Bisiklet Forum Tüketim Karşıtı Çevreciler Platformu

Ahmetgitar

Forum Bağımlısı
Kayıt
13 Ağustos 2015
Başlık
40
Mesaj
1.507
Tepki
8.012
Yaş
39
Şehir
Ankara
İsim
Ahmet
"Modern dünyanın hava yoluyla seyahatten telekomünikasyona, okuryazarlıktan obeziteye varıncaya kadar pek çok özelliğini değişmez şeyler olarak görüyoruz. Oysa yaklaşık altı milyon yıllık varoluşunun neredeyse tamamında, insanoğlu bunların hiçbirine sahip değildi." Jared Diamond (Düne Kadar Dünya)

Günümüzde modern insanın en büyük içsel sıkıntısının kaynağı bu olabilir mi? Bugün eğitimden sağlığa, kültürden sosyal ilişkilere kadar temel belirleyici olan tüketim, genetik kodlarımızda ne kadar yer etmiş?

Cevap kocaman bir hiç...

Oysa ki biz daha iyi tüketici olmak için kariyer planlaması yapıyoruz, o doğrultuda eğitim alıyoruz; tercihlerimizi tüketim kültürünün bize sunduğu değerler üzerine belirleyip o doğrultuda şartlarımızı oluşturuyoruz. Para kazanmak istiyoruz, o para için sevmediğimiz işlerde ömrümüzü harcıyor ve o parayı sistemin bize dayattığı-ihtiyaç haline getirdiği ama niteliği olmayan ürünleri almak için harcıyoruz.
Sistemin kurucularından ya da ona sırtını dayamış insanlardan değilsek en iyi ihtimalle -ve şanslıysak- ortalama bir kazanca sahibiz demektir.

Sistemin bize ay sonlarında bir süreliğine teslim ettiği ve alışveriş yaparken bizden geri alacağı parayı kazanmış(!) oluyoruz. İşe gidip gelmek ve şanslıysak yılda birkaç kez de keyfi olarak sürmek için alacağımız araba için ortalama dört yıl çalışıyoruz. Çalışmaktan ölmemek ve sistem içerisinde görevimizi yapmak için bize bahşedilmiş tatil süresince bir gezi yapmak için bir ay çalışıyoruz. Telefon almak için yılımızın bir ayı iş yerinde geçiyor. Boş zamanlarımızda hayallerimizi güzel tüketim malzemelerini izleyerek geçirmek için edineceğimiz bir televizyon için de bir ay çalışmaya ihtiyacımız var. İş yerinde güzel giyinmek gerekiyor, toplum içerisinde reklamlarda izlediğimiz kıyafetleri satın almamız gerekiyor; giydiğimizde mankene benzeyeceğimiz yanılgısı içerisinde zihnimizi bir süreliğine uyuşturacak kıyafetler için de yılın bir ayını harcıyoruz. Faturalarımızı ödemek için de bir ay ter döküyoruz.

Etrafımız satın alınmış nesnelerle dolu. Geleceğimiz daha çok tüketim için daha güvenceli iş bulma kaygısıyla kararmış.

Oysa ki mutsuzluğumuzun kaynağı olan tüketim çılgınlığı, dünyamız için de artık çok büyük bir tehdit.

Yüz binlerce yıldır yaşamaya el verişli dünya, bir yüz yıllık bir sanayi devriminin kurbanı olmuş, ölümü beklemekte. Tüketimin yarattığı kültür insanları bozdu; çevreyi tahrip etti, suları kirletti, toprağı verimsizleştirdi, doğal güzellikleri, bir çok canlı türünü yok etti. Üstelik bizler yine doyamıyoruz. Daha çok zenginlik uğruna başkalarının açlığına daha çok gözlerimizi kapatarak daha büyük çevre sorunlarına yol açıyoruz. Çok basit, bir otomobil üretiminde doğaya ne kadar karbon salınımı yapılıp ne kadar ham madde kullanıldığını biliyor muyuz? Peki üç kiloluk bir bilgisayar için kaç yüz kilo (evet yanlış yazmadım!) ham madde kullanılıyor?

Peki ne yapmalı?
Kapımızın önünü süpürürsek, ilk kendimizi, sonra mahalleyi, sonra gezegeni kurtarabilir miyiz?

En azından denemeye değer!

*Öncelikle elbette ulaşım için bisikleti tercih etmek: Bir otomobil kilometre başına doğaya yaklaşık 200gr karbon salınımı yapar.

