Velespitli Seyyah
Keşfetmek Güzeldir...
- Kayıt
- 4 Temmuz 2017
- Mesaj
- 494
- Tepki
- 1.640
- Yaş
- 34
- Şehir
- Çanakkale
- İsim
- Sabri
- Bisiklet
- Carraro
Sislerin İçerisinde Uluabat Gölü Bisiklet Turu
Velespitli Seyyah'tan herkese merhaba dostlarım; 4 kafa dengi arkadaşım ile birlikte Apolonya krallığının hüküm sürdüğü topraklarda sislerin içerisinde macera dolu bir tur gerçekleştirdik. Bu turda Uluabat Gölünün oluşumuna, Ulu Çınarın acıklı hikayesine ve Avrupanın tek Leylek köyüne yolculuk yapacağız. Çayınızı kahvenizi alın ve sizlerde bu maceraya ortak olun.
---------------------------------------------------- TUR VİDEOSU ----------------------------------------------------
------------------------------------------------- TUR FOTOĞRAFLARI ------------------------------------------------

Hafta içerisinde 4 arkadaş bir araya geldik ve pazar günü için güzel bir rota planı yapmaya başladık. Oraya gidelim şurada pedallayalım derken Çanakkale sınırlarından çıksak nasıl olur demeye başladık. Bir süre düşündükten sonra Bursa Sınırları içerisinde olan Uluabat Gölünü keşfetme kararı aldık.

Pazar gününün sabahında iki arkadaşımızın aracına bisikletlerinizi yüklemeye başladık. Toplamda 5 adet bisiklet güvenli şekilde araçlara yüklendikten sonra Uluabat Köyüne doğru yola çıktık.

Yola çıkarken kahvaltı yapmadığımız için açık olan bir fırından simit ve meyvesuyu ikmali yaptık ve yolculuk esnasında bunları yedik. Yolculuğumuz sürerken havanın sisli olduğunu gördük. Yapacak birşey yoktu o tur yapılacaktı. Hızımızı kesmeden 2,5 saatin sonunda Uluabat Köyüne sorunsuz ulaştık.
217705 dosyayı görüntüle
Araçlardan bisikletleri sırasıyla indirdik ve yanımıza alacağımız eşyalarıda ayarladıktan sonra sislerle dolu Uluabat gölü bisiklet turunun startını verdik.

Rotamızı ana yoldan uzak, göle yakın olacak şekilde planladık. İlk 3 km civarında yolu anayoldan gittikten sonra Gölkıyı Köyü ayrımından yeni dökülmüş mıcırlı yoldan ilerlemeye devam ettik. Yolun konforu acayip kötü olasada keyif almaya baktık.

Yolculuğumuzun 4. Km’sinde Issız Han isimli yapı dikkatimizi çekti. Tarihi hakkında ufak bir araştırma yaptıktan sonra şu bilgilere ulaştım.
ISSIZ HAN: Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı döneminin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan Hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere ücretsiz olarak imkan sağlanmaktadır. Kaynakça: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Issız Han’dan ayrıldıktan sonra iki adet çoban köpeği karşımıza çıktı ve sakinliğimizi koruyarak yanlarından geçtik. Onlar kendi yollarına gitti bizde kendi yolumuza gittik.

Gölkıyı köyünden geçtikten sonra mıcırlı yok bitti ve artık sislerin içinde olan bozuk tarla yolundan gitmeye başladık. Bu yol o kadar bozuktu ki böbrek taşı olan biri o taşı bu yolda kesin düşürür.☺

Yol her ne kadar bozuk olsada trafik sesi yoktu ve çıkan tek ses çamurluklarımıza çarpan toprağın sesiydi. Bu ses eşliğinde sislerin içerisinde yol almaya devam ettik.

Rotanın tadını çıkarta çıkarta pedallamaya ve bol bol fotoğraf çekmeye devam ettik. Bu gibi yolları her yerde bulmak hele birde sis içerisinde pedallamak herkese nasip olmaz.

