Scudo Sports

Bisikletin bile iyileştiremediği illet bir şey

ozan bey ben ne demek istediğinizi anladım diğer yorumlara kafayı takmayın diyemiyecegim ama en özel durmu burada paylaşmısınız çünkü işin içinden çıkamamışsınız . özlem duymayan özlemin ne oldugunu bilemez bence fazla geç kalmadan son 1 yılınızı kendi başınıza geçirin belki ozaman bazı şeylerin daha iyi farkına varırsınız.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ozan T
Scudo
Arkadaşlar hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Arkadaşlar diyorum çünkü yaşınız ne olursa olsun yaptığınız eleştiriler ve verdiğiniz tavsiyeler benim için altın değerindedir ve bu yüzden sizi kendime daha yakın hissediyorum artık. Tabi yazımda bütün hayatımı anlatamadım doğal olarak, bu yüzden bütün resmi göremediğinizi biliyorum. Sıkılmadan yazımı okuduğunuz ve yardımcı olmaya çalıştığınız için tekrar tekrar teşekkür ederim...
 
Evlen, çocuk yap. Hem annelik, babalık nedir anlarsın hemde bunları düşünecek ve uğraşacak vakit bulamazsın. Erken dersen evcil hayvan edin mesela bir köpek olabilir, sütten yeni kesilmiş bir yavru edinirsen sana çocukluk yapar. İnan hiç bir şeyin kalmaz.
 
bu sendromu daha evvel duymadım. depresyonla harmanlanmış bir hayatım var benim. depresyondan bile çok şeyler öğrendim. annen sana bağımlı olmuş delikanlı. tüm dünyası, hayatının tüm anlamı sen olmuşsun. efendi-köle ilişkisine benzer bir ilişki. köle seni o kadar rahat ettiriyor ki, sen efendi olarak birşeyler yapmak ihtiyacı dahi duyumsamıyorsun. bu, senin yazdıklarından benim çıkarımsadığım, anladığım şey. iyi de çözüm ne? bu durumdan rahatsız olmasaydın, inan gerçekten bir çözüm çok zor olurdu. efendi olarak, sana bağımlı annene farklı meşgaleler bulman ve bu arada da ev dışında daha çok zaman geçirmen gerekiyor. ev dışında, zamanını programlaman lazım. cep telefonunu sessize al, sonuçta borsa da brokerlık yapmıyorsun. bu döngüden hemen çıkmak mümkün, imkansız değil. acele etme.
 
daha eklemek istediklerin var ise onları da ekle ve bu yazılarla beraber bir psikiyatrise git. Psikiyatrisin elinde daha iyi bilgi olacaktır. Bu işin çözümü budur. Buradaki üyeler ne derse desin değişecek hiç bir şey yok. Eğer bu sorunu çözmek istiyor ve gayret ediyor isen psikiyatrisle bu işi çözeceksindir. Forumdaki üyelerle değil.
 
kız arkadaş-sevgiliden ziyade, yakın arkadaşın var mı ben onu merak ettim? Ya da zamanı geçirebildiğin bir grup var mı? gördüğüm kadarıyla, okul-ev arasında gidip gelen hayatta, okulda da evde de sıkıntı yaşadığın için manevi olarak kaçacak yer bulamıyorsun. burda bence kız arkadaşında çok faydası olmaz, çünkü kadın erkek ilişkisi de ne kadar güzel olsa da içerisinde sorunları fazlaca barındırır.senin sorunlarından uzaklaşmanı sağlayabilecek bir arkadaş grubun varsa bir nebze rahatlarsın diyorum. ayrıca birçok kişi yazmış, bu seneyi tek başına geçirmende fayda var, madem bu kadar baskı var üzerinde. koca adamsın kendi kendine bakmayı da öğrenmiş olursun. herşeyden öte, mutlaka bir doktora gitmende fayda var. yol gösterici olacaktır. burada yazanlar herkesin kendi yaşadıklarına istinaden verebileceği tavsiyeler olur sadece.

benim bugüne kadar kendimi kontrol etmede kullandığım yöntem, yaşanan bütün olumsuzluklara sakin kalmaya çalışmak, ve olabildiğince olumlu yönünden bakmaktı. şunu unutmamak lazım, bu dünyada senden benden çok daha kötü durumda olup, hayata karşı inancını yitirmemiş milyonlarca insan var, bu kadar bencil ve şımarık olma hakkımız yok, gelip geçiyor hayat, yapabildiğin herşeyi yap...
 
  • Beğen
Tepkiler: Ozan T
@Ozan Temel

ne diyeyim bilemiyorum. yukarıdaki sözler beni anlatmış. ben bu yaşıma geldim ama en verimli çağlarım lise yıllarımdı, üniversite 1 in ilk zamanlarını da sayabiliriz. ama zamanla bende de çöküş başladı. hala çöküşteyim inanır mısınız. mezuniyet, askerlik, iş bulma, ek iş, kendi işimi yapma, nişan...... bütün bunlar sanki hayat denilen film karelerinde bi yandan gelişen yan olaylar... ana olaylar hiç değişmiyor. bi bıkkınlık, bi tiksinti, bi kaçma psikolojisi hep var. kaçıp gitme istiyorum ama o kadar tükenmişim ki kaçamıyorum, zaten o kadar körelmişim ki kaçsam yapabilecek miyim diye düşünüyorum. bu şehirde hapsoldum artık :(
 
