Balkan Bisiklet turu 17/6 - 3/7/2016 9. gün : Neum-Mostar

five

Part time turcu
Kayıt
29 Temmuz 2005
Başlık
97
Mesaj
1.242
Tepki
2.934
Yaş
48
Şehir
İstanbul-Bostancı
Başlangıç
2004—05
Bisiklet
Diğer
Bisiklet türü
Şehir - Tur
9. Gün : Neum – Mostar
Sabah kalkıp toparlandık. Kaldığımız aparttan ayrılıp kahvaltı için bir yer aradık. Dün akşam ana yolda bir iki pastane görmüştük. Onlardan birinden poğaça, sandviç vs. alıp uygun bir yerde yiyebiliriz diye düşündük. Nevaleleri alıp yola koyulur koyulmaz Gökalp şerhini koydu : “Abi, şöyle manzaralı bir gölgede yapalım kahvaltıyı.” Bu düşünceyle durabileceğimiz yerler bakmaya başladık. “Burası gölge değil.”, “Burası manzaralı değil.”. “Burası hem gölge hem de manzaralı ama bisiklet koyacak bir yer yok.” :) Böyle diye diye bir de baktık ki gidona asılı poşetlerle sınır kapısına gelmişiz. :) Kahvaltı yapamadan Bosna Hersek’ten Hırvatistan’a geçecektik. Tabi Hırvatistan girişi yine vize kontrolü vs. yapıldı ama herhangi bir sorun olmadan sınırdan geçtik. Biz Bosna Hersek’e girerken pasaport bile sorulmamasına alışmıştık. En ufak vize kontrolü bile fazla geldi :) Sınırda bisikletli bir grupla karşılaşıp selamlaştık. Bize göre ters yöne gidiyorlardı. Zaten Adriyatik sahilinin en güzel yanlarından biri hem motosikletli hem de bisikletli grup ya da kişilerle sık sık karşılaşmamız oldu.
Sınırı geçip hâlâ kahvaltı yapacak bir yer arıyorduk. Sonunda gölge olan ama asla manzaralı olmayan bir noktada kahvaltılıkları meyve suyu eşliğinde mideye indirdik ve yola devam ettik. Yol giderek yükseliyordu. Denizden de uzaklaşmaya başladı. Artık Adriyatik’e, kısaca denize, veda ediyorduk. Tepeyi aşıp arkaya geçmeye başladığımızda susuzluğumuz da had safhaya ulaşmıştı. Çevredeki yer isimleri oldukça eğlenceliydi. Her birini okuduğumuzda üzerine espri üretiyorduk. Klek, Raba, Duba ve en sonda da Opuzen. :)
“Suuu, suuu” diye inlerken karşımıza çıktı Neretva’nın geniş havzası. Adriyatik’e yaklaştığı bu noktadaki geniş sulak alanın en uzak noktası bile bulunduğumuz yükseklikten görülebiliyordu. Sadece, içme suyu olabilecek bir yer görünmüyordu yakınlarda. Opuzen’e kadar gitmemiz gerekti su bulabilmek için. Girişteki bir markette suları takviye ettik. Opuzen’deki yol ayrımıyla birlikte artık Mostar’a kadar giden ve Neretva Vadisi’nden geçen yola da girmiş olduk. Metkoviç, Hırvatistan’daki son yerleşim yeriydi. Dümdüz yolda Bosna Hersek’e tekrar gireceğimiz sınır kapısına doğru ilerlerken yol kenarı levhasında “Hoşgeldiniz” yazıyordu ama biz daha sınır kapısına ulaşmamıştık. Telefondan konumumuzu kontrol ettiğimizde aslında sınır geçmiş olduğumuzu gördük. Sınır kapısı içinse birkaç kilometre daha ilerlememiz gerekiyordu.
Bosna Sınırı’na girerken yine tanıdık bir durumu yaşadık. Bizim geldiğimiz gören Bosna’lı sınır görevlisi eliyle yine “geç” işareti yaptı ve biz yine durmadan sınır geçmiş ve Bosna Hersek’e girmiş olduk. Kısaca Bosna Hersek’e her iki girişimizde de pasaportlarımız kontrol edilmemiş hatta bisikletten bile inmemiştik. :)
Počitelj’ye geldiğimizde yolun üstünde gördüğümüz görkemli kule dikkatimizi çekti. Durup fotoğrafladık. Internet’ten kontrol ettiğimde de bulunduğumuz yerde Şişman İbrahim Paşa Cami olduğunu öğrendim. Neretva’nın yemyeşil vadisinde ilerlerken bulutların toplandığını görüyorduk. Yağmur geliyordu. Nerede yakalanacak ve ne kadar ıslanacaktık ? :) Yağmurun kısa sürede şiddetle yağmaya başlamasıyla dümdüz yolda kendimize sığınacak bir yer aradık. Bulduk da. Yolun kenarında, belli ki bir şeyler satmak amacıyla kullanılan üstü de kapalı boş bir tezgahın altına sığındık. Sadece iki bisikleti ve Gökalp’le beni alabilecek büyüklükte (veya küçüklükte) bir yerdi. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. Tek tesellimiz rüzgarın olmaması ve dolayısıyla yağmurun dik bir şekilde yere inmesiydi. Kenarlardan ıslanmıyorduk. Yaklaşık 1 saat orada yağmurun dinmesini bekledik. O kadar sakin bir bekleyişti ki Gökalp büyük bölümünde uyuyordu. Nihayet yağmur dinip tekrar yola çıkarken uyandırdım. Neretva’ya eşlik eder şekilde yola devam ettik. Hava epeyce kapalıydı. Yağmur tehdidi, tepemizde Demokles’in kılıcı gibiydi. :) Nihayet Mostar levhası bize ulaştığımızı müjdeledi. Hızlıca kalacak yerimizi ayarlayıp Mostar Köprüsüne gitmek istiyorduk. Yine bir apart bulduk. Köprüye biraz uzaktı ama fena değildi. Yerleştik, kıyafetleri değiştirdik kaldığımız yerden aldığımız şemsiyelerle Mostar Köprüsü’ne yürümeye başladık. Yağmur yine şiddetini arttırmış yollarda küçük göller oluşmuştu. Önce Neretva’nın kenarına idik. Mostar Köprüsü’nü tüm haşmetiyle görüyorduk nehir seviyesinden. Sonra yukarı çıkıp köprüye çıkan sokağa girdik. Orada küçük bir çarşı oluşmuştu. Arnavut kaldırımı sokağın taşları parlıyordu yağmur altında. Hediyelik eşya satıcılarını ve restoranları pas geçip köprüye ulaşırken heyecanlanmıştık. Yağmur altında köprüdeydik. Bosna savaşı sırasında Hırvat topçusu tarafından yerle bir edilen köprü Türkiye’nin girişimleriyle tekrar Neretva’nın iki yakasını bir araya getirmişti ve biz de o noktadaydık Gökalp’le birlikte. Köprüye çıkan kapının hemen yanında yerdeki bir taşın üzerinden “Don’t forget 1993” yazıyordu. Genel olarak bu coğrafyanın bir çok bölümünde bu savaşın izlerini görüyorduk. Hem insanlarda hem binalarda hem de anıtlarda…
Artık açlığı yatıştırma vakti gelmişti ve soluğu köprüye gelirken gördüğümüz yöresel lezzetler sunan bir restoranda almıştık. Açlık yoğun olduğundan, menüde gözümüze çarpan büyük porsiyonlu tabaklardan istedik. Garson biraz şaşırarak “Çok mu açsınız ?” diye sordu. “Evet” dedik. “Çok açız.” Bir süre sonra garsonun sorusunun sebebi anlaşıldı. Biz iki ayrı siparişimizle 4-6 kişilik yiyecekler sipariş etmişiz. Karışık içerikte hem et hem kızartma vs. bir sürü şey bir aradaymış. Sonuç olarak bitiremedik tabi. Ama gözümüz doymuştu. :) Kalanı paketletip köprüden karşıya geçtik. Karşı taraf da geldiğimiz taraf gibi çarşıydı. Biraz ilerleyince bir cami ve bahçesinde Türkçe “Demleme çay” yazısını gördük. Yağmur da dinmişti ve havada muhteşem bir koku vardı. Caminin bahçesinde, muhteşem bir Mostar Köprüsü manzarasında içtik çaylarımızı. Birden bire ezan başladı. Hem bizim bahçesinde olduğumuz camiden hem de çevre camilerden… Vadide çok güzel yankılanıyordu ezan sesleri. Ortamın ambiyansı muhteşemdi.
Çok oyalanmadan kaldığımız yere döndük. Ertesi gün, turun en uzun etaplarından birini geçecektik ve iyice dinlenmeliydik.
9.Gün : Neum – Mostar
Mesafe : 76.10 km.
Yolda geen süre : 04:31 saat
Ortalama hız : 16.81 km/s
Maksimum hız : 49.61 km/s

