Scudo Sports

Doğu ve Güneydoğu Turu 2007

GokhanAK

Daimi Üye
Kayıt
13 Şubat 2007
Mesaj
309
Tepki
289
Şehir
Ankara
Bisiklet
Peugeot
3 yıl önce yapıcak turlar arasına aldığımız G.Doğu ve Doğu Anadolu turunu yapmak en sonunda kısmet oldu ve kazasız bitirdik. 3 yıl önce tur 3 kişi tarafında düşünüldü fakat araya yıllarla beraber yeni katılımcılarda girdi ve 8 kişi ile yapıldı. Katılımcılar; Gökhan Ak (ben), Bülent Savran, Hilmi Uysal, Muammer Güler, Hüseyün Sarı, Polonya'dan Big, Avusturya'dan Hasan Koşaolğlu, Kubilay Demirkan. Tur biteli neredeyse 1 ay oldu ama işlerden yeni fırsat bulup hikayesini ve fotoraflarını bir araya getirebildim. Fazla uzatmadan fotoğraflara geçiyorum.

1.Gün 28 Nisan 2007 Cumartesi
Urfa-Siverek-Karakuzu
Günlük Km 120
Süre 6 Saat
Ortalama 19,8

Tur Cumartesi başladı ama bir gün erken gelen arkadaşlarla buluştuk ve Urfa'dan pedal dönmeye başlıyoruz. Ironman tarzı fotolar çekiyorum. En rahat çocuklarla bağlantı kuruyoruz. Ama bu turda canımıza okudular. Daha sonraki günler girdiğimiz her yerleşkede çocuklardan kaçar olduk. Ama bu çocuklar çok mahsundular. Bölgeni muhafazakarlığı tur süresince çoğumuza uzun pantolon giydirdi. Gerçekten uzun giyinmenin faydasını görmedik demek yalan olur. Bölgede yediğiniz bütün sütlü mamüller küçükbaş hayvan ürünü. Ayranlar mis gibi koyun yoğurdundan. Gün sonu sivereğe bağlı Karakuzu Jandarma karakolunda. Çadırlarımızı arka bahçeye futbol sahasına kuruyoruz. Saolsun asker ağalar adırımıza çay ve sıcak suya kadar herşeyi getirdiler. Hamamlarını bile paylaştılar.

2.Gün 29 Nisan 2007 Pazar
Kızıltepe-MArdin
Günlük KM: 81,93
Süre: 5,30
Ortalama: 14,80

Sabah kalk saati 5.30. Polonya dan tura katılan Big yatmadan önce kalk saatini sorduğunda 5.30 u duyunca şaşırdı, anlam veremedi ama söylenen saatte ayaktaydı. 6.30 yoldayız. Yol yine dünkü gibi kalite aynı. Dünden değişik olan sadece rüzgarın yönü. Dün akşama kadar sol omuzdan esen orta şiddetli rüzgar bugün tam karşıdan esiyor. Suratımıza esen rüzgar ve zıplayarak ilerlemeye çalıştığımız yoldan sıkılmaya başladım.50 km yolu 13-15 km/h arasında değişen hızda alabildik. Daha fazlasını göremedik. Dün yatmadan önce tok olduğumuz halde Urfa öğretmen evinden aldığımız peynir ve ekmekleri karnımız tok olduğu halde yedik. Ertesi sabah o ekmeklerin ve peynirin her tanesini arayacağımızı bilsek hiçbirimiz yemezdi. 40 km ne ev nede bir köy yok yol üzerinde. Sağımız solumuz deniz gibi yemyeşil Harran ovası.

Nihayet yol kenarında bir köy buluyoruz. Kahvaltı için giriyoruz bakkala ama. Bakkalda yenebilecek hiçbir şey yok. Coca Cola nın bütün ürünleri ve sair cips çikolata vs. ve 3-5 kg lık makarnadan başka bir şey bulamadık. Köy ekmeği istedik biraz sonra geldi ve pasta gibi ekmekle Bülent hocanın her tura getirdiği Kekli, biberli saf zeytinyağına bandıra bandıra yedikten sonra etrafta toparlanan çocukların ilgisinden kaçarcasına ayrıldık.

Kızıltepe de çay molası verdik. Kızıltepe şehir merkezindeki parkta çay molası ve Tema temsilcisi ile görüştükten sonra yola devam ediyoruz. İlgi yine çok fazlaydı. Karşıdan esen rüzgar yönümüzün Kuzeye dönmesiyle yandan esmeye başladı ve bu halimize dua eder haldeydik. Mardin 10 km kala tepede görünmeye başladı ve hava iyice kapandı. Yağmur yağdı yağacak derken kendimizi merkeze bağlı bir köyün kahvesine son anda atabildik. Yağmurdan sonra tekrar yoldayız. Mardin e çıkacağımız aşikar. Oyalanmanın gereği yok. Rampa sonunda Mardine girdik ama kimimiz şiddetli yağmura maruz kaldı ve ıslanmaktan kurtulamadı.

Mardine resmen sel geldi ve her yer su göletleri ile doldu. Herkes kurt gibi acıkmış olmalı ki yağmurun dinmesini beklemeden yemek yiyeceğimiz Çağ Urfa lokantasına ıslanmayı göze alarak gidiyoruz. Mardin de porsiyonlar çok büyük. İlk defa benim masama gelen bir yiyeceği yiyemedim ve paket yaptırmak gibi bir davranışta bulundum. Güneş batımına kadar hızlı bir şekilde Mardin i gezemeye çalıştık ama yetmedi. Mardin için 2 gün bile az. Sonra mutlaka tekrar giderim gibi geliyor. Hayran kalmamak mümkün değil. Öyle güzel korumuş kendini sözlerle anlatılacak gibi değil. Dar sokaklarındaki atmosferi yaşamanız gerek. İlk defa bir şehir bu kadar etkiledi beni.

Pazar olmasından kaynaklı çarşı durgun. Çoğu dükkan kapalı. Açık olanlarını kaçırmamaya çalışıyoruz. 99 yıldır kebapçılık yapan bir yere girdik. Şuan ki işletmecisi 3. kuşak olduğunu söylüyor. Lezzetin farklılığını elde yaptıkları kıymalardan olduğunu söylüyor. Hemen az ilerde tamamen doğal Badem ve Bıttım sabunu imalatı yapan ve satan Halil Mutlunun küçük mütevazi dükkanına giriyoruz. Her taraf sabun kalıpları ve badem kabukları-badem içi. Denemek için aldığımız sabunlarla hiç çıkmak istemedim sabuncudan.

Konaklamayı Orman İl Müdürlüğünün misafirhanesinde yaptık.

Sıcaklık: 14 C
Rakım: 1050

Devam edecek.
 
Scudo
Ben Erzurum'dayım..Erzurum'dan geçtiyseniz ve benim haberim olmadıysa üzülürüm...Varsa diğer fotoları sabırsızlıkla bekliyorum...
 
İlerleyen günlerde turun devamını ekleyeceğim ama rotamız daha doğudan gittiği için Erzuruma uğramadık. Dönüş yolunda otobüsle geçtik sadece.
 
