Burçak Erbil
Forum Bağımlısı
- Kayıt
- 1 Ekim 2006
- Mesaj
- 892
- Tepki
- 2.664
- Şehir
- Istanbul
Son bir senedir iş sebebiyle Avusturya'daydım.. Eh, bu kadar zaman bisikletsiz geçirilmez diye düşünüp, aldım katlanır bir bisiklet ve onu da beraberimde götürdüm. Bunun ne kadar da yerinde bir karar olduğunu anlamam pek de uzun sürmedi. Avrupa'nın büyük bölümü gibi burası da bisikletçi için tam anlamıyla bir cennet! Ülkeyi karış karış bir baştan diğerine kapsayan, kodlanmış ve tabelalarla işaretlenmiş binlerce kilometrelik tur rotaları, kayak pisti tadında hazırlanmış MTB parkurları. Hayal gibi! Bu süre zarfında yaptığım turlardan biraz fotoğraf paylaşayım dedim. Bulunduğum kasaba Steyr; silah fabrikasıyla ünlü. Aslında bu fabrikada geçmişte traktörden bisiklete her tür makine yapılmış, ancak günümüzde bölünerek çeşitli firmalara satılmış ve eskisine oranla çok daha küçük. Bunlar kasaba etrafında yaptığım gezintilerden fotoğraflar:
Yazın günler oldukça uzadığından sabah turları da mümkün oluyordu; saat 5.00'te gün ağarırken çıkıp 2-2.5 saat bisikletten sonra duş, kahvaltı ve 8.30'da işbaşı bir yaz klasiği olmuştu
İşte aşağıdaki de böyle turlardan biri, yakınlardaki Kürnberg tepesine yaklaşık 600m'lik güzel bir tırmanış. Zirvedeki sisler içindeki kasaba tüyler ürpertici! Bu fotoğraflar Klaus baraj gölüne yaptığım gezintiden. Gidiş dönüş yaklaşık 110km, kesintisiz yağmur altında geçti, ama bugüne kadar yaptığım en unutulmaz turlardan biriydi! Fotoğraflar az da olsa bunu anlatıyor: İşte bunun gibi tabelalar tur rotalarını gösteriyor. Bütün kritik noktalarda tabela var, haritasız olarak çok rahat gidebiliyorsunuz ve yakınlardaki Linz şehrine yaptığım bir turdan kareler...
Burası yol üzerindeki St. Valentin kasabasının kilisesi; Yine yol üzerindeki Enns; ortaçağdan kalma, ülkedeki en eski kasabalardan; Tuna Nehri ve Linz. Tuna kenarından ülkeyi baştan başa geçen R1 bisiklet yolunda yazın resmen yoğun bir trafik oluyor, kışın ise bomboş. Bu arada tur bisikletimden de bahsetmeden olmaz
Dahon'u kendime göre bir miktar modifiye ettim; makul bir yokuş tırmanma kabiliyeti için aynayı 54'ten 45'e küçülttüm. Krankları 155'liklerle değiştirip, gidonu ve borusunu keserek hem alçalttım, hem de daralttım. Kilitli pedal benim için olmazsa olmaz, zaten katlanır pedallardan çok da fazla yer kaplamıyor.
Ve Linz'de kahvaltı; Weissbier + Linzertorte de burası için bir klasik oldu
Turlardan bu kadar.. Ama daha bitmedi, biraz da karşıma çıkan klasik bisikletlerden örneklerle devam edelim; Bunlar Viyana'daki bir bisikletçiden; Yine Viyana'da bulduğum bir koleksiyoncunun ufak deposu.. Ama asıl nadide parçalar olan bisikletler burada görünmüyor, onlar aşağıdaki karanlık bir odada tutuluyor
Bu fotoğraflar uzun zaman önce internet üzerinden tanıştığım bir koleksiyoncunun stüdyosundan. Sırf bu arkadaşla görüşmek için Münih'e kadar gittim. Bunlar devasa bir envanterin sadece ufak bir kısmı!
En soldaki bisiklete dikkat; bu bir "stayer bike". Bu yarış stili, velodromda motorlu bir "pacer"ın arkasında alabildiğine basmak şeklinde! Küçük ön teker ve ters ön maşa, pacer'ın hava boşluğuna daha iyi girebilmek için. Keza aşırı öndeki sele de sürücüyü mümkün olduğunca öne doğru konumlandırarak aynı amaca hizmet ediyor. Selenin en uç noktası kurallarla kısıtlı, sele ucunun kesik olmasının sebebi bu. Ayrıca bisikletin öndeki motora fazla yaklaşmasını motorun arkasındaki bir merdane sınırlıyor. Bisikletin maşası ve gidonu arasındaki bağlantı elemanı da, teker bu merdaneye çarptığında maşanın kırılmasını engelliyor. Bu boya stili klasik bisikletler için çok aranan ve pek fazla bulunmayan bir özellik. Full krom kaplama üzerine yarı saydam boya/vernik karışımı bir kat ile bu müthiş görünüm elde ediliyor;
Dönelim Viyana sokaklarına.. Ve konuyu yine oldukça ilgi çekici bir bisikletle kapatalım; daha önce sözettiğim Steyr fabrikasından çıkan bir örnek; Fren sistemine özellikle dikkat çekmek isterim!
Yazın günler oldukça uzadığından sabah turları da mümkün oluyordu; saat 5.00'te gün ağarırken çıkıp 2-2.5 saat bisikletten sonra duş, kahvaltı ve 8.30'da işbaşı bir yaz klasiği olmuştu
Burası yol üzerindeki St. Valentin kasabasının kilisesi; Yine yol üzerindeki Enns; ortaçağdan kalma, ülkedeki en eski kasabalardan; Tuna Nehri ve Linz. Tuna kenarından ülkeyi baştan başa geçen R1 bisiklet yolunda yazın resmen yoğun bir trafik oluyor, kışın ise bomboş. Bu arada tur bisikletimden de bahsetmeden olmaz
Ve Linz'de kahvaltı; Weissbier + Linzertorte de burası için bir klasik oldu
En soldaki bisiklete dikkat; bu bir "stayer bike". Bu yarış stili, velodromda motorlu bir "pacer"ın arkasında alabildiğine basmak şeklinde! Küçük ön teker ve ters ön maşa, pacer'ın hava boşluğuna daha iyi girebilmek için. Keza aşırı öndeki sele de sürücüyü mümkün olduğunca öne doğru konumlandırarak aynı amaca hizmet ediyor. Selenin en uç noktası kurallarla kısıtlı, sele ucunun kesik olmasının sebebi bu. Ayrıca bisikletin öndeki motora fazla yaklaşmasını motorun arkasındaki bir merdane sınırlıyor. Bisikletin maşası ve gidonu arasındaki bağlantı elemanı da, teker bu merdaneye çarptığında maşanın kırılmasını engelliyor. Bu boya stili klasik bisikletler için çok aranan ve pek fazla bulunmayan bir özellik. Full krom kaplama üzerine yarı saydam boya/vernik karışımı bir kat ile bu müthiş görünüm elde ediliyor;
Dönelim Viyana sokaklarına.. Ve konuyu yine oldukça ilgi çekici bir bisikletle kapatalım; daha önce sözettiğim Steyr fabrikasından çıkan bir örnek; Fren sistemine özellikle dikkat çekmek isterim!


