Scudo Sports

İkizdere/Çağırankaya Yaylası - Ağustos/2009

Anonim

Silinmiş hesap
Kayıt
27 Nisan 2005
Mesaj
0
Tepki
1
Daha önce hiç gitmediğim ve merak ettiğim Karadeniz, hep içimde ukde kalmıştır. Ama bu yıl hiç ummadığım bir şekilde görme şansım oldu. Bu yılki planım Muğla’ya gitmek, hatta tüm tatilimi orada geçirmekten ibaretti. Başta Marmaris olmak üzere tüm yörelerini gezecek, oradan da Çeşme’ye pedallayıp triathlon yarışına katılacaktım. Ama Aytaç’ın sürpriz Rize’ye gitme teklifiyle hepsi tuzla buz oldu, evdeki hesap çarşıya uymadı ve kendimi Rize’de buldum. :) Pişman değilim! Hiç unutamayacağım bir tatil yaşadım.
İşte bunu belgelemek ve sizlerle paylaşmak için aşağıdaki fotoğrafları çektik ve öyle yerlere gittik ki burada kelimeler kifayetsiz kalıyor yorum yapmak için. ‘80’lerden bir şarkıcının deyimiyle prelüdümü “ Words don’t come easy” diyerek bitiriyor ve geri kalanında fotoğraflar konuşsun istiyorum… :)

Merak edenler için: İstanbul’dan Rize’ye otobüsle gittik. Turumuzun başlangıç noktası Rize/İkizdere idi. Birincil amacımız bize en yakın yayla olan Çağırankaya Yaylası’na tırmanmaktı. Ancak iki denememiz sonuçsuz kaldı. Birincisinde yoğun sise ve soğuk havaya yakalandık; ikincisinde ise yağmura… Ama yılmadık elbette. İki elimiz kanda olsa o yaylayı görecektik; ölmek vardı, dönmek yoktu!

Burası meşhur Fırtına Vadisi…ve İkizdere’ye doğru giderken gözlerimi alamadığım ve içimde delicesine rafting yapma arzusu uyandıran Fırtına Deresi…





Tırmanmaya başladığımızda hava sıcak. Derece 25,5’i gösteriyor. Tırmandıkça vücut ısısı artıyor. 25 dereceyi 35 derece gibi algılıyoruz…

http://img297.imageshack.us/img297/686/kif5522.jpg



Şekilde gördüğünüz gibi başlangıçta üzerimizde son derece yazlık kıyafetlerle yola çıkıyoruz. Ama yerden yükseldikçe rakımın arttığını ve sıcaklığın da doğru orantılı olarak düştüğünü teorik olarak bilsem de pratik olarak henüz bilmiyorum. :)



Yolumuz böyle bir yol. Çoğu zaman oldukça dik, tamamı toprak ve zaman zaman yoğun moloz kümelerine rastlıyoruz.



Çiçekleri ve miskin kedileri görünce sıcak havaya aldanıyoruz



Ama teri fazla soğutmadan fotoğraf çekmekten de geri durmuyoruz tabii…



Yol kenarında hep meyve ağaçları ve sebzeler görüyoruz. Bakkala/manava ihtiyaç duymadan istediklerimizi dalından koparıp stok yapıyoruz. :D



Her şey o kadar muhteşem ve güzel ki, nereye bakacağımı şaşırıyorum. Tabii ben böyle bakındıkça yavaşlıyor ve zaman kaybediyoruz. Aytaç beni uyarıyor. Keza 18 km boyunca yalnızca tırmanacağımız uzun bir patika yol bizi bekliyor…







Yolda karşılaştığımız İlmiye teyze bana gözlerimin çok “cuzel” olduğunu söyledi. Oysa kendisi çok daha güzel olup 81 yaşındadır; dikkatinizi çekerim.



İşte doğal su kaynağının bulunduğu bir çeşme…Hayatımda içtiğim en lezzetli sulardan birine sahip. Yol boyunca iki kaynak daha var. Dolayısıyla su sıkıntımız yok. Suya varınca yaklaşan sisten ve serinleyen havadan rakımın iyice yükseldiğini anlıyor ve üzerimize artık windstopperlarımızla yağmurluklarımızı giyiyoruz.



