Scudo Sports

17 Ağustos 1999 depremi

Ben ufacık bir sarsıntıda hemen korkuyorum, kendim için değil annem ben kadar atik olmayabilir. Ben en kısasından pencereden atlarım ev müstakil zaten 1. kattayız, ama annem yatak odasınında çıkış kapısına uzak olması sebebiyle büyük bir sarsıntıda dışarı çıkamaz. 7,5 büyüklükte ne yapılır tahmin bile edemiyorum. Ölmesen yaralanmasan bile o anki olaylar insanın psikolojisini bozar. Marmara bence her an tetikte olmalı, Denizli de bu sene alt yapı tamamen değiştiriliyor, depremde sarsıntıya göre hareket eden içme suyu boruları yerleştiriliyor. Zaten en önemli sorun temiz içme suyu. Marmara da böyle birşey varmı bilmiyorum ama eğer temiz su olmazsa salgın hastalıklar başlar, depremde ölenlerin yarısı kadar da salgından ölen olur. Umarım depremi söylenenler gibi büyük ölçüde insan kaybı ve hasarla atlatmayız.
 
  • Beğen
Tepkiler: mariokaldato
Scudo
Aynen bende çok hassasım bu konuda. Ranzam küçük bi sallansa bile kalp atışım yükseliyor panik oluyorum. Sora hemen tavandaki ışığa bakıyorum. Ampül sallanıyor mu sallanmıyor mu diye. Çoğu zaman sallanmıyor ama ben sürekli korku içerisindeyim. Önlem almak ilk iş sonrası Allah'a emanet. ;)
 
şu bilinç işi tamamda benca türk medyası herşeyde olduğu gibi bunuda "abartıyor" abartıyor derken depremin öneminden bahsetmeleri değil bunu her zaman konu edinmeleri lazım...benim itirazım şu; zaten bu millet o gün birçok acı yaşadı ve bu acıları unutup geride bırakmaları gerekirken güzide medyamız depremden görüntüleri bide altına dehşetli bir müzikle haber yapmaları hiç de sağlıklı değil. cesetleri gösteriyorlar yaralıları, çığlıkları... yeter dedim tv yi kapattım bu yüzden. zaten millet o acıyı yaşatmış birdaha neden yaşatıyorsun ki? katrina kasırgasının yıldönümü gününde cnn international i izlemiştim bültende sadece 2 3 dakika göstermişti ve de ne ceset göstermişti nede yaralı. sadece abd başkanının konuşması. ama bizde öyle olmuyor baldır güldür bi müzik cesetler yıkılmış binalar yaralılar... halkı depreme bilinçlendirceklerine ondan dahada korkutuyorlar. ben o zaman 7 yaşımdaydım o günü dün gibi hatırlıyorum ama unutmaya ve ileriye bakmaya çalışıyorum. CAHİL kafayı bırakıp binanı iyi yaparsan ne deprem seni korkutur ne de böyle bir acı yaşarsın. (bakınız japonya, tayvan, filipinler...) ve ne yazıkki hala öyle binalarda yaşamayı İNATLA sürdürenler var.yazık...
 
  • Beğen
Tepkiler: SRT
Onun başka politik nedenleri var. O bölgedeki facia özel olarak ört bas edilmeye çalışılmıştı. Çünkü Amerika'nın en fakir (ve dolayısıyla da en önemsiz) kesimi etkilenmişti felaketten. Bu yıldönümde yine eski enkaz kurtarma görüntüleri yerine Yalova'da düzenlenen mühendis ve mimar yürüyüşüne daha çok dikkat çekilebilirdi mesela. Ajitasyon mantığı ağır bastığı için mevcut durumdayız. Aynı mantıktan Sivas'taki Madımak katliamını da tekrar tekrar gösterseler ya... ama yemez.
 
  • Beğen
Tepkiler: SRT
@snnemr para yok dostum para istanbulun yeniden inşası 11 yıl öncesinden başlamalı idi. şimdi vatandaş haklı para yok vatandaşta devlet ne yapacak fon ayıracak zemini zayıf olan yerlere iki kattan fazla yapı çıkılmayacak mevcutlar yıkılacak ve vatandaşı mağdur etmeden onlara yer gösterilecek tabi bu arada devlet vatandaşın evinin kirasını verecek o evler için vatandaş 20 yılda bilemedin 30 yılda devlete çok cüzzi miktarda ödeme yapacak böylelikle devlet insanını korumuş olacak 17.000 insan neden öldü çünki son derece dayanıksız binalarda oturuyorlardı fay hatları üzerine binalar yapılmışta haberimiz yok köprüler yıkıldı ve otobüs altında kaldı bir ülke fakirse sen düşün gerisini ha kobe depreminde 6500 kişi ölünce belediye başkanı harakiri yaptı ve kendini öldürdü bu insanların ölümünden ben sorumluyum diye.

