@Kutay Engin
Kılık Kıyafet Kanunu
Kıyafet kanunu ile birlikte kadınların modern kıyafetlere geçiş yapmaları zorunlu hale getirilmiştir, bunun bir benzeri 1. dünya savaşından sonrasında avrupa tarafından arap yarım adasındaki özgürlüğünü kaybetmiş müslüman ülkelerde uygulanmıştır, kılık kıyafeti uygun olmayanlar modern kıyafetten mahrum oldukları için görevlendirilen zabıtalar tarafından şehirlere girişleri yasaklanmıştır, Erkeklerin ise fes ve sarık gibi başlıklardan vazgeçip şapka takmaları zorunlu hale getirilmiştir, halk bu uygulama ve kanunları kendisinin milli, manevi ve toplumsal değerlerine aykırı olması ve çağdaşlığın şapka ve kılık kıyafetle taklitçilikle yakalanamayacağı gibi sebeplerle isyan etmiştir. 6 Nisan 1925 tarihinde Diyarbakır'da Şeyh Sait İsyanı sonrasında Şark İstiklal Mahhkemeleri kurulmuştur bu mahkemeler hilafet ve saltanat yıkılmasına itiraz eden, kılık kıyafet ve şapka kanunu kabul etmememesi ve isyan çıkardığı gerekçesi ile binlerce insanı yargılamıştır.
Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medenî insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medenî ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de Mahmudiye'de “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” dedi.
Bundan sonra, 3 Kasım 1934 'deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı halktan alınıp yalnız -ibadethanelerde- din adamlarına verilmiştir, medrese, tekke, ve türbelerin kapatılması ve halifeliğin kaldırılması sonrasında bu ibadethabelerin idare ve gözetimide tamamen devlet tarafından gerçekleştirilmiştir.
(link)