Dumur olmak tabiri

huseyinsak

Aktif Üye
Kayıt
5 Aralık 2005
Mesaj
177
Tepki
56
Şehir
Zeytinburnu, İstanbul
Forumda ve son zamanlarda günlük hayatımda sıkça karşıma çıkan bir tabir, "Dumur Olmak":(

Dumur olmak tabirinin karşılığı ŞAŞIRMAK, ama kimse (son zamanlarda) ŞAŞIRMAK kelimesini kullanmıyor. Karşısındaki insan dumur olmak tabirini kullandığı için o da kullanmak ihtiyacını duyuyor.:mad:

Gelin biz bu forumda Dumur olmak tabirini tamamen keselim (yazmayalım)

Dumur olmak değil, ŞAŞIRMAK doğrusu
 
Scudo

eYa

Forum Bağımlısı
Kayıt
18 Mayıs 2005
Mesaj
1.271
Tepki
792
Şehir
Eskişehir & Didim

tayfur

Forum Bağımlısı
Kayıt
22 Mayıs 2005
Mesaj
1.624
Tepki
1.038
Şehir
İstanbul
ben bu düşünceye katılmıyorum. bence herkes istediği kelimeyi kullanabilir. oha falan olmak, falan olmak, kal gelmek bunlar türkçemizin güzide deyişleridir :D:D
 

specialagent

Forum Demirbaşı
Kayıt
6 Eylül 2004
Mesaj
558
Tepki
389
Şehir
İSTANBUL
güncel bazı benzeşmeleri ya da artık dilimize yerleşmiş mizahi deyişleri kullanmakta sakınca olmasa gerek..
 

Önder Özdoğan

Forum Bağımlısı
Kayıt
25 Mayıs 2005
Mesaj
2.284
Tepki
1.204
evet arkadaşlar aşırıya kaçmadan herşey bızce uygundur..
herşeyın bır prosüdüru var herkes ona gore hareket ederse problem kalmaz..
turkce nereye cekersen orayaa gidiyorr maşallah..:D
zaten turkceyı tam manasıyla harfıyen cok az sayıda ınsan konusabılıyor bız kenardan sadece...;)

bıldıgımız kadarıyla...mesela--- Bir arkadaşımız atom okuyor desek bız bunu söyle karşılayabılırız , vayy be cocugaa bak atom okuyorr..hemenn lakabb takarızzz şişşşştt atom karıncaa naber..:D yaniii mesellaa..

teşekkurler
 

çağatay_çankaya

Forum Bağımlısı
Kayıt
18 Eylül 2004
Mesaj
2.813
Tepki
806
Yaş
34
Şehir
İstanbul / Eyüp
Bisiklet
Sedona
Herşeyin azı karar, çoğu zarar, ortası yarar... demiş atalarımız
 

HaliliOzturk

Forum Bağımlısı
Kayıt
3 Temmuz 2005
Mesaj
7.181
Tepki
8.609
Tabiri geçen çoğu "güncel" deyişleri ben de kullanıyorum günlük hayatımda. Ancak yazı söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmaya çalışıyorum. Çünkü yarın öbür gün bu yazıları birileri arşivlerden karıştırıp bulduğu zaman "Bu ne biçim Türkçe" demesin, okuyan insanlar garipsemesin. Çünkü söyledikleriniz o an havaya karışıp yok olurlar ancak yazdıklarınız daima burada. Günlük hayatımızdaki yerini de bir zaman sonra kaybedecek, popüleritesinin son bulacağını düşünüyorum bu deyişlerin. O yüzden konuşma dilinde tabi ki şakayla karışık yerini bulacaktır. Ancak yazdığımız yazılarda, mesajlarda kullanılmamsı taraftarıyım. Sahşi fikrim bu yönde...
 