yer kabuğunun hareketlerine mani olamayız çünki magma yanıyor merkezdeki sıcaklık 6000 dereceyi bulmakta erimiş sıvı halinde dünyanın merkezi yanardağlardan bazen magma kusar dışarıya bunu asla engelleyemeyiz bunlar doğanın ereği gereği olacaktır doğanın kanunları bazen acımasız olabilir. bize düşen insana ise depreme dayanıklı binalar yapmak en az masrafla en az ölümle bu işleri minimuma indirmek bunun için başvuracağız tek olgu akıldır aklımızı çalıştırmak ve uygulamaya sokmak yan gelip yatmamaktır yan gelip yatıyoruz sonumuz hayrola bakalım.

not: kobe kentinde meydana gelen depremde 6500 kişi öldü. japonya'yı son elli yılda vuran depremlerin en şiddetlisi olan kobe depremi richter ölçeğine göre 7,2 büyüklüğündeydi. japonya'da amortisörlü ve yaylı sistemli binalarda işe yaramadı galba. kobedeki binanın hali eğer bu binada amortisör ve yaylı sistem var idiyse de gene böyle olmuşsa yandık gitti. o vakit en iyisi çok katlı binalardan artık vazgeçmek.
 
Depremi birebir yaşadım.Hayatını kaybedenler kötü yapılmış binaların kurbanı oldu .O nedenle de İlgisiz ilgilileri şiddetle kınıyorum!... Hayatını kaybedenlere de "Nur içinde yatsınlar" diyorum.

Aşağıdaki sözler de değerli akademisyen Prof.Dr.Naci GÖRÜR'e ait.
"11 senede neler yapıldı diye baktığımızda... Burada bir siyasetçi, yerel yönetici olsa size uzun bir liste sayar, siz de çok şey yapıldı zannedersiniz. Olayı şöyle irdelemek lazım; Ne kadar yapıldı, yüzdesi nedir? Yapılan işlerin hızı nedir? Yapılan işlerin cinsi ve etkinliği nedir? Öyle işler yaparsınız ki can kaybı konusunda tefferuattır. Asıl yapmanız gereken insan hayatı kaybını minimize etmektir.

Belediye, valilik, yurtdışından alınan kredilerle birtakım şeyler yaptı. Bazı viyadük, köprü, devlet daireleri ve hastaneler güçlendirildi, takviye edildi, yıkıldı... Ancak henüz yüzde 5’i aşmış değiliz. Güçlendirmemiz gerekenler karşısında bunlar işin küsüratıdır."

(link)
 
doğru lafa ne denir ki.

Daha kötü olacak!
İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, depremin büyüklüğünü 7.2 altında olmayacağını açıkladı. İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul’u etkileyecek depremin büyüklüğünün 7,2’nin altında olmayacağını söyledi. Görür, “17 Ağustos’tan daha ağır bir tablo ortaya çıkacak” dedi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Depremi’nin 11. yılında NTV’ye açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Görür, şunları söyledi:
"Depreme karşı önlem alınması konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez. Japonya’da Kobe 1995 depreminde çok büyük hasarlar aldı ama 10 yıl içinde aynı büyüklükte olabilecek bir depreme çok büyük oranda şu anda hazır. İrade olur, halk bilinçlenir ve yönetimler de afetin zararlarını giderme konusunda ciddi olursa bu işler başarılabiliyor. 11 senede neler yapıldı diye baktığımızda... Burada bir siyasetçi, yerel yönetici olsa size uzun bir liste sayar, siz de çok şey yapıldı zannedersiniz. Olayı şöyle irdelemek lazım; Ne kadar yapıldı, yüzdesi nedir? Yapılan işlerin hızı nedir? Yapılan işlerin cinsi ve etkinliği nedir? Öyle işler yaparsınız ki can kaybı konusunda tefferuattır. Asıl yapmanız gereken insan hayatı kaybını minimize etmektir. Belediye, valilik, yurtdışından alınan kredilerle birtakım şeyler yaptı. Bazı viyadük, köprü, devlet daireleri ve hastaneler güçlendirildi, takviye edildi, yıkıldı... Ancak henüz yüzde 5’i aşmış değiliz. Güçlendirmemiz gerekenler karşısında bunlar işin küsüratıdır.

