Scudo Sports

Herhangi bir aktivite için boş vakit bulamıyorum!

Anonim

Silinmiş hesap
Kayıt
27 Nisan 2005
Mesaj
0
Tepki
1
Hani bazı şeyler vardır ya; günlük olarak boğuşursunuz, her zaman gözünüzün önündedir ama elinizden birşey gelmez.

Benimkisi ise vakitsizlik, öğlen 1 saat izin, haftada 6 gün 09:00-19:30 ve tercih edebilecek başka bir seçeneğim yok diyebilirim.

Zaten akşam 07:30'a kadar enerjim kalmıyor, 1 günlük iznimde de doğru düzgün dinlenemiyorum bile. Onu geçtim herhangi bir aktivite yapacak zamanım YOK!

Bisiklet toplama konumda da belirttim, gelen siparişleri bisiklete takacak zamanım dahi yok. Projeye başlayalı birkaç ay oluyor ama bodrumdaki bisikletimi sadece birkaç kez görebiliyorum çünkü o kadarcık bile boş vaktim yok.

Aynı sorunu yaşayanlar var mı forumda?
 
Scudo
Eşe ve çocuğa vakit ayırabilmek adına bisiklete binme zamanını işten önceki saatlere aldım. Bahar ve yaz döneminde hafta içi 05.30-07.30 arası binmeye gayret ediyorum, haftasonları dönüşüm 9’u bulabiliyor. Tabi, sabah erken kalkmanın yolu gece 22-23’ü geçirmemekte. O kısımda sitem geliyor, yapacak bir şey yok.
Not: 9-18 çalışıyorum. Hsonu ayda 1 gün Cumartesi mesaisi.
 
08:30-15:00 çalışıyorum ben bile zaman bulamıyorum
 
Haftada 65 saat çalış. Güzeeell. Bak bunlar varya bunlar evropenin hep bizi kıskanmasından. Batıda haftalık 35 saat çalışmak tartışılıyor. Çünkü onlar hayatın biricik oldugunu ve bir daha bu şansın verilmeyeceğini gayet iyi biliyorlar. Yani hayatın bir kere onuda max 60 ına kadar kullandın kullandın. Yoksa by by goodbye. Neyse lafı fazla uzatmadan vede şeyimiz çalışmayı emrederciler gelmeden ben kaçar.
 
Fabrikada mavi yaka çalıştığım için cumartesi de çalışmak durumundayım. Mesai 08:00-16:00 genelde 18:00'de çıkmak durumundayız. Evli ve çocuklu olunca onlar zaten ilgi alaka bekliyor. İşe gidip gelmeleri bisikletle yapıyoruz artık. Akşamları şuydu buydu derken ayrıca çıkmaya fırsat kalmıyor genelde. Rutin antrenman denedim bir kaç kez, çocukları anca akşam yemekte görüyorum o zamanda. Antrenman dönüşü uyumuş oluyorlar, sabah işe giderken zaten uyuyorlar. Zor nitekim. Misal bu pazar uzuna çıkayım diyordum kız okuldan sirk bileti getirmiş baba pazar günü buraya gidelim diyor ne yapayım şimdi? Çocukta haklı, ilgi bekliyor, hep anneye havale etmekte olmuyor. Sıkı mesai ile hele de evli ve çocuklar ile çook fedakarlık istiyor bu iş. Evde yarım bekleyen hobi faaliyetlerine girmiyorum bile...
 
Benim tek bisikletim vardı askeri personelim mesai kavramı yok ne zaman çalışacağımı ben bile bilmiyorum çözüm olarak 2 bisiklet yaptım hanımıda alıp geziyorum olayı çözdüm gibi


Not: mesaiyede bisikletle gidip geliyorum
 
(link)

Kendine zaman ayırabilen çalışananin daha verimli çalistigı avrupada öğrenilmiş.
Darisı bizim iş verenlerin başina.
 
hep aynı dert. bende sabah 6,45 de kalkıyorum. 7,00 de iş yerinde oluyorum. 3,5 km ev iş arası bisikletle gidip geliyorum. hafta sonu oda pazar günü aileye zaman ayırmak gerekiyor. kaçabilirsem oda ilçenin çevresinde kısa bir tür yaparak hevesimi almaya çalışıyorum. keşke vakit ve nakit müsait olsaydı...
 
