Yakup Disci
Üye
- Kayıt
- 26 Aralık 2013
- Mesaj
- 74
- Tepki
- 133
- Şehir
- İstanbul & Isparta
- Bisiklet
- Mosso
Arkadaşlar hepinize merhabalar.başlıktanda anlayacağınız üzere bu sabah Isparta-Denizli arası yola çıktım. Denizli (memleketim) bisikletimle gideceğim yedinci şehir olacak. Yani olacaktı. Planıma göre gün doğumunda yola çıkıp en geç gün batımına Denizli'de olacaktım. Ancak herşey planladığım gibi gitmedi. Neden mi? Buyrun yazımdan öğrenebilirsiniz. Saat 06:30 dışarı çıktım ve ilk fotoğraf için sabırsızlanıyorum. Hooop alın size ilk fotoğraf.
Fotoğraflara iyi bakın çünkü elimde çok az foto var. Başlıkta da belirttim. Fotodan sonra besmelemi çektim ve atladım bisikletime, düştüm yollara. Hava süper. Gökyüzü açık. Rüzgar benden yana. Yalnız dağların eteklerindeki kara bulutlar beni korkutmuyo değil. Neyse ki o yöne gitmiyorum. Ama aynı bulutlardan önümde de var. Tam aralarındayım. Olduğum yerde hava açık. Ama güneş görünürlerde yok henüz. Biyerlerde var güneş ama bana görünmedi daha kerata. Şu bulutları bir çekelim sonra devam. Hava durumuna göre hem Isparta hem Denizli yağışlı. Ama hifif ve ara ara. Zaten buna güvenip yola çıktım. Hatta yağmaz diyip çamurluk takmaya da üşendim. Yola başlayalım artık. Pedallarım dönmeye başladı. Rüzgar arkamda ve sanki bana hadi gene iyisin Yakup, al bu da benden olsun der gibi. Gümüşgün'e dağ yolundan gidiyorum. Yol çok güzel. İniş çıkışlar var. Sonra düz ve uzun bir yol. Burada da birkaç foto.
Gümüşgüne vardım. İşte bu be. Asfalt kaymak gibi abi. Şahlandı yavru ceylanım. Hemen fotolayalım. Sevincim kursağımda kaldı çünkü yol hemen çakıllı bi asfalta döndü.
Dört yoldan Keçiborlu rampasına saptım. Sapmadan önce bir foto daha. Tırmanmaya başladım. İşte 24 km kalmış dinara. Rampayı bitiriyorum tam o da ne. Kasktan çıt pıt sesler geliyo. Yoksa? Evet, yağmur. An itibari ile fotoğraf çekemedim. En çok üzüldüğüm şeylerden birisi bu oldu. Yağmur yağıyor hemde tam rampa biterken. Yav arkadaş hele bi rampa ineydik acelen ne. Malesef beraber indik yağmurla rampayı. 8, 9 km gittim. Yağmurda hızlandı. Çamurluğu niye takmadım ki. Eyvah sağanak. Hemen gir şu benzin istasyonuna. Bi soluklanayım. Oy oy oy. Çay mı o? İçmem mi abi doldur hele şu ince belliye. Hayırdır nereye bu havada. Denizli'ye. Nerden? Isparta. Öğrencimin? Evet. Süleyman Demirel'de. Yav alınma da bişey dicem. Deli misin sen ya. Bu havada bisiklet mi sürülür. Hele şükür abi ya bende ne zaman diycen diye bekliyodum.
genelde görür görmez derler.
Orada çalışan üç güzel abimle muhabbet ettik. Sonra yağmur yavaşlayınca müsaade aldım ve yolların efendisi yola çıktı. (Çok mu iddaalı oldu ne.) neyse yolların delisi yola çıktı. ( bu tam bana göre
) yağmur yavaşlamış ama bu ne rüzgar arkadaş. Tam karşıdan ve buz gibi. Altımda şort üstümde yağmurluk. Saat sabahın dokuzu. Tam bir deli gibi göründüğüme eminim. Aha tabela. Dinar 11. Foto? Yok olsa dükkan senin. Hadi az kaldı. İşte dinar. Bu sefer çekicem fotoyu. Yağmurda yavaş. Hemen bitane. Bidaha.
Dinar'da durmadım. İstasyonda ki molayla az daha giderim.yağmur yine hızlandı. Yokuş iniyorum yine. Baya indim bitmiyo. 200 metrelik iniş. Üç beş km de var hani. Ama sonra bide çıkış var. Hadi bi takviye. Ceviz, çikolata ve biraz da su. Mis. Rampaya başla. Bitir. Gökçek. İşte yarıladım yolu. Aklımda deli sorular Dinar'dan beri. Gidemem ben. Yağmur durmuyo. Hava çok soğuk. Ev sıcak. Ben en iyisi otobüsle denizliye gidiyim. Yok olmaz otobüsle eve gidiyim. Peki. Nerden? Dinar'dan tabi. Tamam. Hmmm. Ee rampalar. Gidersin bida nolcak. Altıüstü 25 km. Sonra evde sıcacık yatağında uyku. Allaaaah.. İçimde bir gaza gelme ki sorma. Saatte 50 km hızla 30 dakikaya Dinar'dayım. Yok yutmadınız. Tamam biraz daha fazla sürmüş olabilir belki.
otogardayım.
