İlk kez bir çernobil çalışanının ağzından nükleer kaza

specialagent

Forum Demirbaşı
Kayıt
6 Eylül 2004
Mesaj
558
Tepki
389
Şehir
İSTANBUL
Aleksandr Yuvçenko, Çernobil Nükleer Santralı 26 Nisan 1986 tarihinde patladığı gece 4 numaralı reaktörde görevliydi. Yuvçenko, o gece hayatta kalabilen çok az sayıda görevliden biri. Vücudunda çok ciddi yanıklar oluştu. Doktorlar kendisini yaşatmak için bir dizi ameliyat yapmak zorunda kaldılar. Ne var ki Yuvçenko, radyasyondan dolayı hálá hasta. Son günlerde suskunluğunu bozarak New Scientist dergisine o gece neler olduğunu anlattı.

11162522_952369641460670_2345803943227862844_n.jpg

Çernobil’de çalışmaya nasıl başladınız?

Aleksandr Yuvçenko- Orada çalışmayı ben istedim. Sovyetler Birliği’ndeki en iyi santrallardan biriydi. Ayrıca Çernobil yaşamak için güzel bir kasabaydı. Ve akademik çalışmalarım sırasında bir süre orada bulunmuştum. Üstelik maaşım da iyiydi.Nükleer mühendislik Sovyetlerde prestijli bir meslekti. Oysa şimdi Rusya’daki insanlar işadamı ve avukat olmayı tercih ediyor.


Reaktörün patladığı gece ne yapıyordunuz?

-Gece mesaisindeydim. Görevimin başına geçtiğim zaman gün için planlanmış olan güvenlik testinin akşama kadar ertelendiğini fark ettim. Reaktörün gücü düşürülmüştü ve soğutma işlemini yapmak bize kalmıştı. Bu da çok kolay bir işti. O gece çok fazla yapacak bir işimin olmadığını düşündüm.

Patlamayı duyduğunuz zaman neredeydiniz?

-Ofisimdeydim. Benden boya almaya gelmiş bir arkadaşımla konuşuyor ve bazı belgeleri okuyordum. İlk duyduğum bir patlama değil, yalnızca bir sarsıntıydı. Derken iki veya üç saniye sonra patlama oldu. Ofisimin kapıları dışarı doğru patladı. Eski bir binanın yıkılması gibi her taraf buhar ile karışık toz bulutları ile kaplandı. Etraf çok nemli, çok tozluydu, çok güçlü bir hava akımı vardı. Bu arada sürekli sarsılıyorduk, pek çok şey yere düşüyordu. Işıklar söndü. İlk düşüncemiz güvenli bir şekilde saklanabileceğimiz bir yer bulmaktı. Nakliye koridoruna doğru seğirttik. Burada alçak tavanlı küçük bir geçit vardı. Orada dururken çevremizdeki her şey yıkılıyordu. Gümbürtüyü duyduğum zaman çok ağır bir şeyin düştüğünü sandım. Daha sonra savaş filan çıktığını düşündüm.

Bunun reaktör olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Hayır. Bu olmadan önce hiç bir titreşim veya bir ses duymadık. Bazı şeylerin bozulduğuna ilişkin en ufak bir belirti yoktu. Hepimiz çeşitli acil durumlar için eğitilmiştik. Bizler mühendis olarak reaktörlerin neler yapabileceğini, neler yapamayabileceğini ve nelerin olabileceğini öğrenmiştik. Yangın ve başka şeyler için hazırlıklıydık, ancak bunun için eğitilmemiştik. Güvenlik önlemlerinin yeterli olduğunu düşünüyorduk ve eğer kontrol çubuklarını indirmek için acil durdurma düğmesine basılırsa Ğki kontrol odasındaki arkadaşım Leonid Toptunov da bunu yapmıştı- santral duracaktı. Ancak durmadı. İnsanlar hata yapabilir, sancak güvenlik önlemlerinin bunu telafi edebileceğini düşünüyorduk. Hepimiz işletme talimatnamesinde yazılanların doğruluğuna inanıyorduk.

18099.jpg


Patlamadan sonra ne yaptınız?