Toprak yoldan çıktıktan sonra yaklaşık 2 km ana yoldan pedalladık ve yol üzerinde Avrupa Leylek Köyü Eskikaraağaç levhasını gördük. Buraya kadar gelmişken köye gitmemek olmaz dedik ve köy yoluna girerek yolculuğumuza devam ettik.
217713 dosyayı görüntüle
Eskikarağaç Köyü diğer adı ile Leylek Köyü Karacabey ilçesine bağlı Bursa merkezden 45 km uzaklıkta adından da belli olduğu gibi leylekleriyle ünlü şirin bir köy. Leylek köyü denmesinin sebeplerinden biride sadece leyleklerin yaşam yerinin olmasının yanında köylülerin de leyleklerle bir bütün yaşam sürmeleri, hatta yiyeceklerini bölüşmeleri diyebiliriz. Avrupa Tabiat Mirası Vakfı tarafından da Avrupa Leylek Köyü ilan edilmiştir. Köy halkı geçimini balıkçılık ve tarım ile sağlamaktadır. Eskikaraağaç Köyü Yeni yeni de turizme kazandırılmaktadır.

Köy içerisinde leylekleri de görebileceğiniz bir yapı mevcut.

Gözlem kulesine doğru giderken sol tarafta kalan bilgilendirme panosu. Buradan türler hakkında bolca bilgi bulabilirsiniz.

Gözlem kulesine çıktığınızda ise sizi muhteşem Uluabat Gölü’nün sisler içerisindeki manzarası karşılıyor. Hava açık olduğunda gölün büyük kısmını görebilirsiniz ama biz sadece bu kısmını görebildik.

Gözlem kulesinden indikten sonra eskikaraağaç köyü içerisinde göl kenarında bulunan bisiklet yolundan pedalladık. Bir süre sazlıkları izledikten sonra Gölyazı’ya pedallamaya başladık.
217719 dosyayı görüntüle
Yaklaşık on kilometrelik yolum ardından Gölyazı köyüne ulaştık ve tarihi caddelerde bisikletlerimizle ilerledik. Yolumuzun sol tarafında kalan Aziz Panteleimon kilisesinin önüne geldik.

Gölyazı Aziz Panteleimon (bazı kaynaklara göre Hagias Georgias) Kilisesi Anadolu Rum Ortodoks kiliselerinin önemli ve özgün örneklerindendir. Kaynaklar, eskiden köyde üç kilisenin bulunduğunu ve asıl kilisenin Aziz Georgios’a ithaf edildiğini anlatır. Yapım tarihi ile ilgili bazı kaynaklar 19. yüzyıl sonunu işaret etse de; kilisenin restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan 1903 ibaresi; büyük olasılıkla kilisenin bitiş tarihini gösterir.

Aziz Panteleimon Kilisesi, üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilikadır. Batısında narteksi bulunur. Naostaki nefleri oluşturan desteklerden yalnızca kuzeyde üç, güneyde de iki desteğin kaidesi günümüze ulaşabilmiştir. Yekpare meşeden oluşan bu desteklerin sadece ikisi günümüze ulaşabilmiş; restorasyon sırasında yine aslına uygun olarak yekpare meşe kullanılmıştır. Kilisenin doğusunda üç bölümlü apsisi bulunmakta olup, ana apsidde dışa doğru daralan bir pencere ve ona simetrik dikdörtgen iki niş bulunur. Apsidi tek basamaklı bir synthronon çevrelemektedir. İbadet mekânı kuzey ve güneyde birbirlerine simetrik altışar pencere ile aydınlatılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olan narteksin yanlarında yuvarlak planlı iki merdiven kulesi ile ortasında dikdörtgen planlı üç bölümden oluşur. Kilisenin güney ve kuzey cepheleri payelerle beşer bölüme ayrılır. Yapının üzerini örten çift pahlı çatının büyük bir bölümü restorasyon öncesi yıkılmıştır. Yeniden yapım sırasında duvarları moloz taş ve tuğla ile örülmüştür.

