Scudo Sports

Biraz da aşk ve romantizmle ilgili hikayeler ve fotoğraflar

Atla Gel!

Ömrümün sonuna kadar bekleyebilirim seni;ama ne olur, sen bekletme beni.
Umursamadan hiçbir şeyi,
Atla gel yanıma sevgili!
Bekletme daha fazla beni,
Bekletme yüreğimi...



Yağmurlara yenik düşmüş yüreğimin ,kan kırmızı sularına sisler inmekte şimdi.
Fırtınaya esir dört bir yanım,
Dört bir yanım ayaza yakalanmış titremekte deli gibi...


Üşümemi al , at kendini yola ve sıcaklığını getir bana!


Rüzgar karıştırmakta saçlarımı sevgili,
Ve saçlarımdan başlamakta içine düştüğüm kördüğüm...
Atla ve gel,çöz saçlarımdan başlayarak yüreğimi...

Her saniye bir düğüm daha atılırken hayatıma,
Bekletme daha fazla gel yanıma...

Senlikten sensizliğe geçiş noktasında beklemede bedenim...
Sen gel yanıma...
At kendini yola...
Gel yanıma...
Gel ki hiçlik kaplamasının her bir tarafımı...
Gel ki yakmasın rüzgar dört bir yanımı ...

At gel sevgili herşeyi...
Daha fazla bekletme sen ile dolu yüreğimi...

Sisler yoğunlaşıyor,
Hadi,
Hızlandır adımlarını.
Göz gözü görmeden önce bul beni.
Bul ve kurtar sevgili...
Depremlere gebe bedenim gidişinle viraneye dönmekte şimdi....
Yıkıntılar karışmakta suya ve çamura bulanmakta ruhum...
Kan kırmızısı bir çamur ortaya çıkmakta...
Çamurlaşmadan sevda(n) atla gel ,daha fazla bekle(t)me ...
Daha fazla uzak kalma ellerime...


Atla gel sevgili..
Ömrümün sonuna kadar bekleyebilirim seni;ama ne olur, sen bekletme beni.
Umursamadan hiçbir şeyi,
Atla gel yanıma sevgili!
Bekletme daha fazla beni,
Bekletme yüreğimi...
Hem yeterince bekledim seni...
Gücüm tükenmeden gel,gel hadi sevgili...


Dört bir yanı kirlenmekte sevdamın...
Ellerime kan bulaşmakta çaresiz.
Bir parça pamuk kapıp,
Atla gel yanıma nedensiz...
Temizle kanayan tüm yanlarımı.
Korkma daha fazla,kan bulaşmadan sevdama atla gel bana...

Tükenmekte sevdam...
Sevdam toprağa karışmakta,seviyorumları bırak ve yüreğini yolla bana...
Daha fazla geç kalma sevgili...

Yağmurlara yenik bir sevda hükmetmekte sahilime
Ve iki ayrı kentin denizi birleştirmekte bizi...
Yine aynı deniz ayırmakta ellerimiz...
Korkma!
Atla!
Kulaç kulaç gel bana....

İki ömür tüketmeden bu uğurda ,bir ömür olalım içine düştüğüm fırtınada...
Unutup korkularını, kaybettiğimiz zamanı da takıp koluna gel....
Gel sevgili bana...

Gözlerimden akan kandan gözyaşlarını içsin dudakların,
Gözlerimizin rengi karışsın ,tek bir ruh olsun bedenlerimiz hiçbirşeyi umursamadan...
Utanma!
Utanma, at kendini yola ve gel yanıma...

Atla gel sevgili..
Ömrümün sonuna kadar bekleyebilirim seni;ama ne olur, sen bekletme beni.
Umursamadan hiçbir şeyi,
Atla gel yanıma sevgili!
Bekletme daha fazla beni...
 
