Scudo Sports

Antalya-İstanbul sahil boyu tur

@undefined saolun hocam cevabınız için sizin rotada yokuşlar fazlaydı sanırsam birde tecrübelerinize bakarak şu rotaya göz atar mısınız ? (link)
 
  • Beğen
Tepkiler: aytu_14
Scudo
@undefined saolun hocam cevabınız için sizin rotada yokuşlar fazlaydı sanırsam birde tecrübelerinize bakarak şu rotaya göz atar mısınız ? (link)

Çizdiğiniz güzergah üzerinde hiç yol almadım. Tahmini olarak söyleyecek olursam; köy yolları, iç yollardan gideceğiniz için yollar çoğunlukla soğuk asfalt olacaktır. Hatta yer yer toprak yolda olacaktır. Muhtemelen yol durumları ne iyi ne kötüdür. Yol kenarlarında çakıllar olabilir.
Profil kartınızda gördüğüm kadarıyla şehir-tur bisikleti kullanıyorsunuz. Bisikletinizin dış lastik kalınlığını bilmiyorum ama muhtemelen incedir. Yolculuğunuz biraz sarsıntılı olabilir.
Sizin güzergahınızda da yaklaşık 10 bin metre tırmanış ve iniş gözüküyor. Büyük bir kısmını ilk seferde çıkacaksınız. Cocakdere Milli Parkına vardıktan sonra uzunca bir süre iniş yapacaksanız. Rotanızda milli parklar var. Ormanın içinde sürüş yapacaksınız. Bence çok keyifli bir tur olacaktır. Yaklaşık 2400 m rakıma çıktıktan sonra şöyle bir geriye dönüp bakınca aldığınız hazzın tarifi olmayacaktır.
Merak ettiğiniz başka soru varsa özelden mesaj atabilirsiniz. Elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım.
 
18. Gün (Cunda Adası-Edremit-Küçükkuyu(Çanakkale)) (92 km)

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
(Ömer Hayyam)


Çanakkale’ye -canım Çanakkale’ye, gençliğime- yaklaşmanın heyecanından mıdır bilemem, o gün çok hızlı geçmişti. Ne zaman uyandım da yola çıktım, Edremit’i, Akçay’ı nasıl geçtim hatırlamıyordum. Yolda durup ne yemek yediğimi, nerede yediğimi hatırlamıyordum. Her akşam küçük notlar yazıyordum. Ama o an aklıma bir şey gelmiyordu. Enteresan bir an yaşıyordum.
image-19.png

Biraz sonra bir şeyler hatırlamaya başladım. Bu tabelayı görünce durmuştum. Herhalde gülümsemiştim. Ya da yumruğumu sıkıp “Geliyorum ulan!” mı demiştim?

Bu fotoğrafı çekip GAAÖL’deki (Gökçeada Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi) arkadaşlarıma göndermiştim. Mikail “Daha 2 gün önce İzmir’deydin. Motor mu taktın, redbull içip kanatlandın mı?” diyerek klasik esprilerinden birini yapmıştı. Gülmüştüm... Ama sanma ki Mikail esprine güldüm. Çanakkale’ye ulaştım, ulaşacaktım. Bundandı gülümsemem.

Küçükkuyu’da sahilde bulunan bir caminin terasındaydım. Deniz manzaralıydı. Yatağımı sermiştim. Karşıda bir pansiyon vardı ve bir penceresi bana doğru bakıyordu. Şanslılardı çünkü güzel bir manzaraları vardı.(!)

O an komik bir durum yaşadım. Karşı pencere açıldı, bir selamlaşma oldu. Kafasını çevirip denize baktı, sonra bana baktı ve gülümsedi. “İçeride yatağım var, klimam var. Seninki nedense gözüme daha bir güzel göründü.” dedi. Bu sefer ben gülümsedim. “Buyur gel. Yer var.” dedim. Gülerek kafasını salladı. İyi akşamlar dileyip, penceresini kapattı.

image-20.png

Kral yatağı

Yazmayı bırakıp uyudum. Sabah erken yola çıkmam lazımdı. Kaz Dağlarının eteklerinde, canım Çanakkale’ye ulaşmak için 10 km’lik bir tırmanış beni bekliyordu. Olsun. Nasıl olsa inişi de vardı.
 