Mübadeleye kadar ibadet mekânı olan kilise, bu tarihten sonra çeşitli amaçlarla kullanılmış; ancak zamanın ve yangınların etkisiyle günümüze ciddi hasarlarla ulaşabilmiştir. Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restorasyonu gerçekleştirilen kilise, yenilenme çalışmalarını ardından kültürevi olarak işlev kazanmış ve 2014 yılında hizmete açılmıştır.
217723 dosyayı görüntüle
Aziz Panteleimon Kilisesi ziyaret ettikten sonra köyün en eskilerinden olan Ağlayan Çınar’ın yanına geliyoruz. Burası hakkında bilgi verecek olursam;
MEHMET İLE ELENİ'NİN AŞKI
Eskiden Rumların çoğunlukta olduğu bu köyün adı Apolyont'muş. Köyde yaşayan Mehmet isimli bir Türk ile Eleni adında bir Rum kızı birbirlerine sevdalanmışlar. Sürekli bu çınar ağacının oyuğunda buluşurlarmış. Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum köylerinin boşaltılması, o köylere Türklerin getirilme zamanı başlamış.
217726 dosyayı görüntüle
Apolyont'tan ayrılan Rumlardan Eleni'nin abilerini gören Mehmet, Eleni'yi aradığı söylemiş. Abileri de işi zorlaştırmamasını ve Eleni'yi unutmasını söylemişler Mehmet'e. Mehmet direnmiş ve bir kavga çıkmış. Eleni'nin abisi Yorgi, Mehmet'i bıçaklamış. Bıçak izleriyle Mehmet çınar ağacının oyuğuna gitmiş.

Bu sırada köyü terk eden Rumlardan Eleni'nin çok yakın bir kız arkadaşı ona Mehmet'in abisiyle kavga ettiğini söylemiş. Eleni de bunun üzerine konvoydan ayrılıp çınar ağacına gitmiş. Bir de bakmış vücudu kan içinde Mehmet ölmüş. Bunun üzerine de Eleni de orada intihar etmiş. Rivayet edilir ki bazı dönemler, bu dönemlerin net tarihi yok, çınar ağacından kan damlaları akarmış. Bu yüzden bu ağacın Ağlayan Çınar olarak kalmış.

Ağlayan Çınarın acıklı hikayesini de dinledikten sonra Gölyazıyı gezmeye devam ediyoruz. Bölgenin turistlik anlamda gözdesi olduğu bu dönemlerde sokaklarda rahat yürümek bile zor. Her yerden bir şekilde insan ve araç çıkıyor.

Göl içerisinde kayıklarla gezebiliyorsunuz. Fiyatları hakkında bir bilgim yok. Bisikleti bırakıpta tekne ile gezmek olmaz.

Meydanda bulunan caminin hemen önünde masalar mevcut ve bizde o masalarda oturarak sıcak çay eşliğinde muhabbete başladık. Tur hakkında sohbet ettik ve iyi ki buraya gelmişiz dedik. Çünkü farklı yerleri keşfetmek oldukça güzel.
217730 dosyayı görüntüle
Gölyazı Köyünden dönüş yoluna çıktık ve köyün girişine geldiğimizde iki arkaşımızın bisikletlerinin ön tekerleklerinin patladığını gördük. Alet edevat olduğu için sorun yoktu. Arkadaşlar lastiklerini tamir ederlerken bizde yanımızdaki termosta bulunan kahveyi yudumladık. Çünkü bizim bisikletlerimizde zırhlı lastikler vardı ve bunun avantajının keyfini sürdük.

Lastiklerin tamiri bittikten sonra yolumuza devam ettik ve ana yola kadar inişli, çıkışlı şekilde yol aldık. Güneş yavaş yavaş batmaya başlıyordu ve bizde hava kararmadan Uluabat Köyüne varmaya çalışıyorduk.

Ana yolda yanımızdan geçen araçların rüzgarı bizi biraz sallıyordu ve trafiğin sesi adeta kulaklarımızı çınlatıyordu. İşte bu nedenlerden dolayı anayollardan uzak duruyoruz.

Yolumuz inişli çıkışlı olduğu için tek sıra şeklinde pedallıyorduk. Güneş batmaya başladığı için hava sıcaklığıda yavaş yavaş düşüyordu. Bu da bizi bir tık daha hızlı sürmeye teşvik ediyordu.

