KevSerSeri
Forum Bağımlısı
- Kayıt
- 3 Ağustos 2006
- Mesaj
- 1.351
- Tepki
- 3.316
- Şehir
- Ankara
Artvin'in Keşfi İçin Yola Çıktık!
Turcular;
Derviş Kızıltepe
İsmail Odabaşıoğlu
Kevser Önal
Serkan Önhan
Murat Öztürk (6. günden itibaren)
14 Ağustos Salı sabahı 13.30'da Ankara Garı'ndan Erzurum'a doğru yola çıktık. Gel Kevser gitmeden görüşelim diyen kulüp arkadaşlarımı görmek için önce okula gittim. Çay, simit, poaça, muhabbet derken saatime bakıp ben kaçıyım diyerek ayrılıyorum...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0730.jpg
Gara gittiğimde henüz kimse gelmemişti. Hemen telefonuma el atıp herkesi aramaya başladım nerede kaldınız diye. Oranj ve Tranj hazır haydi çabuk gelin...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0735.jpg
İlk gelen Derviş. Hemen hatıra bir poz alıyoruz. (Bu sıcakta manyak mı bu kız bot giymiş diye dikkatinni çekenlere açıklamada bulunayım. Botu taşıma ayağına giy diyen Derviş'in sözüne uydum. Anam anam diyim ben size. Gidene kadar ayaklarım yandı.)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0736.jpg
Hadi bisikletleri sökelim, paketleyelim derken bi de ne görelim! Arkamdan gara gelmiş bizimkiler uğurlamaya. Canım arkadaşlarım ehhe...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0737.jpg
Tuğba'nın da hakkını yememek lazım( kendisi ablam olur). Parmağım çıktığından beri çok iyi davranır oldu. Her şeyde bi hayır var dedikleri bu olsa gerek. Yolda yiyelim diye börek yapmış, dünya erzak almış. Elinde 2 koca poşetle o da gara geldi.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0738.jpg
Oh oh ortalık şenlendi derken ayrılık vakti geldi çattı... Hoşça kalın Kenan, İlbilge, Tuğba, Murat ve Mesut...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0741.jpg
Trenin en güzel tarafı benim gibi yerinde duramayanlar için kalkıp gezme alternatifinin olması. Ohhh o vagon senin bu vagon benim dolanıyoruz. Yatıp kalkıp hadi o zaman bir şeyler yiyelim diyip restoran kısmına geçiyoruz.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0743.jpg
(Trenden bir bebiş)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0746.jpg
Ha zannetmeyin ki daha şimdiden açıldık çok para harcıyoruz. Sadece çaya para verirken Pedalsesi'nin Marifetli Oğlu Serkan'ın yaptığı elmalı kurabiyeleri ve acayip karışık malzemelerle hazırlanmış karışık kekini tadıyoruz. (Çok iyi reklamını yaptım bak Serkan daha da evde kalırsan ben karışmam.) Sonra börek çörek derken 22 saatin neredeyse 6 saatini yeme içmeyle geçiriyoruz...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0751.jpg
Çok asilim değil mi parmak havadayken hahaha...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0755.jpg
Tren yolculuğunda başımıza gelen ilginç olaylar...
Kayseride kondüktörün değişmesiyle yeniden bilet kontrolü başladı...
Kondüktöre biletleri uzattım okudu okudu önce bana baktı sonra yanımda oturan Derviş'e.
Kondüktör: Tıkgıt
Kevser: Nasııııııl? (Tıkrit anladığım için Irak ile ne alaka diye düşünmekteyim)
Kondüktör: Gart gart..
Derviş: Öğrenci kartı mı istiyorsun abi?
Kondüktör: Anaaa Türkmüş. Ne o öyle suratını değiştirmişsin. (Derviş'in değişik sakal traşı adamı yanıltmış olmalı)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0758.jpg
Ticket demeye çalıştığını anlayınca hepimiz koptuk tabi. Gül gül krizlere girdik. E tabi buna bozulan adam şimdi ben ona bir şey desem ne olacak diye söylene söylene gitti. Aslında ona değil türkçe konuşup da anlaşamamıza güldük...
