Osmanlı'dan günümüze Türkiye'de bisiklet sporu

Bisikletli Gezgin

Ey şair; bana yağmurdan bahsetme,yağdır!
Kayıt
3 Mart 2011
Başlık
786
Mesaj
4.251
Tepki
6.094
Şehir
Altındağ, Ankara
İsim
Mustafa
Bisiklet
Sedona
OSMANLI’DA İLK BİSİKLET

Bisikletin Osmanlı ülkesine girişi, Avrupa’da yaygınlaşmasının ardından çok zaman almamıştır. Tarik gazetesinin 31 Ağustos 1885 tarihli sayısındaki habere göre Mösyö Tomas İstefanis adında bir Amerikalı, yanındaki bisikletiyle önce İstanbul’a gelmiş, daha sonra İzmit üzerinden beş günlük bir yolculuktan sonra Ankara’ya ulaşmış ve oradan da Yozgat üzerinden Sivas’a geçmiştir.

Gazetedeki haber şu şekildedir:
“Mösyö İstefanis adında bir Amerikalı’nın velospid ile seyahat ve Dersâa’det’e muvasalatıyla (ulaşmasıyla) buradan dahi hareket ettiğini yazmış idik. Ankara’dan yazıldığına göre mûmâ-ileyh İzmit’ten 5 günde şehr-i mezkûra muvasalat ve Vali Paşa hazretleri ile memûrin-i vilâyet ve binlerce ahali merkûmun hareketini temaşa etmişler ve merkûm kendisine yapılan rica üzerine 3 defa şose üzerinde velospid ile yürüyüp 1200 yarda mesafeyi 2 dakika 14 saniyede kat etmiştir. Merkûm bilahare vali paşa hazretleri ile memûrin-i vilâyetten veda idüp Yozgat’a mütevecciye-i azimet olmuş (yönüne gitmiş) andan dahi Sivas’a azimet etmiştir”

Basında birçok yazı ve karikatüre konu olan ve “şeytanarabası” adı takılan bisiklete 1950’lere kadar “velospit” veya “velespit” denmeye devam edildi. Bisikletle ilgili bilgileri önce basından öğrenen İstanbul halkı bu yeni icadı velospid adıyla tanıdı. Velospid, Fransızca Vélocipéde kelimesinin bozuk telaffuzudur. Batı Avrupa’da velospid üç tekerlekli çocuk bisikleti anlamını kazanırken 1901’de İkdam gazetesinde Ali Kemal “derrace” adını öneriyordu. Nitekim Osmanlı’da bisiklet için yaygın olarak velospid tabiri kullanılsa da bunun yanı sıra Ali Kemal’in önerdiği “Derrace” deyimi de kullanılmıştır. İlerde belirtileceği üzere 1906’da Bulgaristan’da bulunan bisiklet cemiyetleri “bisiklete binen kimseler” anlamına gelen “Derrace-i Süvaran” olarak adlandırılmışlardır.

İstanbul’a ilk bisikletler 1880’lerde ithal edilmeye başlanmıştır. 1884 yılında İstanbul’da yayınlanan Saadet gazetesinde yayınlanan ilanda şu satırlar yer almaktadır:

“Velosiped istimalinin (kullanımının) dünyanın her tarafında ne derecelere terakki ettiği (geliştiği) malumdur. Galata’da Şişli Tramvay hattı mevkiinde Voyvoda Karakolhanesi istisalinde kâin Mösyö Edmon Karvana’nın İngiliz Mağazası bu terakkiyi nazarı dikkate aldığı cihetle, bu kere meşhur ‘Anglo Amerikan’ şirketinin Dersaadet Vekaletini deruhte etmiştir (üstlenmiştir). Bu şirket en sağlam, en hafif, en ziyade süratle hareket eden ve en müzeyyen ‘velosiped’lerin imali ile iştihar etmiştir (ünlenmiştir).”

İstanbul’a gelen bisikletlerin sayısının artmaya başladığı 1890-1895 yılları arasında İstanbul sokaklarından bir bisikletlinin geçtiğini görmek, İstanbullular için meraklı bir seyirdi. Bisikletin ilk görülmeye başladığı dönemlerde bisiklet kullananlar “monden” tipler olarak alaya alınmış, zaman zaman ilk biniciler züppelikle suçlanmıştır.

Servet-i Fünun dergisi yazarı Ahmet İhsan, 1893 yılında İstanbul’da düzenlenen nizami olmayan bisiklet yarışından bahsetmektedir

“Bilmem hatırlarda mı? Sohbetlerimizin birinde velospidden bahsederken belki pek yakında Kuşdili Çayırında bir velospid yarışı görürüz demiştik. Zannımız pek çabuk hakikat oldu, ama yarış Kuşdili Çayırı yerine Tepebaşı Bahçesi’nde oldu. Yarışmanın esası bahçe etrafını bir saatte 120 defa devretmekti. Bu müsabakayı ortaya çıkaran Mösyö Ortek, bir saatte ancak 104 defa devredebildi. İstanbul’un yeni velospidçilerinden Fernand isminde bir ehl-i zevk de 120 defa devrederek galebe çalmaya muvaffak oldu. İki tekerlekli arabasına süvar olarak bahçede dolaşan Ortek’in yarışı kazanmak için helecan ile bacak salladığını, çırpındığını görmek hakikaten pek gülünç idi.”

1894 yılında bir Avrupa gazetesinde ordularda velospid kullanımını konu alan bir gazete yazısı tercüme edilerek padişaha sunulmuştur. 1895 yılında İstanbul’da sayıları artmaya başlayan bisikletlerden biri saraya takdim edilirken diğer yandan Şehremaneti bisiklet kullanımının düzenlenmesi için harekete geçmiştir. Şehremaneti, İstanbul Beyoğlu'nda bisiklet ile dolaşanların sayısının artması üzerine bunların yasaklanmasını ve Taksim-Şişli yolu haricinde dolaşmalarına müsaade edilmemesi için 2 Ocak 1895 tarihinde Dâhiliye Vekaleti’ne başvurmuştur. Dâhiliye Vekâleti de Şehremaneti’nin bu talebini Sadaret Makamı’na sunmuştur. Sadaret Makamı durumu değerlendirmiş ve Dahiliye Vekaleti’ne gönderdiği cevapta bu yolda gidip gelenlerin şimdiye kadar bir sakınca doğurmadığı bildirildiğinden yasaklanmasını uygun görmeyerek şu notu eklemiştir:

“Her ne kadar bunların dar sokaklardan geçemeyeceği bilenmekteyse de geçenler olduğu halde belediye çavuşları marifetiyle ötekine berikine çarpıp bir kazaya neden olmamaları için uygun bir dille ikaz edilmesi şimdilik yeterli olacaktır.”

1896 yılında Levantenler ve gayri Müslimlerin yanında Türk ahaliden de yakın şehirlere bisikletle yapılan geziler dönemin gazetelerine haber olmuştur. O yılın Haziran ayında İstanbullu Şakir Bey üç arkadaşıyla İstanbul’dan Bursa’ya, oradan da 7,5 saatte Bandırma’ya gitmişlerdir.

16 sayfalık uzun bir çalışma...
Makalenin devamı için...
Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.
 
Yukarı Alt