Gezi ve paylaşım için teşekkürler. Selamlar.

Fotolarınızı özellikle bazılarını gerçekten çok beğendim.
 
Gökhan merhaba, foruma hoş geldin. Bu geziyi Bülent Bey'den dinlemiş ve muğlabisiklet ten de okumuştum. Ama her okuyuşumda keşke ben de katılabilseydim dedirtti bana. Umarım ekim ayında yapacağımız Gökova Pedallarımın Altında etkinliğinde beraber pedallamak kısmet olur. Paylaşım için teşekkürler...
 
Hoşbulduk.tırt kaptan
Gezinin devamını gün gün foruma eklemeyi düşünüyorum.Bu gezi gerçekten bize sıradışı tecrubeler kazandırdı. Elbet birgün beraber pedal basarız.
Ekimdeki "Gökova Pedallarımın Altında" bisiklet turunda organize komitesinde ismimiz var hocam biz gelmezsek olmaz.
Gökovada görüşmek dileği ile...
(Nur hanım umarım iyi bir tatil yapıyordur. Onun adına bende teşekkür ederim)
 
3. gün
Günlük km: 116,32
Süre: 6,08
Ortalama: 18,95
Maks hız: 65

Sabah 5.30 saatin çalması ile uyandım. Yağmur gecede devam etti. Camdan dışarı baktığımda gördüğüm sis yüzünden uyanma işini biraz yavaştan aldık. Big dizindeki ağrı yüzünden tura biraz ara verecek ve misafirhanede 2 gün kaldıktan sonra otobüs ile Tatvan’a geçip oradan devam etme kararı aldı. Bu arada ağrıyan dizini dinlendirecek ve tedavi edecek ayrıca bölgeyi gezecek. Big ile Tatvan’da görüşmek üzere vedalaştık. Mardin den çıkışımızda sis vardı ve yerlerde ıslaktı. Hemen çıkışta Yeşilliye kadar 1000 mt rakımdan 800 mt rakıma kadar inerek geldik. İnişte çalan telefon ile durduk. Hilmi hocam lastik patladı ben yapıp geleceğim dedi. 2 dk sonra bir telefon daha geldi ve ben geliyorum siz gelmeyin demesiyle yanımızda olması bir oldu. Yolda problemin olduğunu gören bir minibüs hocamızı ve bisikletini attığı gibi aracına yanımıza getirdi. Hemen lastik patlağını yaptıktan tekrar yoldayız. Yeşilli ye girişte rampa başlıyor. Yeşilliden sonra 1115 rakımda Hop geçidine tırmanırken sol taraftan taş yağmuruna tutulduk. (Aşağıdaki resimde yukarı doğru çıkarken soldaki kayaların üstünden saldırıya uğradık) daha doğrusu taş saldırısı. Sevgili çoban kardeşimizin canı sıkılmış olmalı ki sıradan herkese taş atıyor. Bir iki üç derken dördüncüde Muammer hedef aldı. Bisikletleri dayayıp çobana doğru yönelince kaçma başladı 15 yaşlarında sanırım problemleri olan biri. Jandarmayı aradık "Buraya (Mardine) gelmeniz şikayet dilekçesi yazmanız gerek" dedi telefondaki ses. Muammerin sakinleşmesinden sonra vaz geçtik ve yola devam ediyoruz. Taş küçüktü ve herhangi bir sorunda yoktu. Sadece sinirlerimizi ve ağzımızı bozmuştuk. 2 gündür bize muhalif esen rüzgar bugün müttefikimiz oldu ve arkadan esmeye başladı. Ömerli’ye uçarcasına geldik. Kahvaltı Ömerli’de Yumurta, Peynir, Domates, K.soğan, yöreye has pide.

Çaydan sonra arkamızdan itercesine esen rüzgarla 45-50 km sürat ile bazen indik bazen çıktık ama çıkışları anlamadık bile. Yol kenarında yazan "KÖY AYRANI BULUNUR PUVAÇA" tabelasında serinleme molası verdik. Kulübede duran beyaz sakallı amcaya selam verdik ve selamımızı fazlasıyla aldı. “Essalamunaleyküm verahmatullahi ve berakatühü”. Her selam verenin selamını aynı şekilde alıyor. Suriye’de bulunan Nakşibendi tarikatı üyesi. 3 defa gidip Şeyhinin elini öpmüş. Heyecanla anlattı bana. Hatta cüzdanında özel olarak sakladığı resimlerini gösterdi. Biz ayran içerken yoldan geçen yolculardan birine arabalarında çalan kasetin kime at olduğunu sorduk. Bayan Semir Ortaç dedi. Mahalli sanatçı imiş. Sonra kaseti çıkardı verdi. Biz alırız falan desek te kaseti bize hediye ettiler. Ayran ile soğuklandıktan sonra arkamıza aldığımız rüzgar ile Midyat’a kadar bulutların gölgeleri ile yarışarak gittik. Genelde onlar bizi geçiyordu ama yinede güzeldi. Midyat’a gelmeden önce uğramak istediğimiz bazı yerleri not almıştık. Kubilay askerliğini Midyatta yapmış ve bize ön bilgileri vermişti. Direk merkeze gittik ve birkaç gümüş alışverişinden sonra dizilere mekan olan meşhur midyat sokaklarını ve devlet konuk evini gezdik.

Karnımız tok sırtımız pek. O zaman yapmamız gereken pedal çevirmekti. Midyat’ tan Hasankeyfe doğru yol dar ve eğlenceli. Hasankeyf’e yaklaştıkça coğrafya çok değişti. Hüseyin’in dizindeki ağrı daha sonraki günlerde problem teşkil etmemesi için 20 km kadar çektim ve kendisini dinlendirdim. Hasankeyf’e gün batmadan girdik. Muhteşem akşam güneşi ile fotoğraflar çektikten sonra Sağlık ocağında konaklamak üzere yerleştik. Hasankeyf gibi insanlığın ilk yerleşik hayata geçtiği bir bölge olan yerin ömrü sadece 40-50 yıllık bir baraj için sular altında kalacak olması gerçekten çok acı. Baraj yüzünden 20-30 yıldır buralarda çivi çakılmıyormuş. Her yer virane ve bakımsız. 3-4 yıla kadar da baraj su tutmaya başlayacağını söylüyor sakinleri. Akşam yemeği için Sağlık ocağı doktoru bize bir yer tavsiye etmişti fakat duş temizlik işleri uzun sürünce tavsiye edilen yere gittiğimizde kapanmıştı. Yol kenarındaki "Has Keyif" lokantasında tavsiye üzerine kuşbaşı (kuşbaşı şiş) yedikten sonra gün bizim için Dicle kenarında bitti.