Diğer bir ilginç olay ise Alman bir çiftin yanına harita almadan Kaçkarlar'a tırmanmak için sallana sallana yola çıkması. Trende anlaşabilecek kimse bulamadıkları için görevli adamı yanımıza getirdi. Hangi rotayı izliceklerini nereden nereye varacaklarını öğrendikten sonra elimizde fazla olan haritalardan birini onlara verdik. İnanılmaz rahat insanlar. Biz kendi ülkemizi gezmek için köy yollarını dahi gösteren harita satın alıyoruz, patikaları bulmaya çalışıyoruz. Eller de yabancısı olduğu ülkede kimseyle anlaşamadan rahat rahat geziyor. Enteresan valla...
15 Ağustos 2007 Çarşamba (Turun İlk Günü)
12.30 da 1,5 saatlik bi gecikmeyle nihayet Erzurum'a vardık.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0760.jpg
Bisikletleri birleştirmemiz bagajları bağlamamız nerdeyse bir saatimizi aldı.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0762.jpg
14.25'de Çifte Minareli Medrese'yi görmeye gittik.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0763.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0766.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0767.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0769.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0764.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0768.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0770.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0772.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0771.jpg
14.45'de Üç Kümbetler.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0773.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0777.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0778.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0775.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0782.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0781.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0784.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0785.jpg
15.00'da Yakutiye Medresesi
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0789.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0788.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0787.jpg
15.45 Nihayet Erzurum'un meşhur çağ kebabını yemek için Gelgör lokantasına daldık. Gittik, gördük, bizzat test ettik. Mmmmmm muhteşem, yolunuz düşerse mutlaka deneyin... Ancak dur demesini bilmelisiniz. Siz tamam yeterli diyene kadar tabağa şiş getirmeye devam ediyorlar...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0790.jpg
Ustalık pek de yakışırmış kızımıza ehhe...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0791.jpg
Biz içeride yemek yerken hafiften yağmur atıştırdı. Amanın nasıl gidicez derken yemeğimizi bitirene kadar yağmurun durması hepimizi sevindirdi.
16.30 Tortum yolcusu kalmasın. Yolcu yolunda gerek diyerek attk kendimizi ıslak sokaklara...
17.20 Ağzı açık ayran delisi İso avare avare giderken Kevser'in bagajına gidonunu takınca tepetaklak olur. Dakika 1, gol 1... Hemen bagajımdan sağlık çantasını çıkarıp pansuman yapıyorum ve yolumuza devam ediyoruz...
Sağ olsun yolu sorduğumuz 3-5 kişi Tortum'a kadar hep iniş dedi. Ama niyeyse altimetrem ve bacaklarım çaktırmadan hep yokuş tırmandığımızı gösteriyordu. Öyle ki 1760'dan 2060'ye kadar zaman zaman stabilize yollarda pedal bastık. Toplamda 75km. yol aldık. Yolu anlatmak mümkün değil. Hava karardı, yollar toz toprak. Bir tane ışık zerresi yok. Zaten fazla araç da geçmiyor. Bisikletlerimize ışıklarımızı taktık ama nafile... Arada sırada yerden simsiyah kitinli tıkıt tıktır canlılar geçiyor. Acaba akrep mi diye düşünsem de ne olduğunu anlayamadığımız için vadi boyunca bisikletten inmemeye gayret gösterdik.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0795.jpg
Derviş, 'Kevser önüne bak yan taraf uçurum' derken ben de aynı anda kafamı gökyüzüne çevirmiş 'aaaa yıldızlara bak ne güzeeeeel' diye sesleniyordum kendisine hahahahah..
Tortum Merkez'e vardık mı acaba derken ilk gördüğümüz ışık bir benzinliğin. Hemen yanaşıyor yüzümüzü gözümü tozdan arındırıyoruz. Burada kamp atacak yer var mı diye söylenirken petrolün sahibi amca burası benim, isterseniz ilerideki bahçemde kurun isterseniz yukarıda mescit var oraya açın çadırınızı demesin mi obaaaaaaa...
Çaylarımızı yudumlarken İso Derviş'in tişörtünde hayvan resimlerinin altında yazan 'yak yeti yak yeti yak'ın anlamını merak edip sordu. Derviş Tibet Öküzü diye anlatmaya çalışırken, İso 'Haaa anladım bizim katır gibi bir şey' dedi. Derviş 'hee katır' diyince biz yine koptuk tabi. Benzinlikte ne kadar adam varsa hepsi bize bakıyor...
Derviş o gece dışarıda yatmayı tercih etti biz ise çadırda. İso'nun bu kadar horladığını bilmiyordum. Adam horlamıyor resmen kükrüyor yahu... Hem onun horultusu hem petrole gelen kamyonların sesi derken huzurlu uyuyamadım...