  • Beğen
Tepkiler: Selay Yaman
Scudo
Böyle söylenecek, bunu böyle bil,
Adını aşk koydum, sevgili senin…
Bir tek lisanım var, bilmem başka dil,
Adını aşk koydum, sevgili senin…

Gözlerin goncanın, sanki kopyası,
Senle yaşanacak, sevdanın hası,
Açılır ömrümde, yeni sayfası,
Adını aşk koydum, sevgili senin…

Bu dünya ne senden, ne benden yana,
Yine de, beni sen, atma yabana,
Cümlesi çekilmez, dese de sana,
Adını aşk koydum, sevgili senin…

Geçmişi, gözyaşı, hepsini unut,
İçinde sevdamı, sevgimi büyüt,
Bir damla mutluluk, bir yudum umut,
Adını aşk koydum, sevgili senin
 
“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki i**** dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.
"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...


alıntıdır..
 
ARDINDAN ÇOK GÖZYAŞI DÖKTÜM AMA
İNANKİ SENDEN SONRA
BAĞLANMAM KİMSEYE ASLA
AŞKI SENDE TATMIŞTIM
ANLADIMKİ PİŞMANLIKMIŞ
BİRİNİ SEVİP UNUTURCASINA
YALAN DEDİN HAR LAFIMA
SANA YAPTIKLARIMA
İNANACAĞIN BİRŞEY YAPIYORUM
İSTEMESENDE İNANMAYA MECBURSUN BANA..
ÇOK KOŞTUM YORULDUM
DOĞRULARA İNANMIYORSUN
İŞTE YALAN SÖYLÜYORUM
ARTIK VAZGEÇİYORUM.
SEVİPTE TERKEDİLİRCESİNE
ANILAR SAPLANDI YÜREĞİME
MEĞER ANILAR YALANMIŞ
UNUTMAK İÇİN GÖMÜLÜRCESİNE...
PEŞİMİZDE TAŞIDIK
UNUTMAYIP ONCA SENE
MEĞER BİZ UNUTULMUŞUZ
ALDANIP BİR ZALİME...
ŞİMDİ UÇURUMUN KENARINDA ÖMRÜM
NE YAŞ NE KAN
SEN BAĞLADI İNAN GÖZÜM
MECNUNLARDA BOYUN EĞDİ
AĞIR SEVDİ GÖNLÜM,
BİR KURŞUNDA SEN SIK
KORKMA BİZ ALIŞKINIZ....


alıntı
 
  • Beğen
Tepkiler: Selay Yaman
Gece yarısı ayazlar üç-beş devriyesini atmakta yine. Sensiz geçen bir günü yine sensiz gecelere kendi ellerimle gömüyorum. Sen yokken anlamı yok baharların artık. Anlamı yok çekilen onca acıların. Anlamı yok sensizliğin.. Sen yoksun sadece.. Sadece yok..Yoksa gitmiştin benden... Gelişin baharları müjdelemişken, gidişin bu kadar sessiz olmamalıydı. Bu kadar ölümüne sevmişken, bir gülüşün canımdan vazgeçmişken, gidişin bu kadar suskun olmamalıydı. Yoksun sadece yok…Bu kadar basit olmamalıydı ölmelerim, bu kadar çabuk bu kadar erken solmamalıydı çiceklerim. Artık ne sesin yankılıyor sokaklarımda, ne de varlığın geziniyor damarlarımda.. Sadece yokluğun kanıyor dudaklarımın ucunda.. Sadece suskunluğum can veriyor ayak uçlarında. Sadece ölüyorum yokluğunda.. Sadece ölüyorum, ötesi yok inan…