Sıcaklık: 21 C
Rakım: 420

4.GÜN
HASANKEYF-BATMAN-BEŞİRİ-KURTALAN
Günlük km: 93,94
Süre: 5,52
Ortalama: 15,98

Sabah güneşini değerlendirmek ve Hasankeyf’i biraz daha rahat gezebilmek için yavaş davrandık ve kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz. Sabah kahvaltıda yediğimiz peynirden dolayı sanırım akşama kadar ağzım dudaklarım yandı devamlı su içme ihtiyacı hissettim. Su içseniz de geçmiyor. Çözümü dişleri fırçalamakta buldum. Akşam yediğimiz Kuşbaşı şişlerden sabah kalktığımızda mideler allak bullaktı. Bülent hocam ve ben akşam kadar portakaldan başka bir şey yemedik. Hasankeyf’i çıkar çıkmaz yollarda askeri kontrol noktaları başlıyor. Coğrafi olarak hakim noktalarda mutlaka bir gözetleme kulesi görmek mümkün. Raman dağının eteklerinden ilerleyerek Beşiri’ye geldik. Fakat arkadan gelen Hüseyin ve Hilmi hocamın yaşadıkları lastik patlamasından kaynaklı kaza sonucu epey bekledik. Siz siz olun yamalı lastiklerle asla tura çıkmayın. Ben yamalı lastikle çok km yaptım bir şey olmadı demeyin. Turda şartlar çok faklı. Şehir içi sürüşlerde yüksüz yada çok az yükle yamalı lastikleri test etme şansı oluyor. Uzun yolda hem yük hem de lastiklerdeki yüksek hava basıncından dolayı mutlaka sorunlar yaşıyorsunuz. Bundan önceki turlarda bizzat yaşadım ve ön yada arka lastiklerde yamasız lastik kullanmaya özen gösteriyorum. İç lastiğiniz yamalı olsa da yaptığınız yamaya ve sağlamlığına güvenmeniz gerek. Aynı şey Hüseyin rampa aşağı inerken başına geliyor. İnişte ön lastikten yama atıyor ve patlaması ile yere düşmesi kaçınılmaz sonuç.

Geçirdikleri kazanın ciddiyetin Beşiri’ye geldiklerinde daha iyi anlaşıldı. Hilmi hocamın yedek iç lastiklerini tamir ederken arka göbeğin gevşediğini görüyoruz ve bu şekilde devam etmesi ilerde ciddi problemler doğurabilir ve turu burakmak zorunda kalabilir. Sorun yapılamayacak bir şey değil ama her tura getirdiğim ve onca yolu taşıdıktan sonra bir işe yaramıyor bu ruble sökme anahtarı diye sinirlenip yanıma almadığım ruble anahtarı lazım oldu. Rublenin kapağını söküp içerde kalan milin somunlarına kontra yapmamız gerek. Anahtar olmadığı için kapak açılamıyordu. Tek taraf kontra bir işe yaramayacağı için kapağı sökmek şart. Beşiri de çocuklarla beraber elimizde arka teker bisikletçiye gittik. 3 teker seyyar arabalardan yapılma bir bisiklet tamircisi. Elimizle gösterdik sökülecek yeri. İçinde keser, çekiç, fare ve köstebek kapanı olan bir bidona baktı, baktı ve "hah buldum" dedi. Akort anahtarını gösterince tamam saol deyip ayrıldık. İş başa düştü bir şekilde sökmemiz gerek o kapağı. Doğadan bulduğumuz (taş, bez parçası, ağaç parçası gibi) malzemelerle sorunu giderdik. 4 saatten daha fazla zaman harcadık. Biz sorunla uğraşırken Bülent hocam tura çıkmadan önceki kurduğu bağlantılarla buluşmuş. Toparlanmaya başlarken bizi kendi köylerine davet ettiler. Beşiri den 5 km sonra yol kenarında bizi karşıladılar. Kahvede çay ve meyve suyu ısmarladılar. İlgi alaka o kadar fazla ki anlatamam. Turun sloganı burada çıktı. Hilmi hocam az önce arka göbeğini tamir ettiğimizden dolayı elleri yağlı olduğu için ellerimi nerede yıkayabilirim su nerede var diye sordu. Cevap orjinal. “Abey su buraya gelsin sen ne zahmet ediyorsun”. Abey su gelsin. Ve pet şişede su geldi hocam ellerini yıkadı. Daha buna benzer neler neler. Misafirperver Anadolu insanı... Kalmamız için çok ısrar ettiler. Bir ayağım kalmak istiyordu ama gitmemizde gerek yolda olmalıyız. Programın epey gerisindeydik. Vedalaşarak ayrıldık. Hedef Kurtalan a varmak. Bulunduğumuz yerden 35 km. Yolu soruyoruz bir yerde ufak bir rampa var ondan sonra düz abey cevabını alıyoruz.

Güneş yavaştan yatmaya başladı ve bir an önce karanlığa kalmadan Kurtalan a girmemiz gerekti. Grup olarak çıktık. Bahsedilen ilk rampayı çıktıktan sonra yol hiç düzelmedi. 35 km lik yolun 28 km si ters eğim rampaydı. Üstüne birde karşıdan esen rüzgar vardı. Durum tam evlere şenlik. Düz görünse de pedalı bıraktığınız an bisiklet aniden yavaşlıyor ve duruyor. Gözümüz yanılıyor acaba diyoruz ama Altimetre devamlı yükseldiğimizi gösteriyordu. Köyde yol sorduğumuz adamın altında bilmem kaç bin motor kamyonet anlamaz tabi bu hassas eğimleri. 20cm lik gaz pedalına bastığı gibi gidiyor vızır vızır. İçimden çok küfür ettim ve köyde kalmadığımıza pişman oldum. Arka grup ile aramız epey açıldı. Arkadakilerin karanlığa kalmamak için araç ile Kurtalan a ulaşmaları gerekti. Kurtalan a 10 km kala güneş dağların arkasında kayboldu karşımızda dolunay griliğini beyaza çevirmeye çalışırcasına yükselmeye devam ediyor. Bizde telaş ile pedal basıyoruz. Kurtalan'ın ışıklarını uzaktan görünce içim ferahladı biraz ama merkeze bağlı bir köyden geçerken tarladan çıkan ellerinde koca koca sopalı iki kişi önümüzü kesip para istemeye yeltenince (yusuf yusuf) pedallar biraz daha sert çevrilmeye başladık. Artık ay ışığında şehir ışıklarını gördüğümüz Kurtalan a doğru pedal basıyoruz. Girişteki ufak rampaya kadar rampa çıktık diyebilirim. Gün ışığı açısından sıkışmış ve biraz olsun tadımız kaçırmıştık. Arka grup (Bülent, Hilmi, Hüseyin) 14 km geride bir petrol istasyonunda kamp kurma kararı alıyor. Bizde öğretmen evine yerleşiyoruz. Hasan abi önden gittiği için grubun yaşadığı bazı güzelliklerden haberi olmadığı gibi. Fazladan yorulduğu da oldu. Eşinden ne önden nede arkadan ortadan gitmesi doğrultusunda talimat almasına rağmen önde gitmiş ve ufak bir kamp yeri kararsızlığından sonra Öğretmen evinde kalmakla kararsızlığı çözüme ulaştırıyoruz. Sıcak su ile duş her şeyi unutturdu. Midem bozuk olduğu için pek bir şey yememiştim gün boyu ve akşam gün boyu diğer arkadaşların yediklerinden payıma düşenleri sildim süpürdüm. 4 yumurta yiyerek ertesi güne protein deposu yaparak günü bitirdik.