@aytu_14 bu mesajın girişi harikaydı, Ömer Hayyam başka lafa gerek yok. Camideki yerin 10 numaraymış.
 
19. Gün (Küçükkuyu – Çanakkale) (100 km)

Sabah ezan sesiyle uyandım. Ağır ağır toparlanmaya başladım. Araç yoğunluğu artmadan tırmanışı tamamlamam gerekiyordu. Tırmanış yaparken ağırlık çökmesin diye kahvaltı yapmadım. Suyumu tazeleyip, pedala asıldım.

(link)

"Çık çık çık! Dayan! Az kaldı! Çevir çevir çevir! Burundan nefes al. Ağızdan ver." Böyle yapa yapa zirveye ulaştım. Bu aştığım yokuş, bu turun zorlu olan son yokuşuydu.

image-21.png

Ege Denizine son bakış

Zirvede soluklanırken kulaklığımı taktım. Müzik listesini ayarladım. Dumanın parçaları eşliğinde inişe geçtim. Bu parçalar tur ritüellerim arasında yerini aldı. Bağıra bağıra söyleyerek Ezine’ye ulaştım. Burada kahvaltı yaptım.

Tekrar pedala basıp, Kepez'e ulaştım. Buradan sonra önümde hafif bir rampa vardı. O rampanın da tepesine ulaşınca Çanakkale karşımdaydı. “Geliyorum iki gözüm.”

(link)


Tepedeki benzinliğe su almak için girdim. O sırada arkadan bir motosikletli gelip yanımda durdu. “Kardeşim ben motorla çıkarken zorlandım. Uzaktan seni görüyordum. Nasıl çıkabiliyorsun helal olsun valla.” dedi. Çanakkale'yi görecektim. Yokuş mu tanırdım!

Çanakkale’ye doğru girmeye başladım. Anılarımı ilk depreştiren bir halı saha oldu. İlk defa baklavasına bir maç oynamıştım. Dershaneden hocamız bir takım kurmuştu. Biz de kendi sınıfımızdan bir kadro kurmuştuk. Hocamız baya iddialıydı, takımı sağlamdı. Şansımıza onlardan bir kişi maça yarım saat geç kalmıştı. Yani maça bir kişi eksik başlamışlardı. Rakibin bu zaafını iyi değerlendirip yarım saatte farkı açmıştık. Sonra o oyuncu maça dahil olmuştu. İyi ki geç gelmişti. Onun girmesiyle rakip farkı bire kadar indirmişti. Tabi bizim takım nefes nefese kalmıştı, direnmeye çalışıyorduk. Koşacak, adım atacak halimiz kalmamıştı. Hal durum böyleyken top orta sahada ayağıma geldi. Benden gitsin diye topu Hasan’a gönderdim. O da top kendisinden gitsin diye bana geri gönderdi. "Ulan topu niye bana atıyorsun" dercesine sinirlenerek tekrar ona, o aynı duyguları besleyerek tekrar bana gönderdi. 10’a yakın pas yaptık. Görenler Xavi-Iniesta paslaşıyor sanırdı. Böyle gıdım rakip kaleye yaklaşarak, birbirimizi zorlaya zorlaya Hasan’a golü attırmıştım. Golü attık ama ikimiz hala sinirliydik. Niye topu geri atıyorsun dercesine bakışıyorduk. O golden sonra rakip bir gol daha atmıştı. Ama süre yetmemişti, maçı kazanmıştık. Tüm takım yere yığılmıştı. Hocamız da satın aldığı baklavayı yemeden gitmişti. Baklava güzeldi.