Sadece yoksun, ötesi yok inan..Gittin ve senin ellerinin yerine şimdi sonbahar yaprakları avuç içlerime kıvrılıp çığlık çığlığa soluyorlar.. Yokluğunda yüreğimin duvarlarına çerçevelenmiş hatıralarına bakıp bakıp sensizliğini dinliyorum. Sonra da suskunluğuna diz çöküp yalnızlığını demliyorum. Yoksun, her gece gözlerimde kanıyor senli hatıralar. Uykular firarda. Karanlığı örtüp üzerime seni anıyorum kırık dökük kelimelerimle. Sancılara girdap gönlümle adını sayıklıyorum ardı ardına. Yavaş yavaş boğuluyorum . Yavaş yavaş dibe çekiliyorum..Yoksun, gözyaşları biriktiriyorum avuçlarımda. Yoksun, mürekkebimden sızıyor kan rengi kelimeler. Bendeki adın hala bir ömür ile anılırken, kim bilir ölümsüz sevdam senin ayak uçlarında son nefesini vermekte.. Canım acıyor sevgili. Puslu bir havada vurulur, olduğun yere yığılırsın ya hani.. İşte gittiğin gün yalnızlığın mıhlandı alnımın ortasına. Gittiğin gün dudaklarıma mühürlendi adın…Şimdi yoksun ama ne geçmişimize gömüyorum seni ne de sensizliğine pes ediyorum. Çünkü; ben seni “ sensizlikte “ bile ömür boyu bekleyecek kadar sevmiştim. Eğer unutmak için sevmiş olsaydım seni, acıların için sırtımı semer bilmezdim. Ben seni yürüdüğün dikenli yollarda can yoldaşın olmak için sevdim. Ben seni yüreğime dokunduğun için, ben seni gül yüreğin için sevdim…


Hani acılarla beraber savaştık, hani her şeye inat sevdamızla ayakta kalacaktık.. Dimdik duracaktık kör ayazların önünde, gerekirse bedenlerimizden vazgeçip ölümü bile gurur sayacaktık aşkın kutsallığında..Şimdi canımı acıtıyor senli hatıraların gözbebeklerimde çığlık çığlığa ölmeleri. Canımı yakıyor suskunluğun dudaklarıma diklenen arsız kelimeleri. Savaşı kaybetmiş bir askerin düşmana esir düşmektense silahındaki tek kurşunu şakaklarına dayayıp onurluca ölmesi gibi ben de varlığında ölümü kutsuyorum dudaklarıma... Ya ölüm olmalıydım dudaklarında ya da son nefes olmalıydım soluduğun canda..


Gittiğin günden beri içimdeki cocuğu dinlemiyorum. Sus pus her şey. Artık dört duvar arasında körebe oynuyorum yalnızlığında. Gittin, taş kesildi kirpiklerim. Gözbebeklerimden tek bir damla bile düşmüyor topraklara…Oysa bağrımı iki ayırıp bir baksan yüreğime, canımın ne kadar acıdığını o zaman anlardın..Görmüyorsun gözbebeklerimin kuruyup yüreğimin delice ağladığını. Yağmurlarla yarışa giriştim, tel tel yalnızlığıma hediye ediyorum yüreğimin çığlıklarını. “ Erkek adam ağlamaz “ sözüne inat yüreğim kan ağlıyor her gece..Yüreğimden akan her damla senin mutluluklarına duacı olsun, yalnızlığın ayak ucuna düşen her kelimem sana helali hoş olsun. Çünkü ben gidişlerine ömrümü adayacak kadar sevmiştim seni.. Sen beni sevmesen de, ben seni ilk gün ki gibi hala seviyorum…


Belirtmeden geçemeyeceğim sevgili; giderken sadece bendeki seni götürmedin ki; karakışa inat yüzüme baharları serpiştiren o kız çocuğunu, buram buram rüzgarla yüreğimin derinliklerine esen yağmur kokusunu da götürdün yanında. Gitmiştin, gözyaşlarını ellerimle silememişken aramıza dağlar örülse ne olur. Farkındayım; bir ömür uzaktasın bana. Şimdi hangi mevsimin hangi baharını yaşamaktasın ? Hangi rüzgarın koynunda yaralarını sarmaktasın. ?. Bilemiyorum ve bilmekte istemiyorum. Bildiğim tek şey var; sen hala bendesin.Sendeki beni öldürsen de , sen hala damarlarımda gezinen alyuvar sıcaklığında bana gülümsemektesin.. Giden sen olmana rağmen bendeki, yüreğimdeki adın hiçbir zaman değişmedi. Adımı unutsan da bendeki ölümsüz sevdan hiçbir zaman satırlara bir ikindi vakti gömülmedi. Lakin gittiğin günden beri hayatla aram pek iyi değil açıkcası. Yalın ayak yürüyorum dikenlerin üzerinde. Acılarımı acılarınla devşiriyorum..İlelebed yaşamaktan gurur duyduğum gözyaşlarından bir sonbahar günü sıcak gülüşlerine taşınıyorum. Anla sevgili. Yalnızlığın dururken kapımda , kan bürümüş çığlıklarımı satıyorum ayazlara.. Karşılığında sadece senin bensiz de mutlu olduğunun haberlerini istiyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olman benim yaşama sebebim sevgili..Son sözüm; her zaman gülümse ne olur. Acılarına kefil olmuşken ne olur gülümse hayata.. Gülüşlerin mutluluklara adanmışken sen her zaman hayatı sev. Ve hiçbir zaman ağlama sevgili. Çünkü; mutlulukların, yaşama sebebim iken; gözyaşların bedenimin örtüldüğü kefen olur….