Biz su içerken uzaktan yaşlı bir amca bize doğru geliyor. Aytaç’la koyu bir sohbete başlıyorlar. Ben de bu arada fotoğraf çekiyorum. Yaşlı amca bisikletleri göstererek: “ Bu makineler yokuş çıkmaya yarıyor mu?” diye soruyor. Bisikletlerimizin varlığı onu ikna etmeye yetmiyor. :)





Amcanın ineklerinden biri. :) Yayladan getirmiş. Dokunmak istiyorum, ama kaçıyorlar benden. :)



Tırmandıkça iklim ve bitki örtüsü değişiyor. Kısacası mevsim değişiyor! Gazetelerde yazan klişe cümle olan: “Türkiye’de dört mevsim yaşanıyor” sözü doğruymuş. Ama bunun için buraya gelmek ve bir yaylaya tırmanmak yeterli imiş!



Yükseldikçe etrafımızı sis kaplamaya başladı ve sıcaklık 7 dereceye kadar düştü! Evet 25 derecede başlamıştık, şimdi 7 derece! Ağustostayız ve hava buz gibi. O an bir daha Karadeniz’e gelirsem kışlıklarımı da yanıma alacağıma kendi kendime söz verdim. Buradan aşağısı bildiğiniz uçurum. Ama o kadar sis var ki az önce baktığımızda manzara görürken şimdi sisten başka bir şey göremiyoruz. Kendimizi Silent Hill’de gibi hissediyoruz!



Yaylaya yaklaşmaya başladık. Aytaç benim tarihte bu yaylaya bisikletle çıkan ilk kadın olduğumu söylüyor ve beni kutluyor. :)



Bu fotoda düz gibi görünüyor ama yol hep rampa. Hiç düzlük yok neredeyse. Bir süre sonra düz yoldan ümidimi kestim. :) Ve artık yokuş çıkmayı kanıksadım. Aşağıdaki yol bana düz gibi görünmüştü, meğer yüksek bir rampaymış. Bir noktadan sonra algılamamaya başlıyorsunuz.



Bu fotoyu çıktığımız rampalara dair fikir vermesi için çektik.



Aytaç da benim gibi düşünmüş olmalı; kısa tayt ile gelmişti ve sıcaklık 8 derece. :D Aşağıda Aytaç’ın bacağındaki buzlanmaları görmektesiniz. :)



VE mutlu sonn… Ufukta ve sisler içinde aşağı Çağırankaya Yaylası göründü. Yayla üçe ayrılıyor. Bizim gideceğimiz yer orta Çağırankaya Yaylası. Yani biraz daha yolumuz var. Yol tabeladan itibaren önümüzde çatallaşıyor. Ne taraftan gideceğimizi bilemiyoruz. Sis o kadar yoğun ki 1 metre ötesini göremiyoruz. Aytaç çareyi dağa bağırmakta buluyor. :D “ Orta yaylaya hangi yönden gidiliyooorrr? “ O da ne: dağ cevap veriyor: “ Dümdüz gelin, dümdüüüz!” Etrafımıza bakıyoruz, kim cevap verdi diye, ama kimseyi göremiyoruz. Gerçekten “Çağırankaya” Yaylası’na gelmişiz. :D Biraz ilerleyince bize cevap veren varlığın, sırtında odunlar taşıyan bir teyze olduğunu fark ediyoruz. :D Teşekkür edip yolumuza devam ediyoruz.



Yaylaya vardığımızda yemyeşil bozkırlar, otlayan inekler ve köy evleri ile karşılaşıyoruz. Ama evlerin bazıları betonarme. Doğallığını yitirdiği için biraz üzülüyoruz ama benim umrumda değil. Çünkü bu yaylanın rakımı 2300 metre! Bunu sonradan öğrendim ve ufak çapta bir şok geçirdim.

http://img524.imageshack.us/img524/34/kif5502.jpg

http://img513.imageshack.us/img513/8262/kif5504.jpg

http://img193.imageshack.us/img193/2645/kif5513.jpg

http://img44.imageshack.us/img44/5902/kif5510.jpg

Yaylaya doğru tırmanırken, yine yaylaya doğru gitmekte olan araçlarla karşılaştık. Kimileri korna çaldı, kimileri nereye gittiğimizi sordu. Ama içlerinden bir tanesi vardı ki, bunu söylemem gerek :D : Bir amca bizi önce otomobiliyle yaylaya doğru tırmanırken gördü ve “Aşağıdan yukarıya gerçekten bu bisikletlerle mi çıktınız?” diye sordu. Bisikletlerimizin üstünde olmamıza rağmen, amcaya ikna eder cümleler kurduk. Aynı amca bizi yaylada da gördü. Ve yine aynı soruyu tekrarladı. :) Biz yine “evet” deyince muhteşem cevabı verdi: “Siz büyük adamlarmışsınız bea!” :D