Sıcaklık: 20 C
Rakım: 660
 
Gerçekten tarih,kültür kokan çok çok çok güzel,farklı bir gezi.Kafamdan birgün seyahat turlarıyla doğuyu gezmek vardı ama bu fotoğrafları görünce neden bisikletle bende orada değilim diye özenmeden edemedim.Hakikaten bilgisayardan fotoğraflara bakarken sorumluluklarımı biryana bırakıp kendim için orada olmalıydım dedirttiniz.Günbatımındaki hasankeyf manzarasıda harikulade ayrıca bir Ankaralı olarakta gezinizi taktir ediyorum.Devamını bekliyorum merakla teşekkürlerr paylaşım için...
 
Umarım birgün sizde vatanın o nadide bölgelerini görme fırsatını bulursunuz. Yıllardır bisikletle geziler yapıyoruz ama bu tur ve bölge inanılmaz etkileyici ve bir o kadar heyecan vericiydi.
Hasankeyf sular altında kalmadan acele edin bence.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ceyhun Pekuz
Rota güzel, fotoğraflar güzel.Teşekkür ederim, benim de ege-akdeniz kıyı turundan sonra yapmak istediğim diğer tur güney doğu-doğu anadolu turu.Ancak tek başına olmuyor.Sizleri kutluyorum, tekrar teşekkür ediyorum.
 
5. gün
KURTALAN-VEYSELKARANİ-BİTLİS
Günlük km: 97,63
Süre: 6,54
Ortalama: 14,11

Kurtalan da sabah kalk saatini biraz geciktirdik. Arkadaki grubun gelmesi nerden baksanız 1 saati alırdı. Çarşıda sabah çorbası ve otlu peynir ile kahvaltıyı yaparken telefonum çaldı. Bülent hocam yeni çıktıklarını ve nerede olduğumuzu sorunca Hasan ağabeyin beti benzi arttı. Oooo daha çıkmamışlarmı yaw derken Bülent hocayı bisikletinin üzerinde görmemiz bir oldu. Kahvaltıdan ve tren istasyonunda fotoğraftan sonra yoldayız. Kurtalan Güneydoğuda trenin gittiği en son nokta. Ankara ya kaç saatte gittiğini sormuştum ama o kadar fazla bir rakam söylemişlerdi ki şimdi hatırlamıyorum. Kurtalan çıkışında ilköğretim okulunun teneffüs saatine denk gelmemiz öğrenciler tarafından bildikleri bütün ingilizce cümleleri sıralamaya başladılar. Hello my frend, Goodmorning teacher, Hello, Turiissst, Artiisttt vb. cümlelerle çığlık çığlığa bağıran bir okul bahçesi dolusu çocuk düşünün. Bunun gibi olaylara o kadar çok rastladık ki bu turda artık tepki vermez olduk. Veysel Karani de yol ayrımından 500 mt içeri girip su doldurmak hem de buralara kadar gelmişken Veyselkarani hazretlerine kuru bir fatihamızı esirgemeyelim dedik ve girdik. Tam öğle namazı ezanları okunuyordu ve her yer insan kaynıyor. İnannılmaz bir çocuk nüfüsu... Buradaki kadar çocuğa hiçbir yerde rastlamadım. Suları doldurduktan ve fatihayı gönderdikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.

Haritan çalıştığımız kadarı ile bugün rampalı bir gün olacak. Bir an önce rampalara başlamak için sabırsızlanıyorum. Yol düz gittikçe sıkılıyorum yeter artık gelsin şu rampalar çıkalım da bitsin diyorum ama 3 saat düz denebilecek eğimde pedal çevirdikten sonra yolumuz karlı dağlara doğru döndü ve rampalar başladı. Heyecanlıyım çünki bundan sonra hep rampa çıkacağız. Bugünün hedefi olan Bitlis 64 km ilerde 1500 rakımda. Haritada Veyselkarani-Bitlis arasında bir sürü köy görüyorsunuz sakın aldanmayın. Yol dere yatağında olduğu için köyler hep tepelerde kalıyor. Haritada görünen onca köy olmasına rağmen Bitlis e kadar hiç köye rastlamadık ve dere yatağında aç kaldık. Yanımızda olan bisküvi çikolata vs yedikten sonra tırmanmaya devam. Sonlara doğru bitenler oldu ve çekme halatı ile imdatlarına yetiştim. Yolun hemen kenarında bu gibi su kaynakları sayılmayacak kadar çok. Bitlis derenin içi. Girişinde herhangi bir tabela vs yok. Girişte gençlerin bizleri yabancı zannederek ana avrat küfürlü karşılama merasimlerinin Bitlisi sevemeyişimiz de büyük rolü var sanırım.

Bitlisin her tarafı su. Şehrin tam ortasından geçen Bitlis çayı inanılmaz bir gürültü ile akıyor. Bu gürültüye birde karayolunun trafiği eklenince inanılmaz bir keşmekeş. Koca koca kamyonlar ve tırlar daracık sokaklardan geçmeye çalışıyorlar. Çevre yolu yapılacakmış ama birkaç tünel kazılması gerektiği için yıllardır tamamlanamamış. İnsan burada neden yaşar demekten kendimizi alamadık ama Osmanlının 5 büyük yerleşim yerinden birisiymiş. Koskoca medreseler bunun göstergesi. Osmanlı önem vermiş Bitlis’e fakat günümüzde o ilgiden çok uzak. Öğretmen evinin kaloriferleri hala cayır cayır yanıyor. Haziran ortalarına kadar da yanarmış. Camdan baktığınızda evlerin kuzey cephelerinde 1,5 2 mt yüksekliğinde kar yığınları hala duruyor. Karşıdaki dağları anlatmama hiç gerek yok sanırım. Güneş var fakat ağzınızdan buhar çıkar derecede soğuk hava. Güneşe aldanarak ince giyinmek hata olur. Birde şehrin bütün atıkları çöpü kanalizasyonu vs bu yol boyu kenarından geldiğimiz Bitlis çayına atılıyor. Derenin içindeki ağaçlar ve çalıların dallarında naylon ve bez parçaları iğrenç bir görüntü oluşturmuş ve bu kirlilikten de kimse şikayetçi değil anlaşılan. Öğretmen evinde konaklıyoruz.

