En zevkli, tadı damakta en çok kalan turlar böyle spontane turlar oluyor aslında.
İlk turumu hatırlıyorum da, 25+ sene kadar evvel kontra-pedal göbekten vites bir şehir bisikletim vardı, öyle çok fazla da binmezdim aslında. Senelik iznime çıkmama birkaç gün var, izinde ne yapsam ne yapsam derken, bisiklete atlayıp uzaklaşabildiğim kadar uzaklaşmak istedim birden. Kafamda çok kaba bir rota vardı: Çanakkale üzerinden, Ege sahilleri boyunca güneye inerek Akdeniz'e ulaşmak.
Bir çantaya abur cubur aklıma ne geldiyse (genellikle giysi) tıkıştırdım, çantayı arka yüklüğe sıkıştırdım, iplerle bağladım, plansız, hazırlıksız, bilgisiz, malzemesiz, kondisyonsuz, kasksız... öylece yola çıktım.
Baharda yola çıktım, kimi zaman sağanağa yakalandım, üzerimdeki trençkot yağmurluk tam iyi koruyamadı tabii..

çantanın içindekiler dahil ıslanmadık cm2 kalmadı, kimi zaman lastiğim patladı ilk benzinliğe kadar bisikleti elde götürdüm (lastik tamir takımım da yoktu), bir defasında düştüm maşa yamuldu, bir bisikletçide çekiçle düzelttirdim...
Genel yön belli olmak kaydıyla, hangi yol o an ilgimi çektiyse o yoldan gittim. Kimi zaman sahil şeridini takip edeceğim diye, kumsalda son bulan sapa yollara girdim, gerisin geriye aynı yolu geri teptim. Ne çadırdan haberim vardı, ne kampçılıktan. Pansiyonlarda kaldım, lokanta ve büfelerde yedim. 2 hafta boyunca denize sıfır giderek, Ege'nin neredeyse her girinti çıkıntısını takip ederek, Bodrum'a kadar gitmiş, İstanbul'a otobüsle geri dönmüştüm. Söylemeye hacet yok, km saatim de yoktu. Kaç km yaptım bilmiyorum.
Çok acemice, çok spontane, çok hazırlıksız ve bilgisiz yapılmış bir turdu... ama hayatımdaki en zevkli turdu.