tito

Aktif Üye
Kayıt
5 Mayıs 2005
Mesaj
100
Tepki
48
Şehir
çiftehavuzlar-kadıköy
madem ki böyle bir konu da açıldı forumda, ben de küçük ve önemsiz bir düşüncemi (sadece bir düşüncemi) yazayım bu 'yazım' ve 'konuşma' dili hakkındaki:

konuşulan ve yazılarda kullanılan ve seçilen sözcüklerin önemine ben de inanıyor ve çevremi elimden geldiğince, bu konuda (onları sıkmayacak ve sinirlendirmeyecek bir şekilde) düzeltmeye çabalıyorum. zira, değil bir yaştan sonraki insanlar, artık ne yazık ki ilkokul çağındaki öğrenciler bile kendilerine bir şeyin gösterilmesine katlanamayabiliryolar. konumuz için söylemek gerekirse: yazım ve konuşmalarında yaptıkları ve fark edemedikleri hatalarının doğru olan(lar)ının kendilerine gösterilmesinden hem rahatsız oluyorlar hem de buna katlanamıyorlar. ne de olsa anlaşıyoruz düşüncesinin bir karşılığı diye düşünüyorum, bunun tek neden olmadığını da akılda tutmak şartıyla. bu konu çok uzun, ve zaman içerisinde, toplumun sindirmesiyle oturacak (veya korkarım, oturamayacak) bir süreci gerektiriyor. ve artık ciddiye alınmayacak bir konuma sürükleniyor, komiklik malzemesi bile yapılabiliyor.
neyse, uzatmayacağım. dediğim gibi bu, sözünü ettiğim süreçte (rahat bir şekilde veya zorlanarak) düzelebilecek veya düzelmeyecektir. okuma alışkanlığımız, buna bağlı olarak sorgulama ve düşlememiz bunu etkileyebilecek sadece iki unsurdur. (bakan kişiye göre olumlu ya da olumsuz olarak algılanabilecek) denge kendi kendini oluşturacaktır.

ancak, bazı daha küçük ama çok önemli şeylerin biraz çabayla düzelebileceğine inanıyorum. türkçe'deki, '-de', '-ki', '-mi' eklerinin kullanımı konusunda insanların yaptığı yazım hatalarını heryerde görüyor ve belki de farketmiyoruz. bu ekleri kullandığımız konuşmalarımızda yaptığımız vurgulamaların, yazıya dökerken ne şekilde yazılacağını da bilmesi gerekmez mi kişinin?

yukarıdaki son satırın şu şekilde de yazıldığını görmek ve bunun neresinin yanlış olduğunu sormak bile gereksizdir bunu önemsemeyen ya da farkında olmayan biri için: 'yazıya dökerken ne şekilde yazılacağınıda bilmesi gerekmezmi kişinin?' dikkat edilecek şey, burada yöntem (tarz/üslup) ile yazım hatasının karıştırılmaması olmalıdır.

ben burada ders verecek değilim, haddim değil. ancak bu yukarıda bahsettiğim şeye: şu '3 ek'e gösterilecek özen, konuşma ve yazmamıza ister istemez etki edecek bir refleks oluşturabilecek küçük bir adım olabilir diye düşünüyorum.
 

semrta

Forum Bağımlısı
Kayıt
4 Aralık 2005
Mesaj
623
Tepki
474
Şehir
kadıköy
Ben de bu konuda çok titiz davrananlardanım ve her gördüğüm yerde uyarmaya calışırım,
yukarıda bahsedildiği gibi;konuşma dilinde bunlar çok önemsenmeyebilir(hatta chat yapmamızı sağlayan ve konuşma ağzıyla yazıştığımız bazı programlarda da_ki onlarda bile ekleri ayırmak gerek bence,cümlenin vurgusunu değiştirmemek için-)
Yazışma kısmına gelince gerçekten dikkat edilmeli,''bu nasıl Türkçe'' denilmesinin yanısıra,bence bu tip hataların yapılması bi bakıma prestij kaybıdır,karsı taraftaki için eksi bir başlangıçtır,tabi işler kişiyi tanıdıktan sonra değişebilir ama kimse bu duruma düşmek istemez..
Eğer zaten yazıyı dönüp tekrar okuduğumuzda biz de DUMUR OLUYORSAK ('bu ne perhiz bu ne lahana tursusu :) )bi sorun var demektir..
Hepimiz ilkokulda istemli ya da istemsiz de olsa kompozisyon yazmışızdır..
Umarım herkes dikkatli olmak için çaba gösteriyordur
Saygılar..
 