Pedal çevirmeye devam ediyordum. Arkadaşlarımla yürüdüğüm sokakları, caddeleri geride bırakıyordum. Sürmeye devam edip kavşağa yanaştım. İleride başka bir halı saha vardı. Bir maçta bileğimi çatlamıştı. -Bileğimden hala ses gelir.- Soldan aşağı kaptırınca iskele var, devam ediyordum. Sağda bir otobüs durağı var. Bu durağım önünden yürüdüğüm bir zaman teyzenin biri “maşallah kuzum Tarık Akan gibisin.” demişti.

İskeleye doğru yanaşıyordum. Solda Saat Kulesi’ni gördüm. Bunla ilgili bir anım yok ama arkasındaki iddia bayisinde hayallerimizi yıkan çok anımız var. Belli bir dönem o iddia bayisinin üstündeki pansiyonda kalmıştık . Yemek dahil anlaşmıştık. Kemal, Hakan ve ben üçümüz kalıyorduk. Kemal hala pansiyon sahibi kadının yemekten sonra tatlı vermediğini anlatır.

image-22.png
Çanakkale Saat Kulesi

Saat kulesini geçip, sağdaki yoldan devam edince dönerciler, peynir helvası dükkanları, kafeler sokağı geliyordu. Devam ediyordum. Şakir’in Yeri, Donanma çay bahçeleri… Buralarda toplanırdık. Yalı fırını kapanmıştı. Mikail için ayçöreği yiyecektim, olmadı.

Geri döndüm. Kordon’a doğru sürdüm. Burada az mı volta attık. -Evet lisedeyken volta atıyorduk.- Truva Atı ve daha neler neler… Hangi taşı kaldırsam ya yaşadığım ya da arkadaşlarımın yaşadığı veya onlardan dinlediğim bir anı çıkar.

Saat Kulesi’nin oraya geri döndüm. Liseden arkadaşım Ali Rahman’la haberleşmiştik. Ona misafir olacaktım. Biraz bekledikten sonra geldi. Hiç değişmemişti. Selamlaşıp, hal hatır sorduktan sonra kardeşi Recep’in yanına gittik. Onlar arabaya bindi, ben arabanın peşinden bisiklet sürerek onları takip ettim. Beni güzelce bir terletmişlerdi.

Eve varınca Rahman’ın ailesiyle tanıştım. Sonra bir duş aldım. Güzel bir yemek yedik. Karpuz yedim. Karpuzu çok severim. Tek başıma yolculuk yaptığımdan karpuz alamıyordum. Bitirmesi sıkıntı, taşıması sıkıntı. Manava gidip çeyrek karpuzda isteyemiyorsun. Gerçi bir kere bir manava sordum olmaz demişti. Hayatta bazı anlar var, cesaret kırıcı oluyor. Bu da o anlardan biriydi. Bir daha da başka manava soramadım.

Rahman Matematik öğretmeni olarak Van’a atanmıştı. Sürecin kesinleşmesini bekliyordu. Ben de Vanlıyım. Van’a gittiğim zaman mutlaka yanına gideceğimi söyledim. An itibariyle henüz gidemedim. Çocuğun görev süresinin bitmesine az kaldı. Bir gün geleceğim Rahman.

image-23.png
 
Bu durağım önünden yürüdüğüm bir zaman teyzenin biri “maşallah kuzum Tarık Akan gibisin.” demişti.

yok ben iyice merak ettim bu hikayenin sonunu...umarım ihale genç ve güzel bir karşıcinsinde kalmıştır...😁🤪🤣
Hayır şöylede bir durum var, malum bende planlıyorum akdenizden karadenize uzanmak, tmm genç değiliz göbekliyiz vs ama belli mi olur, umarım sarkmazlar yaw...biber gazı alsammı diyordum, alayım ben...n'olur n'olmaz...🤑
 
yok ben iyice merak ettim bu hikayenin sonunu...umarım ihale genç ve güzel bir karşıcinsinde kalmıştır...😁🤪🤣
Hayır şöylede bir durum var, malum bende planlıyorum akdenizden karadenize uzanmak, tmm genç değiliz göbekliyiz vs ama belli mi olur, umarım sarkmazlar yaw...biber gazı alsammı diyordum, alayım ben...n'olur n'olmaz...🤑

Yok yok, bu sefer öyle değil. 😀 O olayı lise döneminde yaşamıştım. O otobüs durağını gördüğüm zaman aklıma gelen anılarımdan bir tanesiydi. 😊😊
 
@aytu_14 tmm kaçırmışım orayı k.bakma, zaten sakallı haline bakıp tarık akana benzetmesi zor...allah rahmet eylesin..
 
