Yayaların bisiklete kafa atma isteği

mehmetsunu

FIONA KOLBINGER Cİ
Kayıt
28 Eylül 2011
Başlık
266
Mesaj
5.579
Tepki
13.596
Şehir
kayseri
Başlangıç
2010—11
Bisiklet
Cube
Bisiklet türü
Yol bisikleti
Bu hafta biri yaşadığım biride ramak kala atlattığım iki olaydan sonra bu başlığı açmak benim için elzem oldu. malumunuz bisikletseverlik kamu nezdinde para eder bir meşguliyet olsaydı inanınki mareşal rütbesine sahip olurdum. O derece. Bak bugünde -5 derecede çıktık bisiklete bindik. Sürekli yollardayım. Sürekli yollarda olunca da yayaların garip davranışlarına maruz kalıyorsunuz. Özellikle yeni nesilde bir bisikleti görmeme huyu var. Tamam bak "saçlarım rüzgarda bozulmasın sendromuna" yakalanmış olan liselileri anlarım. Onlara caddede hindistan misali dilediği gibi gezmek serbest. Ama bu nedir arkadaş bisikletin üzerine üzerine gelmek ve bisiklete kafa atma isteği. Bir hafta önce ters şeritten elektrikli bisiklet sürmek gibi zararsız alışkanlığı olan bir öğrenci bodoslama bisikletime çarptı, yara bere içinde kaldım. hemen haftasında 30 la giderken kaldırımdan koşarak yola fırlayan yaya gidonuma sürtünerek geçti. Kask filanda yok. Çarpsak en az 3 ay raporluyuz. İnanın araç sürücülerinden çok yayalardan çekinir oldum. Bu durumun besinsizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Her bir yeni jenerasyonun prems, premses olarak yetiştirilmesi faktörüde var tabiki. Özellikle okul çevresinde çok dikkatli olmak gerek. Direk üzerine geliyorlar. Hani görür dururlar diyede düşünmeyin. Bugün 7 km lik bir yolda üç kez benzer hadiseyi yaşayınca yazayım dedim. Hemde haftalık polemik istihakımızıda doldurmuş oluruz forumca.
 
Son düzenleme:

En beğenilen 5 mesaj

    Mad Buddha

    The Puncheur
    18
    Bizim burada suriyeli mülteciler var. Bunları 2 ayrı çeşide ayırıyorum.

    1-) Gördükleri zaman gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi yolun ortasında donup kalanlar.
    2-) Bütün yol onların gibi 5 kişilik aile yan yana dizilerek yolda yürüyenler.

    Bulduğum çözümler;

    1-) Yüksek sesle bağırıp, düşük dozajlı küfür ediyorum.
    2-) "Brraah Yeeh Kıs Kıs Kıs" diyerek küçük baş hayvan topluluğu güder gidi yol kenarına doğru toplanmalarını sağlıyorum.

    Bunlar dışında bizim insanımızdan pek bir sıkıntı yaşamadım.
    15
    Ben de bazı bisikletlilerin yayaların yoğun olduğu yollarda 30’un üzerinde hızlarda gidip, hem kendilerini hem de yayaları tehlikeye atmalarını anlayamıyorum. Nedir yani, ölürler mi yayaların yoğun olduğu bölgelerde daha temkinli ve yavaş gitseler? Bir de önlerine aniden atlayabilen yayalara da laf ediyorlar, sanki kendileri bütün kurallara uyıyormuşlar gibi. Halbuki bisikletin şehir içi hız limitinin 30 olduğunu bile bilmedikleri şu başlığı açmalarından belli.

    E50F5ED6-057E-4756-815B-2F4BE985094B.jpeg

    Bisiklete herşey serbest olsun, tüm insanlık bisikletlilere koşulsuz şartsız itaat etsin, her durumda yol versin istiyoruz! Ama sıra bize gelince, yavaşlamaya dahi tahammülümüz yok.

    umutcelik

    Forum Demirbaşı
    14
    Bisikletin trafiğe çıkabilmesi için çoğu ülkede basit şartlar var. Bunlar genelde ön ve arkada fren, ışık ya da reflektör ve bisiklet zili. Turkiye'de kurallar nedir emin değilim.
    Eğer trafiğe çıkacaksanız bisikletinizde zil olmalı. Bisiklet yoluna giren yayalara islik çalmak, davar güder gibi seslenmek vs bunlar kabul edilebilecek medeni davranışlar değil. Bisikletlilerin uğradığı tacizlerden, kötü davranışlardan bahsedip, magandalardan şikayet ettikten sonra arabaların bisikletlilere yaptığını yayalara yapmak aynı derecede magandalik.
    Bu demek değildir ki yayaların suçu yok. Dünyanın her yerinde şehir içinde bisiklet kullananlar yayalardan şikayetçi. YouTube'da binlerce video var bununla ilgili. Malesef bu işin doğasında var. Pek çok ülkenin şehirleşme altyapısı araç/bisiklet/yaya için güvenli trafiğe elverişli değil. Turkiye de bunlardan birisi. Bu şartlar altında bisiklet yoluna yaya girme ihtimali neredeyse kesinken şehir ici bisiklet yolunda antreman sürüşü yapmak hele ki haftasonu kusura bakmayın ama aptalca.
    Istanbul'da sahil bisiklet yolunda 3 gün kullanmış ortalama zeka sahibi bir insan, o yolda kesinlikle hız yapılmaması gerektiğini anlar. Üsküdar zaten kaosun egemen olduğu yer. Yürümek dahi zorken, yaya yolunda farklı renk ile boyanmış alanın bisikletlilere terk edileceğine ciddi şekilde inanan var mı? Bundan şikayet eden arkadaşlar nerede yaşadı yıllarca?