*Elektronik eşya alımını azaltın: Elektronik ürünler civadan, plastiğe, kükürtten doğaya zararlı kimyasallara kadar çok fazla madde içerir. Üretimi ve dağıtımı aşamasında en küçük cihazlar bile yüzlerce kilo ham madde sayesinde elimize ulaşır. Acaba almayı düşündüğünüz telefona gerçekten ihtiyaç duyuyor musunuz? Hiçbir özelliğine gerçekten ihtiyaç duymadığınız yeni bir telefon için bir ay daha çalışmak ve doğayı tahrip etmeye gerçekten değer mi?

*Naylon kullanmayın: Gerçekten her alışverişe gittiğinizde birkaç torba almaya gerek var mı? Sürekli pet şişede su içmek gerekli mi? Acaba sağlıklı cam şişelere evde su doldursak daha çevreci ve ucuz su ihtiyacımızı sağlamış olmaz mıyız?

*Kıyafet alışverişinizi azaltın: Pamuk suya en fazla ihtiyaç duyan bitkilerden. Ayrıca kıyafet ürertiminde kullanılan kimyasallar çevre ve bizler için büyük risk. Kıyafete çok para harcamayın. Yıkarken ters yüz yaparak renginin bozulmasına engel olun. İhtiyacınız olan kıyafetleri ikinci el pazarlarından temin etmeye çalışın. Giymediğiniz kıyafetleri ihtiyaç sahipleriyle paylaşın.

*Değiş tokuş yapın: İhtiyaçların öncelikli çözümü satın almak değildir, kitapları, oyunları, eşyaları değiştirmek ihtiyaçlarımızı ucuza ve hatta bedavaya getirmenin yoludur. Kullanmadığınız eşyalarınızı ihtiyacınız olanlarla değişim yaparak elden çıkartın.

*Evde daha az enerji harcamak: Antrenin lambasının sürekli yanmasına gerek var mı? Peki televizyon neden sürekli çalışıyor? Kilima çok enerji harcar. Vantilatör de fena bir fikir değil.

*Isınma giderini düşürelim: Evet bunun bir çözümü var; patik! Evet çok ciddiyim. Ayaklar sıcak olursa vücut sıcak olur. Kış geliyor, patik örmeye başlayalım. Evde kış mevsimi tişörtle oturmaya gerek yok. Kaloriferlerinizi kısın, kazak giyin, hırka giyin.

*Çok sıcak suyla yıkanmayın: Şofbeninizdeki suyu 1 derece artırmak yakıt sarfiyatını yüzde 10 artırır!

*Bilinçli beslenin, beslenirken çevre katili olmayın: Mevsiminde ve yerel gıdaları tüketin. Brezilya muzunun ülkemize gelirken nakliye ve dolaşım süresince çevreye verdiği zararı hesap edin. Yakın çevrenizde yetişen gıdalar size daha kolay ulaşır.

*Eti az tüketin: 1 kg havuç üretmek için 133 lt, 1 kg domates üretmek için de 184 lt suya ihtiyaç duyulan dünyada 1 kg biftek için harcadığımız su miktarı 15.455 litre! Sadece bununla sınırlı değil, tarım yapılacak topraklar hayvanların otlak arazisi için harcanıyor. Dünyada üretilen tahılın çoğu hayvan yemi olarak kullanılıyor. Et tüketirken biraz daha düşünün.

*Yiyecek israfı yapmayın: Ekmeğiniz bayatladı mı? Bayat ekmek ben de sevmiyorum, onları ısıtıyorum ve yiyorum. İsraf etmemek için meyve ve sebzeyi yeterli miktarda alın. Çöpe gitmesin.

*Ekolojik tatil yapın: Çevreyi tahrip ederek kurulmuş tesislerden uzak durun. Tatillerinizi doğayla iç içe organik gıdalarla dinlenerek yapın.

*Çevreci toplulukları, kurumları, şirketleri, siyasetçileri destekleyelim. Çevreye duyarlı olmadığını düşündüğümüz şirketleri eleştirelim, öneriler sunalım, gerekirse ifşa edelim. Sosyal medya ve bağımsız gazeteler bu konularda sesimizi duyuracak mecralardır.

Aklımda daha çok madde var ama hepsini yazmayacağım. Siz dostlarımdan da başlığa destek bekliyorum. Yaptıklarımız, önerilerimiz ve elbette eksiklerimizle yazalım.

Eleştiri: Tüketim olmazsa ekonomi ne olacak? Bu daha büyük bir yıkım anlamına gelmez mi?