  • Beğen
Tepkiler: Barbaros

Derya AKYILDIZ

Forum Bağımlısı
Kayıt
17 Ocak 2006
Mesaj
1.540
Tepki
1.696
Şehir
Ataşehir


Selamlar..:) Atalarımız ne demişler ise iyide demişler..

Sevgili arkadaşlarım..Geyiq muhabbetlerinin,çoğunlukla gençler arasında bir tarz olduğunu,daha çok gençlerin sık kullandığını ve geyiq yapmayan kişilerin, hakkında ise hayattan bi haber,hayatı çok ciddiye alan ve bu insanların a sosyal olduklarını düşünen zavallı kişiler olduğunu düşünmekteydim..

Bu konu benim çok dikkatimi çekmekte ve rahatsız etmekteydi çünkü en yakın arkadaşlarım akrabalarım hatta çocuklarım bile bu tarzı kullanıyorlardı..bu düşünceyle biraz irdelemek istedim konuyu bende biraz onların tarzıyla hareket edeyim bakalım ne olacak diyerek başladım geyiq'e..ve halende devam etmekteyim..(Tavsiye ederim,sizde göreceksiniz ilişkilerinizde düzelme olacaktır) Fakat gördümkü geyiq yapmanın bir adabı kendine göre bir kuralı varmış hayret ettim..

Evet bu geyiq insanlar..aslında çok kültürlü saygılı herşeyle ilgili en az bizim hayatı ciddiye aldığımız kadar ciddiye alan self kontrol'ü sürekli sağlayabilen,(bunu yapmazlar ise zaten geyiq yürümez) kişiler..ben en iyi dostlukların ve sağlıklı ilişkilerin bu tarz iletişimden çıktığını hayretle gördüm..sonra bu geyiq kişilerin içersinde avukatlar,mühendisler,üst düzey yönetici ve editörler bile var..(okumakla adam olunmaz bunuda atalarımız söylemiş..çok doğru bir sözdür.) onlar çok iyi geyiq yapabildikleri için ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar.. nerede nasıl davranacaklarını karşısındaki ile konuşurken ne söylerse nasıl yanlış anlaşılabileceğinin çok farkındalar..yani tartarak konuşuyorlar..kendilerini diğer insanlardan daha çok denetlemek zorunda oldukları için..

Evet arkadaşlar bunlardan bize ne diye düşünebilirsiniz..Fakat bu tarz dyaloğu olan kişiler sadece kendi aralarında geyiq yapıyor;bu kişiler dışında bunu yapmıyorlar herkes gibi çok çiddiler ve bu kişiler mesleklerini çok başarılı bir şekilde yürütüyorlar..aksine çok daha resmi,ciddi diyaloglarda daha çok sorun yaşanabiliyor..tabi bu sadece benim görüşüm kimseyi bağlamamakta..

Son olarak şunları söyleyerek sözümü bitirmek istiyorum..İnsanın içinde vardır ne varsa..(bu da eskilerimizin güzel bir sözü) bir insan eğer nasıl davranacağını nerede ne konuşacağını ne yazacağını biliyorsa ve bunun zamanlamasını iyi yapabiliyorsa vede bunu saygı sınırları içinde yapabilecek kadar kendisini bu yönde eğitebilmişse ailesinden de bu yönde gerekli eğitimi almışsa sorun yok demektir..o konuşmalar da düzgün olur; O yazılarda,o davranışlarda o saygıda ve o işte akla gelebilecek her ne ise..