    Şehir içinde geçiş üstünlüğü her koşulda yayada. Turkiye'de zaten insanlarda empati yeteneği yok, saygı olayı da son 10 senedir azalarak bitiyor bu durumda şehir içinde bisiklet kullanırken dikkat edilecek en önemli konu güvenlik. Yazılmış zaten 30 km/s yasal sınır. Bunun üstüne çıkmaya çalışmak büyük hata, zil kullanmamak ise yayaların yaptığından daha büyük bencillik.

    Bisikletçiler ver yansın ettim ama suç tamamen bizde değil. Yayalarin kendini bilmezliği sorunlara sebep oluyor büyük ölçüde ama şehir içi, parklar, araç trafiği olmayan alanlarda öncelik yayaların.

    bisikletgundemi

    Daimi Üye
    13
    Sokak ortasında insanlar öldürülür, kadınlar bıçaklanır, çocuklar dayak yerken etraftakiler ya durup seyreder ya da usulca uzaklaşırken, bizim bisikletliler karşılarına çıkana her türlü tepkiyi verecek cesaret ve özgüvene sahiplermiş meğer. Oh ne güzel ne güzel, haksızlığa yanlışlara boyun eğmeyen, yayasına sürücüsüne gereken dersi veren bir bisikletli nesil yetişiyor, hey maşallah!

    Muhterem bisikletliler,

    Yayalar sizin düşmanınız değil, yolunuza çıksalar da değil, bisiklet yolundan yürüseler de değil. Şehirlerde yol kullanıcıları arasında en savunmasızları sıralayın deseniz, başta yayalar yer alır. Bunlar içinde de engelliler. Bisikletliler de savunmasızdır. Ulaşım düzeninin doğurduğu adaletsizliklerden herkes farklı derecelerde mağdur oluyor. Trafik istatistiklerine bakıldığında yaya ölümleri korkunç düzeyde. Daha da üzücü olanı, yüzlerce çocuğun da bu istatistiklerde "saklı" olması.

    Ulaşım kültürü altyapıyla doğrudan ilişkilidir. Elbette adaletli bir altyapı yeter koşul değildir ama gerek koşuldur. Bu koşulları sorgulamadan, yalan yanlış planlamaları ve uygulamaları göz ardı ederek, ülkede mevcut ulaşım kültürü ve ihtiyaçlarının analizini yapmadan, bizim gibi savunmasız, bizden daha da savunmasız kesimleri, bireyleri sorun addedip düşman görmenin bisiklet kültürüne ve bisikletli ulaşım bilincine herhangi bir katkısı yok. Böyle düşünüp davranarak, her ahval ve şeraitte yoluna çıkana sinirlenip bağıran, üstüne süren, yolun kendisinin "hakkı" ve kuralların da kendisinden yana olmasından güç alarak adaletsizliğin mağdurlarına bir darbe de kendisi vuran otomobil sürücülerinden, trafik canavarlarından farkımız kalmıyor esasında. Durup bir düşünelim: Böyle durumlarda hissiyatımız, benzer durumlarda bir otomobil sürücüsünün hissiyatına ne kadar benziyor? Benziyorsa bir yerde bir yanlış yapıyoruz demektir.

    Altyapının yanına eğitim de eklenecektir elbette. Ama bu da eğitimle memleketin kurtulacağına inanan toplum mühendislerinin çözüm söylemidir. Sosyal ve siyasi tarih toplum mühendisliğinin, total ideolojik eğitim projelerinin beklenen sonucu vermediğini ziyadesiyle göstermiştir. Toplumun gerçek sorunlarıyla ve ihtiyaçlarıyla denk düşmeyen her türlü eğitim söylemi ve projesi başarısızlığa mahkûmdur. Toplumsal adaletsizlik hüküm sürerken, ulaşım düzeni fosil yakıt üreticilerinden, otomotiv sanayiinden, kentsel rant üretiminden, kentin kapitalist tüketiminden, gelir adaletsizliğinin artmasından, şehrin merkezi ile çeperi arasındaki uçurumların derinleşmesinden yana bir zihniyetle şekillendirildikçe, el kadar bebelere bile okul öncesinden başlayarak bisikletli ulaşım bilinci ve bisiklet kültürü kazandırmaya çalışsanız, sorunu çözemezsiniz, o yayanın karşınıza çıkmasına mani olamazsınız, çünkü o yaya hâlâ savunmasız, hâlâ "yolsuz". İklim krizini yaratanlar, onun daha da artmasına seyirci kalanlar şimdilerde çocuklara okullarda iklim değişimini anlatmaya başladılar, bizi böyle hikâyelerle oyalıyorlar.