Sabah ola hayrola...
Turcular;
Derviş Kızıltepe
İsmail Odabaşıoğlu
Kevser Önal
Serkan Önhan
Murat Öztürk (6. günden itibaren)
14 Ağustos Salı sabahı 13.30'da Ankara Garı'ndan Erzurum'a doğru yola çıktık. Gel Kevser gitmeden görüşelim diyen kulüp arkadaşlarımı görmek için önce okula gittim. Çay, simit, poaça, muhabbet derken saatime bakıp ben kaçıyım diyerek ayrılıyorum...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0730.jpg
Gara gittiğimde henüz kimse gelmemişti. Hemen telefonuma el atıp herkesi aramaya başladım nerede kaldınız diye. Oranj ve Tranj hazır haydi çabuk gelin...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0735.jpg
İlk gelen Derviş. Hemen hatıra bir poz alıyoruz. (Bu sıcakta manyak mı bu kız bot giymiş diye dikkatinni çekenlere açıklamada bulunayım. Botu taşıma ayağına giy diyen Derviş'in sözüne uydum. Anam anam diyim ben size. Gidene kadar ayaklarım yandı.)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0736.jpg
Hadi bisikletleri sökelim, paketleyelim derken bi de ne görelim! Arkamdan gara gelmiş bizimkiler uğurlamaya. Canım arkadaşlarım ehhe...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0737.jpg
Tuğba'nın da hakkını yememek lazım( kendisi ablam olur). Parmağım çıktığından beri çok iyi davranır oldu. Her şeyde bi hayır var dedikleri bu olsa gerek. Yolda yiyelim diye börek yapmış, dünya erzak almış. Elinde 2 koca poşetle o da gara geldi.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0738.jpg
Oh oh ortalık şenlendi derken ayrılık vakti geldi çattı... Hoşça kalın Kenan, İlbilge, Tuğba, Murat ve Mesut...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0741.jpg
Trenin en güzel tarafı benim gibi yerinde duramayanlar için kalkıp gezme alternatifinin olması. Ohhh o vagon senin bu vagon benim dolanıyoruz. Yatıp kalkıp hadi o zaman bir şeyler yiyelim diyip restoran kısmına geçiyoruz.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0743.jpg
(Trenden bir bebiş)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0746.jpg
Ha zannetmeyin ki daha şimdiden açıldık çok para harcıyoruz. Sadece çaya para verirken Pedalsesi'nin Marifetli Oğlu Serkan'ın yaptığı elmalı kurabiyeleri ve acayip karışık malzemelerle hazırlanmış karışık kekini tadıyoruz. (Çok iyi reklamını yaptım bak Serkan daha da evde kalırsan ben karışmam.) Sonra börek çörek derken 22 saatin neredeyse 6 saatini yeme içmeyle geçiriyoruz...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0751.jpg
Çok asilim değil mi parmak havadayken hahaha...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0755.jpg
Tren yolculuğunda başımıza gelen ilginç olaylar...
Kayseride kondüktörün değişmesiyle yeniden bilet kontrolü başladı...
Kondüktöre biletleri uzattım okudu okudu önce bana baktı sonra yanımda oturan Derviş'e.
Kondüktör: Tıkgıt
Kevser: Nasııııııl? (Tıkrit anladığım için Irak ile ne alaka diye düşünmekteyim)
Kondüktör: Gart gart..
Derviş: Öğrenci kartı mı istiyorsun abi?
Kondüktör: Anaaa Türkmüş. Ne o öyle suratını değiştirmişsin. (Derviş'in değişik sakal traşı adamı yanıltmış olmalı)
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0758.jpg
Ticket demeye çalıştığını anlayınca hepimiz koptuk tabi. Gül gül krizlere girdik. E tabi buna bozulan adam şimdi ben ona bir şey desem ne olacak diye söylene söylene gitti. Aslında ona değil türkçe konuşup da anlaşamamıza güldük...
Diğer bir ilginç olay ise Alman bir çiftin yanına harita almadan Kaçkarlar'a tırmanmak için sallana sallana yola çıkması. Trende anlaşabilecek kimse bulamadıkları için görevli adamı yanımıza getirdi. Hangi rotayı izliceklerini nereden nereye varacaklarını öğrendikten sonra elimizde fazla olan haritalardan birini onlara verdik. İnanılmaz rahat insanlar. Biz kendi ülkemizi gezmek için köy yollarını dahi gösteren harita satın alıyoruz, patikaları bulmaya çalışıyoruz. Eller de yabancısı olduğu ülkede kimseyle anlaşamadan rahat rahat geziyor. Enteresan valla...
