arkadaşlar konu nasıl buralara geldi anlamadım, ama hepimiz doluymuşuz bunu anladım
öncelikle şunu söylemek istiyorum; istesem spd'sinden formasına şimdi de alırım, 1-2 ay eve kapanmama bakar. ama başka harcamalarım da var, hayat sadece bisikletten ibaret değil benim için. bisiklete ayırabildiğim bütçe içinde de öncelik bisikletin kendisini içime sinecek kadar geliştirmekte, kendi üstüme başıma sonra sıra gelecek. yine de elbette bir gün hepsini bir anda alabilecek gücüm de olur; o zaman zaten tam donanımlı olarak çıkarım bütün turlara. ne de olsa spd'nin performansa etkisi, formanın sağladığı rahatlık ve diğer ekipmanların faydaları gün gibi ortada. gün gelecek ben de bunlardan sonuna kadar faydalanacağım. ama işte o günler geldiğinde, şimdi bana bunca şeyi yazdıran insanlar gibi havalara girmeyeceğim...
çok şükür insanları iyi okurum, hiç tanımadığım birine nasıl yaklaşacağımı da iyi bilirim. hal böyle olunca; kalabalık bir turda ya da yolda başka bisikletlilerle karşılaştığımda olan bitenleri de iyi algılayabiliyorum. benim rahatsız olduğum şey herkesin reklam tabelası gibi dolaşması değil, 7 km uzaktaki bir yere tam teçhizat gidilmesi de değil, benim şimdilik sahip olamadığım imkanlara başkalarının sahip olabilmesi hiç değil. benim rahatsız olduğum; birkaç şekilci insanın yüz yüzeykenki tavrı...
selam veriyorsun; mesela bir merhaba diyorsun, ya da uzaktan elini havaya kaldırıyorsun. işte o an, karşıdakinin hareketi çok önemli. düzgün bir insan selamını alıyor, vakti olduğu kadar muhabbetini de ediyor. kimisi o sırada havasında olmuyor, mecburi bir gülümsüyor ama ilgisiz davranıyor, anlıyorsun ki sosyalleşme peşinde olan bir arkadaş değil; saygı duyuyorsun ve sen de işine bakıyorsun. ama kimisi var ki; sana bir bakıyor, bisikletine bir bakıyor, yüzünde bir aşağılama ifadesiyle kafasını başka tarafa çevirip hızlanıyor. turlarda falan insanlara yanaşıp kaynaşmaya çalışıyorsun, öyle bir tavırla karşılaşıyorsun ki kendini ortamda istenmeyen, sümsük, yavşak, gerizekalı biri gibi hissediyorsun. işte bunlar insanı gerçekten rahatsız ediyor.
kask konusuna yeniden gelirsem... beni sıkıştıran otobüs, minibüs, taksi pek olmuyor. olursa da frenlerim var, reflekslerim var. ayrıca ben çok dikkatli olsam da başkasının dikkatsizliği ya da kasti olarak üzerime sürmesi gibi bir durum sözkonusu olmuyor, çünkü ben trafikte neredeyse her bir sürücünün ve yayanın biraz sonra ne yapacağını gayet iyi biliyorum. bu algıyı kazanmak için uzuuuuun yıllar boyunca bisiklet sürmeye gerek yok; sadece biraz gözlem gerekiyor. yayalar üzerindeki gözlemlerimi anlatmıştım daha önce:
İleri Sürüş Teknikleri - Yaya Gözlemleme
bunu ben anlatabiliyorum, çünkü önce kendim yaptım. araç trafiği versiyonunu da araba kullanırken yaptım, kısmet olursa bir gün onu da anlatırım. ancak yayaları gözlemlemeyi öğrendikten sonra araç trafiğini çözmek hakikaten hiç zor değil; ne de olsa rastgele yönlere giden dikkati dağınık insanlardan ziyade , en azından ehliyet alabilmek için belli bir eğitim almış insanlar var trafikte.
bu gözlemleri yapabildikten sonra; onlarca metre ilerideki dengesiz sürücünün ne yapacağını da rahatlıkla kestirebiliyorsunuz. başkasına göre sorun olan hareket, sizin için önceden tahmin edilmiş ve önlemi alınmış, sorun olmaktan çıkmış bir olay oluyor.
bu arada ben araba kullanırken gözüm 3-5 saniyede bir dikiz aynalarını kontrol eder; sadece önümdeki değil, arkamdaki trafiği de sürekli takip ederim. güvenli araç kullanabilmek için bu da şart; hatta şimdiye kadar benimle alakasız birkaç kazayı da arkamda sıkışan bir aracı farkedip ona yol vermek suretiyle engellemişliğim vardır.
bisiklet üzerindeyken bunu yapabilmek için kask aynası denen birşey var, onu da bulamıyorsanız ya da benim gibi kasksız dolaşıyorsanız 3-5 saniyede bir kafanızı arkaya çevirmeniz yeterli olacaktır.
kafanız arkaya ya da yana dönükken doğrultunuzdan sapıyor, başka türlü düz gidemediğiniz için sürekli öne bakmak zorunda mı kalıyorsunuz? onun da çaresi var:
İleri Sürüş Teknikleri - Yana ya da Arkaya Bakarak Gitme
ayrıca bir not: size arkanızdan sinsi sinsi yaklaşıp da bağırarak ya da kafanıza şaplak atarak sizi düşürmeye çalışacak hayvanlar da kafanızı arkaya çevirdiğiniz an bunu yapmaktan vazgeçiyorlar
şimdiye kadar dediklerimi yapmayı öğrendiniz ya da önceden biliyordunuz diyelim; ama yine de trafik bu, bazen öyle anlar oluyor ki gerçekten önceden farketmenin imkanı yok. ama hala frenlerinizi en etkin şekilde kullanmayı öğrenerek, başka türlü olsa kesin kaza yapacağınız durumlardan kendinizi kurtarabilirsiniz. bu da bizi; ileri sürüş tekniklerinin belki de en önemlisine götürüyor:
İleri Sürüş Teknikleri - Panik Fren
dümdüz frenlemek yetmiyor mu? hem yavaşlayıp hem de kontrolü kaybetmeden yön değiştirebilmeniz mi gerekiyor? e onun da çaresi var:
İleri Sürüş Teknikleri - Yanlama
belki diğerleri kadar önemli değil ama, yine de illa ki işinize yarayacak başka bir hayati teknik:
İleri Sürüş Teknikleri - Viraj Alma Teknikleri
yine de hiç birşey sizi kurtaramıyorsa, bir çarpışma yaşasanız bile bundan sapasağlam çıkma şansınız var. onun yolu da düşmeyi öğrenmekten geçiyor. bunu nasıl yapacağınızı ise maalesef anlatmanın bir yolu yok; düşe kalka kendiniz öğreneceksiniz...
bu arada linklerini verdiğim başlıkların hiç biri; şu an içinde olduğumuz başlıktaki kadar rağbet görmedi. buradan da anlıyoruz ki; insanımız birbirine laf giydirmeyi, teknik mevzularla ilgili yazılar okuyup kendilerini güvene almaktan daha çok önemsiyor. şimdi ne demek istediğim daha iyi anlaşılmıştır umarım...