Kürek mahkumundan halliceyim.Haftanın 6 günü çalışıyorum.Buna cumartesi pazar da değil.Geçenlerde izin günümde işe çağrıldım.Hayır dediğimde elimi taşın altına sokmam istendi.o_OFarkedemekleri elim hariç tüm vücudum kayaların altındaydım.:ssrtcbya:
 
Benim bu soruya cevabım çalışmayın. Ben az kazanıyorum. Maaşım yuvarlanıp gitmeye ancak yetiyor. Maaşımı 2 ye hatta 3 e katlayabilecegim işlerden gerek teklif geldi gerekse başvurularım olumlu oldu ama anlaşamadık ben de başlamadım. Sabah 8 de kalkıp 9 da işte oluyorum akşamları 4 de evde oluyorum. Tabi arada exstrem durumlarda gerekirse sabahliyoruz bile ama. Bana az maaş veren ama bunun karşılıginda çalışma saatlerime kurallar koyamayan biryerdeyim. Bisiklete de biniyorum. Çocukla da oynuyorum ödevine de yardım ediyorum. Eve erken gelip çocuk okuldayken eşimle istedigimi de yapıyorum. Başka hobilerimle de ilgileniyorum. Para için tüm zamanınızı satmayın. Biraz az kazanın zaman size kalsın. Tabi eğer mümkünse.
 
yazılanları okuyunca ''iyi ki kendi başıma buyruk (home office) işimle gelirimi sağlıyorum'' dedim :agla:
 
Hayat bir seçimdir. Eğer siz "çıkmaz sokak" bir işte çalışmaya devam etmeyi seçiyorsanız, kariye hedefiniz yoksa, hayatta herhangi bir amacınız yoksa, hayat sizi oradan oraya sürükler, dalgalarla birlikte kayalıklara çarpar durursunuz. Motoru çalıştırıp dümeni elinize alın, ister okyanusa açılıp büyük oynayın, fırtınalarla boğuşun, ya büyük kazanırsınız, ya da büyük kaybedersiniz. Büyük kazanırsanız en pahalı bisikletler de sizin olur. Büyük kaybederseniz de bi ton borcu olan bir mavi yaka olmaya devam edersiniz. Aslında çok da bişey kaybetmiyorsunuz. Tabi dümeni elinize alınca sakin bi limana demirlemek de bir seçenek. O zaman her şey için boş vaktiniz olur. Ha bisikletin en ucuzuna binersiniz, ama en azından vaktiniz olur.

Kısaca demek istediğim, dümeni elinize alın. Başkasının gemisinde miço olmayın.
 
Endüstri 4.0 a kadar sabredin. Sonra çalışmaya gerek kalmayacak. Bizlere gerek kalmayacak.
 
hani adam diyor ya, ilk defa bu arazi benim diyenin kafasına odunu vursalardı insanlık mülkiyet duygusu olmadan rahat yaşayacaktı :) şaka bir yana emekliliğim geldi ve bir daha işimin adını bile söylemeyeceğim diyorum.nasip :)
 
Haftalık çalışma saatinde Avrupa ülkeleriyle kıyaslanacak durumda bile değiliz:

çal.png

(link)

Dünya'da çalışma saati olarak denk ülkelerimiz: Kolombiya,Kosta Rika, Şili, Meksika

İyi haber de var tabi, en kötü değiliz. Bizden daha kötü durumda olan ülkeler: Tayland, Seyşeller, Nepal, İran, Malezya, Singapur

Mesela Japonya'da çalışma saatleri bizimkinden %6 daha düşükmüş ama adamlarda "Karoşi" diye bir hastalık varmış :snzdglsn:
'Karoşi'
Japonya'da istatistiklerle kanıtlanmış bir "aşırı çalışmaktan ölüm" sorunu var. Japonca'da bunun bir adı bile var: Karoşi.

Karoşi kelimesi, çalışma baskısı nedeniyle strese bağlı kalp krizi ve felç gibi hastalıklar yaşayıp hayatını kaybedenler ve de intihar edenler için kullanılıyor.

_100995092_gettyimages-474568402.jpg

Kim ne derse desin spor yapmak lükstür arkadaşlar. Spor yapmak için önce yorgun olmamak lazım. Sonra zamanınızın olması lazım. Sonra da karnınızın tok olması lazım. Hatta maddi açıdan sorununuzun olmaması lazım maddesi bile eklenebilir, inanmayanlar iyi bir koşu ayakkabısının fiyatına baksın :snzdglsn: Bisiklet zaten en pahalı sporlardan biri, hadi hobi diyelim, durum aynı. Haftalık 50+ saat çalışıp bir de bisiklet sürmeye çalışan tüm forumdaşlara helal olsun diyorum :(
 
9-17:00 değil de "7-19:00 u geçen var mı?" diye yapmaları lazımdı : D
20150217_Workers_Fo.jpg
 
Ve daha ironik olan kısım ise foruma giriş yapıp açtığım konuya birkaç gün boyunca zamansızlıktan bakamamam.

Kafa rahat olmayınca yaptığın sporun da bir tadı kalmıyor.
 
Türkiye'de sistemli ve düzenli fiziksel aktivitenin para ve zaman gerektirdiği aşikâr. Toplumdaki fiziksel hareketsizliğin bir sebebi de bu. Başlığı açan arkadaşımızın yakınmalarına hak verip üzülmemek mümkün değil. Aynı durumda birçok insan var. İmkânsızlıklar ve zorluklardan bisiklet de payını alıyor tabii.

Fakat küçük bir katkım olur belki diye eklemek istiyorum: Vücudu oturduğunuz yerde bile çalıştırmanın yolları mevcut. Biraz anatomi bilgisiyle vücudunuzu yakından tanıyabilir, onun düzgün işlemesi için gerekli hareketleri ve egzersizleri öğrenebilir, imkânlarınızın elverdiği ölçülerde, mekânın ve zamanın kısıtlarını aşarak fiziksel hareketliliğinizi sağlayabilirsiniz.