Yokluğun kanar dudaklarımda, sonra suskunluğun ölüm yazar yüreğime..Kimliksiz rüzgarlara bel bükerim. Çünkü, sen yoksun yanımda..İsyanlara bilenirim yalnızlığın kanayan yüzünde. Sen yoksundur artık, her gece karanlığa bürünür. Her yağmur sonrası gülüşlerin takılır göz ucuma. Gökten tel tel senin yağmanı dilesem de iliklerime kadar yalnızlığınla ıslanırım…Borana tutulurum sonbahar gecelerinde. Yalnızlığın bayat dudaklarına sürülür kirpiklerim. Sana özlemim kanar avuçlarımda. Gözyaşlarım sel olur akar toprağa. Gün olur ölümsüzlüğüne düşer kelimelerim…Ama hiçbir zaman pes etmem yokluğuna. Savaşırım kanımın son damlasına kadar. Ama yokluğun duruyor gözlerimde..Satır satır usumdan akıyor kahkahalarına sarılmış intiharlarım... Seninle başladı yüreğime kilit vurup ölüme susmalarım..Pervasız fırtınalara yenik düşer yalnızlığım. Evlat edinirim karanlıkları sensizliğin mateminde. Sensiz baktığım dipsiz kuyuyu andırır bana. Bak görüyor musun gri tonlar giydirilmiş hüzünler çizilmekte ömrüme. Artık her rüzgar yalnızlığı çarpıyor yüzüme. Her dalga karanlığı….Sen gittin içimdeki aşkı, yüreğimdeki canı kaybettim…Sensiz geçen her gece ömür defterinden düşüyorum.


Bir gün sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara.. Tabutum olacak gözbebeklerinden düşen gözyaşın. Kefenim olacak susmaların. Şimdi varlığın kepenklerini indirip sensizliğinde uyumaya gidiyorum. Ve sabah kalktığımda değişten bir şey olmayacak.. Her zaman ki acılar düşecek paydalarıma..Uyandığımda perdelerime hep yokluğun doğacak tıpkı gecelerimin alnına yalnızlığın soğuk çığlıkları örtüldüğü gibi..Yoksun işte.. Canım acıyor sadece. Neden diye sorma.. Sadece yoksun. Soluyor taze baharlarım.. Sebep arama ne olur. Sadece yokluğun ile varlığın arasında yavaş yavaş ölüyorum; ötesi yok inan.

Bir tek adın kaldı dudaklarımda,
Bir de gözlerimde hatıraların...
Hani dik duracaktık acıya,
Hani aynı yürekle gülüp
Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya...
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yükledi sırtıma...

Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda..
Güneşi bile ağlatacak acıların..
Oysa ben yemin etmiştim,
Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye.
Söz vermiştim,
Sensiz ölmeyeceğim diye...
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şİmdi ayazlar yüregimi sorguluyor
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..

Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin yalan olduğunu,
Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme...
Yemin olsun ki,
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün,
Ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..
 
  • Beğen
Tepkiler: halp ve aytacaksoy
http://i16.tinypic.com/4qd7ayo.jpg

Zoruma gideni icime attim
Bitmesin diye bu büyü...
yüzüne vurmadim hatalarini
Seni bagrima bastim..kopamadim
Bile..Bile! Icime sinmeden
Ayrilamadim..!
Biz Kirlendik..
Sana da, banada eller dokundu
Azar..azar kaybettik birbirimizi
Gitmelerin korkutmuyor artik beni
Kokunu sök duvarlardan!
Bütün esyalarini topla!
Kapiyi hizli carp kararli olsun!
Yalin ayak kaldi bir sevdam daha
Kederim bana ders olsun..!


