Ahmet Can Yakışır
Forum Bağımlısı
- Kayıt
- 8 Kasım 2008
- Mesaj
- 749
- Tepki
- 1.119
- Yaş
- 39
- Şehir
- Maltepe / İstanbul
- Bisiklet
- Sedona
Bu bölümde farklı yol koşullarında bisiklete hakim olarak güvenle viraj almanızı sağlayacak yöntemlerden bahsedeceğim. Öncelikle genel bir bilgi olarak şunu söyleyeyim; fren yapılmadığı durumlarda bisikletler önden kayar. Bu kayma ise ya bisikleti kontrol edilemez şekilde yatırarak yere düşürür, ya da çok daha kötüsü gerçekleşerek gidon tamamen yana dönüp bisikletin arkasını havalandırır ve uçarsınız. O yüzden bir virajda her şeyden önce gidonu kontrol etmeli, ve ön tekerleği zorlamamaya dikkat etmelisiniz. Daha önce panik freni anlatırken, düz yolda ön frenin ne kadar çok işe yaradığına geniş olarak yer vermiştim. Ancak viraj içinde özellikle ön freni çok dikkatli kullanmalı, ve mümkünse frenlemeyi viraja girmeden önce yapıp yeterince yavaşlamış olmalısınız. Bisikletin kaymasını arka tekerleğe yönlendiren başka bir yöntem ise yanlama olup, bu başlığın devamı olarak kısa süre içinde forumda yayınlanacak.
Ön bilgileri verdikten sonra, kritik bir hızda viraja girdiğinizi varsayarak anlatmaya başlıyorum:
Bisikleti Dik Tutarak Viraj Alma (Kaygan Zemin)
Slick (desensiz) lastikler dışında bütün bisiklet lastikleri, yapılarından dolayı en yüksek tutunma kuvvetini dik dururken sağlarlar. Örneğin mtb lastiklerinin dişleri; çamur ya da kum gibi yumuşak bir zemini yarıp ortaya yerleşecek şekilde kıvrımlar içerir. Asfalt için yapılan desenli lastiklerde ise, yüzeydeki kanallar zemindeki suyu vakumlayarak yanlardan dışarı atar. Lastiklerin bu yapısı, az önce de belirttiğim üzere en çok dik dururken işe yarar. Aynı lastiği yana yatırdığınızda, dişlerinin ya da su kanallarının verimi giderek azalmaya başlar ve belli bir açıyı geçtiğinizde, lastiğin kaygan zeminle mücadele özelliği tamamen kaybolur. Böylece kayma başlar, ve bisiklet tamamen kontrolünüzden çıkar. İşte bunun olmaması için, kaygan zeminde girilen virajlarda farklı bir teknik uygulamak gerekiyor.
Normalde bir virajı alırken; merkezkaç kuvvetinden dolayı bisikletin üzerindeki ağırlık, virajın dış tarafına doğru çekilir. Biz de buna karşılık bisikleti virajın iç tarafına doğru yatırırız, böylece dengede kalırız. Ancak kaygan bir zemine geldiğimizde, ağırlığımızı yine virajın iç tarafına çekeceğiz; fakat bu sefer bisikleti hiç yatırmayıp, tamamen gövdemizi yana eğmek suretiyle ağırlık aktarımını sağlayacağız. Hatta gerekirse, hafifçe ayağa kalkıp seleden tamamen ayrılacağız ve gövdemizi bisiklet kadrosundan uzaklaştırarak virajın içine yaklaşacağız. Böylece yine ağırlığımızı dengeleyip, viraj içindeki merkezkaç kuvvetine karşı dengede kalacağız. Ancak bu sefer lastiklerimiz de kaygan zeminde mümkün olan en iyi tutunmaya sahip olmaya devam edecek. Bu tekniğin size hızdan ziyade güvenlik sağladığını hiç bir zaman unutmayın. bir lastik; gerek üzerindeki desenlerle, gerekse de su kanallarıyla ne kadar iyi dizayn edilmiş olursa olsun, ıslak zeminde yine de düşündüğünüzden az bir tutunmaya sahip olacaktır. bu nedenle siz siz olun, kaygan zeminde virajlara girmeden önce yavaşlayabildiğiniz kadar yavaşlayın. ve daha önce de belirttiğim gibi; viraj içinde, hele ki kaygan zemindeyseniz, özellikle ön freni çok ama çok dikkatli kullanın...