Boynunuzun, omuzlarınızın, dirseklerinizin, bileklerinizin, dizleriniz, belinizin, ayak bileklerinizin hangi eksenlerde hareket edebildiğini öğrenmekle başlayın mesela. O hareketleri hangi kaslar sayesinde yapabildiğinizi öğrenin. Kaslar hakkında temel bilgiler edinin. Zihninizde yavaş yavaş bir resim belirmeye başlayacak. O resimde kendiniz için bir hareketlilik hâli inşa edin. Boynumu şöyle hareket ettirirsem şu oluyor, kolumu böyle kaldırırsam bu oluyor, şu harekette güçsüz kalıyorum, şunda daha iyiyim gibi değerlendirmeler yapın. Esneme egzersizleri hakkında bilgi edinin. Dayanıklılık, kuvvet egzersizleri hakkında da bilgi edinin. Şunu öğrenin bunu öğrenin diyorum ama inanın hiç zor değil, youtube video kaynıyor bu konularda, göz ucuyla seyretseniz bile kolayca bilgi birikimi sağlamış olacaksınız.

Salona yazılacak vaktiniz ve paranız yok, yol bisikleti alacak paranız ve yollara çıkacak vaktiniz de yok, olsun, hayıflanmayın, bisikletin sporunu yapmanız şart değil, fiziksel hareketliliğin faydalarını ve hazzını hiçbir alet edevat kullanmadan, sadece vücut ağırlığınızı kullanarak, sadece esneme hareketleri yaparak bile yaşayabilirsiniz. İşyerinizde koltukta otururken boynunuzu sağa sola döndürerek, öne arkaya yanlara eğerek çalıştırdığınız kasları bilseniz, o kasları çalıştırınca kendinizi daha iyi hissettiğinizi bir görseniz, omuzlarınızı dirseklerinizi dizlerinizi belinizi benzer şekillerde hareket ettirdiğinizde vücudunuzda kaç kasın harekete geçtiğini fark etseniz, inanın bunu daracık vakitlerde bile eğlenceli hâle getirebilir ve kaşla göz arasında fiziksel hareketliliğinizi sağlamış olursunuz. Vücut geliştirmecilerin salonlarda ağırlıklarla yaptığı "squat" çalışmasını sadece kendi vücut ağırlığınızı kullanarak siz de yapabilirsiniz mesela, nasıl olsa amacının devasa kaslarınız olması değil. Dizlerinizin üzerinde yere eğili kalkarak karın kaslarınızı çalıştırabilirsiniz mesela. Omuzlarınızı yukarı aşağı oynatarak boyun ve sırt ağrılarınızdan yavaşça kurtulabilirsiniz. Elinizle herhangi bir şey tutup bileklerinizi aşağı yukarı oynatarak.... Hiç ağırlık kullanmadan da bütün bu hareketleri yapmanın kaslarınızı güçlendirdiğini göreceksiniz. Kaslarınız büyümeden de güçlenebilir, ikisi farklı şeyler.

Motivasyonunuz mu yok? Olsun. Bisikletlilerin çoğu yola zaten genellikle düşük motivasyonla çıkarlar, koşucular da öyle, vücut geliştirmeciler de öyle, spor hep motivasyonun yüksek olduğu anda başlamaz, siz hareket ettikçe vücudunuz işlerlik kazanır ve motivasyonunuz kendiliğinden inşa olur. Zaten bir süre sonra hareketleriniz kendiliğinden düzene girecek, farkında olmadan bir plan program oluşturmaya başlayacaksınız. Zihniniz mi yorgun? Olsun. Zaten zihnimizi boşaltalım diye de fiziksel hareketlilik içinde oluyoruz. Kafamıza takılanların verdiği stres azalsın, kaslarımızdaki gerilim boşalsın, eklemlerimiz açılsın, kasılmalarımız sona ersin diye spor yapıyoruz. Evde eşinizle çocuklarınızla da yapabilirsiniz bütün bunları.

Daha anlatırım ama uzatmadan bağlayayım: Bize empoze edilen bisiklet kültürü nasıl bizi tüketime yöneltiyorsa, en hafifinden fitness yapmak bile bir sektör, bir tüketim piyasası hâline gelmiş durumda. Salonlara tonla para dökenlerle bisiklete tonla para dökenler arasındaki mesafe çok kısa. Bu tüketim kültürünün yarattığı baskıyı ve çaresizliği aşmak bizim elimizde. Bu da ancak spora ve fiziksel hareketliliğe, sağlığa ve vücudumuza bakış açımızı değiştirmekle mümkün.

Kendimizden vazgeçmek ve ümitsizliğe teslim olmaktansa dar alanda kısa paslaşmalar mümkün. Bedensel sağlığınıza önem verin, ihmalin bedelini gün gelir çok ağır ödersiniz ve telafisi mümkün olmayabilir.
 
Geri