Her şey eve dönmeden önce yemek molası verdiğimde başladı…
Bisikletimi duvara yaslanmış vaziyette duran Merida’nın ön tarafında bir yere yaslamış, hem aç karnımı doyuruyorken; elinde kaskıyla, doymuş karnının rahatlığı, ödenmiş hesabın hafifliğiyle kasadan bisikletine doğru adının Ömer olduğunu sonradan öğrendiğim Ömer (nasıl bir tabirse)
geldi.
Hoş-beş, nereden-nereye, kimsin-nesin, varlığının amacı ne vb. kısa muhabbetten sonra bana forum’dan olup olmadığımı sordu.
Hayır, dedim. Yıkıldı…
Sabah gördüm çeşmenin başında toplanmışlardı, dedim. Sevindi…
Fakat nereye gittiler bilmiyorum belki de dönmüşlerdir, dedim. Bir umutla ‘hayır gitmemişlerdir, buralarda bir yerdedirler’ diye haykıracaktı haykırmadı. Normal ses tonuyla söyledi.
Ben arayacağım eşlik eder misin, dedi.
Doymamış karnımın rahatsızlığı, ödenmemiş hesabın sıkıntısı ve ayranın vermiş olduğu rehavet içinde “evet” dedim…
Nerede arayacağımızı sorduğumda “bilmem, sakin bir yere gitmişlerdir” diyince “2. koya gidelim” dedim.
Gittik…
…
Dönüş yolunda arka tarafta kayda değer bir şey yaşanmadı. Ön tarafta neler oldubitti onları da zaten görmedim.
Bir yerde bir teyzeyle aramda geçen kısa diyalog;
Teyze-Evladım siz yarışıyor musun?
Ben-Hayır teyze yarışmıyoruz.
Teyze-Arkadaşların seni bıraktı gitti…
Ben-Onlar ileride bekler teyze…
Başka bir vatandaşla geçen diyalog;
Arkada başka gelen var mı?
Hayır yok…
E geride kalmışsın bas gaza…
Gaz olsa basacam…
Başka bir vatandaşla geçen diyalog 2;
Oooo geride kalmışsın…
E birinin geride kalması lazım, keşke yol geniş olsa da hepimiz yan yana gitsek.
BİTTİ
@korkmaz gök
Sen eski teknik kullanmışsındır. Yeni teknikler çıkmıştır onları kapsan….
Geçmiş olsun...