Suç'u lisan ettim ise affola!.. Hepinize saygı ve sevgiler..:)
 

Manta

Üye
Kayıt
11 Ocak 2006
Mesaj
76
Tepki
24
Şehir
Bursa
Arkadaşlar, madem Türkçe konusunu açtık, ben de bir (kaç) yakınmamı dile getireyim. Tabii ki yazarken hızdan kaynaklanan ufak harf eksilmeleri sorun değil ama inatla -de -da eklerini yerli yerince ayırıp birleştirmeyen, -bilmek ekini ayrı yazan, bir kelimenin Türkçe karşılığı varken ve de oturmuşken yabancı dildeki karşılığını kullanan (orman - cangıl, görev - misyon) insanlar bana hep 5 yaşındaymış gibi gelir. Ne yazılırsa yazılsın ciddiye almak gelmiyor içimden. Oysa bir kez boşluk çubuğuna fazladan basmak veya bir cümlenin sonuna bir nokta veya ünlem koymak bu kadar zor mu?

Hem zaten onun doğrusu "dumur olmak" değil, "dumura uğramak"tır... :D
 

HaliliOzturk

Forum Bağımlısı
Kayıt
3 Temmuz 2005
Mesaj
7.181
Tepki
8.609
Geçenlerde mailime gelen bir sözlük var. Geliştirip büyütmek mümkün tabi ama bu kadarı bile durumun vehametini açıklıyor sanırım;
:D
Ban - Ben
San - Sen
Lütfaaan - Lütfen
Biliyomısaaaaan - Biliyor musun
Hayvanssııaaan - Hayvansın
Falan oldum - ?
Falan yapmak - ?
Hadi papaaay - Haydi güle güle
İntiharlardayım - Çok üzüldüm
Pozitif elektrik alamadım senden yane,taam mı? - Senden hoşlanmadım
İnanmıyoroaam - İnanmıyorum
Regular cola - Normal kola (light değil)
Yivrençsiaaan - İğrençsin
Nerdeyim oldum - Nerede olduğunu şaşırmak
Partilemek - Parti
Aklımdasın yapmak - Cep telefonunu çaldırıp kapatmak
Bay gelmek hatta kus gelmek - Bıkmak,usanmak
Çılgın atmak - Delirmek
Merba - Merhaba
Nasssın - Nasılsın
Ban iyyiam, san - Ben iyiyim, sen
Ban de ama çık mıkarrna yedıam - ;Ben de ama çok makarna yedim
Pantlonundan bellıa - Pantolonundan belli
Yıraenç duryo dı mıa - İğrenç duruyor değil mi
Vet, boyfrand yüznden labilir mia - Evet, sevgilin yüzünden olabilir mi
Bilmiyoruam kia - Bilmiyorum ki
Narde okuyosssuan - Berede okuyorsun
Kıç Ünversitesia - Koç Üniversitesi
 

HaliliOzturk

Forum Bağımlısı
Kayıt
3 Temmuz 2005
Mesaj
7.181
Tepki
8.609
Ne demek specialagent... :) Aslında güleriz ağlanacak halimize ama neyse. Trajikomik bir durum...
 

bikergrrl

Forum Bağımlısı
Kayıt
18 Ocak 2006
Mesaj
1.097
Tepki
767
sozluk super :D

beni asil olduren bir yerlerde duyulmus bir "vecize"nin yalan yanlis kullanilmasi..

simdi iki turlu kullanirsiniz, vecizeyi alirsiniz, ne oldugunu biliyorsunuzdur, ama espri olsun diye sekillendirirsiniz, degistirirsiniz sunarsiniz... herkes guler.. ;)

bir de vecizeyi bir yerde duymussunuzdur, ama tam olarak nasil oldugunu kestiremiyorsunuzdur.. onu gene de kullanmayi secersiniz.. iste o zaman kelimeler teker teker siritir.. ki burada internet yazilan hemen herseyin yazildigi gibi kalacagi bir mecra oldugundan hatalariniz sizin yoksun oldugunuz bilginizi gostermek amacli kirmizi kirmizi yanip soner :D

dumur olayina gelirsek de :D

bir tasvir/tanimlamada her kelimenin ayri bir onemi vardir. bunu fazla yazi yazanlar bilir. kelimeler arasindaki nuanslar da onlarin degerini ve vazgecilmezligini ortaya koyar. dumur "olunmaz" dumura "ugranir" mantanin dedigi gibi. ve eger sozluklerin ilahi eksi sozluge dumur kelimesini girerseniz tanim olarak sununla karsilasirsiniz:

