3 yıl önce yapıcak turlar arasına aldığımız G.Doğu ve Doğu Anadolu turunu yapmak en sonunda kısmet oldu ve kazasız bitirdik. 3 yıl önce tur 3 kişi tarafında düşünüldü fakat araya yıllarla beraber yeni katılımcılarda girdi ve 8 kişi ile yapıldı. Katılımcılar; Gökhan Ak (ben), Bülent Savran, Hilmi Uysal, Muammer Güler, Hüseyün Sarı, Polonya'dan Big, Avusturya'dan Hasan Koşaolğlu, Kubilay Demirkan. Tur biteli neredeyse 1 ay oldu ama işlerden yeni fırsat bulup hikayesini ve fotoraflarını bir araya getirebildim. Fazla uzatmadan fotoğraflara geçiyorum.
1.Gün 28 Nisan 2007 Cumartesi
Urfa-Siverek-Karakuzu
Günlük Km 120
Süre 6 Saat
Ortalama 19,8
Tur Cumartesi başladı ama bir gün erken gelen arkadaşlarla buluştuk ve Urfa'dan pedal dönmeye başlıyoruz. Ironman tarzı fotolar çekiyorum. En rahat çocuklarla bağlantı kuruyoruz. Ama bu turda canımıza okudular. Daha sonraki günler girdiğimiz her yerleşkede çocuklardan kaçar olduk. Ama bu çocuklar çok mahsundular. Bölgeni muhafazakarlığı tur süresince çoğumuza uzun pantolon giydirdi. Gerçekten uzun giyinmenin faydasını görmedik demek yalan olur. Bölgede yediğiniz bütün sütlü mamüller küçükbaş hayvan ürünü. Ayranlar mis gibi koyun yoğurdundan. Gün sonu sivereğe bağlı Karakuzu Jandarma karakolunda. Çadırlarımızı arka bahçeye futbol sahasına kuruyoruz. Saolsun asker ağalar adırımıza çay ve sıcak suya kadar herşeyi getirdiler. Hamamlarını bile paylaştılar.
2.Gün 29 Nisan 2007 Pazar
Kızıltepe-MArdin
Günlük KM: 81,93
Süre: 5,30
Ortalama: 14,80
Sabah kalk saati 5.30. Polonya dan tura katılan Big yatmadan önce kalk saatini sorduğunda 5.30 u duyunca şaşırdı, anlam veremedi ama söylenen saatte ayaktaydı. 6.30 yoldayız. Yol yine dünkü gibi kalite aynı. Dünden değişik olan sadece rüzgarın yönü. Dün akşama kadar sol omuzdan esen orta şiddetli rüzgar bugün tam karşıdan esiyor. Suratımıza esen rüzgar ve zıplayarak ilerlemeye çalıştığımız yoldan sıkılmaya başladım.50 km yolu 13-15 km/h arasında değişen hızda alabildik. Daha fazlasını göremedik. Dün yatmadan önce tok olduğumuz halde Urfa öğretmen evinden aldığımız peynir ve ekmekleri karnımız tok olduğu halde yedik. Ertesi sabah o ekmeklerin ve peynirin her tanesini arayacağımızı bilsek hiçbirimiz yemezdi. 40 km ne ev nede bir köy yok yol üzerinde. Sağımız solumuz deniz gibi yemyeşil Harran ovası.
Nihayet yol kenarında bir köy buluyoruz. Kahvaltı için giriyoruz bakkala ama. Bakkalda yenebilecek hiçbir şey yok. Coca Cola nın bütün ürünleri ve sair cips çikolata vs. ve 3-5 kg lık makarnadan başka bir şey bulamadık. Köy ekmeği istedik biraz sonra geldi ve pasta gibi ekmekle Bülent hocanın her tura getirdiği Kekli, biberli saf zeytinyağına bandıra bandıra yedikten sonra etrafta toparlanan çocukların ilgisinden kaçarcasına ayrıldık.
