mehmetsunu
Kaldato ile sohbeti kestim.
- Kayıt
- 28 Eylül 2011
- Mesaj
- 5.685
- Tepki
- 13.225
- Şehir
- kayseri
- Başlangıç
- 2010—11
- Bisiklet
- Cube
- Bisiklet türü
- Yol bisikleti
Ne zamandan beridir bu şekilde bir yazı yazmak istiyordum kısmet bugüneymiş. İstanbulun falanca semtinde yaşanan bisiklet yolunda piknik yapan aile haberinden sonra tam yerine denk geldi manzarayıda koyalım dedik. Haberi sosyal medya ve sözlüklerden takip ediyorum. Olayın aslını bisiklet dünyasına öyle veya böyle aşina olupta öğrenmeyen veya bilmeyen yoktur sanırım. Zaten sosyal medyada haberle ilgili bir yığın yorum yapılmış. Ben olayın kendinden hareket ederek sosyolojik bir çıkarımda bulunmak istiyorum. Malumunuz olduğu üzere ülkemiz bayağı bayağı kutuplaşmış bulunmakta. Bu kutuplaşma batı ülkelerinde yaşandığı gibi sınıf temelinde cereyan etmemekte veya aslında sınıf temelli bir kutuplaşma olmakla birlikte bu ideolojik dile yabancı kitleler tarafından kimlik ve kültür temelli simgelerle ifade edilmekte. Yoksa bunun altında ekonomik bir neden olmadığını söylemek bence cahillik. Çünkü nerde bir sorun, bir sıkıntı, bir çalışma, bir gerilim, bir savaş varsa bilinki ortada bir paylaşım sorunuda yaşanmaktadır. Atalarımız bu durumu çok iyi özetlemişler. : Meyvesiz ağaç taşlanmaz.
Mamafi bu kutuplaşma farklı şekillerde tezahür ediyor. İnsanlar kendilerine simgeleri siper ederek ötekine sesleniyor. Bence ıstanbul vilayetinde bisikletli ile piknikçi aile arasında yaşanan tatsızlık şeklinde tezahür etmiş ilk bakışta son derece önemsiz bu olayın temelindede bu kutuplaşmanın yansımaları var. Nasıl derseniz. Şİmdi çevremde bisiklete binen, bisikleti tercih eden kitleyi şöyle bir analiz ettiğimde bunların eski orta sınıfa ait aile mensupları olduğunu görüyorum. Okur yazar, tahsilli, kent soylu, kültürlü bu insanlar tıpkı 1917 ekim devrimi sonrası yoksulluğa düşmüş beyaz ruslar gibi son yıllarda pastadan beklentileri payı alamıyorlar. Bu kitle yerine yeni kültürel ve kimlik kodları ile yeni bir orta sınıf türemiş bulunmakta. Bu orta sınıf sosyal olarak muhafazakar eknomik olarak kapitalist bir değeri temsil etmekte. Zenginliğini göstere göstere yaşamaktan haz alıyor ama pastadan aslan payını almanın mottosu gereği muhafazakarlığıda elden bırakmıyor. Şİmdi bisikleti sürmek tamam sağlık, çevre vesaire vesaire nedenleri bir kenara bırakacak olursak son yıllarda bir tepkiselliğide içinde barındırıyor.
Bisiklet sürmenin bu evrenselci, demokrat ve eşitlikçi, cinsel ayırım gözetmeyen dili muhafazakarlığa karşı bu eski orta sınıf kentsoylu kesimede yeterli ideolojik mühümmatıda sağlıyor. Hemde sosyal alanda daha fazla görünür oluyorlar. Yani bir tepkisellik sözkonusu. Bakın bisiklet alt sınıf lümpenlerin bir tepki aracı olamıyor. Çünkü onlar en fazla doğan görünümlü şahinler ile eski arabesk tepkiselliğinin bir benzeri olarak zenginleşen kesime öykünen ama onlar gibi olamayan bir parodiyi gerçekleştiriyorlar. Ama eski orta sınıf oyunun nasıl oynanacağının ve oyun dilinin son derece farkında, çünkü dile ve o dilin kodlarına eğitimleri nedeniyle-beyaz rus olayı-hakimler ve bu dili bisiklet metaforu üzerinden seslendiriyorlar. Yani olay bir bisikletli ile piknikçi arasında yaşanan aşık atışması değil. Bana göre temsil ettiği şeyler çok daha büyük ve derin. Bu yorumuma bazılarınız sende nereden çıktın değişik şeklinde tepki göstererek katılmayabilir.