....
bir durum karsisinda agzin bir karis acik kalmasi, gozlerin yuvalardan firlayacak gibi olmasi ve ellerin soru isareti yapar gibi bellerde durmasi "dumur"a isarettir.."

bostancı'da ı$ıklarda beklerken yanıma motosikletli bir polis gelmişti. arkasında da başka bir polis oturmakta... adam kırmızıda deli gibi ara gazı veriyor. derken yeşil yandı ve polis hayvanlar gibi motoru şahlandırarak uzaklaştı. arkasında oturan gariban az kaldı düşüp pestil oluyodu. bunu devamında yaşadığım durum heralde dumurdur.

herhangibir durum kar$isinda yapacak bir $eyinin olmamasi
....

bu arada durum ile dumur arasindaki harf oyununa da dikkat cekmek isterim ;)

................
dumura ugramak icin bir arama yaptiginizda da karsiniza benim en favori aciklamalarimdan birisi cikar:

eve donerken dumur adli bir cafe, restoran, bufe* gibi bir yere ugramak.

-oglum nie gec kaldin eve?
-arkada$larla dumura ugradik annecim.
- (y.n. annenin tepkisi) :eek:
................

iyi geceler

PS.. saka bir yana dumur bizim dilimizde eskiden beri varolan bir kelime..

gercek anlami korelmek

biraz deserseniz turkce edebiyatta sIkca karsiniza cikar ;)
 
  • Beğen
Tepkiler: specialagent

huseyinsak

Aktif Üye
Kayıt
5 Aralık 2005
Mesaj
177
Tepki
56
Şehir
Zeytinburnu, İstanbul
Şaşırmak demeleri gerekirken dumur oldum diyorlar yani kimse körelmek anlamında kullanmıyor bizim sıkıntımız burda.
 

Gürsel A.

Forum Bağımlısı
Kayıt
10 Eylül 2004
Mesaj
1.390
Tepki
2.174
Şehir
İstanbul
Sıkıntını anlıyorum. Ama bu da biaz Türkçe'nin zenginliğini gösterir.. "Şaşırmak" "dumura uğramak"tan bir adım geride anlam gücü bakımından..Ama "dumur oldum" lafı da benimseniyorsa buna da kızmaya gerek yok.. Yani şaşırmaktan "beynim köreldi" anlamında kullanılmaya başlanmıştır belki..Diller böyle evrimleşir veya gelişir..Kelimelerin kökenlerini araştırmak -öğrenmek benim meraklarımdan biridir..Arkeoloji eğitimim sırasında eski Yunanca derslerini ilgiyle izlerdim. Lisede öğrendiğim Fransızca ve İngilizceyle birlikte Latin kökenli dillerin geçmişlerini anlamak çok ilginç gerçekten..Biliyor musunuz ki bundan 5000 sene önce Anadolu'lu Hititler suya "watar", yemek fiili için "ezzan" (eski almancada aynı şekilde yazılan, yeni almanca da "essen" yemek demek), "şimdi" kelimesi için de "nu" (now!!) diyorlardı. Sümerlerin su tanrısı EA'dır. Fransızlar da suya "eau" der. Türkçe sandığımız bir çok kelime bile Yunanca'da nerdeyse aynen kullanılır..(mesela "güğüm"..!! Çok tuhaf değil mi??)Bazıları ses değişikliğine uğramıştır..Yunanca "Skala" (basamak), Fransızca "escalier" (eskalye diye okunur) Türkçe'de "iskele" olmuştur. Eski Yunanlılar tekneden "skala"ya yani "basamağa" çıkarlardı. Bizde de "iskele"ye çıkmak işte. Skala da bazen "tartı" için kullanılırdı.(Kantarın tırtıkları her biri birer basamak olduğu için). Scale ingilizcede "tırmanmak" anlamına da geliyor. (Basamaklamak yani)Fransızlar "escalader" fiilini kullanır aynı iş için..