Kızıltepe de çay molası verdik. Kızıltepe şehir merkezindeki parkta çay molası ve Tema temsilcisi ile görüştükten sonra yola devam ediyoruz. İlgi yine çok fazlaydı. Karşıdan esen rüzgar yönümüzün Kuzeye dönmesiyle yandan esmeye başladı ve bu halimize dua eder haldeydik. Mardin 10 km kala tepede görünmeye başladı ve hava iyice kapandı. Yağmur yağdı yağacak derken kendimizi merkeze bağlı bir köyün kahvesine son anda atabildik. Yağmurdan sonra tekrar yoldayız. Mardin e çıkacağımız aşikar. Oyalanmanın gereği yok. Rampa sonunda Mardine girdik ama kimimiz şiddetli yağmura maruz kaldı ve ıslanmaktan kurtulamadı.
Mardine resmen sel geldi ve her yer su göletleri ile doldu. Herkes kurt gibi acıkmış olmalı ki yağmurun dinmesini beklemeden yemek yiyeceğimiz Çağ Urfa lokantasına ıslanmayı göze alarak gidiyoruz. Mardin de porsiyonlar çok büyük. İlk defa benim masama gelen bir yiyeceği yiyemedim ve paket yaptırmak gibi bir davranışta bulundum. Güneş batımına kadar hızlı bir şekilde Mardin i gezemeye çalıştık ama yetmedi. Mardin için 2 gün bile az. Sonra mutlaka tekrar giderim gibi geliyor. Hayran kalmamak mümkün değil. Öyle güzel korumuş kendini sözlerle anlatılacak gibi değil. Dar sokaklarındaki atmosferi yaşamanız gerek. İlk defa bir şehir bu kadar etkiledi beni.
Pazar olmasından kaynaklı çarşı durgun. Çoğu dükkan kapalı. Açık olanlarını kaçırmamaya çalışıyoruz. 99 yıldır kebapçılık yapan bir yere girdik. Şuan ki işletmecisi 3. kuşak olduğunu söylüyor. Lezzetin farklılığını elde yaptıkları kıymalardan olduğunu söylüyor. Hemen az ilerde tamamen doğal Badem ve Bıttım sabunu imalatı yapan ve satan Halil Mutlunun küçük mütevazi dükkanına giriyoruz. Her taraf sabun kalıpları ve badem kabukları-badem içi. Denemek için aldığımız sabunlarla hiç çıkmak istemedim sabuncudan.
Konaklamayı Orman İl Müdürlüğünün misafirhanesinde yaptık.
Sıcaklık: 14 C
Rakım: 1050
Devam edecek.
1.Gün 28 Nisan 2007 Cumartesi
Urfa-Siverek-Karakuzu
Günlük Km 120
Süre 6 Saat
Ortalama 19,8
Tur Cumartesi başladı ama bir gün erken gelen arkadaşlarla buluştuk ve Urfa'dan pedal dönmeye başlıyoruz. Ironman tarzı fotolar çekiyorum. En rahat çocuklarla bağlantı kuruyoruz. Ama bu turda canımıza okudular. Daha sonraki günler girdiğimiz her yerleşkede çocuklardan kaçar olduk. Ama bu çocuklar çok mahsundular. Bölgeni muhafazakarlığı tur süresince çoğumuza uzun pantolon giydirdi. Gerçekten uzun giyinmenin faydasını görmedik demek yalan olur. Bölgede yediğiniz bütün sütlü mamüller küçükbaş hayvan ürünü. Ayranlar mis gibi koyun yoğurdundan. Gün sonu sivereğe bağlı Karakuzu Jandarma karakolunda. Çadırlarımızı arka bahçeye futbol sahasına kuruyoruz. Saolsun asker ağalar adırımıza çay ve sıcak suya kadar herşeyi getirdiler. Hamamlarını bile paylaştılar.