  • Beğen
Tepkiler: aytu_14
20. Gün (Çanakkale) (Sürüş yok)
(link)
Çanakkale Boğazı


Sabah uyandık. Evde tartı varmış. Kiloma tur sonunda bakacaktım ama dayanamadım. Tartının üzerine çıktığımda kilo 86'da sabitlendi. 92 kiloda başlamıştım. Gezdim, bağıra bağıra şarkılar söyledim, eğlendim. Aman bu dokunur aman şunu yersem kilo alırım gibi "vicdan azapları" çekmeden rahat rahat yemeğimi de yedim. Üstüne de 6 kilo verdim. Gerçek hayatta "saf acı" çekmeden bunu başarmak imkansıza yakındır. Bu turda da acı çekmedim desem yalan olur. Ama bu acı tatlı bir acıydı. Annemin yaptığı bol acılı güveç gibiydi. -Yerken ağlatır. Ağlatırken daha da çok yedirtir.- Terliyordum; kollarıma, bacaklarıma ağrılar saplanıyordu ama bitmesini istemiyordum. Çünkü tam da o zorluğun en uç olduğu anlarda yaşamı daha derinden hissediyordum.

Rahmanla kahvaltı yaptıktan sonra dışarı çıktık. Çanakkale’de olması muhtemel birkaç arkadaşımızı aradık. Kurban bayramı arifesi olduğundan herkes başka illere gitmişti. Ama bir arkadaşımın Çanakkale’de olduğunu instagramda gördüm. Emre Uçmak. Lisede aynı koğuşta kalırdık. -Evet koğuş... Niye volta attığımız daha rahat anlaşılır.- Sabah uyanınca pencereyi açıyorum diye sinirlenirdi. -Soğuk oluyormuş. Kardeşim 12(on iki!) insan bir arada yaşıyoruz. Tabi ki açacağım- Arkadaşlarıyla bir plajdaydı. Onun yanına gittik. Nişanlanmıştı. Nişanlısı Birsen Biga'lı olduğu için bayram için Çanakkale’ye gelmişler. Damat olunca; yok ben gelmiyorum, gezeceğim, bayram tatili var, hayatımın en güzel çağlarında senin köyünde ne işim var diyemiyorsun. En azından nişanlına söyleyemiyorsun. Çünkü bize söyledi. Bu sözlerinin üstüne birde düğün davetiyesini verdi. Gülerek davetiyesini aldım. Kardeşim ben yaşamaya, yaşamı hissetmeye çıkmışım bana niye ölümü hatırlatıyorsun?(!) @sametmrc

O günü Rahman ve Emre ile geçmişi yad ederek geçirdik. Sonra Emre Uçmak’la ayrıldık. Malum nişanlıydı. O gün akşam Rahman abimiz sağ olsun bana bir de peynir helvası ısmarladı. Ben normalde sade yerdim. Ama başka bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine -bir de hesabı Rahman ödeyeceği için olsa gerek- dondurmalı yedim. Çok daha lezizmiş.

Bu geceyi de Rahmanlarda geçirdim.

Turun Balıkesir (Sınır) - Çanakkale (Çıkışı) arasındaki teknik kısmıyla alakalı:

Rüzgar karşıdan esmeye devam etti. Çanakkale Körfezine girdiğim zaman rüzgar daha da şiddetliydi.

464 km boyunca yaklaşık 4500 m tırmanış ve iniş yaptım. Günlük ortalama 66,30 km sürüş yaptım.