EVLER İÇİN BİR ŞEY YAPILMADI
Can kaybının olacağını düşündüğümüz konutlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı. ‘Devlet her vatandaşın evini de güçlendirecek değil’ diyorlar, doğrudur. Ancak beklenti de o değil. Beklenti, vatandaşa yol gösterilmesi, teşvik edilmesidir. Önemli olan finans kaynaklarını devreye sokarak, hukuksal altyapıyı hazırlayarak, TOKİ gibi birimleri de devreye sokarak arz-talep dengesini sağlayarak dönüşümü sağlamaktır. İTÜ'nün yaptığı araştırmalar sonucunda, Marmara tabanındaki faylar aktiftir ve her an deprem üretme potansiyeline sahiptir. 2029’a kadar her hangi bir anda olmak kaydıyla üretilecek deprem, hiçbir şekilde7,2’nin altında olmayacaktır. Öncelikle Tekirdağ açıklarından Adalar’a kadar 70 km’lik segmanın kırılmasını bekliyoruz. Yapı stokunun yüzde 60’ı sorunlu olan İstanbul’da 17 Ağustos’tan daha ağır bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Kandilli Rasathanesi Müdürü dün ‘Tümüyle yıkılacağını düşündüğümüz bina sayısı 40 bin’ dedi. ‘Ölü sayısı 30-40 bin olacak’ deniyor. Bir evde 10 kişi bulunduğunu varsayarsak, 400 bin insan yapar. Yüzde 60’ının sağ çıktığını düşünürsek bile ölü sayısı 30-40 binden fazla olacaktır. Ölü sayısına azaltmak iyimser, gerçekçi olmayan senaryolarla olmaz. Teşvik yapılsa, ulusal ve uluslararası finans kurumlarını biraraya getirerek, yasal koşullar oluşturulsaydı depreme hazır olunacaktı.

17 METRELİK DALGA
Tsunami ihtimali var. Marmara tsunamiye alışkın. ‘Tsunami burada olmaz, önemsizdir’ dendi ama bunlar doğru değil. Marmara’da tsunamiyi oluşturan denizaltı heyelanları var. Yaptığımız araştırmalarda, Tuzla açıklarında 17 bin sene önce büyük bir heyelan oluştuğunu tespit ettik. Adaların toplamından fazla bir bölge deniz altına doğru kayıyor. Üniversitemizden Sinan Özeren matematik modellemesini yaptı. Oluşacak tsunaminin 10 metreden fazla, yaklaşık 17 metre olduğu hesaplandı. Tarihi kayıtlara baktığımızda 1509’da tsunami olduğu ve surları aştığı kayıtlarda yer alan bir gerçek. 17 Ağustos’ta tsunami oldu, su seviyesi 2 metre yükseldi. Yapılan çalışmalarda Marmara’nın çevresinde çok sayıda tsunaminin olduğuna dair belirtiler bulundu. Depremin meydana getireceği heyelan ve kaymalar tsunamiye neden olabilir. Çınarcık çukurunun güneyinde normal atımlı fayları saptadık. O faylar harekete geçerse Marmara’da tsunami olabilir. Doğal olarak kıyı bölgeler tsunamiden etkilenecektir. En tehlikeli gördüğümüz alanda, Tekirdağ açıklarından Adalar’a kadar olan bir bölgede olacak 7,2 büyüklüğünde bir deprem, Marmara’nın güney ve kuzey kesimlerini etkileyecek. Silivri’den Adalar’a kadar, Boğaz’ın sahil kesimleri daha fazla etkilenecektir. Faya ne kadar yakınsanız o kadar etkileneceksiniz. Kıyılardan uzaklaşırsanız etkilenme dereceniz de azalacaktır. Eğer zemi sağlam değilse, bina da usule uygun yapılmamışsa yine etkilenme fazla olacaktır. Eski binaların olduğu, dolgu zemin bulunduğu ve dere yataklarında, eğer bina da uygun yapılmamışsa daha fazla etkilenme olacaktır." (NTV)
 
1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük merkezli deprem. Mw ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur.

17 Ağustos depremi, tüm Marmara Bölgesinde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı vardı. 505 kişi sakat kaldı, 285.211 konut, 42.902 iş yeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100 bine yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir.

Hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz, umarım bir daha başımıza böyle bir şey gelmez.
 
17 Ağustos 1999 Marmara depreminde hayatını kaybedenleri rahmet ve saygıyla anıyoruz.
 
Olay anında İstanbul'da olanlar bizden daha iyi bilir bu korkuyu. Allah bir daha yaşatmasın.
 