    Bireyler değişirse toplum da değişir, diyen bir masalcı daha var. Bütün denen şeyin, parçalarının toplamından ibaret olduğunu sanıyor. Toplum bireylerden oluşur ama onların toplamından ibaret değildir, daha fazlasıdır ve daha farklıdır. Bireyleri değiştirince toplumu da değiştireceğini, toplumu değiştirince sistemin de değişeceğini sanmak büyük gaflet. Dünyadaki ekonomik işleyişi, siyasi ilişkileri, toplumsal hareketleri bilmeden anlamadan sorgulamadan inanılan bir masaldır bu.

    Uzatma diyorsunuz, haklısınız, bağlayayım. Meselemiz adalettir. Sosyal adalettir. Adaletsizliğin kaynağını görmeden, eşitsizliklerin sebeplerini bilmeden, bizim gibi adaletsizlik mağdurlarıyla mücadele ederek sorunları çözebileceğimizi sanmayalım. Bu kör dövüşünden kimseye hayır yok. Yayalar bisikletlilerin düşmanı değil dostlarıdır, dert ortaklarıdır, aynı dertlerden mustarip hemşerileridir, aynı mahallelerde oturup aynı dışlanmışlıklara, ötekileştirmelere, ayrımcılıklara, ihmallere, baskılara maruz kalan şehirlilerdir. Bir bisikletlinin kaldırıma çıkması için nasıl haklı ve meşru sebepleri varsa, yayaların da bisiklet yollarına girmek ve bisikletlerle karşı karşıya gelmiş olmak için haklı ve meşru sebepleri var. Bisikletliler ulaşımda otomobil sürücülerine benzemeyi, onlar gibi davranıp konuşmayı bırakmalılar. Bu kavgacı, kibirli, kuralcı, güçten güçlüden yana bir insan olmak yerine, yayalarla iletişim kurmanın, onlarla sorunları konuşup paylaşmanın bisiklet kültürü ve bisikletli ulaşım mücadelesi için önemini bilen kavrayan insanlar olmalıyız. Bizi birbirimizde düşüren senin benim onun kurallara aykırı davranışları, görgüsüzlüğü medeniyetsizliği değil, bizi birbirimize düşüren asıl şey ulaşım düzenindeki adaletsizlik, hayatın nerdeyse her alanında maruz kaldığımız adaletsizliktir.

    Önümüze çıkan varsa, ona çarpmayacağız, yan yana olacağız, ta ki herkes için adalet sağlanana dek.

    bisikletgundemi

    Daimi Üye
    13
    köpekler sorun oluyor, barınaklara kapatalım.
    göçmenler sorun oluyor, kamplara kapatalım.
    kadınlar sorun oluyor, eve kapatalım.
    çocuklar sorun oluyor, okula kapatalım.
    tinerciler sorun oluyor, ıslahhaneye kapatalım.
    işçiler sorun oluyor, fabrikaya kapatalım.
    muhalifler sorun oluyor, hapishaneye kapatalım.
    yayalar sorun oluyor, parklara kapatalım.
    bisikletliler sorun oluyor, parkurlara kapatalım.
    ...
    yahudiler sorun oluyor, toplama kamplarına kapatalım.

    ve bütün bunları biz medeni, onlar barbar; biz şehirli, onlar yaban; biz buralı, onlar yabancı; biz güçlü, onlar zayıf; biz normal, onlar anormal; biz sorunsuz, onlar sorunlu; biz haklı, onlar haksız olduğu için yapalım.

    ne alakası var canım, biz ırkçı cinsiyetçi türcü ayrımcı ötekileştirici zalim falan değiliz, onlar sorun oluyor ve biz de sorunu çözüyoruz sadece.

Mad Buddha

The Puncheur
Kayıt
17 Ocak 2019
Başlık
1
Mesaj
558
Tepki
1.183
Yaş
38
Şehir
Bursa
İsim
Adil Ü.
Başlangıç
1990—91
Bisiklet
Specialized
Bisiklet türü
Yol bisikleti
Bizim burada suriyeli mülteciler var. Bunları 2 ayrı çeşide ayırıyorum.

1-) Gördükleri zaman gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi yolun ortasında donup kalanlar.
2-) Bütün yol onların gibi 5 kişilik aile yan yana dizilerek yolda yürüyenler.

