Scudo Sports

GÜZEL TÜRKÇEMİZ

hakano

Bilim, Birlik, Barış
Kayıt
4 Ekim 2007
Mesaj
644
Tepki
549
Yaş
61
Şehir
ankara
İsim
Hakan
Başlangıç
1972—73
Bisiklet
Scott
Bisiklet türü
Dağ bisikleti
Bir arkadaş “conflict of interest” kavramından bahsetmiş. Bir diğeri de “Ne diye İngilizcesini yazıyorsun. Türkçesi var ya” anlamında bir tepki vermiş. Bu kavramın bu şekilde de olsa gündeme gelmesi iyi oldu. Zira Türkçe karşılığı olarak yaygın biçimde kullanılan “çıkar çatışması” aslında bir çeviri hatası. (Tıpkı “Medeni Kanun,” “Olmak ya da olmamak,” “Bulunduğumuz Yol” (film), “Ay Çarpması” (film) “Göz at” (bilgisayar) “Sefiller” (roman) ve daha onlarcası hatta yüzlercesi gibi.) “Çıkar çatışması” iki kişiyi veya iki tarafı akla getiriyor. Söz gelimi, Türkiye ve Yunanistan arasında Ege adaları konusunda bir çıkar çatışmasından söz edilebilir. Lakin bir ceza hakiminin yargılanan kişi ile geçmişte duygusal bir ilişkisi olduğu için davadan çekilmesi gibi “bağlılıklar arasında bölünme” durumlarında da kullanılıyor. Aşağıdaki linklerde konu daha ayrıntılı anlatılmış.

(link).

An "interest" is a commitment, obligation, duty or goal associated with a particular social role or practice. By definition, a "conflict of interest" occurs if, within a particular decision-making context, an individual is subject to two coexisting interests that are in direct conflict with each other.

(link)

Interest

An interest may be defined as a commitment, goal, or value held by an individual or an institution.

Examples include a research project to be completed, gaining status through promotion or recognition, and protecting the environment. Interests are pursued in the setting of social interactions.

Conflict of Interest (COI)


A conflict of interest exists when two or more contradictory interests relate to an activity by an individual or an institution. The conflict lies in the situation, not in any behavior or lack of behavior of the individual. That means that a conflict of interest is not intrinsically a bad thing.

Sözün özü, anılan kavrama Türkçede yeni ve doğru bir karşılık bulunması gerekiyor. (Bold bölümler bana ait.)
 
Scudo
Tek çözüm. Tornasız çözümü yok. Tornada 2 adet rulman yuvası yapılacak. Çetrefilli bir parça değil, çok para istemez. Ama esas merak ettiğim neden Thompson'u bırakmak istiyorsun? Parçaları halen satılıyor. Bilya boşluğu ayarını yapmak da zor değil. Videolarla yönlendirebilirim.
Bisiklet 17+ kilo. Hafifletmeye çalışıyorum. Bu arada Shimano Nexus'u Schwinn Cruiser'a tatbiki açısından araştırdım. Teker yuvasını, dropout'ları genişletmekten bahsediyorlar. Bisikletin kadrosu çelik değil alu. Cold setting çelikte oluyor ama alu'da riskli. Çok uğraşmak gerekebilir. Tornaya geri dönersek, elinizde link varsa bakarım. Zihnimde şekillendiremedim.
Ben çeviri işini çok ciddiye alırım. Kullandığım yabancı kelimeler bisiklet forum kullanıcılarının aşina olduğu terimler. Belki de henüz oturmamış bir Türkçe terimden ziyade benzer amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin anlayabilecekleri bir terminoloji uygulamada daha hızlı sonuç verebilir. Pata küte değil, sonuç alacak biçimde. Nümayiş, sitayiş, mütalaa gibi sözcüklere gelince, bu kelimeler bu ülkenin edebi, hukuki, siyasi metinlerinde yer edinmiş kelimelerdir. Bu kelimeleri bilmek, anlamak gibi bir sorumluluğumuz var demiştim. Siz de "Tabii ki böyle bir sorumluluğumuz yok" demiştiniz. "Tabii ki" den anlaşılacağı gibi canınız sıkılmış, muhtemelen "bu Arapça, Farsça kelimeleri neden öğrenmek zorundaymışım" tarzı bir ruh haline girmiştiniz. Size bir haberim var. Anılan kelimeler Arapçadan, Farsçadan geçmiş olabilir. Ama artık Türkçeleşmiştirler. Atamazsınız, satamazsınız. Dil bir sözcüğü benimsemezse kendisi şutlar zaman içinde. Tarihimizi bilmek istiyorsak tarihimizi yazan kelimeleri de bilmeliyiz. Yok, istemiyorum deme hakkınız var tabii.

