Bence ülke olarak henüz bu tip konulara kadın/erkek bazlı bakmaya hazır değiliz. Şimdi diyeceksiniz ki bu neden bahsediyo? Açıklayayım. Türkiye, bireysel özgürlüklerin hem siyasal/hukuki hem de sosyal/ahlaki olarak baskılandığı bir ülke. Siz İstanbul'un nezih semtlerinde, ya da İzmir'in Bostanlı'sında yaşadığınız için bu söylediğime karşı gelebilirsiniz, ama yaşadığınız şehrin köylerine ya da Anadolu'nun diğer şehirlerine/ilçelerine şöyle bir gidip oralarda bir süre yaşadığınızda ancak ne demek istediğimiz anlarsınız. Eskiden işim gereği Türkiye'nin bir çok şehrine, hatta ilçelerine gidip oraları gözlemleme fırsatım oldu. Özellikle doğunun bambaşka bir kültürü olduğunun altını çizeyim. Resmen başka bir ülkeye gitmiş gibi hissediyorsunuz. Konuşulan dili bile anlamıyorsunuz. Fazla uzatmadan, konunun özü olan "bireysel özgürlükler" meselesine geleyim. Bu forumda bazen erkek sürücülerin bile tayt konusunda şikayetleri olmuş/belki hala oluyordur (arandığında söz konusu başlıklara ulaşılabiliyor). Bir çoğunuzun sırf "ne derler" diye tayt giymediğine adım gibi eminim. Şimdi siz erkek olarak bile toplumsal baskının namlu ucundayken, kadınların bisiklete binmesi, hem de nizami bisiklet kıyafetleri ile bisiklete binmesi nasıl mümkün olabilir? Ve siz bir de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi sözüm ona gelişmiş şehirlerde yaşıyorsunuz. Eğer şanslıysanız, şehrin nispeten pahalı bir semtinde yaşıyorsanız, laf işitmeden, başınıza bi iş gelmeden bisikletinize binebilirsiniz. Ama orta direk bir ailenin bir kızı olduğunuzu düşünün. Bırakın bisilete binmeyi, tayt giymek bile aile içi çalkantıya sebebiyet verebilir. Müslüman bir ülke olduğumuz gerçeği de bu resmin önemli bir ayrıntısı. Türkiye'de istatistiğe vurulsa, kadınların bir çoğunun çok erken yaşta cinsel istismara uğramış olduğu ortaya çıkacaktır. Bir arkadaş "cinsel açlık" demiş ama konu bu kadar basit değil. Erkek dünyanın her yerinde erkektir. Türkiye'nin sorunu erkek çocuklarını, kız çocuklarından farklı bir cinsel anlayış ile yetiştirmesi. Sonra ortaya son derece dengesiz bir cinsel etkileşim ortamı çıkıyor doğal olarak. Türkiye gibi kültürel baskı altındaki ülkelerde sadece cinselliği yaşayabilmek için evlenen binlerce insan (kadın ya da erkek) olduğu gerçeğini kesinlikle göz ardı edemeyiz.
Olayın bir de sportif yönü var. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın bir çok ülkesinde "rekabete dayalı" aktivitelerde erkek egemenliği söz konusudur. Bunun da temelinde bu başlığın konusu olan testosteron hormonu var. Bu hormon sizi daha rekabetçi yapıyor. Kadınlarda erkeklerdekinden çok daha az üretilen bir hormon bu. Tek fonksiyonu bu değil elbette, insandaki erkek ağırlıklı özelliklerin ortaya çıkması (kasların ve tendonların büyüyüp güçlenmesi, vücut kılları, ses kalınlaşması, kemik yoğunluğunun artması vs.) bu hormona bağlı. O yüzden spor müsabakalarında, anabolik steroid denilen sentetik testosteron hormonunun kullanılması yasaklanmıştır. O yüzden sporun bir çok alanında bir erkek egemenliğinden söz etmek mümkün. Şimdi iş böyleyken, bir de üstüne mahalle baskısı varken, ergenliğe giren çocukların yaşadıkları cinsel kafa karışıklığı vs. hepsini üst üste eklediğiniz zaman, kızlar daha sokağa bile zor çıkabiliyorken, nerede kaldı bisiklete binmeleri, öyle değil mi? Geçen gün bir otobüs kavgası videosu izledim. Otobüsün içerisinde bir çift öpüşmüş sanırım, ve bu öpüşme diğer tüm otobüs yolcularına dert olmuştu. Bazıları öpüşmeyi savunurken, bazıları da "öpüşemezler" diyordu. Herkes birbirine bağırıyordu.
Peki bu bahsettiğim bireysel özgürlüklerin sıkı biçimde korunduğu ülkelerde ne oluyor? O ülkelerde insanlar tamamen çıplak bisiklet eylemleri düzenliyorlar mesela. Bana sorarsanız bu da abartı ama şunu unutmamak lazım ki, benim, bu insanların bunu yapma özgürlüğüne karışmam mümkün değil/olmamalı. Çünkü ben onların özgürlüklerine karışabilirsem, onlar da benim özgürlüğüme müdahale etme hakkını kendilerinde bulabilirler. İşte ülke olarak daha şu basit konuyu, yani "laiklik" olgusunu anlayamadığımız için herkes kendi inancı/kültürü/ahlakı mertebesinde karşısındaki insanın hayatına karışma hakkını kendisinde gördüğü sürece, bu forumda kadın kokusu olması çok çok zor. Laikliği gerçek anlamda anlayabilmemiz için, ülkedeki diğer dinlere mensup (ve dinsiz) insan sayısının, müslüman sayısına yaklaşması gerekmekte. Çünkü malesef sayıca üstün olan taraf her zaman kendi hayat anlayışını diğerlerine dayatmakta beis görmeyecektir.