İzmir Aliağa'dan Çanakkale Biga çıkışına kadar -Çandarlı-Dikili arası hariç- ana yoldan sürüş yaptım. Yol sıcak asfalt kaplamaydı. Sadece Çandarlı-Dikili arası ve Kazdağları eteklerindeki 10 km'lik mesafe soğuk asfalt kaplamaydı. Asfalt durumları iyiydi. Araç trafiği ise geçtiğim diğer yerlere göre artmıştı. Aliağa-Balıkesir sınırı arasında büyük araçların yoğunluğu fazlaydı.

*** Yolculuğum 2 gün daha devam etti. Bu bölümdeki yazı kısa olduğu için burada paylaşmayı uygun gördüm.
 
92 kg den 86 ya, 20 günde 6 kg, ayda 9 kilo. hemde yiyerek. umarım bende birazda bogazdan kısarak, bu rakamları yakalayabilirim.👍
 
@sametmrc kesinlikle katılıyorum. Bende 33 yaşında evlenen biri olarak tavsiye ederim. Bekarlık sultanlık falan filan değil. :koptum:
 
@HakanAydn Yakalarsınız. Zaten o kilolar vücudumuzda olan fazlalıklardır. Bu tarz bir yolculukta her anlamda fazlalıklardan kurtulmuş oluyoruz. Biraz yemek, biraz kıyafet, uyumak içinde iyi-kötü bir barınak yeterli oluyor.

@sametmrc @necmeddin şu videodaki kişi de en sonunda insanları evliliğe davet ediyordu :D

 
@HakanAydn Yakalarsınız. Zaten o kilolar vücudumuzda olan fazlalıklardır. Bu tarz bir yolculukta her anlamda fazlalıklardan kurtulmuş oluyoruz. Biraz yemek, biraz kıyafet, uyumak içinde iyi-kötü bir barınak yeterli oluyor.

@sametmrc @necmeddin şu videodaki kişi de en sonunda insanları evliliğe davet ediyordu :D

Adam çok güzel oynuyor. Çok soğuk kanlı ama emin olun böyle değil. Belki de benim bir kaç tahtam eksik olduğu, gözü önünde ölümden döndüğüm için artık benim için böyle değildir 😅.
 
  • Beğen
Tepkiler: Gkt34 ve aytu_14
21. Gün (Çanakkale-Biga) (100 km)

(link)
Bir günlük aranın ardından yola devam

Sabah uyanıp eşyalarımı hazırladım. Rahmancığım kahvaltı hazırlamış, yolluk hazırlamış. Kahvaltıyı yapıp vedalaştıktan sonra yola koyuldum.

Çanakkale’deyken GAAÖL’den sınıf ve koğuş arkadaşım İlyas mesaj atmıştı. Biga’ya uğrarsan mutlaka bekliyorum diye. Buralara kadar gelmiştim. Tabiki gidecektim. İlyas’ı görmeyeli de uzun zaman olmuştu.
Yapıldak, Lapseki istikametinde sahil yolunda devam ettim. Lapseki’ye vardığımda bir otostopçu ile karşılaştım. Arkadaş 3 aydır Lapseki’de şeftali topluyormuş. Parasını biriktirmiş. Yolculuğa devam edecekmiş. Artık canı nereye gitmek isterse. -Bu işleri yapmak, gezme sanatını icra etmek zor değil. Özel araca ihtiyacınız yok. Farklı farklı yolları var. Otostopu var, bisikleti var. Büyük birikimlere, meblağlara da ihtiyacınız yok.-

Lapseki’de yemek yedikten sonra Biga’ya doğru sürmeye devam ettim. Biga’ya varmadan yaklaşık 2-3 km önce dalgınlık sonucu bir çukura girdim. Bisikletin yüklü olmasından dolayı arka tekerin bir jantı kırıldı. Bu halde sürmeye devam ederek Biga’ya ulaştım.

İlyas’la biraz zor olsa da bir araya gelmeyi başardık. Biraz kilo almıştı ama o da değişmemişti. Beni “Allah’ın manyağı! Sen ne yapıyorsun oğlum!” deyip gülerek karşıladı. “Hayatı yaşıyorum.”