Tüketim sadece modern çağın bir kültürel uzantısı. Elbette yaşamak için tüketmek gerekiyor. Bitkiler de yaşamak için tüketim yapar. Sorun tüketimin kültürel bir olguya dönüşmüş olması ve tüketirken insan aklının ve doğanın sınırlarının zorlanması. Tüketimi hayatımızdan değil kültürümüzden çıkarıyoruz. Bu bize gerekli olanı edinme ve ihtiyacımız kadar tüketme bilincini getiriyor. Doğal kaynakların adil kullanımı ekonomik yıkımı değil sürdürülebilir ekonomiyi beraberinde getiriyor.

Bizim zenginliğimizin bir başkasının fakirliği, iştahımızın başkasının açlığı olmadığı bir dünya bu. Satın aldıklarımızın atık çöp yığınları oluşturmaması için. Satın almak için yaşamak yerine insan ve toplumun gerçekten huzurlu, eşit ve adil olması için var olmak bu. İnsani doygunluğun daha çok tüketmekten değil bilgiye, sanata ulaşmaktan geçtiği, daha çok zenginliğin savaş ekonomilerini desteklemeye gönüllü barbar topluluklar yaratmaya sebep olmayacağı bir kültür için yaşamak. Bu bir yıkım değil, insan akıl ve vicdanının dirilişidir.

Bir yazarla başlamıştık, bir diğeriyle bitirelim mi?

"Tüm uygarlığımız, karşılıklı kar sağlayan bir alış-veriş düşüncesi, satın alma açlığı üzerinde yükseliyor." Erich Fromm.

Ve sevgili Bisikletforum dostları, biz yeni uygarlığın tok insanları olacağız.

Sevgiler, saygılar...
 

En beğenilen 5 mesaj

    mehmetlevent

    Forum Bağımlısı
    51
    Muğla'nın ula ilçesinde bisiklet sıradandır. Her evde çift kadro bir bisan illa ki bulunur. Bisan bu yüzden hala üretir bu biskletlerden. Bu ula için normaldir. Ama ula yı da istanbula evirirsek yani otomobil sürmek normal bir hale getirebilirsek, insanları bisikletten koparabilirsek, o zaman insanlara ihtiyacı olmayan bisikletleri fahiş fiyata satabiliriz. Neden bu kadar çeşit bisiklet var? 2 sene öncesine kadar fat Bike diye birşey yoktu. 4 sene önesine kadar flat bar yol bisikleti, 8 yıl evvel ine kadar 29" kadrolu dağ bisikleti yoktu. Geriye gidersem 1991-1992 den evvel dağ bisikleti yoktu. Bunlar hep ihtiyaçtan çıkıyor değil mi? Hayır bunlar bisikletten uzaklaştırılmaktan dolayı ortaya çıkıyor. Muğla ula insanlar bisiklete uzak değil. O nedenle de karbon downhill bisiklete ihtiyacı yok. Jiple bisikleti belirli bir yüksek yere taşıyıp ordan aşağı inmek gibi bir mana aramıyor ulalı. Arabasının arkasına bağlayıp bisiklet binmek için en az 30 km taşıma derdi yok ulalının. Monotonlaşan dünyaya bisikleti bir alternatif olarak oazarlayabilmek için hayatı tekdüze hale getiriyorlar. Bisiklete binen de kendini farklı bişi yaptım zannediyor.
    Forumda bisikletinden mutsuz bir sürü insan daha iyi alternatifler için akıl danışıyor. Neden mutsuz? Bisikleti ona ağır, ucuz, adi, demode, albenisiz geliyor da ondan. Buna sebep ne peki? Zilyon çeşit model ebatta bisiklet. Bu algı yaratıldı. Türkiye de bisiklet sporu gelişiyor da goygoy. Bu gelişiyor palavraları aslında türkiyede pazar kıvama geldi bisikletinden mutsuz insanlar yarattık demek.
    Üzerinde sizi mutlu eden bisiklet en doğru bisiklettir. Ve o bisiklet kadro sorunu çıkarmazsa sizi gömer bile. Ömür boyu kadro garantisi neden veriyor peki firmalar? Biliyorlar ki bu tatmini olmayan kullanıcılar 1 bilemedin 3 sene içinde yeni bir bisiklet alacak.
    Mutlu olmak mı istiyorsunuz? Sağlıkla aldığınız her nefese şükredin ve bunu bizzat farkederek yapın.