Bisikleti Aşırı Yatırarak Viraj Alma (Kuru Asfalt)
Bu yöntem; zeminle lastikler arasındaki tutunmanın çok iyi olduğu durumlarda lastiklerin limitlerini sonuna kadar zorlayarak, yüksek hızlarda viraj alabilmeyi sağlıyor. Baştan uyarayım; kuru olsa da üzerinden çok araç geçtiği için pürüzsüzleşmiş bir asfalt üzerinde bunu denemeye kalkışmayın. İkincisi, ıslak zeminde bunu yapmayı düşünmeyin bile. Ama kuru bir asfaltta, özellikle de yeni ve pütürlü bir yüzey varsa, işte tam bu harekete uygun bir zemindesiniz demektir.
Aslında forumda sırf bu alt başlık için ayrı bir anlatım var, o yüzden ben çok detaya girmeden özet geçeceğim: Öncelikle viraja girmeden hemen önce, virajın iç tarafındaki ayağımız yukarıda kalacak şekilde aynakolun pozisyonunu ayarlıyoruz. Viraja girdiğimizde; bisikleti yönlendirmek için gidonu kırarken bir yandan da bisikletin gövdesini o tarafa doğru yatırabildiğimiz kadar yatırıyoruz. Bisikletinizi daha çok yatırdıkça, gövdenizi refleks olarak dikleştirdiğinizi farkedersiniz. Daha da yattıkça, gidonun da giderek düzleşmeye yaklaştığını farkedeceksiniz. Bu şekilde, bisikletin altında kalan bacağınız yere iyice yaklaşana kadar bisikleti yatırma imkanınız var. Kadroyu ne kadar yatırırsanız, ağırlık merkeziniz de o kadar viraj içine kayacak ve sizi o tarafa çeken bir etki sağlayacak.
İşte bu etki, sanki fizik kanunlarındaki bir boşluktan yararlanıyormuşçasına yeni bir kuvvet bileşkesi oluşturuyor. Normalde dönüş kuvvetinin büyük kısmı ön tekerleğe binerken, bu yöntemde arka lastiğin de potansiyeli ortaya çıkartılarak daha yüksek dönüş kuvvetlerine de karşı koyabilmeniz sağlanıyor. Gel gelelim bu yöntem; sadece kaygan olmayan yollarda işe yarıyor. Eğer ki viraj içinde bir ıslaklık varsa, derhal doğrulup fren yaparak yavaşlamalı ve ıslak zeminde viraj alma pozisyonuna geçmelisiniz. Bu da elbette ustalık isteyen bir durum. Şimdi biraz da, viraj içinde takip edilebilecek ideal çizgilerden bahsedelim:
Viraj Çizgileri
Buraya kadarki kısımlarda, kendi belirlediğiniz bir çizgi üzerinde viraj almanın yöntemlerini anlattım. Bu sefer olaya yeni bir boyut getirerek, yarış dünyasından birtakım bilgileri sizlere sunuyorum. Aşağıda 3 farklı viraj çeşidi için, bisikletinizi en az zorlayacak hayali ya da gerçek çizgilerden bahsedeceğim:
Sağa Viraj
Türkiye'deki trafik kuralları gereği, gidiş-geliş şeklindeki çift yönlü bir yolda trafik sağdan akar. Tüm şeritlerin gidiş yönünde aktığı yollarda ise; en yavaş taşıtlar en sağ şeritten giderken, en hızlılar yolun en solunu kullanır. Biz bisikletliler ise her halukarda yolun en sağından, hatta şerit bile olmayan sağ kenardan ilerlemek durumundayız. Ancak aslında bu şekilde bir miktar tehlikeye de giriyoruz... Bir virajın en dış ve en iç kenarları arasında, geometrik olarak büyük bir fark vardır ki o da o kenarları oluşturan çember parçalarının yarıçaplarıdır. Buna göre en iç kenarın yarıçapı küçük, en dış kenarın yarıçapı ise büyüktür. Düz çizgi, teorik olarak sonsuz büyüklükte bir yarıçapa sahip olan bir çemberdir. Şimdi biraz düşünecek olursak; düz çizgi halinde ilerlerken bisiklet yanlara doğru hiç bir kuvvete maruz kalmaz. Çok keskin bir dönüş yaparken ise, bisikletimizle mümkün olduğu kadar küçük yarıçaplı bir çember çizeriz ve lastiklerimiz oldukça zorlanır... İşte viraj içinde; ne kadar dıştan dönersek o kadar büyük yarıçaplı bir daire çizmiş oluruz ve aynı oranda daha güvende oluruz. Gel gelelim sağa virajlarda, yolun en iç tarafında kalmak; özellikle yüksek hızlarda bizim için tehlike arz ediyor.