Bu nasil ayrilik..?
Bu nasil veda..?
Gözlerin kal diyor...dudaklarin git
Bakisin anahtar..sözlerin kilit
Ellerin ac diyor..dudaklarin git

Gidersen.. bir daha dönmeyecegim
Kalirsan.. kalbime yenilecegim
Cözemedim seni cözemedim..delirecegim
Gözlerin kal diyor..dudaklarin git...
 
  • Beğen
Tepkiler: halp
Bazen binlerce kum tanesinin arasında


Bazen dalından kopmuş ve savrulmuş bir yaprakta


Bazen bir çocuğun duruşunda


Bazen bir ağacın yıllanmışlığında


Bazen uzakta olsa gelen bir ışıkta


Bazen gecenin karanlığında akan göz yaşlarında


Bazen oynanılıp bir köşeye atılan ilk gözağrısında


Bazen beyazın saflığında


Bazen soğuğun tene değdiği yerde


Bazende sonucu en baştan bilinen tek kale maçın malubiyetle biten sonucunda


Her yerde buldumda yanlızlığı bir tek bendeki yalnızlıkta seni bulamadım
 


Masum maskeni takmışsın. Bütün güzelliği ile yanlızlığının. Anlatmasan da bakışlarından anlayabiliyorum içinde kopan fırtınayı. Dilinin ucunda geliyor da söyleyemiyorsun. Üzgünsün, çaresizsin. İlk defa olan karşısında eli kolu bağlanmış duruyorsun. Elinden gelen yapabileceğin hiç bir şey yok.
Biliyorum için acıyor.
Benim belki de yapabileceğim tek bir şey var.
Gitmek.
Bu şehirden kilometrelerce uzağa gitmek. Taki içime soluduğum senin kokunu duyamayacağım kadar uzağa. Mahrum bırakmak kendimi o güzel gülüşünden , sıcacık ellerinden herşeyinden vazgeçerek cezalandırmak bunca yaptıklarımdan sonra kendimi. bir daha sesini duymamak belkide en acısı. Bu kalbim sensizliğe en fazla kaçgün dayanır bilmiyorum. Hiç sensiz kalmadım ki.
Ağlarım sokak ortasına şuracığa oturur ağlarım bak. Utanmam kimselerden. Biri bakmış ayıplamış umrumda olmaz. Sende ağlarsın gece yastığa başını koyduğunda gözlerini tavana diker gözyaşlarını içine akıtırsın
Üzülürsün..
Gözlerime bak sadece. Ancak onlar anlatır sana sevgimi. Konuşacak mecalim kalmadı artık. Tek kelime daha edersem hıçkırıklara boğularak boynuna sarılıp ağlayacağım. Bunu istemiyorum. Sonumuzu böyle hatırlamak istemiyorum. En güzel haliyle “gülüşünle” hatırlamalıyım seni. İçimi eriten bakışlarınla.
Evet artık Gitmem lazım.
Vedaları hiç sevmem bilirsin.
Artık yanında olamayacağım.
Aynı şehirde aynı havayı solumasak da , gökyüzüne bak.
En azından aynı gökyüzünü paylaşacağız.
Hoşça kal
 
  • Beğen
Tepkiler: Selay Yaman


İnsanız ve insan olmanın da sanırım gedikleri var. Onlar bizim açık noktalarımız. Programlama dilinde geçenler gibi..

Kaçanın kovalanması, kovalananın kaçtıkça değere binmesi çoğumuzun defalarca yaşadığı, yaşarken pek anlamasak da, sonradan hep onay verdiğimiz bir önerme.

Doğru. Gönül kaçanı kovalıyor gerçekten.
Birini seviyorsunuz (çokca sevgili anlamında olsa da, bir arkadaş için bile olabilir) o da bunu anlayınca kaçmaya başlıyor sizden.