    Ahmetgitar

    Forum Bağımlısı
    37
    @ykaya merhabalar. Yok iyiyim. Birkaç ay önce babamı kaybettim. Bu durum beni biraz uzaklaştırdı bazı şeylerden, kayıp yaşayanlar beni anlayacaktır, yaşamayana da Allah yaşatmasın diyorum. Öncesinde de forumda yazmayı zaten azaltmış, hatta bırakmıştım. Ama mücadeleye, ekolojik ve organik yaşama aynen devam. @07yusuf arkadaşımın dediği gibi, uzun turlar da yaptım yaz mevsimi süresince. Trabzon'dan başlayıp memleketim Artvin ve bazı yaylalarını dolaştım. Yüksek rakımlara tırmanmak, göl kenarlarında çadırda kalmak huzur vericiydi. Çok zorlu ama duygusal bir gezi oldu benim için. Bir anda yok olmak yerine merak edenler için birkaç satır olarak bunları yazmak istedim. Bundan sonra önümde yoğun bir süreç var, bir daha ne zaman foruma gireceğimi bilemiyorum.
    Yazan çizen, fikir ve bilgi paylaşan, merak eden etmeyen herkese selam ve sevgiler olsun...


    19959412_10156091158439881_7626392429845423001_n.jpg

    Ahmetgitar

    Forum Bağımlısı
    24
    Birgün gazetesi son sayfasını Yeşil Birgün eki olarak yayınlıyor.

    İsveç'ten bahsetmiş.
    Yeni sloganı "Atma, Tamir Et" imiş. Devlet bu kültürü yaygınlaştırmaya çalışıyormuş, tüketilebilir materyaller için vergi oranı artarken, geri dönüşüm ya da tamir edilebilir ürünlerde düşük vergi uygulamasına geçilmiş.

    İsveç ki bizim on katımız zengin refah içerisinde bir ülke. Ama bu insanlar en az atık üreten ülkelerin başında geliyor.
    Şehirlerinde fosil yakıt kullanımını azaltıyor.
    Geçen gün başka bir kaynakta öğrendiğim kadarıyla dizel otomobillere haftanın iki günü şehir merkezine giriş yasağı konmuş.

    Böyle gelişmeler insana umut veriyor.
    Tabi daha çok örnek alınmalı.

    DSC_1868.JPG

    Korkunç!
    Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.

    cahitakin

    Daimi Üye
    24
    "Türkiye’ye 2.8 milyona yakın Suriyeli mülteci sığındı ve onların 1.2 milyonu çocuk. Bu çocukların 860 bini okul çağında ve tahmini olarak 370 bin çocuk okul dışında."

    Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.


    Bu sayıyı 3,5 milyona güncellersek okulsuz Suriyeli çocuk sayısı 500 bine tırmanır. Çocuklar dünya vatandaşıdır benim nazarımda ve nerede olursa olsunlar önceliklidir. Mültecilere yönelik harcamaların akıllıca planlanmadığı şu rakamlardan belli. Bu çocukların hiç vakit kaybetmeden okula gitmesi gerekiyor. Hayatlarından geçen her sene onların geleceğinde belki on yıllık kayıp demek.

    Yaşadığım yerde Suriyeli bir kız çocuğu tanıyorum, 9-10 yaşında ve okula gitmiyor, sabahtan akşama kadar küçücük bir tezgâhta kaçak sigara satıyor. Daha doğrusu, babası onu bu tezgâhın başına koymuş, kendisi eski bir motorla müşterilere sigara dağıtımı yapıyor, kızcağız da sabit noktada satış yapıyor. Çok bilmiş aklımla gidip sordum babasına, neden bu çocuk okula gitmiyor, burada, diye, adam okul çağında 6 çocuğu olduğunu ve kendilerine gösterilen okulun 10 km ötede olduğunu ve her çocuk için ayda 75 lira servis ücreti istendiğini, bu parayı bulsa yollayacağını falan anlattı. Sustum kaldım. O çocuk okulda arkadaşlarıyla oynaşıp paylaşmayı değil, müşteriyle konuşup satış yapmayı öğreniyor. 12-13 yaşına geldiğinde de örtünüp evlenmeye hazırlanacak. Kendi söylüyor bunu, biliyor hayatının bundan sonraki kısmını. Okuma yazma bilmeden, sayıları bile doğru düzgün yazamazken. Resmin tamamı bundan ibaret değil elbette ama anlattıkları da tamamen doğru. Burada doğan Suriyeli çocuklar okul çağına vardı, ama gelecekleri meçhul, hayalleri ketlenmiş.