Peki ne yapmalıyız?
Aslında bu sorunun cevabı, büyük ölçüde trafiğin durumuna bağlı. Eğer hızımızı almış bir halde bir sağ viraja yaklaşıyorsak, öncelikle arkamızı bir kontrol etmeliyiz. Arkamızdan konvoy halinde 4 tekerlekliler geliyorsa yapılacak hiç birşey yok, yavaşlayıp güvenle virajı alabilecek bir hıza düşeceğiz. Ancak arkamızdan gelen yoksa daha şanslıyız. Bu sefer, yolun en ortasına geçeceğiz. Böylece karşı yönden gelmekte olan araçların yolunu işgal etmeden, o virajı alabileceğimiz en büyük yarıçapa sahip çizgiye ulaşmış oluyoruz. Yolun en ortasına geçmenin başka bir avantajı ise; virajın daha ilerisinde neler olup bittiğini görebilme şansını bize sunuyor olması. Böylece viraj çıkışına kadar karşılaşabileceğimiz bir tehlikeye karşı, biz de daha önceden gardımızı alabiliriz. Bu arada; virajı bitirirken yine arkamızı kontrol ederek yeniden yolun en sağına geçmeliyiz. Aksi takdirde, özellikle karşı yönden sollama yaparak gelen araçlara karşı tamamen savunmasız kalırız...
Sola Viraj
Burada işimiz daha kolay, çünkü yol üzerindeki konumumuzu hiç değiştirmiyoruz. Zaten en güvenli kısım olan en dış kenarda kalarak, güzelce dönüp yolumuza devam ediyoruz...
Apex - Trafiksiz Yol
Bu yöntemde hayali bir çizgiyi takip edecek, ve virajın en dış kenarını bile aşan büyüklükte bir yarıçapı olan bir çember çizeceğiz. Ancak öncelikle yolun buna uygun olması gerekiyor... Bir kere şehiriçinde, kalabalık yollarda bu yöntemi denemeyin bile. Çünkü her an yola bir taşıt ya da yaya fırlayabilir, ve konudan bihaber oldukları için ne taraftan gittiğinizi bir türlü çözemeyip kazaya sebebiyet verebilirler. İyisi mi siz bu yöntemi, sadece bomboş dağ yollarında uygulayın. Bu yöntemde; viraj içinde ne dış, ne de iç kenara bağlı kalıyoruz. Başlamadan önce; virajın başını, ortasını, ve sonunu gözünüzle kestirip beyninizde harita olarak oluşturabilmeniz gerekiyor. O yüzden bilmediğiniz virajda yapmayın, sonunu görebildiğiniz bütün virajlarda ise rahatlıkla yapabilirsiniz.
Çok yüksek bir hızda ilerlerken, sonuna kadar görebildiğiniz keskin bir viraja yaklaştığınızı düşünün. Öncelikle; önünüzdeki virajın dış kenarı yolun ne tarafıysa, o tarafa tamamen yanaşın ve gerektiği kadar yavaşlayın. Virajın tam giriş noktasına gelmek üzereyken, virajın iç kenarının tam orta noktasını gözünüzle kestirin. İşte o noktaya, viraj boyunca en dıştan en içe doğru kayacak şekilde bir eğri çizerek ulaşacaksınız. Bu şekilde yönünüzü ayarlayın ve tam virajın en ortasında, en iç tarafa yanaşmış olun. Hala ilerliyor olacaksınız, ve gidonu hiç bozmadan devam ettiğiniz takdirde yine virajın dışına doğru gitmeye başlayacaksınız. Bunu hiç bozmayın, ve virajın tam bittiği yerde yine yolun en dışına gelmiş olarak virajdan çıkıp pedallara basın. İşte bu şekilde; tam bir yarışçının viraj aldığı şekilde, o viraj için olabilecek en geniş çaplı çemberi çizerek virajı almış oluyorsunuz. Elbette yarışçılar bu yöntemi daha hızlı giderek sınırları zorlamak için yapıyor, ama siz sadece güvenlik için yapıyor olacaksınız. O yüzden bu yönteme güvenip de çok yüksek hızlarda viraj almaya çalışmayın, üzülmeyin.
