerinde verimli tarım ovaları var, bu ovaların imara açılmış olması mesela eleştirilebilir.
- bu fay hatlarının üzerinden otoyollar geçirilerek, sanayi ve şehirleşmelerin beslenmesi eleştirilebilir.
- aynı yıkımların diğer ülkelerde de yaşandığından bahsettim, o ülkeler yıkımlardan ders çıkarmaya devam ediyor. bizim niye hiç ders çıkarmadığımız eleştirilebilir.
bakın, bugün deprem mühendisliğinde geliştirilen yeniliklerin tamamına yakını bu tarz büyük yıkımların ardından ortaya çıkmış, keşfedilmiş. gölcük'ü geçtim, bizim daha 2011'deki van depremi'ne ait deprem kaydımız bile yok düzgünce. bunlar çok büyük eksiklikler.
çok kabaca bir konudan bahsedeyim. gölcük depremi'nde ayakta kalan binalar, 1975 yönetmeliğine ya da daha eski kurallara göre yapılmışlardı. onlar da eğer mühendislik hizmeti almışlarsa. o yönetmelik bugünkünün yarısı seviyesinde bir deprem kuvveti öngörüyordu. o yönetmeliğe bile uygun yapılsa binalar, ayakta kalıyordu işin özü. deprem yönetmeliği, teknik bilgi gibi konularda eksik değiliz aslında. sorun uygulamada, kontrolde. idareciler, müteahhitler, mühendisler ve hatta vatandaşlar bugüne kadar bu yapıların denetimsiz olmasının sorumlusu. kurallara uyulsa bugün on binlerce insanımızı depremlerde kaybetmemiş olacaktık.

malesef ülkede mühendis enflasyonu var, yukarıda
@mühendis 'in de dediği gibi, sen istenen yanlışı yapmazsan, yapacak o kadar boş beleş insan var ki. her ile bir üniversiteyi marifetmiş gibi sunuyorlar. tek amacı gençlerin işsizlik istatistiklerine 4 yıl daha geç girmesi. bir nevi taşkın ötelemesi. doğurduğu sonuçlar da ileride ortaya çıkacak. e-5 kenarında, barajı zor geçmiş zengin çocuklarının baba parasıyla diploma kazandığı ortam çok soruna gebe.
bir eleştiri de, gölcük depreminden 7 yıl öncesine kadar 3 büyük deprem yaşadı ülke. sonuncusu 98'de adana'da oldu. peki istanbul ve çevresinde hissedilmediği sürece niye hiç "anma" gerektirecek kadar hassasiyetle yaklaşılmadı depreme? ancak ülkenin önemli bir kısmını etkilediği zaman hassasiyet gösteriyoruz, sanki 17 ağustos 1999 öncesinde hiç deprem olmamış gibi davranıp, sonrasında da hiç olmayacakmış gibi umursamaz olarak; popülistçe sadece 17 ağustoslarda "unutmayacağız" deyip unutup gidiyoruz depremi. yetkililer kadar insanların da bir suçu yok mu? muradiye-çaldıran'da, varto'da, pülümür'de, ceyhan'da, dinar'da, erzincan'da, erzurum'da, kars'ta depremden ölen on binlerce insan aklını başına getirmiyor da ülkenin, bizzat şahit olunca herkes hassaslaşıyor. ben halkın samimiyetine zerre inanmıyorum.