Ve gün batımının ardından Uluabat Köyüne ulaştık. Sisler içerisinde muhteşem bir turu sonlandırmanın keyfi içerisinde bisikletlerimizi araçlara yüklemeye başladık. El feneri yardımıyla bisikletleri araçlara yükledikten sonra ise araçlara binerek evlerimizin yolunu tuttuk.
Tur videosunu kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Burada atladığım yada unuttuğum bir çok şeyi videoda bulabilirsin. Başka bir turda görüşünceye kadar hoşçakal.
Sosyal Medya Hesaplarımı Takip Etmeyi Unutmayın!
🎥 YouTube: (link)
📘Facebook: (link)
🐦Twitter: (link)
📷 Instagram: (link)
🚴 Strava: (link)
Velespitli Seyyah'tan herkese merhaba dostlarım; 4 kafa dengi arkadaşım ile birlikte Apolonya krallığının hüküm sürdüğü topraklarda sislerin içerisinde macera dolu bir tur gerçekleştirdik. Bu turda Uluabat Gölünün oluşumuna, Ulu Çınarın acıklı hikayesine ve Avrupanın tek Leylek köyüne yolculuk yapacağız. Çayınızı kahvenizi alın ve sizlerde bu maceraya ortak olun.
---------------------------------------------------- TUR VİDEOSU ----------------------------------------------------
------------------------------------------------- TUR FOTOĞRAFLARI ------------------------------------------------

Hafta içerisinde 4 arkadaş bir araya geldik ve pazar günü için güzel bir rota planı yapmaya başladık. Oraya gidelim şurada pedallayalım derken Çanakkale sınırlarından çıksak nasıl olur demeye başladık. Bir süre düşündükten sonra Bursa Sınırları içerisinde olan Uluabat Gölünü keşfetme kararı aldık.

Pazar gününün sabahında iki arkadaşımızın aracına bisikletlerinizi yüklemeye başladık. Toplamda 5 adet bisiklet güvenli şekilde araçlara yüklendikten sonra Uluabat Köyüne doğru yola çıktık.

Yola çıkarken kahvaltı yapmadığımız için açık olan bir fırından simit ve meyvesuyu ikmali yaptık ve yolculuk esnasında bunları yedik. Yolculuğumuz sürerken havanın sisli olduğunu gördük. Yapacak birşey yoktu o tur yapılacaktı. Hızımızı kesmeden 2,5 saatin sonunda Uluabat Köyüne sorunsuz ulaştık.
217705 dosyayı görüntüle
Araçlardan bisikletleri sırasıyla indirdik ve yanımıza alacağımız eşyalarıda ayarladıktan sonra sislerle dolu Uluabat gölü bisiklet turunun startını verdik.

Rotamızı ana yoldan uzak, göle yakın olacak şekilde planladık. İlk 3 km civarında yolu anayoldan gittikten sonra Gölkıyı Köyü ayrımından yeni dökülmüş mıcırlı yoldan ilerlemeye devam ettik. Yolun konforu acayip kötü olasada keyif almaya baktık.

Yolculuğumuzun 4. Km’sinde Issız Han isimli yapı dikkatimizi çekti. Tarihi hakkında ufak bir araştırma yaptıktan sonra şu bilgilere ulaştım.
ISSIZ HAN: Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı döneminin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan Hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere ücretsiz olarak imkan sağlanmaktadır. Kaynakça: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Issız Han’dan ayrıldıktan sonra iki adet çoban köpeği karşımıza çıktı ve sakinliğimizi koruyarak yanlarından geçtik. Onlar kendi yollarına gitti bizde kendi yolumuza gittik.

Gölkıyı köyünden geçtikten sonra mıcırlı yok bitti ve artık sislerin içinde olan bozuk tarla yolundan gitmeye başladık. Bu yol o kadar bozuktu ki böbrek taşı olan biri o taşı bu yolda kesin düşürür.☺

Yol her ne kadar bozuk olsada trafik sesi yoktu ve çıkan tek ses çamurluklarımıza çarpan toprağın sesiydi. Bu ses eşliğinde sislerin içerisinde yol almaya devam ettik.

Rotanın tadını çıkarta çıkarta pedallamaya ve bol bol fotoğraf çekmeye devam ettik. Bu gibi yolları her yerde bulmak hele birde sis içerisinde pedallamak herkese nasip olmaz.