Bir sonraki konumuz olan yanlamayla tekrar buluşana kadar, şimdilik hoşçakalın. Merak edenler için önceki konular:
İleri Sürüş Teknikleri - Panik Fren
İleri sürüş teknikleri - Yana veya arkaya bakarak gitmek
Ön bilgileri verdikten sonra, kritik bir hızda viraja girdiğinizi varsayarak anlatmaya başlıyorum:
Bisikleti Dik Tutarak Viraj Alma (Kaygan Zemin)
Slick (desensiz) lastikler dışında bütün bisiklet lastikleri, yapılarından dolayı en yüksek tutunma kuvvetini dik dururken sağlarlar. Örneğin mtb lastiklerinin dişleri; çamur ya da kum gibi yumuşak bir zemini yarıp ortaya yerleşecek şekilde kıvrımlar içerir. Asfalt için yapılan desenli lastiklerde ise, yüzeydeki kanallar zemindeki suyu vakumlayarak yanlardan dışarı atar. Lastiklerin bu yapısı, az önce de belirttiğim üzere en çok dik dururken işe yarar. Aynı lastiği yana yatırdığınızda, dişlerinin ya da su kanallarının verimi giderek azalmaya başlar ve belli bir açıyı geçtiğinizde, lastiğin kaygan zeminle mücadele özelliği tamamen kaybolur. Böylece kayma başlar, ve bisiklet tamamen kontrolünüzden çıkar. İşte bunun olmaması için, kaygan zeminde girilen virajlarda farklı bir teknik uygulamak gerekiyor.
Normalde bir virajı alırken; merkezkaç kuvvetinden dolayı bisikletin üzerindeki ağırlık, virajın dış tarafına doğru çekilir. Biz de buna karşılık bisikleti virajın iç tarafına doğru yatırırız, böylece dengede kalırız. Ancak kaygan bir zemine geldiğimizde, ağırlığımızı yine virajın iç tarafına çekeceğiz; fakat bu sefer bisikleti hiç yatırmayıp, tamamen gövdemizi yana eğmek suretiyle ağırlık aktarımını sağlayacağız. Hatta gerekirse, hafifçe ayağa kalkıp seleden tamamen ayrılacağız ve gövdemizi bisiklet kadrosundan uzaklaştırarak virajın içine yaklaşacağız. Böylece yine ağırlığımızı dengeleyip, viraj içindeki merkezkaç kuvvetine karşı dengede kalacağız. Ancak bu sefer lastiklerimiz de kaygan zeminde mümkün olan en iyi tutunmaya sahip olmaya devam edecek. Bu tekniğin size hızdan ziyade güvenlik sağladığını hiç bir zaman unutmayın. bir lastik; gerek üzerindeki desenlerle, gerekse de su kanallarıyla ne kadar iyi dizayn edilmiş olursa olsun, ıslak zeminde yine de düşündüğünüzden az bir tutunmaya sahip olacaktır. bu nedenle siz siz olun, kaygan zeminde virajlara girmeden önce yavaşlayabildiğiniz kadar yavaşlayın. ve daha önce de belirttiğim gibi; viraj içinde, hele ki kaygan zemindeyseniz, özellikle ön freni çok ama çok dikkatli kullanın...
Bisikleti Aşırı Yatırarak Viraj Alma (Kuru Asfalt)
Bu yöntem; zeminle lastikler arasındaki tutunmanın çok iyi olduğu durumlarda lastiklerin limitlerini sonuna kadar zorlayarak, yüksek hızlarda viraj alabilmeyi sağlıyor. Baştan uyarayım; kuru olsa da üzerinden çok araç geçtiği için pürüzsüzleşmiş bir asfalt üzerinde bunu denemeye kalkışmayın. İkincisi, ıslak zeminde bunu yapmayı düşünmeyin bile. Ama kuru bir asfaltta, özellikle de yeni ve pütürlü bir yüzey varsa, işte tam bu harekete uygun bir zemindesiniz demektir.
