20 Yıldan Sonra Aynı Yolda

bisikletseven

Forum Bağımlısı
Kayıt
6 Eylül 2008
Mesaj
1.038
Tepki
1.593
Şehir
Ordu----Artvin
Bisiklet
Trek
http://img560.imageshack.us/img560/3702/adszbr.png
(Alıntıdır)

Giriş;
Ramazan bayramı tatilinde memleketim Artvin’in Arhavi ilçesindeyim. Tatilim süresince hava oldukça yağışlıydı. Bazen sabah bazen öğleden sonra yağış var. Eve tıkılıp kalıyor insan böyle zamanlarda. Düşünüyorum. Balığa gitsem dereler taşmış, köye gitsem yollar kopmuş. Bunun üzerine kardeşimin bisikleti ile gezmeye karar veriyorum. Yalnız lastik patlaması halinde yama takımı yok pompa yok levye, anahtar takımı yok. Hava durumu da malum. Olsun gezmek istiyorum. Hiçbir hazırlığım olmamasına rağmen atladım bisiklete evdekilere ben biraz dolanayım dedim. Dedim ama kendimi tutamadım. Şu komşu ilçeye (Hopa ilçesine) bi gideyim gittim giderken hava kapalıydı dönüş yolunda ise o kapalı havaya bir de karanlık eklendi. Havanın bu kadar erken kararacağını kestirememiştim. Yolda tam teçhizatsız bir şekildeyim. Birden bire denizinin ortası aydınlandı o karanlık içinden kapkara bulutları gördüm ardından müthiş bir gök gürültüsü ve aniden bardaktan boşalırcasına yağan yağmur fazla değil dakikalar içinde sudan çıkmış balık gibi oldum. Pedala her basışımda ayakkabıdan sular fışkırıyor, tekerlerden yüzüme çamurlar yapışıyor o yapışan çamurları yağmur yıkıyor, bir yandan denizden esen rüzgarla da denizin tuzlu suyunu soluyorum ve zifiri karanlıkta şehirler arası yolda ilerliyorum. Gökyüzünde değişik şekilde çakan şimşeklerin ve bir yandan da nadiren geçen arabaların ışıkları bu karanlığı yarıyor. Her pedal basışımdan zevk alıyorum. Olumsuzlukları hiçe sayarak bisiklete binmenin keyfini sürüyorum. Bu zorlukları dayanıklılık sayıyorum. Buraların insanıyım ne de olsa vaktiyle bu yağmur altında okula giderdim, balık tutardım, çay toplardım alışıktım yani. Tam da bu sıra da yarın köye çıkayım diyor ve kararımı veriyorum. Yarın köydeyim. Akşam eve varana kadar bu kararım devam ediyor. Evde köyden gelen misafirlerimiz var. Sohbet esnasında soruyorum köyde havalar nasıl yollar nasıl diye. Dayım diyor ki “yeğenum ben 3 gündur çıkamadum köyde yol kopmiş hala yapamadiler yol mol yok.” Kafam karışıyor ne yapsam yarın diye.


20 Yıldan Sonra Çocukluğumun Yollarındayım:

Ertesi gün sabah yine güzel bir yağmur yağıyor tabii hava yine kapalı. Dünden nasibini almış olan ben bu gün de mi nasiplensem yağmurdan. Yok ya bu sefer yollar da kopmuş etrafı sel almış götürmüş. Sonra bulutların arasından sızan ışık demetleri ve birden bire güneş yüzünü gösteriyor. Benim umutları canlandırıyor. Cesaretim geliyor. Haydi bana eyvallah atlıyorum bisiklete ve durmuyorum. Yine yüzümde çamur izleri belirmeye başlıyor olsun. Hava yine kararabilir olsun yağmur yağabilir olsun, yollar kapalıymış olsun. Ne kadar olumsuzluk varsa yolumda hepsi olsun yolu bilmiyorum olsun hiç teçhizatım yok olsun ne olursa olsun pedallıyorum. Tabii güneş daha da açıyor. Terliyorum. Önce eski köy yolunu tercih ediyorum. Arhavi’nin Kavak beldesine kadar geliyorum. Hava güneşli mi güneşli sanki sabah hiç yağmur yağmamış. Köy yollarımızın da büyük kısmı beton yol olmuş da doğa dinler mi, kopmuş yollar yine kısmen çamur olmuş. Takıyorum kulaklığı bir yandan müzik dinliyorum sakin doğada bir yandan etrafıma bakıyorum. Çay toplayan insanları görüyorum merhabalaşarak geçiyorum çay alım yerlerindeki insanların yanlarından. Gidiyorum 20 seneyi aşkındır gitmediğim yollarda. Hafızamda canlanıyor çocukluğum bazı manzaraları hala aynısı gibi görünce buluyorum çocukluğumu bu yollarda. Çocuk oluyorum. Her zaman araba olmadığı için küçükken babamla beraber yürüyerek köyümüzden inerdik Arhavi’ye. Bir mutluluk var içimde, ama anlatacak edebi dilim yok. Pedallıyorum büyük bir heyecan ve mutluluk içinde. Gah çağlayan derenin sesinde gah kuş cıvıltısı ve köpek havlamaları eşliğinde yolculuğum sürüyor.