Sadece şu ana kadar ekşi sözlükte bu olay hakkında 500 küsür girişi okumak vede bisiklet dışında herşeyin yazıldığını vede tartışılır olduğunu görmek bile benim tezlerimi doğruluyor. Son yıllarda şunada şahit oldum yaşlıbaşlı eski entelijansiya mensubu dayılar ve amcalar, aynada görseler kendilerinden korkacak amorf bir takım abla ve teyzeler bence yine simgesel anlamlar yüklü taytları giyerek bisiklet üzerinde arzı endam ediyorlar. Kim demişti kadınlar tepki için sokakta nerdeyse çıplak gezmeye başladı diye. Bisikletin temsil ettiği değerler biricik: Eşitlik, özgürlük, çevrecilik, tüketim kültürünü reddediş, cinsiyet ayrımcılığını reddediş. Sadece bize özgü bir durum değil bisikletin simgesel bir araç olma durumu. Daha geçenlerde yine sözlüklerde lamborjili ..çe ayar veren bisikletli başlıklı batı ülkesinde yaşanan bir haber vardı. Bisiklet sanırım bu gerilimlerin bir enstrümanı olmaya aday gibi gözüküyor.
Mamafi bu kutuplaşma farklı şekillerde tezahür ediyor. İnsanlar kendilerine simgeleri siper ederek ötekine sesleniyor. Bence ıstanbul vilayetinde bisikletli ile piknikçi aile arasında yaşanan tatsızlık şeklinde tezahür etmiş ilk bakışta son derece önemsiz bu olayın temelindede bu kutuplaşmanın yansımaları var. Nasıl derseniz. Şİmdi çevremde bisiklete binen, bisikleti tercih eden kitleyi şöyle bir analiz ettiğimde bunların eski orta sınıfa ait aile mensupları olduğunu görüyorum. Okur yazar, tahsilli, kent soylu, kültürlü bu insanlar tıpkı 1917 ekim devrimi sonrası yoksulluğa düşmüş beyaz ruslar gibi son yıllarda pastadan beklentileri payı alamıyorlar. Bu kitle yerine yeni kültürel ve kimlik kodları ile yeni bir orta sınıf türemiş bulunmakta. Bu orta sınıf sosyal olarak muhafazakar eknomik olarak kapitalist bir değeri temsil etmekte. Zenginliğini göstere göstere yaşamaktan haz alıyor ama pastadan aslan payını almanın mottosu gereği muhafazakarlığıda elden bırakmıyor. Şİmdi bisikleti sürmek tamam sağlık, çevre vesaire vesaire nedenleri bir kenara bırakacak olursak son yıllarda bir tepkiselliğide içinde barındırıyor.
Bisiklet sürmenin bu evrenselci, demokrat ve eşitlikçi, cinsel ayırım gözetmeyen dili muhafazakarlığa karşı bu eski orta sınıf kentsoylu kesimede yeterli ideolojik mühümmatıda sağlıyor. Hemde sosyal alanda daha fazla görünür oluyorlar. Yani bir tepkisellik sözkonusu. Bakın bisiklet alt sınıf lümpenlerin bir tepki aracı olamıyor. Çünkü onlar en fazla doğan görünümlü şahinler ile eski arabesk tepkiselliğinin bir benzeri olarak zenginleşen kesime öykünen ama onlar gibi olamayan bir parodiyi gerçekleştiriyorlar. Ama eski orta sınıf oyunun nasıl oynanacağının ve oyun dilinin son derece farkında, çünkü dile ve o dilin kodlarına eğitimleri nedeniyle-beyaz rus olayı-hakimler ve bu dili bisiklet metaforu üzerinden seslendiriyorlar. Yani olay bir bisikletli ile piknikçi arasında yaşanan aşık atışması değil. Bana göre temsil ettiği şeyler çok daha büyük ve derin. Bu yorumuma bazılarınız sende nereden çıktın değişik şeklinde tepki göstererek katılmayabilir.
Sadece şu ana kadar ekşi sözlükte bu olay hakkında 500 küsür girişi okumak vede bisiklet dışında herşeyin yazıldığını vede tartışılır olduğunu görmek bile benim tezlerimi doğruluyor. Son yıllarda şunada şahit oldum yaşlıbaşlı eski entelijansiya mensubu dayılar ve amcalar, aynada görseler kendilerinden korkacak amorf bir takım abla ve teyzeler bence yine simgesel anlamlar yüklü taytları giyerek bisiklet üzerinde arzı endam ediyorlar. Kim demişti kadınlar tepki için sokakta nerdeyse çıplak gezmeye başladı diye. Bisikletin temsil ettiği değerler biricik: Eşitlik, özgürlük, çevrecilik, tüketim kültürünü reddediş, cinsiyet ayrımcılığını reddediş. Sadece bize özgü bir durum değil bisikletin simgesel bir araç olma durumu. Daha geçenlerde yine sözlüklerde lamborjili ..çe ayar veren bisikletli başlıklı batı ülkesinde yaşanan bir haber vardı. Bisiklet sanırım bu gerilimlerin bir enstrümanı olmaya aday gibi gözüküyor.