2.Gün 29 Nisan 2007 Pazar
Kızıltepe-MArdin
Günlük KM: 81,93
Süre: 5,30
Ortalama: 14,80
Sabah kalk saati 5.30. Polonya dan tura katılan Big yatmadan önce kalk saatini sorduğunda 5.30 u duyunca şaşırdı, anlam veremedi ama söylenen saatte ayaktaydı. 6.30 yoldayız. Yol yine dünkü gibi kalite aynı. Dünden değişik olan sadece rüzgarın yönü. Dün akşama kadar sol omuzdan esen orta şiddetli rüzgar bugün tam karşıdan esiyor. Suratımıza esen rüzgar ve zıplayarak ilerlemeye çalıştığımız yoldan sıkılmaya başladım.50 km yolu 13-15 km/h arasında değişen hızda alabildik. Daha fazlasını göremedik. Dün yatmadan önce tok olduğumuz halde Urfa öğretmen evinden aldığımız peynir ve ekmekleri karnımız tok olduğu halde yedik. Ertesi sabah o ekmeklerin ve peynirin her tanesini arayacağımızı bilsek hiçbirimiz yemezdi. 40 km ne ev nede bir köy yok yol üzerinde. Sağımız solumuz deniz gibi yemyeşil Harran ovası.
Nihayet yol kenarında bir köy buluyoruz. Kahvaltı için giriyoruz bakkala ama. Bakkalda yenebilecek hiçbir şey yok. Coca Cola nın bütün ürünleri ve sair cips çikolata vs. ve 3-5 kg lık makarnadan başka bir şey bulamadık. Köy ekmeği istedik biraz sonra geldi ve pasta gibi ekmekle Bülent hocanın her tura getirdiği Kekli, biberli saf zeytinyağına bandıra bandıra yedikten sonra etrafta toparlanan çocukların ilgisinden kaçarcasına ayrıldık.
Kızıltepe de çay molası verdik. Kızıltepe şehir merkezindeki parkta çay molası ve Tema temsilcisi ile görüştükten sonra yola devam ediyoruz. İlgi yine çok fazlaydı. Karşıdan esen rüzgar yönümüzün Kuzeye dönmesiyle yandan esmeye başladı ve bu halimize dua eder haldeydik. Mardin 10 km kala tepede görünmeye başladı ve hava iyice kapandı. Yağmur yağdı yağacak derken kendimizi merkeze bağlı bir köyün kahvesine son anda atabildik. Yağmurdan sonra tekrar yoldayız. Mardin e çıkacağımız aşikar. Oyalanmanın gereği yok. Rampa sonunda Mardine girdik ama kimimiz şiddetli yağmura maruz kaldı ve ıslanmaktan kurtulamadı.
Mardine resmen sel geldi ve her yer su göletleri ile doldu. Herkes kurt gibi acıkmış olmalı ki yağmurun dinmesini beklemeden yemek yiyeceğimiz Çağ Urfa lokantasına ıslanmayı göze alarak gidiyoruz. Mardin de porsiyonlar çok büyük. İlk defa benim masama gelen bir yiyeceği yiyemedim ve paket yaptırmak gibi bir davranışta bulundum. Güneş batımına kadar hızlı bir şekilde Mardin i gezemeye çalıştık ama yetmedi. Mardin için 2 gün bile az. Sonra mutlaka tekrar giderim gibi geliyor. Hayran kalmamak mümkün değil. Öyle güzel korumuş kendini sözlerle anlatılacak gibi değil. Dar sokaklarındaki atmosferi yaşamanız gerek. İlk defa bir şehir bu kadar etkiledi beni.
Pazar olmasından kaynaklı çarşı durgun. Çoğu dükkan kapalı. Açık olanlarını kaçırmamaya çalışıyoruz. 99 yıldır kebapçılık yapan bir yere girdik. Şuan ki işletmecisi 3. kuşak olduğunu söylüyor. Lezzetin farklılığını elde yaptıkları kıymalardan olduğunu söylüyor. Hemen az ilerde tamamen doğal Badem ve Bıttım sabunu imalatı yapan ve satan Halil Mutlunun küçük mütevazi dükkanına giriyoruz. Her taraf sabun kalıpları ve badem kabukları-badem içi. Denemek için aldığımız sabunlarla hiç çıkmak istemedim sabuncudan.
Konaklamayı Orman İl Müdürlüğünün misafirhanesinde yaptık.
Sıcaklık: 14 C
Rakım: 1050
Devam edecek.