-Ofisime geri döndüm ve 4. reaktörün kontrol odasına telefon açmaya çalıştım. Ancak hatlar kesikti. Derken 3.reaktörün kontrol odasındai telefon çaldı. Sedye getirmem emredildi. Sedyeleri kaptım ve koşmaya başladım. Kontrol odasının dışında patlama merkezinin yakınlarında bulunan bir arkadaşıma rastladım. Kendisini tanıyamadım. Giysileri simsiyahtı ve yüzü tanınmayacak haldeydi, çünkü başından aşağı kaynar su dökülmüştü. Kendisini sesinden tanıdım. Bana patlama bölgesine gitmemi söyledi, çünkü orada başka yaralılar vardı. Bu arkadaşımla başkaları ilgilendiği için bir fener kapıp soğutma tanklarının yakınındaki diğer operatörü bulmak için koştum.

-Orada ne buldunuz?

-Operatörü bulacağımı sandığım yere gittim ama kimseyi bulamadım. Yalnızca kocaman bir yıkıntı ile karşılaştım. Operatörü diğer tarafta idi, sürünerek oradan uzaklaşmayı başarmıştı. Yine aynı tablo ile karşı karşıya idim: Üstü başı pislik içinde ve sırılsıklamdı; en kötüsü sıcak sularla haşlanmıştı. Ayakta durabiliyordu, fakat şoktaydı ve titriyordu. Bana ana patlamanın olduğu yere gitmemi ve orada arkadaşım Vera Khodemçuk’ bulabileceğimi söyledi.

Daha sonra neler oldu?

-Bu noktada Yuri Tregub’u gördüm. Bu arkadaşım Çernobil’in yardımcı baş mühendisi Anayoli Deatlov tarafından 4. kontrol odasından gönderilmişti. Deatlov, Tregub’a acil yüksek basınç soğutma suyunu açarak bölgeyi sulama görevini vermişti. Bunu tek başına yapamayacağını fark ederek, Tregub ile suyu açmaya gittik.

Başardınız mı?

-Muslukların olduğu bölüme erişemedik. Soğutucu tanklar reaktöre yakın bir holdeydi. İçeriye girmek için iki kapısı vardı. Birincisinden giremedik, çünkü duvarlar çökmüştü. Bunun üzerine aşağı indik ve diğer kapıyı denedik. Dizlerimize kadar suyun içindeydik. Kapıyı açamadık ancak aralıktan içeriyi görbiliyorduk. Gördüklerimiz yıkıntıdan başka bir şey değildi. Devasa su konteynerleri patlayıp parçalanmıştı. Geride yalnızca bir duvar ve bir kapı kalmıştı. Biz açık alana bakıyorduk.

Gerçekten mi?

-Ne olup bittiği hakkında daha net bir şeyler öğrenmek için dışarıda yürüdük. Gördüklerimiz gerçekten ürkütücüydü. Her şey mahvolmuştu. Su soğutma sisteminin tümü gitmişti. Reaktörün bulunduğu salonun sağ kanadı tümüyle yıkılmıştı, sol tarafta borular sarkıyordu. O anda Khodemçuk’un kesin olarak öldüğünü anladım. Bulunduğu yer yıkılmıştı. Büyük türbinler hálá ayaktaydı ancak çevresindeki her şey harabeye dönmüştü.

Büyük bir olasılıkla bu yıkıntıların altında kalmıştı. Durduğum yerden reaktörden sonsuza doğru uzanan bir ışık huzmesinin yayıldığını gördüm. Havanın iyonize olmasıyla oluşan lazer ışığına benziyordu. Mavimsi bir ışıktı ve çok güzeldi. Birkaç saniye ışığı izledim. Eğer orada birkaç dakika kalsaydım hemen oracıkta ölebilirdim, çünkü gama ışınları, nötronlar ve dışarıya çıkan her türlü zararlı maddeye hedef oluyordum. Fakat Tregub orayı hemen terk etmem için beni uyardı. O benden daha yaşlı ve tecrübeliydi.

Daha sonra ne yaptınız?

4 no’lu kontrol odasına ulaşmaya çalıştık. Fakat yolda, reaktör salonuna giderek kontrol çubuklarını elle indirmeleri için Deatlov tarafından gönderilmiş üç işçiye rastladık. Tregub, kontrol odasına koşarak giderek gördüklerimizi rapor etti. Ben yardım etmek için bu üçü ile birlikte gittim. Onlara kendilerine verilen emrin saçma olduğunu, çünkü ortada reaktör salonu diye bir şeyin kalmadığını söyledim. Dolayısıyla kontrol çubuklarının kalmamış olması büyük bir olasılıktı. Ancak onlar salonu yalnızca aşağıdan gördüğümü, yukarıdan da bakmak istediklerini söylediler.

Reaktör salonuna geri döndüğünüzde ne oldu?