Sıcaklık : 11 C
Rakım : 1500
6.Gün
BİTLİS-TATVAN-VAN
Günlük km : 39,21
Süre : 2,30
Ortalama : 25,63
Maks. Hız : 57,87

Sabah kalkıp camdan baktığımda neredeyse bütün bacalardan duman tütüyordu.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0023.jpg
Bitlis çıkışında birkaç fotoğraf çektikten sonra dünden yarım kalan rampalara çıkamaya devam ediyoruz.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0030.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/IMG_0902.jpg
10 km çıktıktan sonra yol düzleşiyor ve rüzgar başlıyor. Rüzgar esiyor ama arkadan. Bugün yanıma aldığım en kalın kışlık kıyafetlerimi kullanmak zorunda kaldım. Hava kapalı ve etrafta karla kaplı bir arazide pedal basıyoruz. Benim için çok etkileyiciydi diyebilirim. Urfa da tura başladığımızda tarih 28 Mayıstı ve mevsim normallerine göre seyreden 25 derece sıcaklıkta pedal çevirirken şuan karlar üzerindeyiz.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6279.jpg

Arkadan esen şiddetli rüzgar sayesinde 35 km ortalama ile Tatvan’a uçarcasına pedal bastık.
Tatvan girişinde bizi çocuklar karşıladı
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0037.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6281.jpg
Programın gerisindeydik ve farkı kapatmak için Van gölünü güneyden geçmek yerine feribotla geçme kararı aldık. Feribot saatini öğrendikten sonra Tatvan da biraz alışverişten sonra Tatvan iskelesinin bekleme salonunda soba başında feribotun kalkış saatini bekledik.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6285.jpg
Feribot 4 sefer gündüz 4 seferde gece yapıyormuş. Karşılıklı devamlı vagon taşıyor. Vagonların feribot’a binmeleri çok ilginçti.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0042.jpg
Vagonlardan kalan boş yerlere de araç alınıyor. Bizlerde o boş kalan yerlere bisikletlerimizi koyduk ve yolculuk başladı.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0053.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0047.jpg
Sisli ve puslu dağlarda karlar esen soğuk rüzgar derken feribot yolculuğu başladıktan 30dk sonra güneşin yüzünü göstermesiyle hava birden değişti.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/IMG_0920.jpg
Feribotun kıç tarafında köpükleri seyrederek mavi sulara bakmak bu turun değişik anlarından biriydi.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6287.jpg
Neredeyse her turda gemi yolculuğu yada suyu gördük diyebilirim. Geçen sene yaptığımız Güneydoğu turunda da Atatürk barajını geçmiştik.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0090.jpg
Yolculuk 4,5 saat sürdü bu esnada öğle yemeği ve dinlenme işini hallettik. Bol bol fotoğraf çektik. Gerçekten bu tekne gezisi bizim için iyi olmuştu.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/IMG_0932.jpg
Van’da akşam saatlerinde oluyoruz. İskelede bizi Van İl geçlik ve Spor Müdürü resmi oto ile karşılıyor. Buda Bülent hocanın bağlantılarından İl spor Müdürü ile Muğla dan tanışıyorlarmış ve bir gün belki Van’a da geliriz diye ayrılmışlar Muğla’dan.
Van merkezine doğru pedal basarken bu şehirde bisikletin ne derece yaygın olduğunu anlamak güç olmadı. Yaşamın içine girmiş burada bisiklet. 3 tekerlekli iş amaçlı kullanılan bisikletler epeyce fazla. Birazda düz bir coğrafyaya sahip olması diğer bir etken sanırım.
İl Spor Müdürü bizi makamında ağırladı güzel ikramlarda bulundu. Bütün il protokolü neredeyse oradaydı.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6299.jpg
Bisiklet üzerine yapılabilecek aktivasyonlardan konuştuk. İl Bisiklet temsilcisi Emniyet Müdürü, Voleybol temsilcisi vs. Van gölü etrafı konaklamalı bisiklet turu yapalım dediler. Olur dedik. Laf aramızda bisiklet temsilcisinden pek umutlu değilim.

Öğretmen evinde yerlerimizi ayarlamışlar sağ olsunlar. Yerleştik ve başka bir bisikletçi arkadaş Olcay ile Ocak başında akşam yemeği yedik. Kendisine çok teşekkür ettiğimizi bir kere de buradan duyurmak isteriz. Misafirperverliği karşısında çok mahcup olduk.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6301.jpg
Konaklama yine öğretmen evinde. Hiçbir turu bu kadar lüks yapmamıştık. Her gece sıcak su her gece yumuşak yatak bizi bozacak endişesi sardı beni.
Bülent hocanın diğer bir bağlantısı ise şehrin esnaflarından Kervan Ticaret’in sahibi Halis bey. Onunla yarın sabah kahvaltıda buluşacağız.
Sıcaklık : 16 C
Rakım : 1680
 
  • Beğen
Tepkiler: Serkan Taşdelen
Her şey süper ama bence yiyecek fotoğrafları çok daha iştah açıcı.İyi pedallamalar.Paylaşım için ayrıca çok teşekkür ederim.Saygılarımla.
 
Gökhan merhaba,

Gezinizi Bülent Savran'dan detaylı bir şekilde dinledim.Oldukça zor ve zevkli geçmiş.Yaşadığınız üzücü olaylarda olmuş.Neyseki daha ciddi sonuçlar doğurmamış.Paylaşımın ve güzel fotoğrafların için teşekkür ederim.Gezinin geri kalanınıda merakla bekliyoruz.Yakında birlikte pedallamak dileğiyle hoşçakal...
 
Sevgili Jamssea; Aslına bakarsan gezi boyunca çok sofra ve yemek fotoğrafı çektik. Onların hepsini koyacak olursak bu sefer amaç sadece boğaz için pedal basıyormuşuz gibi olacağından yemek fotolarını ufak bir elemeden sonra paylaşıma sundum. Zaten bu gezide yemek işini biraz abarttık sanırım. Tur bittiğinde kilomda herhangi bir değişiklik yoktu.

Can bey,

Gezi benim çok eğlendiğim ve zevk aldığım bir gezi oldu. Zorluk her turda karşılaşılan bir durum. Bölgenin yapısı itibarı ile diğer bölgelerde yaptığımız gezilerin aksine yaşadığımız değişik sorunlar oldu ama onlarda ayrı bir lezzet verdi gezimize. Ekim ayında "Gökova Pedallarım Altında" bisiklet buluşmasında görüşmek üzere.

7.Gün
VAN-MURADİYE-ÇALDIRAN
Günlük km : 111,75
Süre : 7 saat
Ortalama : 18,51
Maks. Hız : 66,40

Sabah 7 de Halis bey ile buluşup Van’ın meşhur kahvaltı salonlarından en ünlüsüne Sütçü Fevzi’nin yerine gidiyoruz.

Kahvaltı masasında neler vardı diye sormayın. Bir sürü yöresel kahvaltılık yanında bildiklerimizden de. Hangi birini sayalım. En iyisi siz resimlerden çıkarmaya çalışın ne yediklerimizi.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6303.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim128.jpg
Halis bey den ayrıldıktan sonra göl kıyısından yolumuza devam ediyoruz. Şehir çıkışında Hilmi hocanın yine lastiği patladı ve bu sefer ön lastik. Bu patlak sanırım Hilmi hocanın 5. patlağı. Buda yeni lastik alma zamanının göstergesi oldu hocamıza. Döner dönmez 35 Euro dan bir çift Conti lastikleri hiç düşünmeden taktı. 20 km sonra yağmura yakalandık. Yatılı Veterinerlik Lisesi’nin güvenlik kulübesine yağmurdan korunmak için girdik ve sobanın üzerinde demlediği çaydan ikram etti bize içerisindeki güvenlikçi arkadaş. Ne garip ki adam elinde kumanda TV de sabah yayınlanan kadın programlarını pür dikkat seyrediyordu. Yüzümüze bile bakmadı. Ne illet şey şu televizyon insanlığını yitirtmiş resmen adama. Her gün kulübesine rengarenk kıyafetlerde bir sürü adam uğruyor ya TV deki kadınların abuk tartışmaları daha önemli meseleydi ve bizle konuşmaya gerek duymadı sanırım. Yağmur dindikten sonra ayakkabılara poşet geçirip tekrar yoldayız.
Yol çok rampalı denemez ama hafif iniş ve çıkışlarla eğlenceli. Kamyoncu lokantası olan bir lokantada grubun toplanmasını bekledikten sonra Hasan abi yakın bir köye Cuma namazına gitti ve bizlerde yola devam ettik. Hasan abi nede olsa hızlı adam. Aradaki farkı akşam olmadan kapatırdı.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6312.jpg
Van gölünün uç tarafından İran Doğubeyazıt yönüne döndükten sonra yol daha eğlenceli hale geldi. Yönümüz yine karı dağlara doğru. Bitlis te olduğu gibi karlı zeminlerin üzerine çıkacak gibi görünüyoruz.