Aslında forumda sırf bu alt başlık için ayrı bir anlatım var, o yüzden ben çok detaya girmeden özet geçeceğim: Öncelikle viraja girmeden hemen önce, virajın iç tarafındaki ayağımız yukarıda kalacak şekilde aynakolun pozisyonunu ayarlıyoruz. Viraja girdiğimizde; bisikleti yönlendirmek için gidonu kırarken bir yandan da bisikletin gövdesini o tarafa doğru yatırabildiğimiz kadar yatırıyoruz. Bisikletinizi daha çok yatırdıkça, gövdenizi refleks olarak dikleştirdiğinizi farkedersiniz. Daha da yattıkça, gidonun da giderek düzleşmeye yaklaştığını farkedeceksiniz. Bu şekilde, bisikletin altında kalan bacağınız yere iyice yaklaşana kadar bisikleti yatırma imkanınız var. Kadroyu ne kadar yatırırsanız, ağırlık merkeziniz de o kadar viraj içine kayacak ve sizi o tarafa çeken bir etki sağlayacak.
İşte bu etki, sanki fizik kanunlarındaki bir boşluktan yararlanıyormuşçasına yeni bir kuvvet bileşkesi oluşturuyor. Normalde dönüş kuvvetinin büyük kısmı ön tekerleğe binerken, bu yöntemde arka lastiğin de potansiyeli ortaya çıkartılarak daha yüksek dönüş kuvvetlerine de karşı koyabilmeniz sağlanıyor. Gel gelelim bu yöntem; sadece kaygan olmayan yollarda işe yarıyor. Eğer ki viraj içinde bir ıslaklık varsa, derhal doğrulup fren yaparak yavaşlamalı ve ıslak zeminde viraj alma pozisyonuna geçmelisiniz. Bu da elbette ustalık isteyen bir durum. Şimdi biraz da, viraj içinde takip edilebilecek ideal çizgilerden bahsedelim:
Viraj Çizgileri
Buraya kadarki kısımlarda, kendi belirlediğiniz bir çizgi üzerinde viraj almanın yöntemlerini anlattım. Bu sefer olaya yeni bir boyut getirerek, yarış dünyasından birtakım bilgileri sizlere sunuyorum. Aşağıda 3 farklı viraj çeşidi için, bisikletinizi en az zorlayacak hayali ya da gerçek çizgilerden bahsedeceğim:
Sağa Viraj
Türkiye'deki trafik kuralları gereği, gidiş-geliş şeklindeki çift yönlü bir yolda trafik sağdan akar. Tüm şeritlerin gidiş yönünde aktığı yollarda ise; en yavaş taşıtlar en sağ şeritten giderken, en hızlılar yolun en solunu kullanır. Biz bisikletliler ise her halukarda yolun en sağından, hatta şerit bile olmayan sağ kenardan ilerlemek durumundayız. Ancak aslında bu şekilde bir miktar tehlikeye de giriyoruz... Bir virajın en dış ve en iç kenarları arasında, geometrik olarak büyük bir fark vardır ki o da o kenarları oluşturan çember parçalarının yarıçaplarıdır. Buna göre en iç kenarın yarıçapı küçük, en dış kenarın yarıçapı ise büyüktür. Düz çizgi, teorik olarak sonsuz büyüklükte bir yarıçapa sahip olan bir çemberdir. Şimdi biraz düşünecek olursak; düz çizgi halinde ilerlerken bisiklet yanlara doğru hiç bir kuvvete maruz kalmaz. Çok keskin bir dönüş yaparken ise, bisikletimizle mümkün olduğu kadar küçük yarıçaplı bir çember çizeriz ve lastiklerimiz oldukça zorlanır... İşte viraj içinde; ne kadar dıştan dönersek o kadar büyük yarıçaplı bir daire çizmiş oluruz ve aynı oranda daha güvende oluruz. Gel gelelim sağa virajlarda, yolun en iç tarafında kalmak; özellikle yüksek hızlarda bizim için tehlike arz ediyor.
Peki ne yapmalıyız?
