2 aydır kullanıyorum, en son geçen pazar dragos sahile kadar pedal çevirdim, toplam 47km tuttu bu da gidiş ve geliş toplam. Hala o günden beri tabanlarım ağrıyo. Dönerken de servise götürdüm, viteste sorun vardı, ön aktarıcı 2, arka aktarıcı 4teyken durduk yere vites atıyodu 5e geliyo arka aktarıcı, yolda istediğim randımanda gitmeme engel olmuştu, 3 ay sonunda yaşadığım tek sorun bu. Toplam 230km yol gittim, sahil kenarlarında kullanıyorum, yollarım %100 asfalt yollar, mecburen yol lastiği alıcam ilerde ama elimdeki sıfır malı iyice eskitmeden de masrafa girmek istemiyorum.
Fiyat 280ytl, gayet harika bir fiyat gerçekten. Bu fiyata alabileceğin en güzel bisiklettir. Ortasından yaylı çelik yığını tonla bisiklet var piyasada 400ün altında bulunması zor bu zamanda ama sezon bitiyo diye ucuzlamıştır.
Bisikletin avantajları arasında; hafifliği, uygun fiyatı, her türlü ekipmana uyumlu olan alüminyum kadrosu, iş görebilirliği .... diye sayılabilir.
dezavantajı dersen servisi, yani bu servisçiden servisçiye değişiyor.
herkes bu konuda yanılıyor eminim ki, salcano her yere servis açmıyor,hatta hiç açmıyor. mevcut olan bisiklet tamircileri bayilik ve servisçilik alabiliyor. Yani piyasadaki mevcut en az 20-30 yıllık bisikletçiler de var bendeki gibi, yani bisikletçilerin ilgisizliği, sorun çıkartmaları yüzünden salcano çok taşlanır bunun sonucunda ama asıl mesele o servisçidedir. BU forum sayesinde araştırıp aldım, neyin doğru veya yanlış oldugunu görebiliyorum çok rahat. Bazı servisçiler arıza bırakırlar bisikletinde ilerde daha büyük arıza yapınca daha fazla masrafa sokmak için. İlk gittiğimde lastiğin havası çok inikken normal demesiyle bakışlarım değişmişti, yani fikir sormadan ne yapılacağına karar verip öyle bakım yaptırıyorum bisiklete para vermeden, 20günlük bakıma götürdüğümde 2. bakım kağıdımı kesmişti ve frenlerimi sıkmamıştı.yani 20günlük bakım yerine alakasız şeyler yaptı, amortisorümü yağladı lüzumsuz yere, aynakolu kırıyordum az kalsın kaldırımdan inerken, aşırı yumuşamıştı amortisör, Çırağı veya yardımcısını bulup yaptırıyorum yani çoğu zaman.
Kısaca elin yatkınsa biraz böyle uğraşmalara, yani kendim bazı şeylere el atarım ustaya iş bırakmam gibi düşüncen varsa, yani bir ufak iş çıkınca zevkle uğraşırım diyorsan sırf stres atmak için bunu kesinlikle al derim. Şahsen düşün ki kilometre saatini aldığım gün bu bisikletle ilgili açılan sayfada arkadaşlar resimli anlatım yaptı, takip edip kendim becerdim. Tamircim düşün ki 25liraya dandik çin malı km saatini satıyo, üstüne montaj parası geçiriyo, kendim 10liraya aldım, kendim monte ettim.Üstüne keyif aldım, kendim becerdim yani. Farı sordum gene dandik led ışıklı fara 25lira dedi, işportadan 9a aldım düşün sen yani.
>Amaa yok ben bisikleti alırım torunlarıma kalsın vitrinimde tutarım, hiç uğraşamam bişeyle diyorsan o zaman pahalı bisiklet al baştan.
Sana marka önerebilirim hatta; scott, merida, trek, bianchi(shape, ultimate ve slr200 modelleri sadece)
Sonuçta bir bisiklet bu, ve bir mekanik alet neticede, ne kadar çaresiz kalabilirsin ki? Elektronik alet olsa bakakalırsın sürekli, ama uğraşa uğraşa kendin de becerebilirsin elbet yani.
Vites sistemi Tourney, yani seridışı olmayan piyasadaki en düşük vites sistemidir, en düşük derken fiyat sadece. Bence en sağlamı tourney.
Diğerlerinin farkı yeni model oluşu ve modelden modele arttıkça hafifliği sanıyorum.
Arka ve Ön göbekler ASSESS markadır, geotech bisikletlerde de var bunlar ama iş görür dayanıklılıkta. Orta göbekten sadece memnun değilim ama çok para değil onu değiştirmem. 12$ shimanonunki. Shimano alivio veya acera göbek takıcam 3 yere de ilerde, şimdi elimdekinden memnunum. Gerçi bir arkadaş vardı forumda; 2200km yol devirdi 2 ayda bu bisikletle, arka göbeği dağıttı 2200km sonunda.Yerine uzun ömürlü rulmanlı göbek taktırdı, bizdekiler bilyeli.
Ben bisikleti deniz kenarlarında, sahil yollarındaki özel bisiklet şeritlerinde sürerek hobi ve kondisyon amaçlı aldım, gayet amacıma uyan bir bisiklet. İlk aldığımda 5km yol gdiyordum önceleri, artık bu 20leri, 30ları buldu. En son işte 47km yol yaptım. Vitesteki o sorunun sebebi de o servisçinin taktığı U şeklindeki vites koruyucu biraz içe eğilmiş, vitesimi engellemiş en yüksek vitese çıkarken, onu eliyle büktüler dışa doğru, sorun ortadan kalktı.