Yolda antika arabaları ile Dünya turuna çıkmış Hollandalılarla karşılaşıyoruz. İran'a oradanda Pakistan, Hindistanı geçerek Çine gitmeyi planlıyorlarmış.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0138.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6316.jpg
Muradiye şelalesinde Öğle yemeği ve arka grubu beklemek için mola veriyoruz.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6319.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0176.jpg
Hatırlayanlar vardır belki geçen sene Van’da tecavüze uğrayan iki bisikletçi TV lerde haber olmuştu. Olayın vuku bulduğu yerlerden bisiklet ile geçme cesaretini gösterdik ve Muradiye şelalesindeyiz. Kar sularının erimesi ile şelale bulanık ama inanılmaz güçlü akıyor.
Şiddetli yağmur bekleme süremizi epey uzattı.
Delta Bisiklet Gökcan’dan aldığım Çaldıranda bir telefonu aradım ve bize kalacak yer konusunda kapalı bir yer yada otel vs bir yer temin edip edemeyeceklerini sordum. Canan hanım sizi bekliyoruz dedikten sonra yola koyuluyoruz. Bulunduğumuz yerde rakım 1750 civarında. Çaldıran ise 2050 olduğunu biliyorduk. Buda yolun rampa olduğunun bir kanıtı.
Hava bulutlu ve ara sıra yağan yağmur etkisi ile hava gittikçe soğudu.

!!Arkada pedal basan Hasan abinin pedallara dikkat. "Beton pedal"

Önlastikten sıçrayan su damlacıkları ayakkabıları ıslatmasım diye alınmış bir tedbir. Ayakkabılara poşet tedbirini Hasan abi biraz farklı uygulamış. Bakınız aşağıdaki resim.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6323.jpg

Geçtiğimiz köylerden birinde (ismi yanlış hatırlamıyorsam Çiller) yola fırlayan saldıran köpeklerden pek etkilenmiyorduk ama bu sefer buranın köylüleri köpek tepkisiz olsa bile kendisi saldırması yönünde köpeğe talimat veriyordu. Böyle bir durumda köpeği üzerimize saldırtan çocuğa kızınca arkadan babası ya da abisi elinde kocaman sopasıyla üzerimize yürüdü. Bizden beklemediği tepkiyle karşılaşınca geri adım atmak zorunda kaldı ve çekildi. Bu arada Hilmi hocanın arka lastik patladı. Rekor Hilmi hocanın 6. patlak.
Big köpeklerden inanılmaz korkuyor köpek saldırmaya başladığında bir pedala basıyor arkasından yetişmek imkansız. Nasıl gidiyor inanamazsınız.
Çaldıran’a etrafımızda karlı ve gri yollardan gidiyoruz.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6324.jpg

Grup halinde yol alamaya çalışıyoruz. Hem kararan hava ve etraftan gelen/gelebilecek etkilere karşı.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6328.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6331.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6329.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6327.jpg
Hava sıcaklığı 6 dereceye kadar düştü. Ellerime eldiven dahi giydim. Çaldıran girişinde akşam ezanları okunuyordu. Rakım olarak çok yüksek olduğu için güneş çoktan kaybolmuş ve Çaldıran ovasına değişik bir grilik hakim olmuştu.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0183.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0184.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0187.jpg
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0188.jpg
Çaldıranda Adnan bey bizi yoldan aldıktan sonra evine misafir etti.
Muradiye Şelalesinde dinmesini beklediğimiz yağmur buralarda çok daha fazla etkili olmuş. Her yer su göleti.
Adnan ve Canan çifti sağ olsunlar bizi evlerinde ağırladılar. Şahsen ben çok sıkıldım mahçup oldum. İnsanlara çok yük olduk. Düşünsenize akşamın bir saatinde biri sizi arasın biz geleceğiz desin,(8 kişi) sonra da evine misafir etsin 1 saat içinde inanılmaz lezzetli bir sürü yemek yapsın sonra da evinde yatırsın. Unutulmuş şeyler bunlar. Ama Anadolu hala yaşıyor ve yaşatıyor. Yemek ve çaydan sonra ısrarla biz bir odada yerde matlarımızda yatarız desek de Canan ablamızın içine sinmedi ve odanın birini bize yatakhane olarak tekrardan düzenledi. O ağır yer yataklarını taşırken nasıl mahçup oldum anlatamam. Bizim yardım etmemizi de istemedi. Valla yer yatağında ağır yorgan altında yatmak ne kadar rahattı anlatamam. Canan abla ellerine kollarına sağlık.

Gün Sonu
Sıcaklık: 6c
Rakım: 2050
 
  • Beğen
Tepkiler: KevSerSeri
Selam Gökhan Abi,
Daha önce gün gün tüm ayrıntılarına kadar okumuştum faaliyetinizi. Ama dayanamadım yine de fotolara baktım.
Gerçekten çok güzeller.
Ellerinize sağlık. Paylaşım için teşekkürler...
 
8.GÜN
Çaldıran-Tendürek-Doğubeyazıt-Iğdır
Günlük km : 128,06
Süre : 6,40 saat
Ortalama : 19,20
Maks. Hız : 77,40
Canan ablamızın hazırladığı enfes kahvaltıdan sonra saat 8,30 da yoldayız.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0020.jpg

Doğu Anadolu bölgesine yapılabilecek gezinin en iyi tarihi sanırım bizim bu geziyi gerçekleştirdiğimiz tarih Mayıs ayı ilk haftası ve sonraki 15 gün. Her yer yemyeşil ve sular çağlıyor her yerden şırıl şırıl.