İlyas’la önce bisikleti tamir ettirebileceğim bir bisikletçiye gittik. Arife günüydü. Şansıma açık bir yer vardı. Bisikleti tamire bırakıp yemek yemeye gittik. Biga köftesinden yedirdi. Mükemmel bir köfteydi.

Yemekten sonra bisikleti tamirciden alıp Biga’da İlyas’ın bir arkadaşının evine bıraktık. Sonra motosikletle İlyasların evinin bulunduğu Sarısavat’a doğru yola koyulduk. Yol baya eğimliydi. Bisikletle çıkması zor olurdu. Ama gerek kalsaydı çıkardım, sıkıntı yok yani.

Güzel yolları aşarak Sarısavat’a ulaştık. Köyün mükemmel bir manzarası vardı. Bir sonraki gün bayram olduğundan insanlar köylerinde toplanmışlardı. Haliyle İlyasların evi de kalabalıktı. Annesi, babası, ablası, yeğenleri, eniştesi, abisi güzel bir ortam vardı. Bir yeğen hariç hepsiyle tanıştım. Laf arasında küçük diye bahsediyorlardı. Ben de markete, bakkala filan gitmiştir ya da oyun oynuyordur diye düşünüyordum. Böyle oturup sohbet ederken “ha işte bizim küçükte geldi” dediler. Kafamı kapıya doğru çevirdim. Herhalde kafasının kapıya çarpmasından endişelendiği için başını hafif eğerek içeri doğru bir adım attı. Bende bir "irkilme" olmadı desem yalan söylemiş olurum. “Hoş geldin abi” dedi. Benim sana abi, İlyas’ın sana dayı demesi lazım. Maşallah 13 yaşında biri için boyu posu muazzam. Nazar değmesin. Şaşırdığım güzel anlardan biriydi.

O akşam İlyas’la tekrar Biga’ya indik. Arkadaşlarıyla tanıştım. Çoğu İstanbul’dan bayram için gelmişti. Çay bahçesinde oturduk. Bir yanda okey masası, öbür yanda iddia tutkusu, nargileler, sigaralar, sohbet muhabbet derken gece köye geri döndük.

İlyas uçak teknisyeni. THY’de işe başlamıştı. Muhabbet ederken ufukta bir evlilik olup olmadığını sormuştum. “Yok be oğlum manyak mıyım ben?” demişti. Akıllı adamın hali bir başka oluyor. Affet hata ettim bu soruyu sorarak.

Bir sonraki sene Kurban Bayramı’nda yine Biga’daydım. Biliyorsunuz Kurban Bayramı her sene yaklaşık 11 gün geri atar. Bu sefer de İlyas’ın düğünü için gittim. “Yok be oğlum manyak mıyım ben?” sözünün üzerinden bir sene geçmeden söz, nişan, düğün yaptı. Hayatın cilvesi…
 
@aytu_14 Darısı başına inşallah :koptum: , bekar bekar pedallamak kolay , evli olunca her babayiğidin harcı değil gardaşım , bahane aynı ekmek almak, markete gitmek sonrasında hanımdan yine sen nerdeydinnn bakışı yemek , Allah'tan şimdilerde çocukları da alıp gidiyorum eski bakışları yemiyoruz , hatta aferin bile alıyoruz evli bir adam için çok büyük bir ödül.:D
 
Bir sonraki sene Kurban Bayramı’nda yine Biga’daydım. Biliyorsunuz Kurban Bayramı her sene yaklaşık 11 gün geri atar. Bu sefer de İlyas’ın düğünü için gittim. “Yok be oğlum manyak mıyım ben?” sözünün üzerinden bir sene geçmeden söz, nişan, düğün yaptı.
Şerefsizim benim aklıma gelmişti, ihhiii 🤪.
@aytu_14 kardeşim her erkek bir gün o halkayı boynuna aman parmağına takacak 😀
Vallahi ben takmadım parmağıma. Taktım da geri çıkardım 😏. Şimdi boynumda 🤣.
15882767923336377120680656076663.jpg
 
Geri