Bittim ama. Otobüs var mı otobüs? Var. Büyüklerden mi? Yok küçük. Onlara bisiklet sığıyo mu ki? Bilmem belki. Belki mi? Haydaaa. Ne zaman? Şimdi gelcek bekle az. İşte bak geldi. Sor kaptana. Kaptan. Olur mu? Valla mı? Deneriz girer arka bagaja. Sen sök şu ön tekeri bi hele. Tamam. Açtım mandalı. Çıkardım tekeri. İndir koltuğu. O da tamam. İşte bu ya. Hadi gidelim. Eve gidelim. Otobüste uyurum gidene kadar. Ooohh. İşte otogar. İndim. Bisiklet vardı bizim abi versene bi. O da uyumuş bagajda heralde
Nabıyon la yoldaş. Gel bakiyim hele. Tekerlek ve sele tamam. Atla seleye. Saat 01:40. Evdeyim.
Evet turum aşağı yukarı böyleydi. Denizli'ye gidemediğim için çok üzüldüm. Km sayacım eski bisikletimde. Onun için net rakamlar yok elimde. Dinar 60 km. Gökçek 25 km. Dinar'a dönüş 25 km. Toplam takriben 110 km. Denizli meselesi burada kapanmaz. Rövanş illaki alınır. Çok uzun oldu sanırım. Yaz yaz bitmiyor. Sadeleştirdim güya. Okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Bir başka turda görüşmek üzere.
Fotoğraflara iyi bakın çünkü elimde çok az foto var. Başlıkta da belirttim. Fotodan sonra besmelemi çektim ve atladım bisikletime, düştüm yollara. Hava süper. Gökyüzü açık. Rüzgar benden yana. Yalnız dağların eteklerindeki kara bulutlar beni korkutmuyo değil. Neyse ki o yöne gitmiyorum. Ama aynı bulutlardan önümde de var. Tam aralarındayım. Olduğum yerde hava açık. Ama güneş görünürlerde yok henüz. Biyerlerde var güneş ama bana görünmedi daha kerata. Şu bulutları bir çekelim sonra devam. Hava durumuna göre hem Isparta hem Denizli yağışlı. Ama hifif ve ara ara. Zaten buna güvenip yola çıktım. Hatta yağmaz diyip çamurluk takmaya da üşendim. Yola başlayalım artık. Pedallarım dönmeye başladı. Rüzgar arkamda ve sanki bana hadi gene iyisin Yakup, al bu da benden olsun der gibi. Gümüşgün'e dağ yolundan gidiyorum. Yol çok güzel. İniş çıkışlar var. Sonra düz ve uzun bir yol. Burada da birkaç foto.
Gümüşgüne vardım. İşte bu be. Asfalt kaymak gibi abi. Şahlandı yavru ceylanım. Hemen fotolayalım. Sevincim kursağımda kaldı çünkü yol hemen çakıllı bi asfalta döndü.
Orada çalışan üç güzel abimle muhabbet ettik. Sonra yağmur yavaşlayınca müsaade aldım ve yolların efendisi yola çıktı. (Çok mu iddaalı oldu ne.) neyse yolların delisi yola çıktı. ( bu tam bana göre
Dinar'da durmadım. İstasyonda ki molayla az daha giderim.yağmur yine hızlandı. Yokuş iniyorum yine. Baya indim bitmiyo. 200 metrelik iniş. Üç beş km de var hani. Ama sonra bide çıkış var. Hadi bi takviye. Ceviz, çikolata ve biraz da su. Mis. Rampaya başla. Bitir. Gökçek. İşte yarıladım yolu. Aklımda deli sorular Dinar'dan beri. Gidemem ben. Yağmur durmuyo. Hava çok soğuk. Ev sıcak. Ben en iyisi otobüsle denizliye gidiyim. Yok olmaz otobüsle eve gidiyim. Peki. Nerden? Dinar'dan tabi. Tamam. Hmmm. Ee rampalar. Gidersin bida nolcak. Altıüstü 25 km. Sonra evde sıcacık yatağında uyku. Allaaaah.. İçimde bir gaza gelme ki sorma. Saatte 50 km hızla 30 dakikaya Dinar'dayım. Yok yutmadınız. Tamam biraz daha fazla sürmüş olabilir belki.
Bittim ama. Otobüs var mı otobüs? Var. Büyüklerden mi? Yok küçük. Onlara bisiklet sığıyo mu ki? Bilmem belki. Belki mi? Haydaaa. Ne zaman? Şimdi gelcek bekle az. İşte bak geldi. Sor kaptana. Kaptan. Olur mu? Valla mı? Deneriz girer arka bagaja. Sen sök şu ön tekeri bi hele. Tamam. Açtım mandalı. Çıkardım tekeri. İndir koltuğu. O da tamam. İşte bu ya. Hadi gidelim. Eve gidelim. Otobüste uyurum gidene kadar. Ooohh. İşte otogar. İndim. Bisiklet vardı bizim abi versene bi. O da uyumuş bagajda heralde
Evet turum aşağı yukarı böyleydi. Denizli'ye gidemediğim için çok üzüldüm. Km sayacım eski bisikletimde. Onun için net rakamlar yok elimde. Dinar 60 km. Gökçek 25 km. Dinar'a dönüş 25 km. Toplam takriben 110 km. Denizli meselesi burada kapanmaz. Rövanş illaki alınır. Çok uzun oldu sanırım. Yaz yaz bitmiyor. Sadeleştirdim güya. Okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Bir başka turda görüşmek üzere.