  • Beğen
Tepkiler: Ozan T
Kapitalizmin iç yüzünü anlatan ufak bir fıkra...
Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ 'dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız. Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.
1 milyar insanın susuz
2 milyar insanın elektriksiz
3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada
bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır. hoşuma giden bir fıkra şehirde yaşarsınız çok para alırsınız. ama aldığınız parayı geri verirsiniz farkında olmadan. suyu bile parayla alıyorsak :D çok komik bir durum ya gülmekten başka bir şey gelmiyor içimden. hayvanları örnek almamız gerekiyor bu noktada bu sorun sadece sende değil bir kitap okumuştum.
john steinbeck den gazap üzümleri diye
kısaca özetlersem

bir aile var. ve ellerinde ekip dikecek tarlaları ve kendi ihtiyaçlarını karşılayacak her şeyleri var, bir gün daha çok kazanmak için bankayla iş yaparlar. sonraki senelerde tarlalarında bir iki yıl verim olmaz, banka tarlaları ellerinden alır, tüm köylüler kendi topraklarından kovulurlar. daha sonra başka bir şehirden ilanlar gelmeye başlar iş ilanları şu kadar para bu kadar iş diye herkes akın akın o yere giderler. ilk zamanlarda iyidirler, az çalışıp çok para kazanırlar ama işçi çoğaldıkça daha az paraya çalışmak isteyenler diğerlerinin yerine geçerler. bir gün o kadar çoğalır ki işçiler. karın tokluğuna çalışmaya başlarlar. dönmek isterler dönemezler. ve normal ekmek fiyatı şehirde 1 TL ise 1.50 TL ye satarlar kendi bakkallarında şehir uzaktadır git gel yapsa daha çok masraf eder. ve aldığı parayı geri işverene verir. fazla uzatmıyım. güzel bir kitaptır.
sadece özgür olmamız gerekiyor. eğer içinizde bir huzursuzluk sıkıntı varsa bu sizin özgür olmadığınızın göstergesidir. bu sorunu kitap okuyarak çözebiliriz. batılılar şöyle kötü böyle kötü diyoruz ama bizden rahat ve kaliteli yaşıyorlar. çünkü özgürler bir şeylerin baskısı altında değiller. yerinde ve zamanında birlik olmayı biliyorlar. bir kişi yılda 11-15 arası kitap okuyor. biz 6 kişi yılda bir kitap okuyoruz. söylenecek bir şey yok aslında özgür olmadığımız ve okumadığımız için bu gibi durumlar gayet doğaldır.
 
Senin bu sayfalardan ziyade profesyonel desteğe ihtiyacın var. Bu kadar yıllara yaygın bir durum ileri de kendine zarar vermene dahi yol açar.
 
@Ozan Temel

Sana kendini iyi hissettiren insanları bul ve onlarla daha sık görüş, iyi hissettirmeyenlerle mümkünse görüşme, eğer görüşmeye veya onlarla yaşamaya mecbursan onları o şekilde kabul et..değiştiremeyeceklerini kabul et değiştirmeye çalışma ve direnme.. direnmek boşuna enerji kaybettirir.
Hayattaki en büyük değişimler dibe vurduğumuz zaman gerçekleşiyor.
Bisiklet sürmeye de devam et :)
 
Ah be dostum beni özetlemissin. Şimdi yaş oldu 33 yani çoluk çocuğa karıştık ama o günler hiç gözümün önünden gitmez
2000 yılında malatyada kimya mühendisliğini kazanıp gitmiştim gitme sebebimde seninle aynı artık sıkılmıştım bana ilaç gibi gelecek diye düşünüyordum. Neyse gittik kaydımızı yaptırdık yerimizi yurdumuzu ayarladık. Birde baktık eski hayatımı arar olmuştum.
Okul ortamı sıkıcı, dersler mide bulandırıcı, arkadaşlar haset (notları vermeme vs). Aslında en büyük sorun tercih hatası yapmamdı kimya kesinlikle çok kötüydü. Derslerin bir kısmını veremedim. okuldan yavaş yavaş soğudum ve kendimi internet kafelerde oyuna verdim. Kendimle çatışıyordum bir yandan tek memur maaşıyla 3 çocuk okutan babamın gönderdiği parayı internet kafeye yatırmam diğer yanda okulda ki derslerin zorluğu ve şehrin sıkıcılığı kendimden utanıyordum desem yeridir.
Sınava yeniden girmeye karar verdim ve ikinci dönemimin tümünü yeniden hazırlanmaya ayırdım disiplinli ve ciddi çalıştım. Biz meslek lise çıkışlılar 1. yılında da 4. yılında da aynı katsayıyı aldığı için problem yoktu istediğin zaman gir yani :) 0,25 alıyorduk.
Tercihleri yaptık ve Sakarya Makina Mühendislğine girdim. Bu kez dersleri sıkı tuttum alta hiç ders bırakmadım. Fakat şunu farkettim bölüm tam bana hitap ediyordu temel olarak fizigi çok severdim zaten. (Sizde okutulan kuantum fiziği ile ilgisi yok biliyorum)
Millete o zor gelen dersler bana çocuk oyuncağı gibi geliyordu hele termo, ısı trans, akışkanlar mek. gibi zorlu dersler.
Okul biteli 8 sene olmuş kimyayı bitirip belki daha fazla kazanıyorda olabilirdim. Şunu söyleyeyim bence alınan eğitimle kazanılan para arasında doğrudan bir illişki yok ha kariyerim mi var cvim 2 sayfa oldu ama kuruyemiş işleten kayınbabam ayda 12 bin lira kenara atıyor.

Benim tavsiyem ya bölümünü zorla bitir yada severek okuyabileceğin bir bölüme gir. Bisikletle bu sorunu çözemezsin bence.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ozan T
Geri