Çaldıran çıkışında inanılmaz güzel manzaralı yollardan geçiyoruz. Sağımızda İran sınırını oluşturan karlı dağlar. Solumuzda karlı Tendürek dağı ve volkanik kayalıkları. İkisinin ortasında Çaldıran ovasında Yavuz’un Şah İsmaili yendiği ovada pedal basıyoruz. Sağımız ve solumuzdaki ovalık alan eriyen kar suları nedeni ile gölet halini almış ve bizde ortadaki asfalt yoldan ilerliyoruz.
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0048.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0052.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0037-1.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0022.jpg

Fotoğraf çekmek için o kadar çok zaman harcadık ki ayağımız bir türlü pedala gitmiyor nedense. Doğanın sessizliğini bozan tek şey kuş sesleri ve su şırıltıları. Yeterince fotoğraf çektikten sonra Tendürek’e doğru ilerliyoruz. Yolun sol tarafında enteresan bir coğrafya hakim. Hiç ot, çöp, ağaç vs olmayan volkanik kayalıkların olduğu bölümden geçiyoruz.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim141.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim142.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim144.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0149.jpg

Civar köyler hep hayvancılıkla uğraşıyorlar. Hello çığlıkları ülkenin en uç noktasına geldiğimiz halde hala kesilmiş değil. Yol kenarında eliyle sigara işareti yaparak sigara ve para isteyen çocuklar bura da var. Sınır taşlarının 500 mt yakınından geçerek Tendürek zirvesine doğru tırmanıyoruz.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0162.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6351.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6363.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6364.jpg

Tura çıkmadan önce haritadan yaptığım çalışmada Çaldırandan sonra herhangi bir geçit veya rampa göremezsiniz. 2050 Çaldıran rakımından 1500 lere Doğubeyazıt’a ineceğiz sevinci ile çıktık bu sabah yola. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Çaldırandan sonra 594 mt daha yükseldik ve 2644 rakıma kadar ulaştık.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6372.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim147.jpg

Bu benim bisiklet ile çıktığım en yüksek nokta. Diğer arkadaşlarında öyle olduğunu tahmin ediyorum.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0180.jpg

Geçen sene Ilgaz dağlarının en yüksek dağı olan Büyük Hacet dağının 2250 mt sine ulaştığımda inanılmaz bir duygu hasıl olmuştu bende. Bu turda geçen seneki yüksekliğinde üstüne çıktık. 2644 mt etkileyici bir atmosfer. Havada güneşi engelleyen bir tane bile bulut yok cam gibi. Ama biz olabildiğince kalın kıyafetlerle hareketli kalarak üşümemeye çalışıyoruz.

Manzaraya bakıyoruz. Kafamızı kaldırarak baktığımız karlı dağların zirvesine artık ters açıyla bakıyoruz. Dün yukarıda olan o karlı tepelerin hepsinin üzerindeyiz artık.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0189.jpg

Zirveye çıkış çok dik değil. Düşük bir eğimle kıvrılarak çıkılıyor. Kamyonları yakalayıp tutunmak çok rahat. Ne kadar yeni model ve ne kadar güçlü motorlu olsalar bile solukları kesiliyor onlarında. Kasalarından tutunup çıkmak çok kolay. Hatta birisi Muammerin tutunması için yavaşlamış bile.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6371.jpg

Hüseyin dışında kimsenin çok zorlanmadığını söyleyebilirim. Hüseyin ise tırmanışta zinciri kopmasından dolayı epey bir mesafe (zirveye kadar) yüklü bisikletini itmek zorunda kaldı. Hüseyin zirveye yürüyerek çıka dursun bizde bu arada etraftaki plastik, pet şişe vs çöpleri topladık bir kenarda biriktirip yakmaya çalıştık. Toplamakta başarılıydık fakat yakmada aynı başarıyı gösteremedik. Nedendir bilmem onca uğraşa rağmen bir türlü tamamını tutuşturamadık. Zincir probleminin giderilmesinden sonra inişe geçiyoruz. İniş öncesi arkadaşlar gerekli hatırlatmaları yaptıktan sonra boyumuzu aşkın karlar arasından kıvrılarak inemeye başlıyoruz.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6374.jpg

Ellerinizi frenlerden çektiğiniz anda 70 km/h sürate ulaşmak saniyeler alıyor. Temkinli inmek en güzeli. Kontrol edilebilir süratlerde iniyoruz. İniş esnasında yol kenarındaki köylerden son sürat yola fırlayan bir sürü köpek tarafından tacize uğradık. Köpekten korkmasak ta öyle süratli yola koşuyorlar ki yavaşlayıp yanlarından ısırıla riskini alarak geçmeyi tercih ediyoruz.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim150.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/resim152.jpg

Bu bölgede ki köylere yaklaşırken köyden 2 şey son sürat yola fırlıyor. Birisi çocuklar, diğeri azgın köpekler. Çocuklar Hello diyerek köpekler ise malumunuz…

Köpekler öyle böyle köpek değil. Bizim buralarda tırstığımız köpekler bunların yanında kedi kalırlar. Uzun tüylü ve kalın boyunlu, kısa bacaklı. 2 cm’lik dişleri saldırı esnasında görüntülemek için çok uğraştım ama beceremedim.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6385-1.jpg

İniş bittikten sonra rüzgarlı ovada sağımızda Ağrı Dağı arkamızda Tendürek. Rakım 1680 mt. 20 km kadar düz ovada rüzgara karşı pedal bastık.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6396.jpg

Ağrı dağı her yere hakim konumda. Karlı zirvesini çok azda olsun bulutların izin verdiği kadar görebildik.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0222.jpg

Doğubeyazıt’a girişte taşlı saldırının ikincisine maruz kalıyoruz. Saldırıya uğramamızın sebebi ise hello diye nara atan genç arkadaşlara “Merhaba beyler” diye cevap vermek. Anlam vermek çok güç. Arkadan gelen arkadaşlar da aynı müdahale ile karşılaşmasınlar diye yolda gördüğümüz polis ekibine eşgalleri ve yerlerini tarif ettikten sonra merkeze yöneliyoruz

Öğle yemeğinden sonra İsahakpaşa çıkan 7 km’lik rampalı mesafeyi minibüs ile çıkıp geziyoruz.
Saray onca korumaya alınmasına rağmen durumu içler acısı.
Saray duvarlarında Aşkım, Böceğim, Kelebeğim, Sen Benim her şeyimsin, Şafak 320 vs kazıntıları ve izleri hala yeni ve çok derin. Ne acı…

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/IMG_0979.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6412.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6417.jpg

Üstünü ve yanları camla kaplanma düşüncesi olan bir yerin iç duvarları yürekler parçalıyor. Ciddi bakıma ihtiyacı var sarayın. Kubbeleri çökmüş. Sağlam olanlar ise su damlatıyor.
Zindanları, aşevi, hamamı, camisi ile inanılmaz bir yapıt. Umarım değerini biliriz.
Doğubeyazıt’a tekrar dönüyoruz. Yemekten önce tacizde bulunan selpakçı ve top kekçi çocuklar hala tacizlerine devam ediyorlar. Türkçe açık seçik selpak almayacağız, yara bantı almayacağız, kek istemiyoruz diye anlatmamıza rağmen 1 dakika sonra sanki konuşan biz değiliz. Aynen tacize devam.