Bulduğum çözümler;

1-) Yüksek sesle bağırıp, düşük dozajlı küfür ediyorum.
2-) "Brraah Yeeh Kıs Kıs Kıs" diyerek küçük baş hayvan topluluğu güder gidi yol kenarına doğru toplanmalarını sağlıyorum.

Bunlar dışında bizim insanımızdan pek bir sıkıntı yaşamadım.
 

makaram

Forum Demirbaşı
Kayıt
13 Ekim 2015
Başlık
1
Mesaj
595
Tepki
1.051
Yaş
33
Şehir
İstanbul
Başlangıç
1995—96
Bisiklet
Merida
Bisiklet türü
Yol bisikleti
geçmiş olsun. insan kalabalığı az yerde sürmeye gayret ediyorum. ama şehir istanbul olunca ne mümkün. bana da bi keresinde bir yaya kaldırımdan üstüme inmişti. ben, bisikletim ve o asfaltı öpmüştük. tabi yaya en üstte kaldığı için bi sıkıntı yaşamadı. olan bana ve bisikletime oldu. bide görmedim yeğenim diyor. görmek için bakmak lazım önce.
 

Çetin ŞAHİNÖZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
5 Temmuz 2013
Başlık
39
Mesaj
1.792
Tepki
2.253
Yaş
52
Şehir
İSTANBUL
Bisiklet
Sedona
Görünen o ki bisikletsever dostlar bu yaygın durumlar için 2 seçenek var;

Birincisi yanlış yapanları uyarmak (ki bunu vazgeçmeden uygulayan arkadaşların önünde saygı ile eğiliyorum) böylece daha dikkatli olmalarını sağlamaya çalışmak ve bir gün bu durum iyiye gider beklentisinde olmak.

İkincisi ise daha pasif ama bence daha verimli olan seçenek. Her an her şey olabilecekmiş gibi (zaten olabilir) davranarak kendini korumak. 30 la mı gitmem gerekiyor önüme yaya çıkma ihtimali %1 olan yerde sürerim, yoksa o yeri bulurum, imkansız ise de sürmem.

Tabii bisiklet sürmenin ne keyfi kaldı o zaman diye düşünenleri anlar gibiyim. Ama maalesef çevrenin bizden bağımsız gelişen/değişen koşulları buna sebep oluyor. Eskiden İstanbul içinde bile araba kullanma keyfi diye bir şey vardı, yaşı tutanlar hatırlar. Bugün bundan söz edilebilir mi acaba ?

Eğer bisiklet kullanım sebepleriniz içinde hız/performans vb unsurlar öncelikli ise, Allah korusun ciddi bir kazaya uğramadan yazdıklarım haricinde bir seçenek görebiliyorsanız birini seçin lütfen. Kaza haberleri, ölüm haberleri okumaktan, şahit olmaktan içimiz katıldı artık.

Yok eğer bisikleti keyif öncelikli veya zaman-koşul sıkıntısı olmaksızın ulaşım amaçlı yada ikisi birden kullanıyorsanız bu durumda işiniz daha kolay olacaktır.

Herkese kendi seçiminde güzel sürüşler ve kazasız bir bisiklet hayatı dilerim.
 

MertV

Aktif Üye
Kayıt
23 Nisan 2019
Başlık
1
Mesaj
110
Tepki
125
Şehir
istanbul
İsim
Mert
Başlangıç
2003—04
Bisiklet
Sedona
Bisiklet türü
Yol bisikleti
@Mad Buddha 2. seçeneği bostancı kadıköy sahil şeridinde uyguluyorum baya baya işe yarıyor :D pardon, bisiklet yolundan çekilin diyince cevap yetiştiriyorlar. böyle uyarınca baya doğalarındaki ortamı yaşatıyoruz galiba yoldan çekiliveriyolar...
 

Mad Buddha

The Puncheur
Kayıt
17 Ocak 2019
Başlık
1
Mesaj
558
Tepki
1.183
Yaş
38
Şehir
Bursa
İsim
Adil Ü.
Başlangıç
1990—91
Bisiklet
Specialized
Bisiklet türü
Yol bisikleti
Görünen o ki bisikletsever dostlar bu yaygın durumlar için 2 seçenek var;

Birincisi yanlış yapanları uyarmak (ki bunu vazgeçmeden uygulayan arkadaşların önünde saygı ile eğiliyorum) böylece daha dikkatli olmalarını sağlamaya çalışmak ve bir gün bu durum iyiye gider beklentisinde olmak.

İkincisi ise daha pasif ama bence daha verimli olan seçenek. Her an her şey olabilecekmiş gibi (zaten olabilir) davranarak kendini korumak. 30 la mı gitmem gerekiyor önüme yaya çıkma ihtimali %1 olan yerde sürerim, yoksa o yeri bulurum, imkansız ise de sürmem.