Evinde muhlama yediğimiz ve soba sayesinde ısındığımız teyzeye şükranlarımızı sunduktan sonra fazla beklemeden yola koyuluyoruz. Çıkışımız dört saat sürmüştü, şimdi bizi bitmek bilmeyen bir iniş bekliyor. Bir saatte inişimizi tamamlıyoruz. İnerken, aslında çıktğımızda o kadar da üşümediğimizi ve ne kadar yükseğe tırmandığımızı fark ediyoruz. Akşam saatlerine denk geldiği için sis artmış, inerken fazla efor da harcanmadığı için Ağustos ayında buz gibi soğuk havayla karşılaşmıştık. Yaz mevsiminde hipotermi yaşamak bu mu acaba?...Ama uğraşımıza değdi. Böylece unutulmayacak bir turu tamamlamış olduk.

İstanbul’a döndükten sonra yaz mevsiminin hala devam ettiğini gördüm. Kendimi bir yıl atlamış gibi hissediyorum. :D
 
Scudo
Zuhal Hanım ,

Paylaşım ve fotolar için çok teşekkürler .

Selamlar ,
Tolga Gürgün
 
Zuhal hanım mükemmel ötesi ve iç açıcı bir gezi olmuş.Kesinlikle herkes şu doğa ve mahlukatlarla birleşen yeşil alanda nefes almayı özlemiştir.Bunları gördükce iç çekiyoruz.Şehir de duman kokusundan artık tiksindik.Resimler de süper olmuş.Tşk ler paylaşımın için ..İyi forumlar..

Şunu da eklemek istedim 81 yaşında ki teyze ne kadar doğal güzel değil mi?
ALLAH hayırlı uzun ömür versin herkese..

Tolga Abi sende güzel gezileri hiç kaçırmıyorsun..İlk yorumu yapmışsın.:D
.İyi forumlar...
 
Aslında, Zuhâl' in de söylediği gibi, yaylaya varmak için önce iki deneme yaptık. ilk iki gün ki hava muhalefeti yüzünden başarıya ulaşamadı, üçüncüsünde ise kötü havaya rağmen inat ettik ve çıktık. Yani burada gördüğünüz resimler bu üç tırmanışın kısa bir derlemesi:) Son ve başarılı olan tırmanışımızda başlangıçta hava iyi idi ama rakım yükseldikçe oldukça da üşüdük. Ama buna değdi:)

Bu güzel coğrafyada, bana eşlik eden ve bunu güzel bir sunum ile paylaşan Zuhâl Sultan' a teşekür eder ve 2300mt rakımdaki Çağırankaya Yaylasına tırmanmış olan ilk hanımefendi olarak tekrar tekrar kutlarım:)
 
@Aytaç Biber

Aytaç ' cım ,

Tebrikler , fotolar harika . . Devamını bekliyoruz .

Tolga Gürgün
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
Karadeniz resmen büyülü bir yer..
Hele bir EGE'li için her şeyiyle bir gizem!

Turunuzun en güzel özelliği ise, bu güzel manzaralar ile kelimelerinizden dökülen uyumlu ışıltı..

Çok samimi bir anlatımla, zamandan bağımsız bir an'da bizlerinde bu duyguları yaşayabilmesini sağladığınız, sağlıyor olduğunuz ve sağlayacağınız için teşekkür ediyorum..

Selamlar..
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
Cennet'e gidip sonra da geri dönen ilk kişi sizsiniz herhalde(!).Zorlu ama harika yerler,paylaşımın ve anlatımın çok güzel.Fotoğraflar da sanki profesyonellik mi kokuyor yoksa bana mı öyle geldi!
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
Söyleyecek sözler bulamıyorum. Doğa harika, karadeniz harika, yayla harika, fotoğraflar harika ve sizler harikasınız. Benim de hayalim bisikletle Karadeniz turu ve hayal olmayacak. Önümüzdeki sene arkadaşlarıma uyarak ege ve akdeniz sonraki senede bir aksilik olmazsa sağlığım elverdğince Karadeniz turu yapacağım. İki bölgeye de hiç gitmememe rağmen Karadeniz ve Ege aşığıyım. Paylaşımınızla resmen içim açıldı. İkinizinde ayaklarınıza sağlık. Çok teşekkürler. Devamını da görmek isteriz bu tür turların. Bir ayrıntı takıldı gözüme sormadan edemeyeceğim. Bir yerden sonra ağır sis çöküyor ve yaylaya girdikten sonra sis kayboluyor. Bunun sebebi neydi acaba. Oranın hava koşullarını bilmiyorum da merak ettim.
 