Hamiş: Stick Shift'e Türkçede ne diyoruz? Ben söyleyeyim: Vites kolu. Lakin bu çeviri sadece vites sisteminin elle çalıştırılan yerine dikkat çekiyor. Halbuki "stick shift" vurguyu sistem ve kol arasında eşite yakın bir biçimde dağıtıyor: Yani vites değiştirmek için bir kolun kullanıldığı vites sistemi. Çevirisi üzerinde çalışılmaya değer. (Kollu vites? Peki "kollu vites" deseydim aklınıza bu görseldeki alet gelecek miydi? Ya da "soğuk ayar" terimini bu mesajı okuyanlar şıp diye anlayabilecekler miydi? Bu arada vites deyip duruyoruz. Fransızca hız demek. Niye "Dördüncü hızda gittim" demiyoruz? Çünkü herkes vitesin ne olduğunu biliyor.)

1717703245151.png

Hamiş 2: Biraz eski mesajlara baktım. Bisiklet terimlerini Türkçeleştirme girişiminde seleye karşı "oturak" sözcüğünü önermiş, kadro terimi hakkında da rahatsızlığınızı bildirmişsiniz. Sele de, kadro da, jant da Türkçedir. Çünkü bu terimler dilimizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Dilde ırkçılık olmaz.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: Eray BAYĞAR
Hamiş 2: Biraz eski mesajlara baktım. Bisiklet terimlerini Türkçeleştirme girişiminde seleye karşı "oturak" sözcüğünü önermiş, kadro terimi hakkında da rahatsızlığınızı bildirmişsiniz. Sele de, kadro da, jant da Türkçedir. Çünkü bu terimler dilimizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Dilde ırkçılık olmaz.
"Benim dilim diğerlerinden üstün" fikridir ırkçılık olan. Ben "dünya üzerindeki diller eşittir ve eşit kıymettedir" diyorum sadece. Başka dilden evrilme halini kullanacağımıza kendi dilimizdekini kullanmak, yoksa da uygun bir karşılık yaratmak, eşitlikçi olandır. Sele, kadro, jant'ın artık türkçe sayılıp sayılmayacağı yoruma açık olsa da, "türkçe kökenli" olup olmadığı yoruma kapalıdır. Başka dilden evrilme kelimelerdir. Bunlara türkçe karşılık uydurma gayreti, dilimi koruma güdüsüdür.

Direkt türkçe'ye yerleşmiş bir kelime gibi söyleyeceğinize, "ingilizce'de Stick Shift deniyor, otomatik vitesli araba vitesi gibi kolu olan" gibi bir şey yazabilirdiniz mesela. "Coaster teker" ile sanırım "coaster brake" i kastettiniz. Bunun karşılığını da (kontra pedal) bilmiyor olabilirsiniz, gayet doğal. O zaman da "pedalı ters çevirince fren yapan göbek" denilebilirdi.
 