Saat 18’ de Doğubeyazıttan ayrılırken Iğdır’a varabileceğimizi düşünmüyorduk ama 1650 mt lik Pamuk Gediği geçidini aştıktan sonra Iğdır’a kadar ineceğimizin bilgisini tur öncesinde edinmiştik. Tendürek zirvesi epey vaktimizi almıştı. Hava kararmaya yakın önümüze gelen bir köyde kamp yapar konaklarız düşüncesi ile düşüyoruz yollara.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6433-1.jpg

2-3 saat Ağrı dağının eteklerinde pedal bastık. İnanılmaz ihtişamlı manzarası ile çok zevkli oldu. 20 km den fazla düz ovada ortalama 20 km/h ile grup halinde gittikten sonra rampa başladı. Yolun yönü Ağrı dağına doğru.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0215.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_0231.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6429-1.jpg

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6435-1.jpg

Yolun sağındaki 1680m rakım ve Iğdır 30 yazan tabelaları gördükten sonra Iğdır’a gelmiş gibi seviniyoruz. 30 km mesafenin 20 km’si tamamen iniş. İnmekten yorulduk diyebilirim. Gün batımında Iğdır tabelası önünde oluyoruz. İnişten sonra iklim inanılmaz değişti. Hava sıcaklığı birden değişti. 20 derecenin üzerinde sıcaklık açıkçası beni şaşırttı diyebilirim. Dün akşam aynı saatlerde Çaldıran’da sıcaklık 6 derece iken bugün 20 li dereceler şaşırtıcı. Bu farklılıkta rakım farkının rolü büyük tabi. Iğdır 870 mt yükseklikte.

Iğdır girişinde Baydar Bisiklet sahibi Selami beyi aradık ve bizi tabelanın önünde fotoğraf çekerken motorsikleti ile yakaladı.

Bu arada bizle beraber İshakpaşa sarayında olan motorcu gezgin Ümmet Perkitan ile Iğdır girişinde konuşma fırsatı bulduk. Bizim yabancı olduğumuzu düşünmüş. Ve ne çabuk geldiniz buraya diye şaşkınlığını gizleyemiyordu.

Iğdır sokaklarında Azeriler ve Nahçıvanlılara çok sayıda. Altın dişli kadınlar ve erkekler çok sayıda.

Iğdır’da turu bitiriyorduk. Herkeste turun bitmiş olması ve ayrılık hüznü. İlk iş dönüş biletlerini ayarlıyoruz. Yolculuk Ankara’ya 18 saat Antalya ve Muğlaya gidecek arkadaşların ise bir günden fazla.

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/IMG_0997.jpg

Akşam yemeğini Selami beyle beraber yiyoruz. Polonyalı arkadaşımız Big’in düşüncelerini soruyoruz. Doktor komşusu Türkiye’ye bisiklet turu için gittiğini öğrenince çok tepki göstermiş ve “Türkler çok barbar insanlar orada seni öldürürler” uyarısında bulunmuş. Big bunca anti propagandaya rağmen gelmiş ve unutamayacağım bir tur yaptım demekten geri kalmamıştı. Evlerimizde kalmış yaşantımızı ve misafirperverliğimizi görmüştü. Onca yemek ve ikramlara neden para vermediğine bir türlü anlam verememişti. Polonya ya döndüğümde fotoğrafları mutlaka komşusuna göstereceğini ve Türkleri yanlış bildiğini anlatacağını söyledi. Bunda biraz katkımız olduysa ne mutlu bize.

Geceliği 13 YTL olan bir otel de kalmak için yerleşiyoruz. Yarın erken kalkmak yok artık. Kalk saati serbest. Otobüsü en erken kalkacak Hilmi hocam. Saat 10 da terminalde olması gerek.
Sıcaklık : 20 C
Rakım : 870

9.GÜN

Evet bir tur daha bitti. Ülkenin en doğusundayız. Hep uzak gelmişti bana o yöreler ama ne kadar yakınmış bu turda anlıyorum. Gezmek, görmek, tanımak gerek.

Sabah 8 de uyanıp süper bir kahvaltı yaptıktan sonra Hilmi hocayı terminale uğurluyoruz.
Geride kalanların aracı 12:30’da 7 bisiklet yükleri ile birlikte tek otobüsteyiz.

Hasan abi ve Big Erzurum dan Uçakla İstanbul’a oradan da Dış hatlar ile memleketlerine uçacaklar. Erzurum’a kadar beraber gideceğiz.

7 bisikleti (yükleri ile beraber) otobüse yerleştirmek pekte kolay olmadı. İlk başta kaptan karşı gelse de işin başına geçip kendimiz yerleştirince sandığından az yer kapladı. Sadece bagajın bir bölmesini kullandık.

Erzurum’da Hasan abi ve Big’i indirdik ve vedalaştık. Big gözlerini ne kadar kaçırsa da ayrılık seramonisinden etkilendi sanırım.

Tur boyu göstermiş oldukları saygı ve nezaketten dolayı pedal çeviren arkadaşlara teşekkürler.
Dr. Bülent Savran
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_1286.jpg

Doc.Dr. Hilmi Uysal
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6352.jpg

Hüseyin Sarı
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_1196D.jpg

Muammer Güler
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_1159.jpg

Zibigniev
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSCN6316-1.jpg

Kubilay Demirkan
http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/DSC_1287.jpg

TUR İSTATİSTİKLERİ
Bisiklet ile geçilen toplam mesafe 788 km
Harita üzerinde geçilen mesafe 850 km
Gün ortalama alınan mesafe 98,6 km
Tur ortalaması 18,37 km/gün
Pedal çevirme süresi 45 saat 14 dakika
Günlük ortalama süre 6 saat 5 dakika

TURUN ENLERİ
En uzun mesafe geçilen gün 1.Gün (bozuk yola ve rüzgara rağmen 120 km)
En Uzun süre pedal basılan gün 7.Gün (7 saat)
En yüksek yer Tendürek dağı geçidi 2644 mt.
En güzel şehir Mardin
En güzel doğa Çaldıran Ovası/Ağrı Dağı
En sıkıcı ve kötü yol Urfa Mardin arası
En eğlenceli yol Veyselkarani-Bitlis arası (56 km rampa)
En iyi konaklama yeri Çaldıran da Canan/Adnan Baydar çiftinin evleri
En güzel yemek Çaldıran da Canan ablamızın yaptığı yemekler
En çok problem yaşayan pedal Hilmi Uysal
En güçlü pedal Hasan Koşaloğlu
En uzun boylu pedal Zibigniev
En talihsiz pedal Muammer Güler
En çok fotoğraf çeken pedal Hilmi Uysal
En tempolu pedal Hüseyin Sarı
En uzun saçlı pedal Kubilay Demirkan
En azimli pedal Bülent Savran
En çok yemek yiyen Gökhan Ak

http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/Harita-1.jpg


http://i197.photobucket.com/albums/aa17/gokhan_trek/Grafik.jpg
 
Gerçekten sizleri tebrikediyorum harikuladae bir gezi olmuş.Tam torunlara falan anlatılacak cinsten.Paylaşım için teşekkürler ...
 
anlatım mükemmel fotolar mükemmel . özellikle çocuklu foto lara bayıldım süper.... harika bişi yapmışsınız içinize sinsin kıskan madım dersem yalan olur :)

sizinle olmak harika olurdu bir gün çok büyük grubun içereisinde olamayı ahayalk ediyorum umarım banada nasip olur...

tekrar teşekkürler
 
Geri