    Ödediğimiz verginin hesabını sorup gerçekleri dile getirince vatan haini oluyoruz, masallara inanalım istiyorlar. Hayatımızı böyle böyle tüketiyorlar, tükeniyoruz. Tüketim sadece parayla eşyayla alışverişle olmuyor ki, vicdan aşınarak, kalp körelerek, akıl tutularak da insan tüketim kurbanı oluyor.

    emrahozkan

    Forum Bağımlısı
    21
    Merhaba. Artık bu konulardaki farkindaligimiz artıyor. Bu basligi ve mesajlari atan herkese teşekkürler.

    Çevreci olmak aslında çok zor. Kapitalizmin sunduğu cevrecilik oyunundan bahsetmiyorum. Gerek çevrecilik hybrid veya elektrikli pahalı zengin oyuncakları almak değildir. Veya çatınızi komple güneş paneli kaplatmak da değildir. Bunlar zengin oyuncaklari ve kendinizi ayrıcalıklı hissetmenizi saglayacak tüketim ürünleridir. Asıl yapılması gereken klimaya veya asansöre ihtiyaç duymayan bahçesinde besin yetiştirilen atık suları biyolojik olarak aritilan evler. Basit ve ucuz onarımı kendiniz bile yapabileceğiniz ulaşım araçları kullanmaktır.

    Ucuz, ulaşılabilir, yerel, basit olacak. Yani tek vitesli bisan bisiklet gibi olacak. Tamamen eskimeden hiçbir parçası degismeyecek.

    Bisiklet yıkamak için özel şampuan cikmiş. 6000 liraya katlanir bisiklet çıkmış. Davul gibi şişko gobeklerimizle karbon bisiklet peşinde koşuyoruz. 4 tane 6 tane bisikletimiz var ama hala gozumuz doymadı. Protein tozları, karbonhidrat jelleri kullanıyoruz, bir tane madalya alamiyoruz. Antrenmanin hakkını vermek yerine aynakol un modeline takmış insanlarız. Para verip yarisi reklam ve tuketim propagandasi dergiler aliyoruz. Kapitalizmin aşırı tüketim baskısı bisiklet kullanıcılarını da fena halde etkilemiş görünüyor.

mehmetlevent

Forum Bağımlısı
Kayıt
20 Mayıs 2016
Başlık
14
Mesaj
696
Tepki
2.671
Yaş
44
Şehir
ankara
İsim
mehmet levent
Bisiklet
Sedona
Tasarruf çağı aslında 60lı yıllarda başlamalıydı. Böyle giderse diye bi giriş yapmayacağım çünkü herkes ezbere biliyor. Tüketmezseniz tüketim ekonomisi durur ama karşınızdaki aptal değil. Kahve içmeyen japonlara necafe ne yapmış? Bakmış japonlar çay hastası ve töbe kahve içmiyorlar hemen kahveli şekerler üreterek çocukları alıştırmışlar veee kökten girmişler sisteme. Tüketim ekonomisi bir yolunu bulur ama artık dünyanın buna dayanacak gücü kalmadı.
 

Ahmetgitar

Forum Bağımlısı
Kayıt
13 Ağustos 2015
Başlık
40
Mesaj
1.507
Tepki
8.012
Yaş
39
Şehir
Ankara
İsim
Ahmet
  • Başlık sahibi Başlık sahibi
  • #4
@yakubi teşekkürler, hepimize çok iş düşüyor. Birçok yerden okuduğunuzu düşünmeniz aslında sistemden bunalan insanların bu bağlamda seslerini giderek daha çok duyurması sebebiyledir. Yeni bir kültür de bu potansiyel ile var olacak zaten.

Devam edelim,

*Buzdolabını gereksiz doldurmayalım: İçerisine konan her şey soğutma için buzdolabını daha çok çalışmasına sebep olur.
Bir kasa dolusu maden suyunun buzdolabında olmasına gerek yok. İki şişe koyun, onları içmek için aldığınızda yeni şişelerden koyarsınız.
 

yakubi

Daimi Üye
Kayıt
9 Ocak 2015
Başlık
9
Mesaj
337
Tepki
2.031
İsim
Mehmet
Bisiklet
Fuji
@Ahmetgitar sevgili dostum,
evet birçok şekilde birçok yerde tüketim karşıtı-antikapitalist yaklaşımlar ve düşünceler arttı. sizlerin de bildiği gibi bu karşı duruş aslında "yokediş"in başladığı zamanlardan itibaren varolmuş. örneğin bu konuda büyük isimlerden birisi henry david throue. 20.yy başlarında amerika'da antikapitalist, antiendüstriyel duruşu ile simgeleşen bir isim.
maalesef konuyla ilgili kafamda-kafamızda birçok karmaşa yaratan şeyler yok değil. maalesef dedim ama, aslında bu karmaşa yaratıcı düşünceler kötü değil, düşünebilmek için bunlara ihtiyacımız var.