  • Beğen
Tepkiler: Eray BAYĞAR
Can Çelik, biz ona kontr pedal derdik, kontra pedal'ı sizden duyuyorum ilk defa. Bizim kontr pedal kullandığımız yıllarda siz daha yoktunuz. Dil konusundaki hassasiyetinize gelince, bu iyi bir şey, lakin kabul görmüş ve herkesin anladığı kelimelerin yerine ille Türkçe kökenli sözcük bulma arayışının faydadan çok zararı olur diye düşünüyorum. Çizgiyi nerede çekeceksiniz? Bu konuda kompleksli olmanın alemi yok. İngilizcede binlerce Fransızca kökenli sözcük var. Siz hiç İngilizlerin "dilimizi yabancı kelimelerden" temizleyelim dediklerini duydunuz mu? Daha önce verdiğim bir iki örneği tekrarlayayım. Şimdilerde yaygın değil ama 19 yüzyılda İngilizler birisine boş konuştuğunu söylemek istediklerinde "You are talking bosh" derlerdi. Bosh yani bildiğimiz Türkçe boş. İngilizler de Amerikalılar da "coffee" içtiklerinde bu kelimenin Türkçe kökenli "kahve" olduğunu düşünüp canlarını sıkmazlar. Büyük çadır anlamındaki Türkçe "yurt" kelimesi ne İngilizleri bozar ne Amerikalıları. Yine İngilizler büyük Oxford sözlüğünde 40 yaş sendromu gibi bir anlamı olan Almanca kökenli "torschlusspanik" kelimesinin bulunmasından gurur ve sevinç duyarlar. Herkesin bildiği kelimeleri etimolojilerine bakarak aforoz etmeye çalışmayın. Yararsız bir uğraş.

Hamiş: Hollowtech'e de bir karşılık aramak lazım. Marka ismi olması buna engel değil çünkü "hollow" bir şey anlatıyor.
 
Son düzenleme:
Konuya bir balta da ben vuruyorum alakasız yazarak ancak bu sözünüzü iki defadır görünce merak ettim ve buldum. Günümüzde yazı sonuna eklenmek istenen bir şey olursa "dipçe" sözünü kullanıyorum şahsen.
 
Konuya bir balta da ben vuruyorum alakasız yazarak ancak bu sözünüzü iki defadır görünce merak ettim ve buldum. Günümüzde yazı sonuna eklenmek istenen bir şey olursa "dipçe" sözünü kullanıyorum şahsen.

"Hamiş"i gazeteci Ayşe Arman'dan öğrendim, nispeten yakın zamanda. Dipnot varken "dipçe" yi kullanır mıyım, yeri gelirse/gelince kullanabilirim. Dil tartışmasının kendi bağlamı içinde alakasız değildi. Teşekkürler.
Konu çelik kadroyu yükseltmek değil miydi? :D şaka bir yana çoğu konu anlamadığım bir şekilde Türkçe tartışmasına dönüyor, acaba öyle bir konu mu açılsa? ya da varsa orada mı konuşulsa.

Biraz öyle oldu. Ama Can Bey başlattı. :) Admin uygun görüyorsa, başka bir başlık altına gönderilsin.
 
Son düzenleme:
Forumda farklı başlıklarda yapılan paylaşımları bir çatı altında toplamak iyi olur diye düşündüm...
 
"Sele, kadro, jant'ın artık türkçe sayılıp sayılmayacağı yoruma açık olsa da, "türkçe kökenli" olup olmadığı yoruma kapalıdır."

Can Bey, Öyle gollük paslar veriyorsuniz ki insan dayanamıyor. Köken tartışmasına girerseniz, bataklığa saplanırsınız. Zira isminiz dahi "Türkçe kökenli" değil, Farsça. Benim ismim de Türk oğlu Türk Kağan'ın Arapça versiyonu. Nüfus Müdürlüğü'ne mi başvurmamız lazım?
 
"Hamiş"i gazeteci Ayşe Arman'dan öğrendim

Ayşe Arman'ı görünce aklıma geldi... Biraz belaltı hikaye olduğu için gizleyerek nakledeyim; merak eden açsın okusun :)

Nihat Genç ile Ayşe Arman, daha doğrusu onların temsil ettikleri zihniyet çok fazla çatışırlardı. Ayşe Arman Türk basınının amiral gemisi Hürriyet'in, yani ceberrut Türk devlet geleneğinin ve İstanbul sermayesinin sözcüsü, Nihat Genç ise Türkiye'nin en sıkı muhalefet yapan mizah dergisi ve ezilen kesimlerin temsilcisi Le-Man'ın ideoloğu idi.