Toprak yoldan çıktıktan sonra yaklaşık 2 km ana yoldan pedalladık ve yol üzerinde Avrupa Leylek Köyü Eskikaraağaç levhasını gördük. Buraya kadar gelmişken köye gitmemek olmaz dedik ve köy yoluna girerek yolculuğumuza devam ettik.
217713 dosyayı görüntüle
Eskikarağaç Köyü diğer adı ile Leylek Köyü Karacabey ilçesine bağlı Bursa merkezden 45 km uzaklıkta adından da belli olduğu gibi leylekleriyle ünlü şirin bir köy. Leylek köyü denmesinin sebeplerinden biride sadece leyleklerin yaşam yerinin olmasının yanında köylülerin de leyleklerle bir bütün yaşam sürmeleri, hatta yiyeceklerini bölüşmeleri diyebiliriz. Avrupa Tabiat Mirası Vakfı tarafından da Avrupa Leylek Köyü ilan edilmiştir. Köy halkı geçimini balıkçılık ve tarım ile sağlamaktadır. Eskikaraağaç Köyü Yeni yeni de turizme kazandırılmaktadır.

Köy içerisinde leylekleri de görebileceğiniz bir yapı mevcut.

Gözlem kulesine doğru giderken sol tarafta kalan bilgilendirme panosu. Buradan türler hakkında bolca bilgi bulabilirsiniz.

Gözlem kulesine çıktığınızda ise sizi muhteşem Uluabat Gölü’nün sisler içerisindeki manzarası karşılıyor. Hava açık olduğunda gölün büyük kısmını görebilirsiniz ama biz sadece bu kısmını görebildik.

Gözlem kulesinden indikten sonra eskikaraağaç köyü içerisinde göl kenarında bulunan bisiklet yolundan pedalladık. Bir süre sazlıkları izledikten sonra Gölyazı’ya pedallamaya başladık.
217719 dosyayı görüntüle
Yaklaşık on kilometrelik yolum ardından Gölyazı köyüne ulaştık ve tarihi caddelerde bisikletlerimizle ilerledik. Yolumuzun sol tarafında kalan Aziz Panteleimon kilisesinin önüne geldik.

Gölyazı Aziz Panteleimon (bazı kaynaklara göre Hagias Georgias) Kilisesi Anadolu Rum Ortodoks kiliselerinin önemli ve özgün örneklerindendir. Kaynaklar, eskiden köyde üç kilisenin bulunduğunu ve asıl kilisenin Aziz Georgios’a ithaf edildiğini anlatır. Yapım tarihi ile ilgili bazı kaynaklar 19. yüzyıl sonunu işaret etse de; kilisenin restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan 1903 ibaresi; büyük olasılıkla kilisenin bitiş tarihini gösterir.

Aziz Panteleimon Kilisesi, üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilikadır. Batısında narteksi bulunur. Naostaki nefleri oluşturan desteklerden yalnızca kuzeyde üç, güneyde de iki desteğin kaidesi günümüze ulaşabilmiştir. Yekpare meşeden oluşan bu desteklerin sadece ikisi günümüze ulaşabilmiş; restorasyon sırasında yine aslına uygun olarak yekpare meşe kullanılmıştır. Kilisenin doğusunda üç bölümlü apsisi bulunmakta olup, ana apsidde dışa doğru daralan bir pencere ve ona simetrik dikdörtgen iki niş bulunur. Apsidi tek basamaklı bir synthronon çevrelemektedir. İbadet mekânı kuzey ve güneyde birbirlerine simetrik altışar pencere ile aydınlatılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olan narteksin yanlarında yuvarlak planlı iki merdiven kulesi ile ortasında dikdörtgen planlı üç bölümden oluşur. Kilisenin güney ve kuzey cepheleri payelerle beşer bölüme ayrılır. Yapının üzerini örten çift pahlı çatının büyük bir bölümü restorasyon öncesi yıkılmıştır. Yeniden yapım sırasında duvarları moloz taş ve tuğla ile örülmüştür.