Ortalama eğim çıkış : %2
Maksimum eğim çıkış : %9
Ortalama eğim iniş : %-2
Maksimum eğim iniş :%-7


Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.

Neum’dan Mostar’a yola çıktık.

Neretva Havzası

Bosna Hersek’e bir kez daha hoşgeldik. :)

Počitelj’deki etkileyici kule


Mostar yolu yemyeşil


Yağmur bastırdı. Tente altına sığındık.



Mostar’a geldik.


Mostar Köprüsü manzaralarına yağmur eşlik ediyor.










Yemeği biraz abarttığımız doğrudur. :)




Tepedeki haç savaş sonrası konmuş. Din alanındaki çekişmeler hâlâ devam ediyor. Bu haçın benzerlerini başka yerlerde de görmüştük.

Akşam üstü, çay eşliğinde Mostar Köprüsü manzaraları

 

Yusuf Z. Şipal

Forum Bağımlısı
Kayıt
14 Nisan 2010
Başlık
132
Mesaj
1.874
Tepki
1.532
Şehir
Aydın, İzmir
Bisiklet
Cannondale
Harika bir paylasim olmus. Nefesinize saglik. Mostarda hala pek cok bina kursun izlerinden delik desik. Ic savasin izleri dramatik bir sekilde her yerde. Bilincli olarak da onarilmamis. Genc kusak orada yasananlari bilmiyor maalesef. Tabii Sarajevo ve diger pek cok sehirde de bu izler hala canli. Srebrenitsayi hatirlamak bile korkunc ve cok uzucu. Ister istemez bunlari hatirladim resimleri gorunce.
Mostar ise muhtesem varligiyla hala cok etkileyici.
 
  • Beğen
Tepkiler: five

five

Part time turcu
Kayıt
29 Temmuz 2005
Başlık
97
Mesaj
1.242
Tepki
2.934
Yaş
48
Şehir
İstanbul-Bostancı
Başlangıç
2004—05
Bisiklet
Diğer
Bisiklet türü
Şehir - Tur
  • Başlık sahibi Başlık sahibi
  • #4


Bağlantıyı görüntüleyebilmek için üye girişi yapmalısınız.





























 
Yukarı Alt