Aslında bu sorunun cevabı, büyük ölçüde trafiğin durumuna bağlı. Eğer hızımızı almış bir halde bir sağ viraja yaklaşıyorsak, öncelikle arkamızı bir kontrol etmeliyiz. Arkamızdan konvoy halinde 4 tekerlekliler geliyorsa yapılacak hiç birşey yok, yavaşlayıp güvenle virajı alabilecek bir hıza düşeceğiz. Ancak arkamızdan gelen yoksa daha şanslıyız. Bu sefer, yolun en ortasına geçeceğiz. Böylece karşı yönden gelmekte olan araçların yolunu işgal etmeden, o virajı alabileceğimiz en büyük yarıçapa sahip çizgiye ulaşmış oluyoruz. Yolun en ortasına geçmenin başka bir avantajı ise; virajın daha ilerisinde neler olup bittiğini görebilme şansını bize sunuyor olması. Böylece viraj çıkışına kadar karşılaşabileceğimiz bir tehlikeye karşı, biz de daha önceden gardımızı alabiliriz. Bu arada; virajı bitirirken yine arkamızı kontrol ederek yeniden yolun en sağına geçmeliyiz. Aksi takdirde, özellikle karşı yönden sollama yaparak gelen araçlara karşı tamamen savunmasız kalırız...
Sola Viraj
Burada işimiz daha kolay, çünkü yol üzerindeki konumumuzu hiç değiştirmiyoruz. Zaten en güvenli kısım olan en dış kenarda kalarak, güzelce dönüp yolumuza devam ediyoruz...
Apex - Trafiksiz Yol
Bu yöntemde hayali bir çizgiyi takip edecek, ve virajın en dış kenarını bile aşan büyüklükte bir yarıçapı olan bir çember çizeceğiz. Ancak öncelikle yolun buna uygun olması gerekiyor... Bir kere şehiriçinde, kalabalık yollarda bu yöntemi denemeyin bile. Çünkü her an yola bir taşıt ya da yaya fırlayabilir, ve konudan bihaber oldukları için ne taraftan gittiğinizi bir türlü çözemeyip kazaya sebebiyet verebilirler. İyisi mi siz bu yöntemi, sadece bomboş dağ yollarında uygulayın. Bu yöntemde; viraj içinde ne dış, ne de iç kenara bağlı kalıyoruz. Başlamadan önce; virajın başını, ortasını, ve sonunu gözünüzle kestirip beyninizde harita olarak oluşturabilmeniz gerekiyor. O yüzden bilmediğiniz virajda yapmayın, sonunu görebildiğiniz bütün virajlarda ise rahatlıkla yapabilirsiniz.
Çok yüksek bir hızda ilerlerken, sonuna kadar görebildiğiniz keskin bir viraja yaklaştığınızı düşünün. Öncelikle; önünüzdeki virajın dış kenarı yolun ne tarafıysa, o tarafa tamamen yanaşın ve gerektiği kadar yavaşlayın. Virajın tam giriş noktasına gelmek üzereyken, virajın iç kenarının tam orta noktasını gözünüzle kestirin. İşte o noktaya, viraj boyunca en dıştan en içe doğru kayacak şekilde bir eğri çizerek ulaşacaksınız. Bu şekilde yönünüzü ayarlayın ve tam virajın en ortasında, en iç tarafa yanaşmış olun. Hala ilerliyor olacaksınız, ve gidonu hiç bozmadan devam ettiğiniz takdirde yine virajın dışına doğru gitmeye başlayacaksınız. Bunu hiç bozmayın, ve virajın tam bittiği yerde yine yolun en dışına gelmiş olarak virajdan çıkıp pedallara basın. İşte bu şekilde; tam bir yarışçının viraj aldığı şekilde, o viraj için olabilecek en geniş çaplı çemberi çizerek virajı almış oluyorsunuz. Elbette yarışçılar bu yöntemi daha hızlı giderek sınırları zorlamak için yapıyor, ama siz sadece güvenlik için yapıyor olacaksınız. O yüzden bu yönteme güvenip de çok yüksek hızlarda viraj almaya çalışmayın, üzülmeyin.
Bir sonraki konumuz olan yanlamayla tekrar buluşana kadar, şimdilik hoşçakalın. Merak edenler için önceki konular:
İleri Sürüş Teknikleri - Panik Fren
İleri sürüş teknikleri - Yana veya arkaya bakarak gitmek


