Scudo Sports

Türkiye'de ki bisikletçi vs. ChainReactionCycles

Gökhan S.

Aktif Üye
Kayıt
10 Temmuz 2012
Mesaj
197
Tepki
127
Şehir
Ankara
Bisiklet
Cannondale
Türk bisikletçisi ile maceram: Bisikletim de garantiden bir parça değişmesi gerekli. Hayati bir parça olduğu için de bisikletimi randımanlı kullanamıyorum. Bu hafta 2 ay olacak ve hala parça yurtdışından elimize geçmedi diyorlar.

CRC ile maceram: Geçenlerde CRC'den 2 çift lastik aldım. Bir tanesinde balans problemi oldu. Ne kadar uğraşırsan uğraş yalpa yapıyor. Videosunu çektim gönderdim, aynı gün yenisini gönderdiklerine dair email attılar. Benim emailime cevap atmaları ve kargoya yeni ürünü vermeleri arasında geçen süre 4-5 saat.

Aranızda çalışanlarınız varsa bilirler yurtdışında birine email atarsanız aynı gün cevap dönerler. Dönemeseler de yoğun olduklarına dair otomatik cevap döner. Bisikleti aldığım bayi de işte mail attık daha cevap gelmedi vs. diye oyalıyor beni 2 aydır:) Bakalım ne zaman gelecek yeni parça.
 
  • Beğen
Tepkiler: ykaracavus
Scudo
adamlar işini ciddiye alıyor bizim ülkemizde insana verilen değer sıfıra yakın arkadaşım. bunu hiç bir degiştirmeyecek üzgünüm.
 
@Enes Gürel

Aslında daha çok günlük kazanç peşinde koşmak bence. Bana yardımcı olup yurtdışından parça beklemek yerine elindekini taksa veya işimin peşinden daha istekli koştursa ben hep senden alışveriş yaparım çevremdekilere de öneririm. Çoğu esnaf günlük kazanç peşinde koşuyor maalesef, müşteri kazanmak aslolan.
 
Malesef benim de gördüğüm Türkiye'de durum böyle. Scott bisikletimin parçasını aylarca distribütörden bekledim gelmedi. Aldığım bayi sağolsun elindeki bisikletten söküp yolladı da halloldu yoksa hala bekliyordum. Distribütör parça lazım olunca hemen getirtmiyor, elinde varsa veriyor yoksa bekliyorsun. Tahminimce yılda bir veya iki kez bisiklet geliyor distribütöre, onlarla beraber de varsa parça siparişleri geliyor. Adamın maşası bozukmuş yurtdışından istetelim kargoya verdirelim getirtelim demiyorlar.
 
  • Beğen
Tepkiler: Gökhan S.
Avrupa ile Türkiye'yi karşılaştırmanız çok yanlış bu konularda. Tamamen farklı kulvarlardayız :)
 
  • Beğen
Tepkiler: Gökhan S.
İğneyi de kendimize batırmamız gerektiğini düşünüyorum; ülkemizdeki esnafın yurtdışındaki satıcılara göre çok daha kötü satış sonrası hizmet sunmasının sebeplerinden biri de bizim beklentilerimiz ve davranışlarımız.

CNC sorunu kısa sürede çözmek zorunda, çünkü tipik bir İngiliz tüketicisi böyle bir sorunu 2-3 e-mail ile çözemezse telefonu alıp kredi kartı şirketini arar, "internetten böyle bir ürün almıştım ancak arızalı çıktı, satıcı da sorunu çözmek istemiyor" der. Bunun üzerine de kredi kartı şirketi parayı iade etmekle kalmayıp bir de chargeback (ters ibraz) cezası kesip CNC'ı pişman eder.

Yasal olarak Türkiye'de satılan bisikletlere en az 2 sene garanti verilmesi, ve azami tamir süresinin 20 iş günü olması gerekiyor. Ayrıca tamir süresi 10 iş gününü geçiyorsa, satıcı tüketicinin kullanımına muadili bir ürün tahsis etmek zorunda. Bilinçsizliğimizden ya da esnafla ilişkimizi iyi tutma arzumuzdan dolayı satıcıları hakkımız olan hizmeti vermeye zorlayamıyoruz. Çok açık konuşayım, parçayı iki hafta bekledikten sonra noterden ihtarname gönderip "10 iş günü içinde tamiri bitiremediğiniz için artık bana geçici bir bisiklet vermelisiniz, ayrıca şu tarihe kadar parça gelmezse seçimlik hakkımı kullanarak bisikleti iade etmek ve paramı geri almak istiyorum" deseydiniz, bisikletçi bir şekilde mutlaka o parçayı bulurdu. Ancak daha sonra dükkana girdiğinizde ne şekilde karşılanırdınız bilmiyorum...
 
  • Beğen
Tepkiler: Gökhan S.
@Murat B.

Bir noktayı ihmal ediyorsunuz. O kadar terbiyesiz, o kadar dengesiz, o kadar ters insanlar var ki, insan başını belaya sokmamak için uğraşmıyor bunlarla. Kimimiz gün sonunda iş yorgunluğunun stresini yaşıyoruz, kimimizin özel hayatı sıkıntılarla dolu, kimimiz de agresifiz. Bir sebepten ötürü tartışmaya girmek istemeyebiliyor insanlar. Artık eskisi gibi değiliz, insanlar mutsuz, stresli ve gergin. Normal şartlar altında dükkana girince böyle karşılanma ihtimalimiz var ama işte bir de diğer tarafı var bunun.

En basit örneği; hatalı yapılmış bir pencere sinekliği için adama gidiyorsunuz, birkaç defa başından savıyor ve sonuncusunda "kardeşim git işine başımı belaya sokma benim" cevabını alıyorsunuz. Bizzat yaşanmış bir olay. Dertsiz başınıza dert açmak isterseniz, orası sizin bileceğiniz iş ama bunca koşuşturmanın arasında böyle dengesizlerle uğraşmak cidden angarya kanımca. O yüzden tercih öncesi araştırma aşamasını iyi yapmak bence en iyisi. Noterle uğraşmayı geçtim, mesai saatleri içinde dışarı adımını atamayan insanlar var. Patronuyla, amiriyle yüz-göz olmak istemiyor. Haklı da. İşte bunları takip edecek, basit bir e-posta ile benim sıkıntımı giderecek bir bürokrasi mekanizması yok Türkiye'de. Sivil toplum ölüden beter. Fişlenme korkusu, protesto-eylem sonucu "ya başıma bir iş gelirse" sindirilmişliği, bazı şeylerin önüne geçiyor.
 
@Murat B.

Haklısınız. Gerçi 10 gün sonra geçici bisikleti ben de aldım ama bisikletin ne durumda olduğunu tahmin edersiniz, 2 hafta sonra gidip geri verdim. Aynen, satıcı ile aram bozulmasın diye sabrediyorum. Aile avukatımız ile de görüştüm ne yapalım diye noterden ihbar çekmemi önerdi dediğiniz şekilde de sonra vazgeçtim. Belki onlarda bu durumun farkında, eli mahkum yine gelecek diyorlar. Zaten ileride rakip bisikletçi çıktıkça büyüme hızları kesilecek ve müşteri memnuniyetine yoğunlaşacaklar.

Ben bu tecrübemden sonra yurtdışına çıkınca bisiklet getirme veya direk CRC'den bisiklet alma yoluna giderim.
 
Geri