Bunları "dumura uğrayın" :)) diye yazmadım..Dilbiliminin ne kadar ilginç olduğu konusunu sizinle paylaşmak istedim..(neydi?:) diloloji:)Şaka bir yana ama beni asıl üzen eğitimli üyelerimizin noktalama işaretlerine bazen hiç dikkat etmemesi..Yazım (imla) kurallarını hiçe saymaları yerine.."dumur oldum" demelerini tercih ederim..


Size Sevan Nişanyan'ın "Elifin öküzü ya da sürprizler kitabı" nı tavsiye edeyim.Tuhaf bir adı vardır ama kitabı okuyunca anlarsınız önemini..
Bizim sitede 2 kelimesini ele almıştım. Buraya kopyaladım:

Amatör-Amigo: Latince; amare:sevmek.

Eski tip Latince ders kitaplarının birinci bölümü genellikle amare fiilinin çekimiyle başlar. amo,amas,amat – severim, seversin, sever.. Daha sonra başka türevler öğrenilir: amor sevgi, amator seven, amatus sevilen,amicus sevgili veya dost.. Şansınız varsa bir süre sonra Ovidius’un kadın tavlama sanatına ilişkin harikulade eseri Ars Amatoria ya da Sevişme Sanatı’na sıra gelir. Ya da Catullus’un bıçak keskinliğindeki epigramları karşınıza çıkabilir:

Odi et amo. Quare id faciam fortasse quaeritis. Nescio. Sed fieri sentio et excrucior. (Hem seviyor hem nefret ediyorum.Neden böyleyim diye sorabilirsin. Bilmem. Ama içimden öyle geliyor ve acı çekiyorum.)

Türkçeye Latinceden dolaysız olarak alınmış sözcük pek yok. Buna karşılık Latincenin günümüzdeki torunları olan Fransızca, İtalyanca ve İspanyolcadan binlerce kelime almışız. Örnek mi? Örneğin Latince amator Fransızca "amateur" şeklinden Türkçeye amatör olup gelmiş. Bu arada , “bir işi para için değil, sevdiği için yapan kimse” anlamını kazanmış. Latincede iki sesli arasına “k” sesi İspanyolcada daima “g” halini aldığı, Latince –us eril eki de İspanyolca –o eril ekine dönüştüğü için Latince amicus İspanyolca amigo olmuş. “Arkadaş” anlamına gelen bu sözcük 1950’lerde Tommiks, Teks ve Pekos Bill’in maceraları sayesinde dilimize girdi. Sonra Beşiktaş’ın fanatik bir taraftarı olan rahmetli Amigo Orhan’ın yanılmıyorsam 1969-70 yıllarında tribünlerde yarattığı coşkudan esinlenerek apayrı bir anlam kazandı. Günümüz Türkçesinde amigo arkadaş değil, tribün goygoycusu anlamında kullanılıyor..

Kampüs- "Şampiyon", Latince "campus": Alan.

