Bisikleti uzun, kısa, yokuşlu ve dünkü 190 km lik 4. sürüşten sonra (Bu sürüşü "Ankara Canyon Team" olarak

-Tunç ve Alpaslan ile yaptık) bisiklet hakkındaki değerlendirmelerimi kısaca paylaşabilirim.
Öncelikle daha önce kısa deneme sürüşlerimi saymaz isek, hiç karbon bisiklete binmemiştim. İlk bisiletim salcano hi-ten mtb idi. Sonra cannandole şehir bisikleti, sonra corratec mtb, cannondale synapse, salcano cylo bisiletlere binmiştim. Canyon a ilk bindiğimde, şimdiye kadar hiç bedenime tam olarak uygun gelen geometrideki bir bisiklete binmediğimi hissettim. Bisiklet bana çok rahat ve performansa hazır bir pozisyon veriyor.
İkinci olarak, rijitliğini hemen hissettiriyor. Bisiklete verdiğiniz güce hemen cevap veriyor. Yokuş çıkarken özellikle, hemen hızlanabiliyorsunuz.
İnişlerde de çok çabuk hızlanıyor. Ancak bu bisikletin geometrisi sayesinde aldığım aerodinamik pozisyon kadar, jant seti ile de ilgili diye düşünüyorum (Token c28a). Yine jantların da katkısıyla hissettiğim bir başka farklılık, bisikletin virajlarda ve hızlı dönüşlerdeki stabiletisi. Virajları çok daha güvenli ve hızlı dönebiliyorum. Tabi bunda lastik (conti granpix 4000S) kalitesinin de etkili olduğunu söylemek lazım sanırım.
Bir kaç şey de bisikletin görüntüsü ve estetiği ile ilgili söyleyebilirim. Estetik görelidir ama fotoğraflarda göründüğünden çok daha çekici bir görüntüsü var. Kadro işçiliği üst düzeyde, kablo giriş ve çıkışları şimdiye kadar gördüğüm en iyi şekilde tasarlanmış. Mat bisikletleri çok seviyorum ki, canyon mat siyah ve griyi, beyaz detaylar ile dengelemiş. Kırmızı olmasını tercih ederdim bu detayların ama beyaz da fena değil.
Bir kaç söz de 105 5800 set için söyleyebilirim. Henüz Türkiye ye gelmedi ve 5800 setli bisikletlerin satışı başlamadı diye biliyorum. Daha önce 5700 ve ultegra 6700 kullanmıştım. Her ikisinden de daha akıcı ve kararlı vites geçişleri söz konusu. Frenleme gücü önceki serilere göre artmış gibi hissettim. En çok dikkatimi çeken, özellikle ön aktarıcının, çok daha az güçle çalışması. normelde ön aktarıcı da üst vitese çıkmak, teli germek yani, çok daha fazla güç istiyor ama 5800 ön aktarıcı sanki motorlu (di2) gibi çok rahat çalışıyor. Bununla birlikte eksi olarak, 11 li sistemle birlikte vites-tel gerginlik ayarı biraz daha hassaslaşmış. Henüz tel gerginlikleri ve vitesler yeni olduğu için ayarları sık sık değişiyor, havalar da yağmurlu ve değişken olduğu için henüz ayarları tutturmakta güçlük çekiyorum ama ayarların 10'lu ya göre çok daha hassas olduğunu söyleyebilirim. Ancak bi apex kadar değil. Sramlar 1 e 1 çalıştığından cyclo bisikletimde ayarlar epey uğraştıyor.
Bisikletin diğer detayları da oldukça tatmin edici. Gidon boğazı kapağı vidalı bir sistem değil, tamamen kapalı Canyon da. Ya da üst modellerde tamamen açık. head seti sökmek için özel küçük bir vida yapmışlar spacer'ların hemen altına. Çok şık duruyor kapak bu sayede. Gidon ve gidon boğazı kendi üretimleri ve oldukça rijit. Kullandıkları gidon bandı epey kaliteli. Sele borusu yine kendi üretimleri ve yerden gelen darbelerde konfor sağlıyor. Ancak dikkatimi çeken epey hafif olmasıydı. Sele borusu kelepçesinin de özel bir tasarımı var. Son olarak Canyon'un satış ve satış sonrası hizmetinde dikkatimi çeken bir kaç noktaya değineyim.
Gönderdikleri alyan takımlarında tork çizelgesi var, sıkarken kullanabiliyorsunuz. Ayrıca seleborusu, gidon boğazı gibi sürtünen yüzeylerde kullanmak üzere özel bir jel gönderiyorlar.
Canyon, teslimattan 10 gün kadar sonra müşteri memnuniyet anketi gönderiyor. Hizmetlerine, 7-8 kalemde puan vermenizi istiyorlar ve önerilerinizi yazmanızı rica ediyorlar.
Şu ana kadar ürün ve hizmet olarak oldukça tatmin edici. Profesyonellikleri ise takdire şayan diyebilirim. Avrupa standartlarında olağan prosedürler gibi görünüyor ama Türkiye bisiklet sektörünün kimi gerçeklerini düşününce insan, hayranlık duymadan edemiyor.