-Bir çıkıntının üzerine çıktık, oradan merdivenlere atladık. Ben üçünün arkasındaydım ve feneri taşıyordum. İşçiler feneri benim elimden alıp içeri girdiler. Ben dışarıda kalıp, kapıyı tuttum ve reaksiyonlarına kulak verdim. Salon bir volkan kraterine benziyordu. Yapacak bir şey olmadığına karar verip dışarı çıktılar.

Bu üçüne ne oldu?

-Üçü de çok kısa bir süre içinde öldüler. Duvar ve kapı benim hayatımı kurtardı. Ben yalnızca kapıyı tuttuğum halde oldukça yüksek dozda radyasyon almışım. Yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Bu çok kötü bir duygu. Yani yapacağınız hiçbir şeyin olmaması.

Neler hissettiniz?

-Hastalandığımı anladım. Radyasyon hastalığının ilk belirtilerinden birinin kusma olduğunu biliyordum. Ancak zararlı bir şey yiyip yemediğimi düşünmeye başladım. En kötü düşünceleri kafamdan atmaya çalışıyordum. Patlamadan yarım saat sonra elinde bir dosimetre taşıyan bir adam görmüştüm. Her tarafı kapalı olduğu için kim olduğunu anlayamamıştım. Ona ölçümü sorduğumu hatırlıyorum. Bana cihazın kendisini gösterdi. İbre skalanın dışındaydı. Çok korkutucu bir andı. Ne kadar radyasyon aldığımızı söylemek mümkün değildi, ancak çok yüksek bir dozda olduğunu tahmin ediyorum. Sabaha karşı saat 5 civarında yerel bir hastaneye götürüldüm, çünkü kendi başıma gidemeyecek kadar halsizdim. O gece Moskova’ya götürdüler beni.

Sizi nasıl tedavi ettiler?

-Çok yoğun ve zor bir tedaviydi. Sizin de buna dayanmanız için çok güçlü olmanız gerekiyordu. Bana sürekli olarak kan ve plazma verdiler. Birkaç ay başkalarının kanı ile yaşadım. Daha sonra radyasyon yanıklarının açtığı ülserler belirmeye başladı. Çok fazla yanığım vardı. Ancak birkaç ay sonra yaşama şansımın olduğu anlaşıldı.O noktadan sonra vücudum kendi olanaklarıyla çalışmaya başladı. Artık kan verme gereği kalmamıştı. Ama sürekli olarak morfin veriyorlardı. Karım Nataşa çok kilo kaybettiğimi ve ölmekte olan birine benzediğimi, çok sessiz ve yavaş konuştuğumu söylüyor. Ancak aklım berraklığını hiçbir zaman yitirmedi. Neler olup bittiğini anlıyordum.

Sizi ayakta tutan neydi?

-Çok iyi bir tedavi gördüm. Doğal olarak sağlıklı ve güçlüydüm. O sırada yalnızca 24 yaşında olduğumu düşünürseniz... Hala sürekli olarak deri nakli yapılıyor. Hálá ülserlerim var Eğer yanıklar olmasaydı durumum daha iyi olabilirdi.

Rus halkı size nasıl davranıyor?

-Bu konuda konuşmamaya çalışıyorum. İnsanların bu konuyu bilmelerini de istemiyorum.Bana iki madalya verdiler. Biri o gece yaptıklarım için şeref madalyası ve birini de 10 yıl sonra verdiler. Ancak herkes bu tür madalyalar aldı. Günlük yaşantımı sürdürmeye çalışıyorum. Komşularım benim kim olduğumu bilmiyor. Bu kaza arkasında leke bırakan bir durum.

Çernobil’e bir daha gittiniz mi?

-Bir kez, 2000 yılında kapattıkları zaman. Özel davetli olarak gittim. 3.reaktör bloğunun çevresinde dolaştım. Bu, patlayanın tam bir kopyasıydı. Kendimi çok iyi hissettiğimi söyleyemem. Reaktörün tepesine çıktığım zaman dizlerim titriyordu.

Nükleer enerji konusunda neler söyleyeceksiniz?

-Karşı değilim. Yeter ki güvenlik konusu her şeyin başında gelsin. Eğer güvenliğe her aşamada öncelik tanırsanız bence sorun yaşanmaz.