çok iyi hatırlıyorum 16 sene geçmesine rağmen hala aklımda babamın bizi o anki şaşkınlık ve korku ile çekyatların altında bulunan eşya koyma bölümüne sokmak istemişti sonra arkadan annem bağırdı olmaz orası diye dışarı kaçalım demişti ortalık zifiri karanlıktı dışarı çıktık bütün evdekiler sokağa dökülmüştü bizim sokakta ev yıkımı olmamıştı gerisini hatırlamıyorum o akşam ..
daha sonrası günlerde sokakta yatmıştık sağlık ocağının bahçesinde sonra ordan 3 mahalle yukarda bulunan amcamların evinin bahçelerinde kalmıştık çadırlarda neredeyse bütün mahalle buradaydı hatırladıklarımı yazıyorum babamla gezmeye çıktığımızı hatırlıyorum caddedeki evler yan yatmış bazıları harebeye dönmüş herkes telaş içinde pis bi koku vardı ceset kokusu gibi eniştemin evi denizin kenarında o gece uyku tutmamış balkonda oturuyormuş bi uğultu duymuş ardından denizin üstünde bi alev topu gibi sonrası malum olay gerçekleşti adeta donup kalmış balkonda korkudan ne yapacağını bilememiş ..
en iyi hatırladığım şeyde sokakta otururken o anda deprem olması hiç aklımdan çıkmaz o anki ses ve sallantı :uzgnm: büyük bi uğultu ve ardındna şiddetli bi titreme
hatta tüpraşın yandığını bile hatırlıyorum kara dumanlar izmite kadar ulaşmıştı
ilk okul a yeni başlamıştım ve çadırda eğitim gördük uzunca bi süre hala aklımdan çıkmaz hediye oyuncak dağıtıyolardı uzaktan kumanda falan bana düşe düşe küçük anahtarlık düşmüştü :)
 
Günler geçiyor, zaman akıyor ama yaralar kapansa bile izi kalıyor. 17 Ağustos hepimiz için öyle bir yara işte, izini hiç unutturmayacak bir yara. Allah tüm vefat edenlerimizin mekanını cennet eylesin. Unutmuyoruz, unutturmayacağız.
 
17 Ağustos depreminde hayatını kaybeden arkadaşlarıma, komşularıma, akrabalarıma, tanıdıklarıma ve tanımadığım diğer tüm vefat edenlere Allahtan rahmet diliyorum, hepsini saygıyla anıyorum. Ben yaşadığım sürece o günden bu güne kadar ne onları ne de yaşadıklarımı unutmadım ve unutmayacağım da.
 
  • Beğen
Tepkiler: okuyanadam
deprem günü daha 8 yaşında çocuktum kardeşim 10 gunluk bebekti çengelköyde oturuyorduk iyi sallamıştı. hayatını kaybedenlerin toprağı bol olsun geride kalanların başı sağolsun.depremi fırsat bilip yağmacılık yapan puştlarıda toprak kabul etmesin
 
Üzerinden yıllar geçti sorumlular (hepsini kastediyorum belediyeci bakan bürokrat inşaatçı...) geziyorlar ortada.... bir sürü şey söylendi bir gram ilerlemedik çünkü unutuyoruz unutturuluyor hala bilim e değer vermiyoruz . TÜBİTAK in başına hayvanat bahçesi mudurunu getirirsek daha ne olabilir? Deprem ile yaşamak zorundayız bu bir gerçek ama biz bunu hak etmiyoruz Japonlar almanlar İngilizler daha değerli önemli insanlar mı? Bizim hic mi değerimiz yok?
 
17 Ağustos 1999'da depremin ana merkezi yakındık yani biz de aynen yaşadık o depremi. Sonrasında sokaklarda çığlık sesleri, anne diye baba diye kardeşim diye bağırışmalar, alarmı öten arabalar, sağa sola kaçışmalar, bağırışmalar, artık evlere gitmemeler ve sokakta kalmalar derken çok büyük acıların yaşandığı ve hafızalardan asla silinmeyecek bir gün, bir tarihtir. 1990'lı zaman diliminde yaşanan son büyük acıydı.

Unutmadık, unutmayacağız...
 
@Anonim

1999 'dan beri ne yapıldı ?
hangi binalar sağlamlaştırıldı ?
yapılan yeni binalar gerçekten sağlammı ?

zaman en büyük yargılayıcıdır,zaman ne gösterecek göreceğiz ,bu sefer felaket büyük olacak, çünki fay hattı 20 km yakın ,140 km birden kırılır ise, ortaya çıkacak enerji büyük olur, 7 'i üzeri ,bu şu demek 50.000 bina yıkılacak ,tahmini ölü sayısı 500.000 kişi yaralı 2.500.000 ,peki hazırmıyız değil,kobe depreminde 6500 kişi ölünce kobe belediye başkanı harakiri yaptı ,bu insanların ölümünden ben sorumlu idim dedi,maşallah bazı mütehaitler pişmiş kelle gibi,onur ve haysiyetini kaybetmek hele hele paraya satmak ne kadar doğru.bu büyük yıkıma hazırız evellallah korkmuyoruz.sağ kalanlar enkaz altındakilerini kurtaracak bu halk yardımlaşacak el birliği ile ,itfaiyenin yetişemediği çok yer olacak 1.ordu devreye girecek çok asker yardıma koşacaktır yarın olabilir ya da 10 yıl sonra.
 
o tarihte ben sakaryadaydım. hiç kolay bişey değil
 
Geri