Tabii bisiklet sürmenin ne keyfi kaldı o zaman diye düşünenleri anlar gibiyim. Ama maalesef çevrenin bizden bağımsız gelişen/değişen koşulları buna sebep oluyor. Eskiden İstanbul içinde bile araba kullanma keyfi diye bir şey vardı, yaşı tutanlar hatırlar. Bugün bundan söz edilebilir mi acaba ?

Eğer bisiklet kullanım sebepleriniz içinde hız/performans vb unsurlar öncelikli ise, Allah korusun ciddi bir kazaya uğramadan yazdıklarım haricinde bir seçenek görebiliyorsanız birini seçin lütfen. Kaza haberleri, ölüm haberleri okumaktan, şahit olmaktan içimiz katıldı artık.

Yok eğer bisikleti keyif öncelikli veya zaman-koşul sıkıntısı olmaksızın ulaşım amaçlı yada ikisi birden kullanıyorsanız bu durumda işiniz daha kolay olacaktır.

Herkese kendi seçiminde güzel sürüşler ve kazasız bir bisiklet hayatı dilerim.
Çetin abi merhaba; Öncelikle seni sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Her iki koşulda da kaza yaşadım. Performans sürüşünde araba çarptı. Keyif sürüşü yaparken üzerime teyze düştü. Yani yapacak bi'şey yok. Başa geleceği varsa kaçılamıyor ne yazık ki. Tabi nasıl olsa başa geleceği var diyerek önlem almamak, dikkat etmemekte olmaz.
 

Aybek Cihan

Aktif Üye
Kayıt
17 Haziran 2010
Başlık
1
Mesaj
193
Tepki
172
Şehir
Ankara - Batıkent
Çok haklısınız. Ben de fark ettim. Zil çaldığım halde, liseli gençlerde oralı olmayanlar oluyor. Bunu geçtim iki tarafta da kaldırım olduğu halde yolda yürüyenler var.
Zaman zaman bisikletlilerde de yanlış yapanlar görüyorum. Bisikletle trafiğe çıkıyorsanız kurallara uymak zorundasınız. Kırmızıda durmayıp devam edenler var. Yol kenarından gitmeniz kurallara uymama hakkı vermiyor. Bu arada not düşeyim; 30 km/s hızla kasksız yol almak Türkiye'de çok riskli. Lütfen kask takın.
 
  • Beğen
Tepkiler: Hami Bulut

Taygun Kon

Daimi Üye
Kayıt
12 Temmuz 2018
Başlık
11
Mesaj
274
Tepki
852
Şehir
istanbul
İsim
Taygun K.
Başlangıç
2018—19
Bisiklet
Giant
Bisiklet türü
Şehir - Tur
Kartal sahilde sürüyorum önüme gelene de bağırıyorum çekilin diye. Bir gün amca dedim çekil, burası bisiklet yolu çarpılacaksın.
"Eeee çarp o zaman " diye cevap verdi amcam bana. Gerisini siz düşünün artık.
 

MertV

Aktif Üye
Kayıt
23 Nisan 2019
Başlık
1
Mesaj
110
Tepki
125
Şehir
istanbul
İsim
Mert
Başlangıç
2003—04
Bisiklet
Sedona
Bisiklet türü
Yol bisikleti
@Taygun Kon kurallar, haksızlık gibi konularda iğnenin ucu bize dokunmadıkça ders almıyoruz ne yazık ki. o dayıya biri bisikletli çarpsa bunu söyleyemez mesela, bisiklet yoluna bile çıkmaz. ben sahilde uyarıma rağmen tepki vermeyenlere sıfır geçiyorum ürküp çekiliyor sonra mesela.
 
  • Beğen
Tepkiler: Hami Bulut

Çetin ŞAHİNÖZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
5 Temmuz 2013
Başlık
39
Mesaj
1.792
Tepki
2.253
Yaş
52
Şehir
İSTANBUL
Bisiklet
Sedona
Bir olaya reaksiyon gösterirken, bu hareketimizden beklediğimiz sonucu düşünmeliyiz bence.
Mesela haksız olarak bisiklet yolunda yürüyen birisine kibarca uyarsak ve ters tepki alsak da büyütmeden yine kibarca yolumuza devam etsek mi bisiklet ve bisiklet kültürü hakkında o kişiye iyi mesaj vermiş oluruz, yoksa çok çeşitli mesajlarda olan havalı korna, sıfır geçmek, bağırmak, dalaşmak gibi hareketler ile mi bunu düşünmemiz gerekir bence.

Her konuda karşımızdakinin anlatmak istediğimizi doğru anlaması bizim sorumluluğumuz, anladıktan sonra ne yapacağı da onun sorumluluğudur.

Bir insanın anlattıklarımı, davranışımı anlayabilmesini istiyorsam, önce onun anlamasına engel olacak tür yaklaşımı yapmamalıyım...
 