Okul okudum; okulda yapmam gerekenlerle ilgili çelişkiler yaşadım.
birçok yazar-sanatçı tanıdım; onların gittikleri yolda yaptıklarını yapmakla ilgili çelişkiler yaşadım.
uzatmayalım...
Bisiklet kullanıyorum; birçok bisiklet kullanıcısıyla barışık olamadığımı gördüm.
Düşünüyorum... Neden ?
Neden karşımdakilerin yaptıkları yanlış olsun, neden benimki doğru?
Ama biliyorum hissediyorum ki arada bir fark var.
Nedir bu fark?
Uzun mesafe(ciddi mesafeler ve süreleri kastediyorum) bisiklet turuna çıkan insanlar "arayış" içinde insanlardır inancındayım. Dünyasında mutlu olan birinin konformizmi yenerek böylesi çabalara kalkışacağını düşünmek mantıklı gelmiyor.
Yukarıda barışık olamadığımı söylediğim bisikletliler bu "arayış" içinde olmayanlardır. bisiklete bir tür oyuncak veya hevesimizi tatmin aracı olarak bakanlardır. bir bisiklet ya da herhangi bir nesneye arzunun nesnesi olarak bakmak tüketimin tetiklendiği bir nokta gibi görünüyor bana. Bu yüzden turculara daha büyük saygı duyuyor ve tur yapmaya çalışıyorum sanırım.
Arayış dedik... Arayışın manevi boyutunu açmak gerekir. manevi hesaplaşma olmaksızın yapılan arayış çok temellendirilmiş olur mu? sanmıyorum.
 

Ahmetgitar

Forum Bağımlısı
Kayıt
13 Ağustos 2015
Başlık
40
Mesaj
1.507
Tepki
8.012
Yaş
39
Şehir
Ankara
İsim
Ahmet
  • Başlık sahibi Başlık sahibi
  • #7
@yakubi arayışın kaçışla paralel ilerlediği yollar bir hayli fazla. Biz yani bir ucundan da olsa sisteme karşı olan insanlar aslında manevi arayışla beraber bir kaçışın da öznesi oluyoruz.
Bu bağlamda evet, turcular, kendi maneviyatı içerisinde bir arayışla bizim gibi kaçan insanlar olduğu için bizlere daha dostane geliyor olabilir. En azından tüketici olmadıklarına inanmak, sürdükleri bisikletin tatmin oyuncağı olmadığını düşündüklerini bilmek istiyoruz. Doğru diyorsunuz.
Upuzun yolları, yavaş, dingin, öncesi ve sonrası olmayan sürece ait meditasyon gibi alan insanlar ister istemez doğal ve hep var olması gereken çevrenin uzuvlarına dönüşüyor.

İlk iletinizde dediğiniz gibi, bisikletçiler aktivist olacaksa, bunun en doğalı da turcular olabilir.
 