Mübadeleye kadar ibadet mekânı olan kilise, bu tarihten sonra çeşitli amaçlarla kullanılmış; ancak zamanın ve yangınların etkisiyle günümüze ciddi hasarlarla ulaşabilmiştir. Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restorasyonu gerçekleştirilen kilise, yenilenme çalışmalarını ardından kültürevi olarak işlev kazanmış ve 2014 yılında hizmete açılmıştır.
217723 dosyayı görüntüle
Aziz Panteleimon Kilisesi ziyaret ettikten sonra köyün en eskilerinden olan Ağlayan Çınar’ın yanına geliyoruz. Burası hakkında bilgi verecek olursam;
MEHMET İLE ELENİ'NİN AŞKI
Eskiden Rumların çoğunlukta olduğu bu köyün adı Apolyont'muş. Köyde yaşayan Mehmet isimli bir Türk ile Eleni adında bir Rum kızı birbirlerine sevdalanmışlar. Sürekli bu çınar ağacının oyuğunda buluşurlarmış. Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum köylerinin boşaltılması, o köylere Türklerin getirilme zamanı başlamış.
217726 dosyayı görüntüle
Apolyont'tan ayrılan Rumlardan Eleni'nin abilerini gören Mehmet, Eleni'yi aradığı söylemiş. Abileri de işi zorlaştırmamasını ve Eleni'yi unutmasını söylemişler Mehmet'e. Mehmet direnmiş ve bir kavga çıkmış. Eleni'nin abisi Yorgi, Mehmet'i bıçaklamış. Bıçak izleriyle Mehmet çınar ağacının oyuğuna gitmiş.

Bu sırada köyü terk eden Rumlardan Eleni'nin çok yakın bir kız arkadaşı ona Mehmet'in abisiyle kavga ettiğini söylemiş. Eleni de bunun üzerine konvoydan ayrılıp çınar ağacına gitmiş. Bir de bakmış vücudu kan içinde Mehmet ölmüş. Bunun üzerine de Eleni de orada intihar etmiş. Rivayet edilir ki bazı dönemler, bu dönemlerin net tarihi yok, çınar ağacından kan damlaları akarmış. Bu yüzden bu ağacın Ağlayan Çınar olarak kalmış.

Ağlayan Çınarın acıklı hikayesini de dinledikten sonra Gölyazıyı gezmeye devam ediyoruz. Bölgenin turistlik anlamda gözdesi olduğu bu dönemlerde sokaklarda rahat yürümek bile zor. Her yerden bir şekilde insan ve araç çıkıyor.

Göl içerisinde kayıklarla gezebiliyorsunuz. Fiyatları hakkında bir bilgim yok. Bisikleti bırakıpta tekne ile gezmek olmaz.

Meydanda bulunan caminin hemen önünde masalar mevcut ve bizde o masalarda oturarak sıcak çay eşliğinde muhabbete başladık. Tur hakkında sohbet ettik ve iyi ki buraya gelmişiz dedik. Çünkü farklı yerleri keşfetmek oldukça güzel.
217730 dosyayı görüntüle
Gölyazı Köyünden dönüş yoluna çıktık ve köyün girişine geldiğimizde iki arkaşımızın bisikletlerinin ön tekerleklerinin patladığını gördük. Alet edevat olduğu için sorun yoktu. Arkadaşlar lastiklerini tamir ederlerken bizde yanımızdaki termosta bulunan kahveyi yudumladık. Çünkü bizim bisikletlerimizde zırhlı lastikler vardı ve bunun avantajının keyfini sürdük.

Lastiklerin tamiri bittikten sonra yolumuza devam ettik ve ana yola kadar inişli, çıkışlı şekilde yol aldık. Güneş yavaş yavaş batmaya başlıyordu ve bizde hava kararmadan Uluabat Köyüne varmaya çalışıyorduk.

Ana yolda yanımızdan geçen araçların rüzgarı bizi biraz sallıyordu ve trafiğin sesi adeta kulaklarımızı çınlatıyordu. İşte bu nedenlerden dolayı anayollardan uzak duruyoruz.

Yolumuz inişli çıkışlı olduğu için tek sıra şeklinde pedallıyorduk. Güneş batmaya başladığı için hava sıcaklığıda yavaş yavaş düşüyordu. Bu da bizi bir tık daha hızlı sürmeye teşvik ediyordu.

Ve gün batımının ardından Uluabat Köyüne ulaştık. Sisler içerisinde muhteşem bir turu sonlandırmanın keyfi içerisinde bisikletlerimizi araçlara yüklemeye başladık. El feneri yardımıyla bisikletleri araçlara yükledikten sonra ise araçlara binerek evlerimizin yolunu tuttuk.
Tur videosunu kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Burada atladığım yada unuttuğum bir çok şeyi videoda bulabilirsin. Başka bir turda görüşünceye kadar hoşçakal.
Sosyal Medya Hesaplarımı Takip Etmeyi Unutmayın!
🎥 YouTube: (link)
📘Facebook: (link)
🐦Twitter: (link)
📷 Instagram: (link)
🚴 Strava: (link)