Taparsan tepilirsin, tepersen tapılırsın (sanırım bu arkadaşlar arasında sevgi olarak geçen kuralın en düzgün yazım şekli!)

Kötü davranmanın prim yaptığını bilen bir kaçan, kötü davranılmaktan keyif alan bir kovalayan!

Oysa sevmekten güzeli var mı? Birini seviyor ve bunu belli ediyorsunuz. Hatta teslim oluyorsunuz. Kartları açık oynadığınız ve içinizden geldiği gibi davrandığınız içinse ızdırap çekiyorsunuz. Veya kaygan zeminde zoru oynayıp, gizemli davrandığınızda kuvvetli taraf olup, bu sefer peşinizden gelinen oluyorsunuz.

Her iki tarafta açık oynasa ya kartlarını demek geliyor insanın içinden...
Peki; okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öpüyoruz? Tekmelenmek veya acı çekmek bu sevgi denen şeyin olmazsa olmazı mı? Bilerek, isteyerek, hatta zevk alarak kul köle olmak...

Karşımızdakinin bizim bir dediğimizi iki etmemesi, hep alttan alması, daha sık arayıp sorması sanırım bizde tamam, artık o benimdir algısı yaratıyor. Ve biz insanoğlu sahip olduklarımızın değerini bilmiyor, hep sahip olamadığımızı istiyoruz.

Tutkular sahip oluncaya kadar yaşıyor.
İçimizden geldiği gibi, hiç frene basmadan yaşadığımız, Gözümüzü telefondan ayıramayıp çalan her telefonun, gelen her mesajın ondan olsun istediğimiz, Fazlaca üstüne düşüp ve onu tepemize çıkarttığımız zamanlar...
İşte tüm bunlar kaçanın kendini olduğundan daha güçlü ve daha bağımsız hissetmesini sağlamıyor mu? Çünkü artık o her istediğini yaptırabilen bir konumda, hem de sizin kendi tercihinizle. Her istediğinizi yapan, her şeyini feda edebilen kişi ise zayıf karakterlidir önermesi burada devreye giriyor; saygı azalıyor, küçümseme başlıyor.

Kovalayan daha bir hırs yapıyor, artan acı da ondaki motivasyonu tavan yaptırıyor. İstenmemenin bile istenir olmaya tercih edilebileceği bir seviyeye geliniyor. Ve Kaçanın zorbalıkları kovalayanın tutkusu oluyor. [Girdaba bakın!]

Defalarca yeter artık demelerin, anlık mutluluklara tercih edildiği zamanlar
Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir söz özetliyor herşeyi: insan nedense, kendisine ızdırap çektirenlere yeni ızdırap şansları tanımak konusunda çok hevesli.

Sık olmasa da, tersine dönebildiği de oluyor bu durumun. Kaçanın kovalayan, kovalayanın kaçan rolleri alması. Kovalayan kendiyle samimi olabilmiş ve gerçekten yeter demiştir artık. Şimdi acı çektirmekten keyif alan, acı çekmekten keyif alır hale gelecektir.

Kaçan veya kovalayan; Bu hepimizin hayatta en az bir kere gireceği, doğru insanı bulana kadar da kafamızı karıştırmaya devam edecek bir girdap.
Sadece karşılıklı ve gerçek aşklarda bu söz konusu olmuyor. Her iki tarafın da zaten gözü bir şey görmediği için, kaçma kovalama gizem vs gündem dışı kalıyor.

Şimdi diyeceğim ki size değer vermeyene siz de vermeyin ancak bu öyle bir kaç kez yaşanmadan öğrenilecek bir şey değil. Dibine kadar yaşanmalı da.
Bu sonuçta bizim biz olmamızı sağlayan bir Bu bizim doğal halimiz. Kaçan da, kovalayan da olmuş biri olarak diyorum ki; iyi ki var bu zayıflıklarımız. Gönül sevmek ister, güvenmek ister. Aşkını pamuklara sarmalayıp sarmak ister!
Peki o zaman ne öğrendim bunca sene?

İzin vermediğimiz kişilerin bizi üzemeyeceğine...
 
Geri