mehmetlevent

Forum Bağımlısı
Kayıt
20 Mayıs 2016
Başlık
14
Mesaj
696
Tepki
2.671
Yaş
44
Şehir
ankara
İsim
mehmet levent
Bisiklet
Sedona
Muğla'nın ula ilçesinde bisiklet sıradandır. Her evde çift kadro bir bisan illa ki bulunur. Bisan bu yüzden hala üretir bu biskletlerden. Bu ula için normaldir. Ama ula yı da istanbula evirirsek yani otomobil sürmek normal bir hale getirebilirsek, insanları bisikletten koparabilirsek, o zaman insanlara ihtiyacı olmayan bisikletleri fahiş fiyata satabiliriz. Neden bu kadar çeşit bisiklet var? 2 sene öncesine kadar fat Bike diye birşey yoktu. 4 sene önesine kadar flat bar yol bisikleti, 8 yıl evvel ine kadar 29" kadrolu dağ bisikleti yoktu. Geriye gidersem 1991-1992 den evvel dağ bisikleti yoktu. Bunlar hep ihtiyaçtan çıkıyor değil mi? Hayır bunlar bisikletten uzaklaştırılmaktan dolayı ortaya çıkıyor. Muğla ula insanlar bisiklete uzak değil. O nedenle de karbon downhill bisiklete ihtiyacı yok. Jiple bisikleti belirli bir yüksek yere taşıyıp ordan aşağı inmek gibi bir mana aramıyor ulalı. Arabasının arkasına bağlayıp bisiklet binmek için en az 30 km taşıma derdi yok ulalının. Monotonlaşan dünyaya bisikleti bir alternatif olarak oazarlayabilmek için hayatı tekdüze hale getiriyorlar. Bisiklete binen de kendini farklı bişi yaptım zannediyor.
Forumda bisikletinden mutsuz bir sürü insan daha iyi alternatifler için akıl danışıyor. Neden mutsuz? Bisikleti ona ağır, ucuz, adi, demode, albenisiz geliyor da ondan. Buna sebep ne peki? Zilyon çeşit model ebatta bisiklet. Bu algı yaratıldı. Türkiye de bisiklet sporu gelişiyor da goygoy. Bu gelişiyor palavraları aslında türkiyede pazar kıvama geldi bisikletinden mutsuz insanlar yarattık demek.
Üzerinde sizi mutlu eden bisiklet en doğru bisiklettir. Ve o bisiklet kadro sorunu çıkarmazsa sizi gömer bile. Ömür boyu kadro garantisi neden veriyor peki firmalar? Biliyorlar ki bu tatmini olmayan kullanıcılar 1 bilemedin 3 sene içinde yeni bir bisiklet alacak.
Mutlu olmak mı istiyorsunuz? Sağlıkla aldığınız her nefese şükredin ve bunu bizzat farkederek yapın.
 

Ahmetgitar

Forum Bağımlısı
Kayıt
13 Ağustos 2015
Başlık
40
Mesaj
1.507
Tepki
8.012
Yaş
39
Şehir
Ankara
İsim
Ahmet
  • Başlık sahibi Başlık sahibi
  • #9
@mehmetlevent ellerinize sağlık. Muğla gibi Orta Karadeniz de farklı değil. Yaşlı amcalar bisiklet sürer. Öyle bir iki değil, sokakta, kahvehane önlerinde onlarca bisiklet görürsünüz. Hangi yıl üretildiği belli olmayan gösterişsiz ama sapasağlam bisikletler.
Sistemin en büyük başarısı insanlara ihtiyacı olmayan şeyleri ihtiyaçmış gibi göstermek. Bu piyasadaki çeşitin sebebini açıklıyor.
Reklam ve gösteri dünyasının önünde bir şeyler almak için kendini zorunlu hisseden, sahip olduğunda kısa bir keyif hali yaşayıp sonrasında başka ürünleri görüp huzursuz olan, aldığından sıkılan insanlara dönüştük.

Neden bir bisikletin 400gram hafif olması için bir amatör olarak binlerce lira fazla veriyorum?
Şehiriçi ve dışında azami hız belliyken ve bu hızı 1100cc araba zaten yaparken beni 260km sürate çıkan otomobil almaya iten şey nedir? 0'dan 100km hıza 15 yerine 8 saniyede ulaşmak benim için gerçekten önemli mi?

Değil... Hiçbirinin bir önemi yok.
 

mehmetlevent

Forum Bağımlısı
Kayıt
20 Mayıs 2016
Başlık
14
Mesaj
696
Tepki
2.671
Yaş
44
Şehir
ankara
İsim
mehmet levent
Bisiklet
Sedona
Odtü giriş kapısındaki güvenlik görevlisi 98 elektrik mezunu olduğumu öğrenince altımdaki 98 korsa arabaya yakışmıyor hocam dediğinde aptallaşmıştım. Sene 2009du. Babam anadol arabasına 22 yıl bindi.

Ben evvela insana insan mı diye bakmayı öğrendim. Elimizden ne proflar ne müdürler ne ceo lar geçti. Altın semere bakmıyom ben.
 