Kaynak : İlk kez bir Çernobil çalışanının ağzından nükleer kaza
 
Scudo

Erdem Yıldırım

Daimi Üye
Kayıt
30 Mayıs 2008
Mesaj
281
Tepki
189
Şehir
konya-Akşehir
Adam karşı değilim demiş mi cidden?Bu kadar şeyi görüp yaşayıp etkileri hala devam etmesine rağmen nasıl hala karşı değilim diyebilmek gayet ilginç.Demek ki akıllanılmıyor.Doğa ile oynamanın şakası olmaz.
 

tursucuk

Üye
Kayıt
16 Eylül 2014
Mesaj
56
Tepki
8
Şehir
Istanbul
@Tahsin Y. Turkiyede ki santralle ugrasicagina ermenistan sinirinda patlamaya hazir bir nukleer santral var ömru dolmasina ragmen halen calistiriyorlar
 

Abdullah07

Daimi Üye
Kayıt
3 Nisan 2015
Mesaj
310
Tepki
448
Şehir
Antalya-Isparta
İsim
Abdullah
Bisiklet
b'Twin
@Sinan Sahinoglu 8 yıl Iğdır'da metsamor nükleer santralinin yanıbaşında yaşadım. Tehlikenin ne kadar büyük olduğunun farkında değiliz. Bu saatli bomba tam olarak Türkiye'nin burnunun dibinde. Mecaz anlamda kullanmıyorum, gerçekten burnumuzun dibinde ve gerçekten saatli bomba. Sadece patlayacağı saati bekliyor. İnşallah o patlamadan insanlar ne yaptıklarının farkına varırlar.
 

Tahsin Y.

Forum Bağımlısı
Kayıt
24 Haziran 2014
Mesaj
705
Tepki
118
Şehir
İstanbul/Acarkent
@Sinan Sahinoglu birincisi neyle ugrastigim sizi ilgilendirmez.
Ikincisi hitabinizdaki saldirgan tavir cok gereksiz.
Ucuncusu ise ermenistandaki nukleer santral icin ben ne yapabilirim? Siz rusyada ki eskimo haklarini savunuyor musunuz? Tabii ki kendi ulkemin sinirlari icindeki seylere karisacagim. Ermenistan ainirindaki santrale karismasi gereken bir kurum/kisi varsa oda Turkiye Cumhuroyeti devletidir.

Ulkemde nukleer santral istemiyorum bu kadar basit! Sende ermenistan sinirindakini isteme. Birak inaanlar iatedikleri seyi savunsunlar onlari farkli yonlere cekmeye calisma.

Ayrica cernobil kac km oteden bizi etkiledi deniyor. Irandaki uranyum zenginlestirmesi e karsi geliyor musun?
 

Yıldıray55

Aktif Üye
Kayıt
18 Eylül 2014
Mesaj
170
Tepki
180
Yaş
37
Şehir
Samsun
İsim
Yıldıray YILDIZ
Bisiklet
Diğer
Bizde de nükleer santrallere özendirici reklamlar yapılır. Ne zaman değiştireceğiz şu kafaları...
 
  • Beğen
Tepkiler: serdar k

tursucuk

Üye
Kayıt
16 Eylül 2014
Mesaj
56
Tepki
8
Şehir
Istanbul
@Abdllh hocam anlatamiyoruz ki, o nukleer santral omrunu doldurmus. Bizim yapilan santral ztn son donanim ki buna da karsi cikiyorlar. 3. Kopru yapilsin ilk ustunden gecicek kisilerde belli
 

cpt.erhan

Daimi Üye
Kayıt
25 Nisan 2015
Mesaj
219
Tepki
205
Yaş
37
Şehir
Antalya
İsim
Erhan
Bisiklet
Specialized
Nükleer teknoloji transferinin olmayacağı, atıkların ne olacağı- nın belirsiz olduğu, bölgenin denetiminin Türkiye’de olmadığı, 15 yıl sonra fiyatının ne olacağının ve 4 ünitenin kurulup kurulmayacağının belirsiz olduğu, 15 yıl alım garantisi boyunca 71 milyar dolarımızın Ruslara verileceği, 15 yıllık süre içinde elektrik fiyatlarında artışa neden olacağı, gelecek hükümetlerin - iktidarların anlaşmayı iptal etmesi durumunda karşılıklı yaptırımların ne olacağının belirsiz olduğu, Türkiye’nin Rusya’ya enerji bağımlılığını artıran bu anlaşmanın santral inşaatı henüz başlamadan derhal İPTAL edilmesi gerekmektedir… Çok hayati ve sonuçları tüm dünyayı, gelecek nesilleri etkileyebilecek bir “nükleer anlaşma” sadece bugün iktidarda olan siyasilerin, teknokratların, bürokratların karar verebileceği “siyasi” bir tercih - karar olamaz. Yeşil ekonomiye geçişte önceliğimiz, nükleer santral yerine enerji verimliliği, enerji etkin teknolojiler ve yenilenebilir enerji; merkezi değil, dağınık - bölgesel enerji modeli olmalıdır -Enerji Gazetesi-
 