@Onur Berberci


İkizdere öyle bir yer ki, aynı gün içinde yazı, kışı ve baharı tekrar tekrar yaşayabilirsiniz. Metinde de gördüğünüz gibi tırmanmaya başladığımızda aşağıda hava sıcaklığı 25 derece idi. Zirveye doğru ise ısı 7 dereceye düştü. Ayrıca sürekli hareket eden bulut kümeleri yüzünden yine sürekli sislerin içine girip çıkıyorsunuz. Sis in bi gidip bi gelmesi bu yüzden. Tabi bir noktadan sonrada rakımın ciddi yükselmesi yüzünden bulut kümeleri altımızda kalıyor:) Karadeniz turuna gerçekten niyetli iseniz benim esas tavsiyem Eylül ayından sonradır, çünki orada yaz o zaman yaşanır. Eylül den önce gidecekseniz, sağanak yağmurlara, sis e ve bi ısınınan bi soğuyan havaya hazırlıklı olmalısınız. Ve asla ve asla kışlıklarınızı unutmayın, benim gibi uzun tayt götürmeyi unutursanız yaylada 7 derecede bacaklarınız buz tutar ve 2 saat sobaya yapışıp kalırsınız:D
 
Bulutların üstünde olmak ne harika birşeydir. Tabi bu anlatılmaz yaşanır. Ben şu zamana kadar ancak bulutların seviyesine çıkabildim. Üstünde olmak apayrı birşeydir. Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Dikkate alacağım. O bacak fotoğrafını görünce bana üşüme geldi buradan nasıl dayandın. Hehe inişte birde süratten rüzgar yediğini düşünürsek ya da düşünmesek daha iyi. Bende benzerini yaşamıştım yanıma kışlık bir giysi ve yedek forma almadığımdan dolayı çıkarken yağmuru yiyip ıslandı üstüm. İnerken bütün vücudum titriyordu :)
 
Şimdi oralarda olmak vardı, imrendim :) paylaşım için teşekkürler,
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
E ama benim de canım çekti şimdi. Zuhal'den derhal bi karadeniz turu organizasyonu bekleriz. Madem yayla turzimi işine de girmeye niyetlisiniz ahada ilk müşteri ben olurum. Gerçekten tek kelimeyle şahane bir tur olmuş. İmrendim,kıskandım bende istiyorum banane banane diye dövündüm. :D Tebrik ederim. Biraz üşümüş epeyce yorulmuşsunuz ama bizim gezilerimizi bu kadar özel yapan şey de bu. Bizler o güzelliğe ulaşabilmek için tabiri caizse canımızla terimizle bedel ödüyoruz. E bedelini ödediğiniz şeyler de daha tatlı ve kıymetli oluyor. Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim sevgili Zuhal "cuzel" gözlerin karadeniz yeşiline pek yakışmış.
 
Muhteşem bir gezi olmuş Zuhal ve Aytaç sizi tebrik ederim.
Benimde hayatımda en çok görmek istediğim yerlerden biri ve karadenizli olmama rağmen hiç gitmememin burukluğunu yaşıyorum. seneye inşallah oralarda olacağım.
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
Ne desem bilmiyorum belkide bu sitede izlediğim en güzel manzaralar bunlardı monitörün içine girmek istedim adeta, okurken içime bir huzur geldi bu kadar güzel bir memleketde yaşıyoruz kıymetini bilene aşkolsun; yurtdışına gitmek için acele edenlere ilk önce yurtiçini gezmeleri gerektiğini hatırlatacak fotoğraflar bunlar, bizlerle tüm bu keyifli yolculuğunuzu paylaştığınız ve özen göstererek yaptığınız anlatım için teşekkür ederim görüşmek üzere,
 
  • Beğen
Tepkiler: Aytaç Biber
Geri