Taygun Kon

Daimi Üye
Kayıt
12 Temmuz 2018
Başlık
11
Mesaj
274
Tepki
852
Şehir
istanbul
İsim
Taygun K.
Başlangıç
2018—19
Bisiklet
Giant
Bisiklet türü
Şehir - Tur
@MertV Malesef öyle, o adam da nasıl bir psikoloji ile söylediyse bunu. Bizde bisiklet çocuk oyuncağı olduğu sürece bu hep böyle olacak malesef.

Ya şu başıma gelene ne demeli:

Gelin Damat vardı bir kez de... üsküdar bisiklet yolunda sürüyordum, 15km ancak hızım. Gelinlikle bir kadın ve nedimesi sağa sola bakmadan yola girdiler ama aramızdaki mesafe 50 cm bile değildi ve duramayıp geline çarptım takla attım ikimiz de yerde yuvarladık.

Tabi çıngar çıkardım, damat bey filan geldi bağırdık ettik birbirimize; sonra polis çağıracağımı ve haksız olduklarını filan söyledim. Araya bir sürü insan girdi benim haklı olduğumu filan söyledi. Tabi beni de ikna ettiler polis çağırmamaya.

Bazen düşünüyorum keşke çağırsaydım polisi, karakola gitseydik, haber filan olsaydı diye. Evet bana çok söverlerdi ama gündeme girecek ilginç bir konu olurdu, biz de kendimizi ifade edebilirdik. Umarım bu kişiler bir daha o yola girmezler ?
 

MertV

Aktif Üye
Kayıt
23 Nisan 2019
Başlık
1
Mesaj
110
Tepki
125
Şehir
istanbul
İsim
Mert
Başlangıç
2003—04
Bisiklet
Sedona
Bisiklet türü
Yol bisikleti
@Taygun Kon ben şikayetçi olmanız taraftarıydım mesela. üsküdarın bu bisiklet yolunun kullanımını kavrayabilmesi için bir 5 10 yılı daha var "bence".. siz şikayet etseydiniz olay o muhitin insanının bakış açısının illa ki değiştirecekti..
 

Çetin ŞAHİNÖZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
5 Temmuz 2013
Başlık
39
Mesaj
1.792
Tepki
2.253
Yaş
52
Şehir
İSTANBUL
Bisiklet
Sedona
@Taygun Kon Araba kullanıyor musun bilmiyorum ama, her araç kullanan kişinin uyması gereken şöyle bir kural var: TAKİP MESAFESİ

Önündeki araç aniden durduğunda, yola beklenmedik bir cisim çıktığında (kamyon lastiği, hayvan, insan) güvenle durabileceğin mesafenin hızın ile orantısıdır. Ne kadar yavaş olursan ol demek ki ya duracak kadar iyi fren yapamadın, yada o yola gelinin gireceğini hesap etmedin.

Bu mantık ile bize yeşil yandığında hiç sağa sola bakmadan yola dalmamız gerekir. Bazen sonuç hatanın kimde olduğunu önemsiz kılacak kadar kötü olabilir.
 

makaram

Forum Demirbaşı
Kayıt
13 Ekim 2015
Başlık
1
Mesaj
595
Tepki
1.051
Yaş
33
Şehir
İstanbul
Başlangıç
1995—96
Bisiklet
Merida
Bisiklet türü
Yol bisikleti
Kartal sahilde sürüyorum önüme gelene de bağırıyorum çekilin diye. Bir gün amca dedim çekil, burası bisiklet yolu çarpılacaksın.
"Eeee çarp o zaman " diye cevap verdi amcam bana. Gerisini siz düşünün artık.

ben bunu diyene kesin çarpardım. öyle zarar verecek kadar değil tabi ama zarar göreceğini anlayacak kadar en azından. biraz üstü başı kirlenip biraz da örselense hayatının dersini almış olurdu.
 
  • Beğen
Tepkiler: MertV

Çetin ŞAHİNÖZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
5 Temmuz 2013
Başlık
39
Mesaj
1.792
Tepki
2.253
Yaş
52
Şehir
İSTANBUL
Bisiklet
Sedona
Bir de Sayın Mehmet Sunu, şahsi fikrimce başlığınız biraz yanlış anlaşılmaya açık. Başka başlıklar ile birleştirilmesin diye bu şekilde açmış olabilirsiniz ama bana sanki belli bir bölgede yaşayan yayaların bisikletlilere bir düşmanlığı var ve saldırmak anlamında sürekli sataşıyor, kafa atıyorlar gibi bir anlam verdi.
@makaram Dostum sana katılmıyorum, işte bu yaklaşım bisikleti biraz acaip bir konumda tutuyor toplumumuzda.

Gerçekten bu hayatının dersini aldığında bir daha bu davranışı yapmayacağına eminsen (bir dahakine hazırlıklı olup saldırganlık yapmayacağına) hepimiz biraz üst baş kirletecek kadar çarpalım bisiklet yoluna çıkan yayalara ne dersin ?
 