Elimdeki bisikletin fren sisteminden memnunum, shimanoyla değiştirmek için masrafa girme gereği görmüyorum, o kadar rahat ve yumuşak ki, çok sağlam ve hassas frenleri var.
Vites kolları da sevdiğim tür elcik vites, motorlara gaz vermek için elciği kendinize doğru çevirirsiniz hani, öyle bir şey yani, mandal çevirmekten gına gelmişti zaten. 21 vites bu arada.
Bu bisikleti alıp istediğin modifiyeyi yapabilirsiniz, yani istediğiniz donanımı taktırabilirsiniz rahatça. Amortisör de gayet çok iyi, zoom marka eskiden de vardı.
Sizi masrafa sokabilecek parçalar; orta ve arka göbek, lastikler(yol lastiği ideal)..
yalnız arka göbeği shimano acera ile değiştirirseniz 21 viteslik düzeni bozmazsınız. Diğerlerini takarsanız sizi tonla masrafa sokar, jant,ona uyumlu lastik, hatta ona uyumlu en az 24 vitesli sistem ve o sisteme uyumlu arkadaki 8li dişli çark gibi masrafa girerseniz bu sefer yeni bir bisiklet alsaydım dersiniz.
, ve kendi aldığınız parçayı götürüp taktırın. Bazıları üstünde sırf shimano yazıp alakasız seri dışı ucuzu da takabilir.
Ben bisikleti kullanıyorum gayet hiçbir parçası değişmemiş halde, yani paramparça olana dek eskitmeye kararlıyım ve memnunum bu halinden bisikletin.Bisikleti hor kullanmayı pek sevmem, sürekli etrafını falan silerim evde, bakımını da yaparım arada. Tüm eşyalarıma iyi baktığımdan o yüzden elimde sağlam kalır mutlaka.
İlk aldığım zamanlar bu bisikleti alıp parça parça yükseltirim diyordum ama şimdi hiçbir şeyine el sürdürmem yani asla.
Bisikletin size uyması gerekir ilk önce boy açısından.
Kullanım alanlarınıza da uyumlu olabilmeli
arıza çıkardığında, servis konusunda ikna ve iş yaptırma konusunda becerikli olmanız gerek.Acemiliğinizi fazla belli etmeyin.
Misal vites bozuldu, bu garanti kapsamındadır, ama lastik patlamışsa olmasını beklemeyin, eskitilmeye dayalı parçalar girmez. Ama olur da Kron marka bisiklette olduğu gibi kadronuz durduk yere alttan çatır çatır çatlamaya başlamışsa garantiye girmek zorunda, asla ama asla hiçbir düzgün bisiklet yarılmaz ortadan, bu bisiklette böyle bir korkunuz olmasın ama kadronuz kırılsa veya çatlasa girer bu garantiye 2 yıl içinde, kullanıcı hatasına girmez.
Park ayağı kırılsa girmez, çünkü asla kırılmaz kendi kendine, bunu anlatamazsınız servisçiye, yani park ayağı aşağıdayken üstüne binen olunca ancak kırılabilir.
Ben bunların garantisini vermiyorum ama haklarınız var, önemli olan bunları kullanabilmek. Bazı bisikletçiler alüminyum diye çelik gövdeli bisiklet satıyo müşterinin kanına girip dolandırıcılığa başvurarak, böyle adamlardan bisiklet almayın, hatta önünden geçmeyin bile.
Bu benim gözümde resmen bir hobi bisikleti, canın sıkıldığında uğraşman için oldukça elverişli bir bisiklet sahiden.Kaskım ve eldivenimi takıp çıkıyorum yoluma, bazen trafiğe de giriyorum, hele hele sıkışıksa harika haz duyuluyo o trafikten.
Eldiven demişken, şahsen elciklerimden memnun değilim bir de, çok can yakıyo, ilk sürüşümde ellerim su toplamışcasına sızlamıştı, bunu hasarı 10ytllik eldivenle kapadım, hatta 1 kereliğine de olsa, hatta yarısını sürdürebilmiş de olsam tura katılmıştım bununla, yani düzenlenen turlarda zaten kask ve eldiven takılması zorunlu oluyo çoğunda. Zaten eldiven almalıymışım da diyorum, herhangi bir kazada (Allah korusun) ufak düşüşlerinizde özellikle elleriniz parçalanmaz.
Baya uzun oldu, umarım çok yormadım buraya kadar ama bunlar aklıma gelenler, olduğu gibi aktardım buraya. Şimdiden alacağın bisiklet her ne marka veya ne model olursa olsun, hayırlı olsun.
Önemli olan keyif alabilmen. Kısaca şu kadarını diyeyim, bu kadar yazdığım yazıyı unut istersen; kısacası bisiklete binip gittiğimde, bisikletteyken her şey siliniyo kafamdan, o kadar rahatlıyorum ki psikolojik olarak, eve geldiğimde çok rahatım özellikle ki sıkıntılarımla aramda resmen kalın duvar örüyo. Resmen aklımın ucundan geçmiyo sürekli meşgul olduğum o iş güç meselelerim...