Bir çay alım yerinde durup önce selamlıyor sonra soruyorum.
- Dülgerli köyüne gidiyorum. Yolu tarif eder misiniz?
Çok yardımsever bir tavırla ahali hemen toplanıyor içlerinden biri Ha bere Potocur’işa idams gza var uçkin (Çocuk Potocur’a(Dülgerli köyü) gidiyor yolu bilmiyor)
-Yau oraya pisikletle gidilur mi çok yolun vardur. Zor olur. İki yol var alt yoldan gidersen yolun kolay olur ama üst yoldan gidersen yol çok rapmadur diktur bununla gidemessun yani. Ama alt yolda kopan yerler vardi yapildi mi oni da bilmeyruz.
-Abi o zaman zor olacak ama ben üst yoldan gideyim. (Yanlış tercih!)
-Tamam kardeşum şimdi bu yoldan geri 1 km gittun gitmedun yolun solunda Güneşli levhasi var sola dondun mi o yoli takip et dereyi köpru var onu geç sonra dik yamaçlar başlar taaa Potocur’a kadar gidersun. Yolun açik olsun ha.

O zaman yol güzergahım şöyle oluyor. Kavak’tan Güneşli’ye ordan Dikyamaç köyüne ardından Yıldızlı ve nihayet Dülgerli köyüme varacağım.

Her şey güzel olmaya başladı Güneşli levhasını gördüm sola döndüm. Rüzgar yok gibi çok güzel bir sürüş olacağa benziyor. Yol tek yol araçlar karşıma çıktıkça birbirimize yol vermek için dikkatli davranıyoruz. Köprüyü geçiyorum. Pedallarken hani rampalar vardı nerede diyorum. Etrafımda fındık ağaçları ile çevrilmiş çay tarlaları var. Çayların bir kısmı toplanmış bir kısmı halen duruyor. (Köylere doğru giderken iklimsel değişiklik kendini hissettiriyor. Burada çaylar daha geç olgunlaşıyor ve daha geç bitiyor.) Derken önüme çok dik bir rampa çıkıyor. Dik ama 100 metre sonra viraj var vitesi küçültüp rahatça çıkıyorum virajı dönüyorum rampa devam ediyor yine aynı tempoyla çıkıyorum rampa devam ediyor eğim çok. Gittikçe tempomda düşüklük oluyor. Artık ortalama hız 5-7 km ye düşmüştür diye düşünüyorum. (km saatim yok) Rakım yükseliyor güneş var hava yükseldikçe soğuyor ama rahatsız etmiyor. Öyle keskin ve dik yollar ki sanki her keskin virajdan sonra yol düz olacakmış gibi umutlanıyorum içimden. Hiç de öyle olmuyor. Nefes alış verişim artıyor nabız atışlarım sıklaşıyor bunu hissediyorum. Bu rampaların ne zaman biteceğini bilmiyorum hiç soluk alıp dinlenebileceğim düz yol yok 1 saat oldu pedal çeviriyorum. Terledim. Dün yağmurdan sırılsıklam olmuştum şimdi terden. Alnımdan akan ter gözümü yakmaya başlıyor. Seviniyorum aslında bu halime. Bu yorucu tempo beni susandıracak biliyorum ama çeşme nerde var bilmiyorum. Yol üzerinde küçük ırmaklar var yolu dikine bölen dağlardan akan. Olmazsa bu ırmakların suyunu içerim diyorum. Karadeniz’de su mu yok toprağı sıksan su çıkar taşa tohum atsan biter ağaç olur.