çelikyürekli

Aktif Üye
Kayıt
29 Temmuz 2019
Başlık
1
Mesaj
142
Tepki
295
Yaş
29
Şehir
Ankara
İsim
Cihan Ali Çelikyürekli
Başlangıç
1995—96
Bisiklet
Cube
Bisiklet türü
Şehir - Tur
@Taygun Kon Araba kullanıyor musun bilmiyorum ama, her araç kullanan kişinin uyması gereken şöyle bir kural var: TAKİP MESAFESİ

Önündeki araç aniden durduğunda, yola beklenmedik bir cisim çıktığında (kamyon lastiği, hayvan, insan) güvenle durabileceğin mesafenin hızın ile orantısıdır. Ne kadar yavaş olursan ol demek ki ya duracak kadar iyi fren yapamadın, yada o yola gelinin gireceğini hesap etmedin.

Bu mantık ile bize yeşil yandığında hiç sağa sola bakmadan yola dalmamız gerekir. Bazen sonuç hatanın kimde olduğunu önemsiz kılacak kadar kötü olabilir.
Bu doğru değil. Takip mesafesi şeridi seninle aynı yönde paylaşan hareketliler için kullanılan bir tabir. Yola dikine çıkan bir unsura nasıl takip mesafesi koyabilirsin? Her hızın bir durma mesafesi var, reaksiyon mesafesi var. 10’la giderken bile yola dik çıkan gelin sana 1 metre kala çıkarsa çarparsın.
 

Çetin ŞAHİNÖZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
5 Temmuz 2013
Başlık
39
Mesaj
1.792
Tepki
2.253
Yaş
52
Şehir
İSTANBUL
Bisiklet
Sedona
@çelikyürekli Dostum ben bakış açımı yazdım, arkadaşımız o geline çarpmak zorunda değildi. Sizin yazdığınıza göre o çarpışma kaçınılmazdı değil mi ?

Bence de durum şöyle, süren arkadaş, hızı ne olursa olsun yayaların o yola atlama ihtimali olan tarafa yakın sürmeyebilirdi. Sürüşünü yaparken yolun ilerisine bakıp yol kenarındaki hareketleri görebilir ve belki daha da yavaşlayabilirdi. Bunları yapmak zorundaydı diye yazmıyorum yanlış anlamayın ama yapmış olsaydı belki bu tatsız kaza yaşanmazdı.

Biraz da kendimizi başkalarının yerine koyacak yaklaşımımız olmalı. Düşünün yeni evleniyorsunuz, aklınız bir dünya, neler var kafanızda. İstemeden bir anlık dikkatsizlik sonucu bisiklet yoluna çıkıyorsunuz ve gümm.

Bu olay nasıl bir hatıra olarak kalır anılarınızda. Biraz empati lütfen. Başka bir başlık açmıştım sanırım yayalara olan davranışlarımız adıyla, orada da o kadar katı tutumlu arkadaşlar var ki anlamak mümkün değil. Karşı tarafta olmaktan bu kadar uzak mı olduğunuzu düşünüyorsunuz bilemiyorum,

Kimseye ders vermek, doğrusu şudur demek niyetinde değilim. Herkes kendi seçiminin sonucunu yaşar, tartışmaya dönüşmesin lütfen.
 

bisikletgundemi

Daimi Üye
Kayıt
18 Haziran 2018
Başlık
1
Mesaj
384
Tepki
1.385
Şehir
İstanbul
Sokak ortasında insanlar öldürülür, kadınlar bıçaklanır, çocuklar dayak yerken etraftakiler ya durup seyreder ya da usulca uzaklaşırken, bizim bisikletliler karşılarına çıkana her türlü tepkiyi verecek cesaret ve özgüvene sahiplermiş meğer. Oh ne güzel ne güzel, haksızlığa yanlışlara boyun eğmeyen, yayasına sürücüsüne gereken dersi veren bir bisikletli nesil yetişiyor, hey maşallah!

Muhterem bisikletliler,

Yayalar sizin düşmanınız değil, yolunuza çıksalar da değil, bisiklet yolundan yürüseler de değil. Şehirlerde yol kullanıcıları arasında en savunmasızları sıralayın deseniz, başta yayalar yer alır. Bunlar içinde de engelliler. Bisikletliler de savunmasızdır. Ulaşım düzeninin doğurduğu adaletsizliklerden herkes farklı derecelerde mağdur oluyor. Trafik istatistiklerine bakıldığında yaya ölümleri korkunç düzeyde. Daha da üzücü olanı, yüzlerce çocuğun da bu istatistiklerde "saklı" olması.

