Günlerdir planlarını yaptığımız,hayallerimizi süsleyen turmuzun sabahında hepimiz erkenden kalkmış ve buluşma noktamıza heyecanlı bir şekilde pedallarımız dönmeye başlamıştı.
Uzun yol için tüm hazırlıklarımız tamam ve buna ek olarak baharın en güzel zamanında günlük güneşilk bir günün kucağına atıyorduk kendimizi.
Birer birer pedal sever arkadaşlarımız gelmeye başladı ve uzaktan hissedilir bir derecede yüzlerindeki gülücüklerle.
06:45 te pedallarımız dönmeye başladı ve istikametimiz merter başlangıçlı Güngören-bağcılar-mahmutbey-habipler-arnavutköy-tayakadın ve çatalca yolu üzerinden balabana varış.
Sabah saatlerinde yolların boş oluşundan faydalanarak muhabbet eşiliğinde sürüş tempomuzu devam ettirdik.tüm guruptaki herkesin o kadar çok anlatıcak bir şeyi ve ortak noktası varmışki bu güzel anlatımlar tüm gün boyunca sürdü.
İlk molamızı habipler yönünde lastik patlaması ile verince durumu değerlendiren dostlarımız sabah keyiflerini tazelediler.
Şehir dışına doğru ilerlediğimiz dakikalardan itibaren temiz havayı hissetmeye başlamıştık çiğerlerimizde. 2. molamızı habiplerde küçük bir börekçi dükkanında vererek şansımıza fırından yeni çıkan sımsıcak poçalarımızı ve taptaze böreklerimizi çaylarımız eşliğinde midemize indiriken çaylarımızıda yudumluyorduk.
Vaktimiz boldu keyfimize göre pedal basıp bulunduğumuz ortamın tadını en iyi şekilde çıkarmak adına her fırsatta fotoğraf karelerinde yer alıyorduk.şurda doğa foroğrafı burada hatıra fotoğrafı yada değişik poslarla sıralanıyorduk peşpeşe bu günleri bir daha hiç yaşayamıyacakmışızcasına anı ölümsüzleştiriyorduk.
Sağlı sollu çevrili Pikmik alanlarının kenarından geçerken ağaç gölgelerini ne kadar çok özlediğimizi ve yeni yeni filizlenene papatyaların yemyeşil çimenlerle sevişmesi gözümüze takılıyordu.
Bu güzergahtan belki daha önce defalarca araba ile geçmiştik ama bisikletle olunca ayağımız yere basıyor,rüzgar yüzümüze vuruyor ve bahar havasının yaygığı oksijeni hissedebiliyorduk ve işte bisiklet sevgisi bu olsa gerekti.
Tayakadın’a vardığımızda planlarını önceden yaptığımız kasapta yapılmış sucuklarımızı ve hemen karşısından yine orada bulunan fırından mis gibi tazecik ekmeklerimizi alıp,içeçek ikmallerimizide yapıp son durağımız olan saray-çatalca tabelasının yönüne doğru devam ediyoruz birkaç rampa sonunda beklenen sağa dönmemizi gösteren balaban köyü tabelası bizlere dur dercesine gideceğiniz yön bu tarafta diyerekten ana yoldan ayırarak bizi orman içine göl kenarına doğru istikametimizi çeviriyordu.
Tali yolda balabana tekerlerimiz daha bir hızla dönmeye başladı ve birkaç dakika sonra balıkçı ve kamp yapan dostlarımızın yanına ulaşmış olduk.
Burada tecrübeli olan arkadaşlarımız etrafı taşlarla çevrili doğal imkanlarla yapılmış ateşimizi yakıveriyorlar bir çırpıda.Mangalın başında sucukları pişirirken buluyorum bir anda kendimi.
Etrafta bizim gibi heyecanlı piknik yapan doğanın kucağına kendini atmış insanlar neşe ile gülücükler saçıyorlar etraflarına.
Cuma gününden beri göl kenarında çadır kurup kamp yapan arkadaşlarımızla kaynaşıp ikram ettikleri yeni tutmuş oldukları turna balığını bizlerede ikram ederek hoş geldiniz diyorlar.
Uzun bir dinlemenin ardında balaban yönüne doğru tekrar pedallar dönmeye başladı ve köyün girişinde bulunan piknik alanında soluklanarak geri dönüş için aracımızı beklemeye başladık ve çok geçmeden gelen aracın kasasına cümbül cemaat doluşarak istanbul’a doğru dönüşe geçiyoruz.
Avrupa Yakası Pedal Gurubu olarak gerçekleştirdiğimiz etkinliğimizde tüm bisiklet severlerin katılımını bekliyerek sevgilerimizi iletiyoruz.