Ahmetgitar

Forum Bağımlısı
Kayıt
13 Ağustos 2015
Başlık
40
Mesaj
1.507
Tepki
8.012
Yaş
39
Şehir
Ankara
İsim
Ahmet
  • Başlık sahibi Başlık sahibi
  • #11
Karbon ve ekolojik ayak izimizi ölçelim.
Bakalım karbon bisiklet kadar hafif mi :)

Sonuçları paylaşalım, sonraki aylarda değişiklik var mı görelim.
Hatta elektirik faturalarımız ne durumda, bundan sonra faturalar düşecek mi acaba?
Benim düşmüyor, sınırda çünkü, aylık 16-18 lira aralığında. Sadece bir kere 22 geldi. Rekorum oydu :)

Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.
 

mariokaldato

En yeniden bir önce kayit olan adam
Kayıt
1 Ağustos 2015
Başlık
101
Mesaj
10.219
Tepki
33.936
Şehir
Bursa
İsim
Raşit Cumhur Çakın
Başlangıç
1980—81
Bisiklet
Merida
Bisiklet türü
Şehir - Tur
Merhaba Ahmet fikrine zikrine saglik. Yazidaki genel her fikrin altina imzami atarim.
Bu minvalde bi kac mizahide olsa yazimi paylasiyorum. Okursaniz memnun olurum

Mazeretim Var; Kibirliyim Ben (Ego ve kibir üzerine)

On yıl sonra kendimi nerede görüyorum?

Bir ölücüyü öldürmenin yöntemleri

"Mazeretim var "
Isimli yazimdan kisa bir alinti yapmak istiyorum konu ile alakali...

"Bir fikrin başarılı olması toplumların ortak düşüncelerine bağlıdır dostum. Yani bütün dünyayı saran kapitalizm ve materyalizm fikri değildir. Tüm dünya aynı fikirdedir ki kapitalizm başarmıştır…Böyle bakmak lazım olaya..Tüm kavelerde standart bir geyik var :” Bunlar hep amarikanın oyunları” İyide bilader amarika mı dedi sana kibrinin kurbanı ol, zenginliğe ulaşmak için vatanı sat, kaynın mersedese binsin, baldızın pariste sanat tarihi okusun diye casusluk yap ? Sen kendin seve seve sattın kendini, Sen tekrar söylüyorum :”_Kibirli kibirli dolanabilmek ve hava atabilmek için ihtiyacın olan objelere, eşyalara sahip olabilmek adına sattın ruhunu , Amerikanın ne suçu var ? "
 

mariokaldato

En yeniden bir önce kayit olan adam
Kayıt
1 Ağustos 2015
Başlık
101
Mesaj
10.219
Tepki
33.936
Şehir
Bursa
İsim
Raşit Cumhur Çakın
Başlangıç
1980—81
Bisiklet
Merida
Bisiklet türü
Şehir - Tur
@kuşlar gibi özgür gunaydin dostum..inmemesinin nedenini zaten biliyorsunuzdur ama yinede hatirlatmakta fayda var.
Enerji kaynaklari ozel sirketlere satildi. Tek bir kaynaktan saglanan enerjinin ustune ozel sirketin hayvani duzeyde maymun istahina sahip kar marjlari, devletin kendi cari aciklarini kapamak icin soktugu astronomik vergiler ve ustune "kacak tuketim " temali efsanevi zullmu eklenince sen, ben ve onun faturalarida dev boyutlara ulasti
 
Kayıt
1 Kasım 2015
Başlık
48
Mesaj
2.786
Tepki
13.732
Yaş
39
Şehir
Bursa
İsim
Alp Tigin
Başlangıç
1991—92
Bisiklet
Trek
Bisiklet türü
Triathlon
@kuşlar gibi özgür
Faturanın % 55'i vergi aslında faturan 30 tl :)balkon ve küçük aydınlatmaları güneş paneliyle emin olun çok güzel karşılayabiliriz.
Herkesin tüketim fazlalığı var.Çocuklarımıza ve gelecek nesile çok b.tan bir zemin hazırlıyoruz..
 

mariokaldato

En yeniden bir önce kayit olan adam
Kayıt
1 Ağustos 2015
Başlık
101
Mesaj
10.219
Tepki
33.936
Şehir
Bursa
İsim
Raşit Cumhur Çakın
Başlangıç
1980—81
Bisiklet
Merida
Bisiklet türü
Şehir - Tur
@Candan Biberci
Gunaydin candanim. Tam sana gore bi baslik olmus bu Ahmet kardesimizin yazisi. Biskklet camiasinda gordugum en antikapitalist adamlardansin dostum. Illa senin soyleyebilecegin seyler var bu baslkta. Neden mi 50 km lik tur icin bisleti kamyon gbi yukleyenler varken senin 300 km leri sifir yukle aşman efsane gercekten :D
 
Yukarı Alt