Ulaşım kültürü altyapıyla doğrudan ilişkilidir. Elbette adaletli bir altyapı yeter koşul değildir ama gerek koşuldur. Bu koşulları sorgulamadan, yalan yanlış planlamaları ve uygulamaları göz ardı ederek, ülkede mevcut ulaşım kültürü ve ihtiyaçlarının analizini yapmadan, bizim gibi savunmasız, bizden daha da savunmasız kesimleri, bireyleri sorun addedip düşman görmenin bisiklet kültürüne ve bisikletli ulaşım bilincine herhangi bir katkısı yok. Böyle düşünüp davranarak, her ahval ve şeraitte yoluna çıkana sinirlenip bağıran, üstüne süren, yolun kendisinin "hakkı" ve kuralların da kendisinden yana olmasından güç alarak adaletsizliğin mağdurlarına bir darbe de kendisi vuran otomobil sürücülerinden, trafik canavarlarından farkımız kalmıyor esasında. Durup bir düşünelim: Böyle durumlarda hissiyatımız, benzer durumlarda bir otomobil sürücüsünün hissiyatına ne kadar benziyor? Benziyorsa bir yerde bir yanlış yapıyoruz demektir.

Altyapının yanına eğitim de eklenecektir elbette. Ama bu da eğitimle memleketin kurtulacağına inanan toplum mühendislerinin çözüm söylemidir. Sosyal ve siyasi tarih toplum mühendisliğinin, total ideolojik eğitim projelerinin beklenen sonucu vermediğini ziyadesiyle göstermiştir. Toplumun gerçek sorunlarıyla ve ihtiyaçlarıyla denk düşmeyen her türlü eğitim söylemi ve projesi başarısızlığa mahkûmdur. Toplumsal adaletsizlik hüküm sürerken, ulaşım düzeni fosil yakıt üreticilerinden, otomotiv sanayiinden, kentsel rant üretiminden, kentin kapitalist tüketiminden, gelir adaletsizliğinin artmasından, şehrin merkezi ile çeperi arasındaki uçurumların derinleşmesinden yana bir zihniyetle şekillendirildikçe, el kadar bebelere bile okul öncesinden başlayarak bisikletli ulaşım bilinci ve bisiklet kültürü kazandırmaya çalışsanız, sorunu çözemezsiniz, o yayanın karşınıza çıkmasına mani olamazsınız, çünkü o yaya hâlâ savunmasız, hâlâ "yolsuz". İklim krizini yaratanlar, onun daha da artmasına seyirci kalanlar şimdilerde çocuklara okullarda iklim değişimini anlatmaya başladılar, bizi böyle hikâyelerle oyalıyorlar.

Bireyler değişirse toplum da değişir, diyen bir masalcı daha var. Bütün denen şeyin, parçalarının toplamından ibaret olduğunu sanıyor. Toplum bireylerden oluşur ama onların toplamından ibaret değildir, daha fazlasıdır ve daha farklıdır. Bireyleri değiştirince toplumu da değiştireceğini, toplumu değiştirince sistemin de değişeceğini sanmak büyük gaflet. Dünyadaki ekonomik işleyişi, siyasi ilişkileri, toplumsal hareketleri bilmeden anlamadan sorgulamadan inanılan bir masaldır bu.

Uzatma diyorsunuz, haklısınız, bağlayayım. Meselemiz adalettir. Sosyal adalettir. Adaletsizliğin kaynağını görmeden, eşitsizliklerin sebeplerini bilmeden, bizim gibi adaletsizlik mağdurlarıyla mücadele ederek sorunları çözebileceğimizi sanmayalım. Bu kör dövüşünden kimseye hayır yok. Yayalar bisikletlilerin düşmanı değil dostlarıdır, dert ortaklarıdır, aynı dertlerden mustarip hemşerileridir, aynı mahallelerde oturup aynı dışlanmışlıklara, ötekileştirmelere, ayrımcılıklara, ihmallere, baskılara maruz kalan şehirlilerdir. Bir bisikletlinin kaldırıma çıkması için nasıl haklı ve meşru sebepleri varsa, yayaların da bisiklet yollarına girmek ve bisikletlerle karşı karşıya gelmiş olmak için haklı ve meşru sebepleri var. Bisikletliler ulaşımda otomobil sürücülerine benzemeyi, onlar gibi davranıp konuşmayı bırakmalılar. Bu kavgacı, kibirli, kuralcı, güçten güçlüden yana bir insan olmak yerine, yayalarla iletişim kurmanın, onlarla sorunları konuşup paylaşmanın bisiklet kültürü ve bisikletli ulaşım mücadelesi için önemini bilen kavrayan insanlar olmalıyız. Bizi birbirimizde düşüren senin benim onun kurallara aykırı davranışları, görgüsüzlüğü medeniyetsizliği değil, bizi birbirimize düşüren asıl şey ulaşım düzenindeki adaletsizlik, hayatın nerdeyse her alanında maruz kaldığımız adaletsizliktir.

Önümüze çıkan varsa, ona çarpmayacağız, yan yana olacağız, ta ki herkes için adalet sağlanana dek.
 
Yukarı Alt