Ayşe Arman bir yazısında Nihat Genç'i kastederek "Biz İstanbullu modern sarışın kadınlar, bu kavruk Anadolu çocuklarına yüz vermediğimiz için, bize karşı öfke duyuyorlar." gibisinden bir şeyler yazmıştı. Yazıyı bitirirken de yine Nihat Genç'i eleştirmiş ve "Yazılarında hem çok fazla genellemeler yapıyor, hem de sürekli küfür ediyor." demişti.

O haftaki Le-Man'da Nihat Genç, Ayşe Arman'a cevaben bir yazı kaleme almıştı. Yazısını şöyle bitirmişti Genç:

"Eğer genellemeler yaparak yazıyor olsaydım, yazacağım tek şey 'Hepinizin a... koyayım' olurdu!"

Ömrüm boyunca Ayşe Arman'ı ve temsil ettiği zihniyeti hiç sevmedim, her daim karşısında durdum. Nihat Genç ise 90'lı yıllarda Le-Man'da çıkan yazıları ve kitaplarıyla, ilk gençliğimizi yaşadığımız dönemde kimliğimiz, kişiliğimiz ve dünya görüşümüzün şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.
 
Doğrusu ben de Ayşe Arman'a bayılmam ama Nihat Genç'in üslubu üslup değil. Tarzı Asperger Sendromu'nu, hatta Tourette Sendromu'nu hatırlatıyor. Üç defa, beş defa ilginç gelebilir ama sonunda "bayıyor."
 
Dil canlıdır, Türkçeleşmiş kelimeler artık Türkçedir. Yabancı bir dilden dilimize girip TÜRKÇELEŞMİŞ kelimeleri yapay yollardan zorlayarak TÜRKÇELEŞTİRME çabası çok yanlış. Atatürk bile zamanında bu zorlama TÜRKÇELEŞTİRME işinden vazgeçip konuşulan halk dilinin olduğu gibi kalmasını benimsemiştir.

Herkes bildiği ölçüde kelimenin Türkçe kökenli eş anlamlısını kullanırsa ortada bir sorun kalmaz ama "bildiği ölçüde".

Her şeyde geçerli olduğu gibi dil konusunda da başkalarını zorla düzeltmeye çalışmak yerine kendimizi düzeltip kendimiz doğrusunu uygularsak sorun çözülür. Fazlası zaman kaybı. Edebiyat yada dil bilim forumu olsa neyse.
 
"Hamiş"i gazeteci Ayşe Arman'dan öğrendim, nispeten yakın zamanda. Dipnot varken "dipçe" yi kullanır mıyım, yeri gelirse/gelince kullanabilirim. Dil tartışmasının kendi bağlamı içinde alakasız değildi. Teşekkürler.
Hakan bey, 'hamiş' kelimesinin forum mesajlarında da aynı anlamı verdiğinden emin misiniz? Bilmediğim için soruyorum, her mesaj, ileti, mektup, vs. altına eklenen notlara hamiş denilebilir mi?
 
Hakan bey, 'hamiş' kelimesinin forum mesajlarında da aynı anlamı verdiğinden emin misiniz? Bilmediğim için soruyorum, her mesaj, ileti, mektup, vs. altına eklenen notlara hamiş denilebilir mi?

Ben hamiş'i İngilizcedeki PS anlamında kullanıyorum. Internette şöyle bir tanım buldum. Benim "hamiş" kavramımla örtüşüyor: 1. Bir mektubun altına eklenen not. 2. Bir kitabın kenarlarına yazılan açıklama veya ekleme notu, hâşiye.

Mektubun altına olursa, makalenin, elektronik iletinin vb altına da olur diye düşünüyorum.
 