15 Ağustos 2007 Çarşamba (Turun İlk Günü)
12.30 da 1,5 saatlik bi gecikmeyle nihayet Erzurum'a vardık.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0760.jpg
Bisikletleri birleştirmemiz bagajları bağlamamız nerdeyse bir saatimizi aldı.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0762.jpg
14.25'de Çifte Minareli Medrese'yi görmeye gittik.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0763.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0766.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0767.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0769.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0764.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0768.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0770.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0772.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0771.jpg
14.45'de Üç Kümbetler.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0773.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0777.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0778.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0775.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0782.jpg http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0781.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0784.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0785.jpg
15.00'da Yakutiye Medresesi
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0789.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0788.jpg
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0787.jpg
15.45 Nihayet Erzurum'un meşhur çağ kebabını yemek için Gelgör lokantasına daldık. Gittik, gördük, bizzat test ettik. Mmmmmm muhteşem, yolunuz düşerse mutlaka deneyin... Ancak dur demesini bilmelisiniz. Siz tamam yeterli diyene kadar tabağa şiş getirmeye devam ediyorlar...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0790.jpg
Ustalık pek de yakışırmış kızımıza ehhe...
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0791.jpg
Biz içeride yemek yerken hafiften yağmur atıştırdı. Amanın nasıl gidicez derken yemeğimizi bitirene kadar yağmurun durması hepimizi sevindirdi.
16.30 Tortum yolcusu kalmasın. Yolcu yolunda gerek diyerek attk kendimizi ıslak sokaklara...
17.20 Ağzı açık ayran delisi İso avare avare giderken Kevser'in bagajına gidonunu takınca tepetaklak olur. Dakika 1, gol 1... Hemen bagajımdan sağlık çantasını çıkarıp pansuman yapıyorum ve yolumuza devam ediyoruz...
Sağ olsun yolu sorduğumuz 3-5 kişi Tortum'a kadar hep iniş dedi. Ama niyeyse altimetrem ve bacaklarım çaktırmadan hep yokuş tırmandığımızı gösteriyordu. Öyle ki 1760'dan 2060'ye kadar zaman zaman stabilize yollarda pedal bastık. Toplamda 75km. yol aldık. Yolu anlatmak mümkün değil. Hava karardı, yollar toz toprak. Bir tane ışık zerresi yok. Zaten fazla araç da geçmiyor. Bisikletlerimize ışıklarımızı taktık ama nafile... Arada sırada yerden simsiyah kitinli tıkıt tıktır canlılar geçiyor. Acaba akrep mi diye düşünsem de ne olduğunu anlayamadığımız için vadi boyunca bisikletten inmemeye gayret gösterdik.
http://i173.photobucket.com/albums/w59/KevSerSeri/IMG_0795.jpg
Derviş, 'Kevser önüne bak yan taraf uçurum' derken ben de aynı anda kafamı gökyüzüne çevirmiş 'aaaa yıldızlara bak ne güzeeeeel' diye sesleniyordum kendisine hahahahah..
Tortum Merkez'e vardık mı acaba derken ilk gördüğümüz ışık bir benzinliğin. Hemen yanaşıyor yüzümüzü gözümü tozdan arındırıyoruz. Burada kamp atacak yer var mı diye söylenirken petrolün sahibi amca burası benim, isterseniz ilerideki bahçemde kurun isterseniz yukarıda mescit var oraya açın çadırınızı demesin mi obaaaaaaa...
Çaylarımızı yudumlarken İso Derviş'in tişörtünde hayvan resimlerinin altında yazan 'yak yeti yak yeti yak'ın anlamını merak edip sordu. Derviş Tibet Öküzü diye anlatmaya çalışırken, İso 'Haaa anladım bizim katır gibi bir şey' dedi. Derviş 'hee katır' diyince biz yine koptuk tabi. Benzinlikte ne kadar adam varsa hepsi bize bakıyor...
Derviş o gece dışarıda yatmayı tercih etti biz ise çadırda. İso'nun bu kadar horladığını bilmiyordum. Adam horlamıyor resmen kükrüyor yahu... Hem onun horultusu hem petrole gelen kamyonların sesi derken huzurlu uyuyamadım...
Sabah ola hayrola...