http://img218.imageshack.us/img218/6981/grnt0171.jpg


Durmaksızın pedallıyorum çık çık bitmiyor düşüncemde buranın inişi ne zevkli olur diyorum bunun hayaliyle pedallamaya devam ediyorum. Gittikçe gidiyorum dağları aşıyorum aştıkça yeni bir dağ çıkıyor. Yemyeşil bir doğadayım. Yeşiller içinde sadece bir yol var ıssız. Kimse gelip geçmiyor. Yapayalnızım. Türkü söylemek istiyorum deniyorum ama nefesim yetmiyor. O derece dik yamaçlardan tırmanıyorum. İlerideki köylerin birinin adı Dikyamaç’tır bunu da eklemeden geçemeyeceğim tam adına yakışır bi köy Dikyamaç. Yahu hiç mi düz bir yer olmayacak yani eğim biraz olsa düşse de nefes alsam 2. saatteyim eğim hala yüksek. Z şeklinde tırmanıyorum bir sola dünüyorum bir sağa dönüyorum yolu zikzaglı yapmışlar eğimi biraz olusun azaltsın diye ama nafile bir dağ eteğinden tırmanıyorum yükseklere o dağ bitiyor başka dağ başlıyor. Dayanamıyorum durup sesleniyorum. Çay toplayanlara.

-Selamünaleyküm kolay gelsin
-Aleyküm selam sağol.
-Potocur’a çok var mı
-Nereden geliyosunuz
-Noğadan(Çarşı)
-Şimdi bu kadar daha yolun var. Yani 10-15 kilometre.
Bozuldum ama bozuntuya vermiyor bir soru daha soruyorum
- Rampa çok mu daha çıkacak
- Çoktur da burasi hep diktur.
- E ho! Kolay gelsun hayde kayite(İyilikle)
- Sağoll sağolll


http://img442.imageshack.us/img442/6341/grnt0188.jpg

Ne yalan söyleyelim pişmanlık kapladı içimi döndüm geri baktım döneyim mi diye. Bir hayli bitkinlik vardı ve şimdi de açlık başlamıştı. Yolda elma ağaçları vardı ama sahipleri yoktu. Yiyemedim. Yol üstünde bir ev denk gelince ekmek isterim diye düşünüyordum. Evler vardı ama uygun denk gelmedi bir kısmında kimse yoktu bir kısmında köpek vardı yanaşamadım. Hani köpeğle dalaşmasam iyi olurdu. Gerçi karşı yollardan bana havlayanlar olmuştu ama sonra tenezzül edip peşimden gelmemişlerdi. Sadece taciz atışı yapıyorlardı sanırım. Yolların ıssızlığı beni ürpertirken vadinin dibinden iş makinelerinin sesi geliyordu. Durdum ve uçurum misali bir yerden baktım. İş makineleri taş kırıyorlar dinamit patlatıyorlar. 2 tahminim vardı ya selden kapanan yollar açılıyordu ya da barajlara malzeme temini için taş çıkartılıyordu. Muhtemelen barajlar için çalışma yapılıyordu.

http://img137.imageshack.us/img137/9061/grnt0190t.jpg

Bu arada bisikletime baktım. Her tarafı çamur bacaklarım çamur üstüm başım çamur ve terden ıslanmışım. Yol üzerindeki küçük ırmakların oluşturduğu göletlere sokmaya karar veriyorum bisikleti. Zira bazen insanların arasından geçiyorum o halimle görünmek istemiyorum. Bu şekilde bisikleti 3 defa yıkadım kendimi de yıkadım.


http://img9.imageshack.us/img9/8071/grnt0191c.jpg

Dik yamaçları aştım nihayet nefes almaksızın bastım pedala slalom yaparcasına kullanıyorum bisikleti. Önüm açılmış hızlanıyorum çamurlar üzerimde katman oluşturuyor. Artık köyüme az kaldı köye girmeden önce köyün içinden geçen dereye son bir kez daldırıyorum bisikleti yıkıyorum kendimi de tabii.

http://img829.imageshack.us/img829/7903/grnt0192.jpg

Köy bakkalına vardım selam verdim üç beş kişi toplanmış oturuyorlar. Öyle bitkinim ki. Biraz oturuyorum. Tanışıyoruz. Yaşlı bir amca soruyor
-Evlaaat kimsin kimlerdesin
-Ben Hacı Şükrü Fitoz’un torunuyum
-Ha öyle mi. E nasil geldun bununla mi
-Evet amca bununla geldim
-Yollar kopmişti nasil geldun insan buna güvenur mi Maşallah iyi geldun
Köyün şoförü Yaşar
-Yollar açiktur daaa ben yeni geldum. Alt yol kapaliydi onu da açacaklar. Yeğen ben seni bildum sen daha kuçukken burada kalmiştunuz.
-Evet evet doğrudur abi. Ben de seni bilirim. Ama ismen tabii yıllar oldu gelmeyeli.
-E tabii sen gurbettesin.