  • Beğen
Tepkiler: Umur Bora
Can Bey, Öyle gollük paslar veriyorsuniz ki insan dayanamıyor. Köken tartışmasına girerseniz, bataklığa saplanırsınız. Zira isminiz dahi "Türkçe kökenli" değil, Farsça. Benim ismim de Türk oğlu Türk Kağan'ın Arapça versiyonu. Nüfus Müdürlüğü'ne mi başvurmamız lazım?
"Çizgiyi nerede çekeceksiniz" demiştiniz. Çizgiyi burada çekiyorum. Kontra pedal varken "coaster brake" demeyelim. Diğer yandan Can ve Hakan'ı türkçe bulmayıp yanlış görecek kadar radikalleşmeyi saçma buluyorum. Bunun sonu "Göktürkler gibi yazmalıyız/konuşmalıyız" a kadar gider o zaman.

biz ona kontr pedal derdik, kontra pedal'ı sizden duyuyorum ilk defa.
"Kontr" olarak nasıl zikrediyodunuz mümkünse vocaroo'ya bir kayıt atar mısınız? Hadi olsun olsun "kontır" olsun. Ve klasik bisikletler ile uzun zamandır iştigal biri olarak hiç kimseden "kontır" diye bişey duymadım. "Kontra" duydum hep.
 
Kontrgerilla'dan aklınızda kalsın. Ya da kontratak'dan.
 
Ben nasıl yazıldığından bahsetmiyorum. "Kontr o. Kontra değil" düzeltmesi yaptığınız için zikretmenizi (söylemenizi, telaffuzunuzu) merak ettim.
 
  • Beğen
Tepkiler: Umur Bora
Bana göre TDK sözlüğüne girmiş her kelime artık Türkçedir. Köken olarak yabancıdır orası ayrı. Sevindiğim nokta büyük oranda ana dilimizi koruyor oluşumuz. Özellikle Anadolu ve Rumeli kırsalında bu durum daha belirgin.
Yazım noktasında ise istemsizce de olsa imla kurallarına uymayanları dikkate alamıyorum. Belki mesleğin verdiği alışkanlıktır ama dile getirmesem de içten içe tenkit ediyorum. Üstelik şu an kullandığımız telefonlar kendi kendine düzeltme yapıyor, bazı durumlarda özellikle yanlış yazmaya gayret göstermek gerekiyor.
 
"Çizgiyi nerede çekeceksiniz" demiştiniz. Çizgiyi burada çekiyorum. Kontra pedal varken "coaster brake" demeyelim. Diğer yandan Can ve Hakan'ı türkçe bulmayıp yanlış görecek kadar radikalleşmeyi saçma buluyorum. Bunun sonu "Göktürkler gibi yazmalıyız/konuşmalıyız" a kadar gider o zaman.


"Kontr" olarak nasıl zikrediyodunuz mümkünse vocaroo'ya bir kayıt atar mısınız? Hadi olsun olsun "kontır" olsun. Ve klasik bisikletler ile uzun zamandır iştigal biri olarak hiç kimseden "kontır" diye bişey duymadım. "Kontra" duydum hep.
‘Katl zanlısı’ gibi. Aslında bire bir benzer örnek değil ama ana dili Türkçe olan birisi için ‘katl’ demek de ‘kontr’ demek gibi pek mümkün değil, o yüzden söylerken ‘katil’ gibi çıkıyor ağızdan. ‘Kontr’ da söylemesi mümkün olmayan bi kelime olduğu için ‘kontra’ veya çok nadir de olsa ‘kontür’ gibi seslerle çıkıyor karşımıza. Hatta spor spikerleri çok dikkatli şekilde kullanmadığında ‘kontur atak’ gibi de kullanıyor duyduğum kadarıyla.
 
‘Katl zanlısı’ gibi. Aslında bire bir benzer örnek değil ama ana dili Türkçe olan birisi için ‘katl’ demek de ‘kontr’ demek gibi pek mümkün değil, o yüzden söylerken ‘katil’ gibi çıkıyor ağızdan. ‘Kontr’ da söylemesi mümkün olmayan bi kelime olduğu için ‘kontra’ veya çok nadir de olsa ‘kontür’ gibi seslerle çıkıyor karşımıza. Hatta spor spikerleri çok dikkatli şekilde kullanmadığında ‘kontur atak’ gibi de kullanıyor duyduğum kadarıyla.
Bu amcayı çok severdim, her şey güzel şey gibi bu program da bitti :)
(link)
 
  • Beğen
Tepkiler: Umur Bora
Geri