@gezgin gezer
Siz cinsiyet ayrımcılığı, eşitlik ve adalet kavramlarını hayli yanlış anlamışsınız. Ayrımcı söylem ve tutumlar nedeniyle dezavantajlı konumdaki toplumsal kesimlerin karşısına geçip "cinsiyet ayrımcılığa karşıyım, herkese eşit davranmalı, adalet ancak o zaman sağlanır" denmez. Eşitlik, denklik ve adalet kavramları arasındaki farkları gayet güzel anlatan bir görsel var aşağıda. Şunu söylüyor: Herkesin aynı destekten yararlanmasına eşitlik; herkesin, ihtiyacı kadar destek almasına denklik (hakçalık, hakkaniyet); eşitsizliğin sebepleri ortadan kaldırılarak kimsenin desteğe ihtiyacı kalmamasına ise adalet denir. Ayrımcı söylem ve tutumlar nedeniyle dezavantajlı konumdaki birey ve toplulukların eşitleyici ya da denkleyici desteklere değil, eşitsizliğin sebeplerinin ortadan kaldırılmasına, yani adalete ihtiyacı var.
Dünyanın bütün ülkelerinde trafik düzeni erkeklerin egemenliğinde kurulan ve sürdürülen bir düzendir, o düzende kadınlar daima ikincil ve zayıf konumda kalmaktadırlar. Güce ve hıza tapan bu eril zihniyet yolları güçlü ve etkin erkeklerin hızlı hareket etmesi için tasarlamaktadır. Gücün ve hızın putlaştığı bu düzende sadece kadınlar değil, çocuklar, yaşlılar ve engelliler de dezavantajlı durumdadırlar. Trafikte adaleti sağlamak istiyorsak, önceliği insana yani yayaya vermeliyiz. Bazılarınıza çok radikal gelecek belki ama adaletli bir trafik düzeninde yaya yola adımını attığı anda bütün araçlar güvenli fren mesafesi içinde durabilir, şehirlerde ve yerleşim alanlarında araçların hız sınırları bunu mümkün kılacak şekilde düzenlenir. Yaya geçitleriyle, kaldırımlarının genişliğiyle değil, yaya geçitlerine ve kaldırımlara gerek kalmadığı bir şehir içi ulaşım düzeniyle övünmeliyiz. Nihai hedefimiz de şehirlerin otomobillerden arındırılması, yaya ve bisikletli ulaşımın toplu ulaşım ağıyla bütünleştiği, araçların değil insanın hareketliliğini esas alan bir ulaşım düzeni olmalıdır. Böyle bir düzende bisikletli ve yayanın karşı karşıya gelmesi için gerekçe bulunamaz.
Bu olay örneğinde tartışmamız gereken, kimin haklı kimin haksız olduğu değil, şiddettir. Konumuz bir trafik çarpışması değil, şiddettir. Kurallara uymayanlar şiddeti hak eder ya da kuralları en çok kim ihlal ettiyse şiddeti de en çok o hak eder kabilinden akıl yürütmeler, çok açık söyleyeyim, şiddeti nasıl içselleştirip olumladığımızı ve meşru kıldığımızı gösteriyor, ne kadar adaletli olduğumuzu değil.