Eser Sevinç

Eskiden buralar dutluktu
Kayıt
5 Nisan 2011
Mesaj
1.971
Tepki
3.013
Yaş
40
Şehir
Ankara - Eskişehir
İsim
Eser Sevinç
Başlangıç
1986—87
Bisiklet
Scott
Bisiklet türü
Yol bisikleti

Mehmet Altuğ

surrender.to.music
Kayıt
10 Ağustos 2008
Mesaj
1.609
Tepki
5.734
Şehir
Eskişehir
Bisiklet
Scott
Daha önce de benzer bir konuda yazmıştım; tekrar yazmak farz oldu...

300 maden işçisini diri diri toprağa gömdükten sonra, ölenlerin ailelerinin gözlerinin içine baka baka "Ölüm bu işin fıtratında var" diyebilen, nükleer santraldeki olası bir kazadan sonra 30 bin kişi öldüğünde de benzer bir savunma geliştirme ihtimali %100'e yakın olan bir zihniyetin, nükleer santralde gerekli/yeterli güvenlik tedbirlerini almasını ve etkin bir denetim yapmasını beklemek için ya aptal olmanız, ya da isminizin Polyanna olması gerekir.

Nükleer santrallerin birini Rusya, diğerini Japonya inşaa edecek. Rusya'nın kuracağı nükleer santral, kendi geliştirdikleri ve dünyada başka bir ülkede daha önce uygulanmamış, denenmemiş bir teknoloji ile yapılacak. Japonya, kendi ülkesindeki tüm nükleer santrallerin faaliyetlerini durdurdu ve nükleer enerji kullanmama kararı aldı. Gerisini siz düşünün artık...
 

oktayakgoz

Forum Bağımlısı
Kayıt
14 Mayıs 2007
Mesaj
747
Tepki
514
Şehir
istanbul
Bisiklet
Salcano
Bu is iki ucu pis degnek gibidir. Nukleer enerjiye karsiyim. Hatta arabaya bile karsiyim. Fakat diger yandan da enerjisi disa bagimli ulkeler hic bir zaman bagimsiz olamazlar. Artik ne tarafi secerseniz
 

Abdullah07

Daimi Üye
Kayıt
3 Nisan 2015
Mesaj
310
Tepki
448
Şehir
Antalya-Isparta
İsim
Abdullah
Bisiklet
b'Twin
@Sinan Sahinoglu hocam sanırım beni yanlış anlamışsınız. Ben nükleer santrallerin hepsine (tüm dünyadaki) karşıyım. Özellikle de ülkeme zarar verme potansiyeli yüksek olanlara.:)
 

serdar k

Bize her yer 61
Kayıt
14 Mayıs 2014
Mesaj
456
Tepki
487
Yaş
41
Şehir
Antalya
Bisiklet
Focus
Bu adamın son cümlesinin kendine ait olmadığını düşünüyorum. Hatta canlı canlı söylese bile inanmam. Zorla söyletilmiş derim. Bu kadar acıyı ve rezilliği çeken birisi sonra çıkıp güvenlik önlemleri alınırsa karşı Değilim nükleere diyemez. Zaten yazıda bile diyor ne olduğunu anlamadık herşey için eğitim aldık ama bu iş için değil.. Düşündürücü.
 

oktayakgoz

Forum Bağımlısı
Kayıt
14 Mayıs 2007
Mesaj
747
Tepki
514
Şehir
istanbul
Bisiklet
Salcano
@serdar k

Bunda inanilmayacak ne var. Bisikletten dusup bacagini kirsan daha binmeyecekmisin bisiklete. Elbetteki tehlikeli ama getirisi yuksek bir olay.
 

serdar k

Bize her yer 61
Kayıt
14 Mayıs 2014
Mesaj
456
Tepki
487
Yaş
41
Şehir
Antalya
Bisiklet
Focus
@oktayakgoz sizin benzetmeniz , miden bulansa bir daha yemek yemeyecekmisin diye soru sormak gibi olmuş. Şimdi sizle bu konuda polemiğe girmek anlamsız geldi bu sözünüz üzerine, hayatta başarılar dilerim.
 
Yukarı Alt