Campus'un esas anlamı düzlük ya da düz açık arazi, özellikle de savaş alanı: bildiğimiz adıyla "er meydanı". Roma kentinde eskiden savaş oyunları için kullanılan büyük meydanın adı, savaş tanrısı Mars onuruna Campus Martius imiş. Roma lejyonları da her gittikleri yerde önce geniş bir talim alanı yani "campus" seçip, dillere destan bir askeri disiplin içinde çevresine çadırlarını kurarmış. Fransızcaya sözcük iki ayrı kanaldan gelmiş. Champ orjinal anlamını koruyor. 16. yüzyılda İtalyanca campo biçiminden Fransızcaya , sonra da İngilizceye aktarılan camp ise "açık arazide kurulan çadırlı ordugah" anlamıyla askeri bir deyim olmuş. 20. yüzyıl başında "izci kampı", daha sonra "dağcı kampı", 1950'lerden itibaren "tatil kampı" kavramlarına rastlanıyor. Bizdeki kamping deyimi ingilizceden alınma. Latince takılı campus ise 20. yüzyılda Amerikan ordusunun kurduğu nizami ordugahların adı olarak yeniden dolaşıma girmiş. 1945'ten sonra şehir dışında ordu karargahı modeline göre kurulan Amerikan üniversitelerine de kampüs deniliyor. Kampanya esasen bir ordunun seferde geçirdiği sürenin adı. Sanırım ilk kez 30 yıl harpleri sırasında (1618-1648) İtalyanca campania şekli kullanılmış. Sonradan askeri strateji mantığıyla tasarlanıp yürütülen her türlü örgütlü çabaya "kampanya" adı verilmiş. Roma ordularında paralı asker olarak yer alan eski Almanlar da kamp sözcüğünü benimsemişler. ( Modern Almancada "savaş" anlamına gelen Kampf oradan.) Harpte teke tek vuruşma için ortaya atılan cengaverin adı Germence kampjon. Bu sözcüğün Fransızcası olağan k-ch dönüşümüyle champion halini almış. Herhangi bir dava uğruna ön safta çarpışan yiğit kimse ise şampiyon lakabına hak kazanıyor. Spor alanında bu terimin kullanımı nisbeten yeni. Latince Campania, günümüzde Champagne adı verilen düzlük ülke Fransa'da Lorraine bölgesinin güneyinde bulunuyor. Şampanya bu bölgeye özgü olan bir tür köpüklü beyaz şarabın adı. Fungus campaniolus ise çayır mantarının Latincesi. Fransızcası champignon olmuş. Bizde şampinyon adıyla mahalle manavlarına kadar girdi.
 
  • Beğen
Tepkiler: tayfur

exodos

Aktif Üye
Kayıt
24 Ocak 2005
Mesaj
105
Tepki
9
Şehir
işte ele bir yer



Lafım sadece sana değil ama gözüme ilişti.. Üstüne alınma lütfen.. Gece saat 5 android olarak anca bu kadar.. PS ne demek? Türkçe' de yeri var mıdır ? Bu da yabancı bir kelimenin kısaltmasıdır. NOT yazsak olmuyor mu ? :D Gece gece bir bulaşayım dedim :D

İyi Sabahlar...
 

bikergrrl

Forum Bağımlısı
Kayıt
18 Ocak 2006
Mesaj
1.097
Tepki
767
Ustune alinma demissin ama bayrak gibi benim ornegimin uzerine yazmissin. Lafinin bana oldugunu dusunuyorum...

Konumuz kelimeleri dogru ve yerinde kullanmakti. Yabanci kisaltmalari Turkce'de kullanmak degildi hatirladigim kadariyla.

"Post-modern" Turkce'ye cevrilip kullanilmaya baslandigi zaman, script, yazilim lisaninda Turkce'siyle kullanildigi zaman, ben de "post-script"lerimi NOT'a ceviririm.. Ama PS her nekadar genel olarak NOT'a tekabul etse de eger yazdiklarimi dikkatli okuduysan oradaki "nuans"a bagli olarak tam anlamiyla NOT demek olmadigini da bilmen gerekir.

Hem bu Turkce'nin icerisine gecmeye baslayan Ingilizce kelimelerin kinanmasini anlayamiyorum. Gursel'in de dedigi gibi lisan yasayan, buyuyen ve degisen birseydir. O zaman arapcalari da cikartalim, fransizcalar da gitsin. Lavabo demiyelim artik ya da banyo banyo olmasin. Cok sacma geliyor bana.. onlarin ayricaligi ne eger hepsini temizleyip "saf" Turkce konusacaksak? Dile Ingilizce'lerden daha erken girmis olmalari onlara bir ustunluk mu sagliyor?
 
Yukarı Alt