Ahmet Can Yakışır
Forum Bağımlısı
- Kayıt
- 8 Kasım 2008
- Mesaj
- 749
- Tepki
- 1.119
- Yaş
- 39
- Şehir
- Maltepe / İstanbul
- Bisiklet
- Sedona
selamlar...
beni bilen bilir, direkt konuya giriyorum
önümüzdeki haftasonu cumartesi ya da pazar günü uludağ'a çıkmayı kafaya koydum. hangi gün olacağını şimdiden kesinleştirmiyorum; çünkü hem benim yaşam tarzım plan program yapmaya pek müsait değil, hem de bakalım katılacak arkadaşlar ne diyecek :in:
nasıl gidip döneceğimiz konusunda 2 ihtimal var:
birincisi zor yol. kendi kas gücümüzle oteller bölgesine kadar tırmanıp, zirvede karnımızı doyurup 1-2 saat takıldıktan sonra geri döneceğiz.
ikincisi ise kolaycı ama eğlencesi yüksek olan yol: teleferikle uludağ'a çıkıp, oteller bölgesine kadar gayet keyifli bir parkurda bisiklet sürüp, sonra da hızlı ve adrenalin dolu bir inişle bursa şehir merkezine geleceğiz.
birinci yolu seçersek yukarı çıkana kadar ebemiz ağlayacak, çünkü inceden kalına doğru değişen kıyafetlerimiz ve daha da kötüsü yiyecekler ve bol miktarda su olacak yanımızda. hatta mangal bile götürebiliriz yani, o derece
tırmanacağımız yükseklik az buz değil, 150 metre rakımı olan şehir merkezinden 2300 metre yüksekliğe çıkacağız. katedeceğimiz mesafe de yaklaşık 35 km. yolda bol miktarda viraj var, bazı yerlerde çok dikleşiyor, son 1-2 kilometresinde yer yer kar ve buz olacak. gerçekten zorlu, performans ve tecrübe isteyen bir rota. yine de aktif bir bisikletçinin ortalama performansıyla 3 saatten kısa sürede zirveye varacağımız kesin. yukarıya varınca karnımız zil çalıyor olacak, hemen düzenekleri kurup tıkınmaya başlarız. sonra da zaten üstümüze bir ağırlık çöker, şöyle bir yayılıp dinlenir ve karlı manzaranın tadını çıkartırız (sanki karı da çok özledik ya, neyse
) kendimize gelince biraz da oralarda dolaşırız, belki kayak falan yapmaya çalışırız, sonra da dönüş yolculuğuna çıkarız. öyle fazla hızlı olmayan, tatlı-heyecanlı bir iniş yapabiliriz. daha hızlısına zaten enerjimiz yetmez... yine de ne olursa olsun, öğleden sonra suratlarımızda bu zorlu rotanın hakkından gelmiş olmanın haklı gururu ve içimizde güzel geçen günün neşesiyle evlerimize döneriz.
ikinci yol ise şöyle: öyle fazla erken bir saatte kalkmaya gerek olmadan; iyi bir kahvaltıyla güne güzel bir başlangıç yapar ve heykel'de buluşup teleferiğe doğru çok da uzun olmayan bir tırmanış yaparız. sonra teleferiğe biner, manzarayı seyrederek muhabbet ede ede zirveye varırız. tam öğlen vakti orada olmak en güzeli; güneşin en tepede olduğu saatlerde hava da nispeten sıcak olur ve sis de olmayacağından tamamen açık bir görüşe sahip oluruz. böyle güzel bir ortamda kafamıza göre dolanırız, sonra oteller bölgesine geçeriz, o arada da yanımızda getirdiğimiz atıştırmalık yiyeceklerle karnımızı tok tutarız. sonra asıl oraya geliş amacımız olan iniş macerasına başlarız
teleferiğe kadarki tırmanışla zaten sabah sporumuzu yapmış olan bünyelerimiz, zirvede geçireceğimiz eğlenceli dakikaların da etkisiyle hepten coşmuş olur ve gazı almış bir halde, adrenalin dolu bir iniş yaparız :in: o dik inişleri, sert virajları falan düşünmek bile beni heyecanlandırıyor şu an 
seçim sizin. detayları birlikte şekillendireceğiz. kendine güvenen buyursun
beni bilen bilir, direkt konuya giriyorum
önümüzdeki haftasonu cumartesi ya da pazar günü uludağ'a çıkmayı kafaya koydum. hangi gün olacağını şimdiden kesinleştirmiyorum; çünkü hem benim yaşam tarzım plan program yapmaya pek müsait değil, hem de bakalım katılacak arkadaşlar ne diyecek :in:
nasıl gidip döneceğimiz konusunda 2 ihtimal var:
birincisi zor yol. kendi kas gücümüzle oteller bölgesine kadar tırmanıp, zirvede karnımızı doyurup 1-2 saat takıldıktan sonra geri döneceğiz.
ikincisi ise kolaycı ama eğlencesi yüksek olan yol: teleferikle uludağ'a çıkıp, oteller bölgesine kadar gayet keyifli bir parkurda bisiklet sürüp, sonra da hızlı ve adrenalin dolu bir inişle bursa şehir merkezine geleceğiz.
birinci yolu seçersek yukarı çıkana kadar ebemiz ağlayacak, çünkü inceden kalına doğru değişen kıyafetlerimiz ve daha da kötüsü yiyecekler ve bol miktarda su olacak yanımızda. hatta mangal bile götürebiliriz yani, o derece
ikinci yol ise şöyle: öyle fazla erken bir saatte kalkmaya gerek olmadan; iyi bir kahvaltıyla güne güzel bir başlangıç yapar ve heykel'de buluşup teleferiğe doğru çok da uzun olmayan bir tırmanış yaparız. sonra teleferiğe biner, manzarayı seyrederek muhabbet ede ede zirveye varırız. tam öğlen vakti orada olmak en güzeli; güneşin en tepede olduğu saatlerde hava da nispeten sıcak olur ve sis de olmayacağından tamamen açık bir görüşe sahip oluruz. böyle güzel bir ortamda kafamıza göre dolanırız, sonra oteller bölgesine geçeriz, o arada da yanımızda getirdiğimiz atıştırmalık yiyeceklerle karnımızı tok tutarız. sonra asıl oraya geliş amacımız olan iniş macerasına başlarız
seçim sizin. detayları birlikte şekillendireceğiz. kendine güvenen buyursun


