Lastiklerle ilgili okuduğum yazıları ve deneyimlerimi söylemek yerine, 35 yıldır yarışan bir üstadın yorumlarını yazayım:
Yol bisikletleri için kabaca iki tür lastik bulunur. Biri yarışlarda kullanılan pahalı, km'si az, yol aktarımı iyi, hafif lastikler; diğeri de antrenmanlar için kullanılan kısmen ucuz, km'si fazla, ağır ve dayanıklı lastikler. Yol yarışlarına katılmadığımız sürece ikinci türde lastikleri tercih etmemiz gerekir. Pahalı ve hafif lastik iyidir anlayışı hatalıdır. Lastik üreticileri de lastiğin amacını ve üretim teknolojisini belirtir (performans mı, dayanıklılık mı).
Biz antrenmanlarda lastik patlattığmız zaman üstadın dediği şu olur: Lastiği patlattığına göre dikkatsiz ve acemice sürüyorsun, hata sende!
Neden böyle söylediğine gelirsek: Lastik kullanımı yolda başlayıp yolda bitmiyor. Her antrenman sonunda lastiklerin yüzeyine küçük cam veya diğer parçaların yapışıp kalmadığını el ve gözle kontrol etmek gerekiyor. Çünkü bu parçalar bir sonraki antrenmanda lastiğin derinlerine doğru ilerliyor. Bunlar lastiğin ömrünü ciddi şekilde kısaltan etkenlerdir.
Lastk basıncı üzerinde yazan max basınca göre değil, kilomuza göre olmalıdır. Max basınç sadece en üst sınırı gösterir.
Çukur, tümsek veya bozuk ortamlarda ayağa kalkmak, gerekiyorsa ayakta sürmek, arka lastiğe olan yükü azaltmayı sağlar.
Yolda lastiğe ve bisiklete zarar verecek etkenlere karşı refleksimiz gelişene kadar, daha yavaş ve dikkatli sürmek kural olmalıdır.