Muhabbet böyle gidiyor. Fazla kalmaya niyetim yok. Ben dedemin tarlalarını görmek istiyorum bir an evvel köydeki akrabamıza uğrayıp karnımı doyurmak istiyorum akşama geri dönmem lazım. Ayrılıyorum.

http://img820.imageshack.us/img820/9098/grnt0194.jpg

Köyde kaldığım sırada hem Lazca öğrenmiştim hem de okula gitmiştim. Bu benim ilk okulumdu ama kaydım yoktu kaçak olarak gidordum. Yaşım tutmadığından beklemem lazımdı.

http://img3.imageshack.us/img3/910/grnt0196z.jpg


Köyün yukarısındaki -tabii yine rampa çıkıyorum- akrabalarımıza gidiyorum. Sağolsunlar çok sıcak hoş bir ortam oluyor. Köy yemeğini yiyorum sohbete başlıyoruz. Koyu bir sohbet.. Cep telefonları çekmiyor. Sabit telefon hatları kopmuş. İletişim yok. Elektrik de kesintili. Dönmem de lazım. Zor müsaade alıyorum. Yarın yola çıkacağım diyorum. Otobüsüm var köyde kalırsam yetişemem.
Artık dönüş yolundayım. Cep telefonunun şarzı da bitmiş zaten çekmiyordu foto da çekemezdim artık. Dönüş yolum daha hızlı ve tehlikeli oluyor. Islaktan frenler tutmuyor. Dik rampalardan aşağı inmek bir hayli zorluyor. Sonunda hava da kararıyor eve yine geç varıyorum.

Müthiş bir gezi yaşadım. Çok mutluyum. Bu yazıyı yazarken bile.
 
Scudo

sadana

Forum Bağımlısı
Kayıt
19 Ağustos 2006
Mesaj
2.247
Tepki
2.404
Şehir
Adana
İnsanlar artık hep geçmişin güzelliğin görmeye ve ondan bir nebzede olsa haz almak için büyük fedakârlıklar da bulunuyor. Eskiden o güzelliğin içindeyken bu kadar kıymet bilmezdik. Şehrin ortasında bunaldık. Maddiyatla maneviyatımızı unuttuk. Duman kokan şehirlerden ve menfaat dolu hayattan sıyrılıp derin ohh çekip nefes almak kadar güzel ne olabilir ki?

Geçmişimiz hemen hemen aynı. Bende güzel bir köyde yaşadım. Orayı özlememek mümkün mü? Alabalık falan.Detaya girmeye cem.Çünkü lokma diyince akan sular durur..

Eskiler ne kadar güzel. Bak kimlerdensin demiş, sende cevap verdiğin de hemen tanıyor. Şimdi karşı komşunu sorsan "oda kim ya" der.
o temiz havayı soluman ve anılarını tazelemen çok güzel. Aslında en güzeli, bize unutulmuş güzel değerleri hatırlatmandı. Ve heyecanını bizimle paylaştığın, bu kadar emek ettiğin için de ayrıca çoook teşekkürler.

Bu forumda ilk defa bu kadar uzun yazdım.Aslında , bu kadar büyük emeğe az ama kusura bakma..
 

Hakan Eşme

Forum Bağımlısı
Kayıt
27 Şubat 2008
Mesaj
1.725
Tepki
5.788
Yaş
56
Şehir
Keşan
İsim
Hakan EŞME
Başlangıç
1989—90
Bisiklet
Geotech
Bisiklet türü
Dağ bisikleti
Yazı harika, fotoğraflar harika.
Keyifle okuyup, keyifle dolaştık o coğrafyada.
Paylaşım için teşekkürler.
Elinize emeğinize sağlık.
 

RECEP İŞLEK

Forum Bağımlısı
Kayıt
11 Ekim 2009
Mesaj
850
Tepki
998
Merhaba.:)
Çok güzel bir tur olmuş.Ayaklarınıza sağlık.Artvinin yeşilinle bizleri buluşturduğunuz için çok teşekkür ederim.
Paylaşım için teşekkürler.:in:
 
  • Beğen
Tepkiler: bisikletseven

Ahmet Salih Özenir

Forum Bağımlısı
Kayıt
8 Nisan 2010
Mesaj
2.105
Tepki
3.709
Şehir
Mersin
Bisiklet
Merida
Geçmişle buluşma... Herşey aynı, ama hepsi farklı artık... Kutlarım sizi, pekçok sıkıntıya katlanarak yaptığınız bu geziyi bizlerle paylaştığınız için... :in:
 
  • Beğen
Tepkiler: bisikletseven

naz34

Forum Bağımlısı
Kayıt
10 Ağustos 2007
Mesaj
830
Tepki
1.128
Şehir
Pendik, İstanbul
Bisiklet
Carraro
Başka bir konu ararken tesadüfen gördüm bu konuyu..
Okumadan da geçemedim.. İyi ki geçmemişim ...

Ne güzel görüntüler..Ve yöresel konuşmaların hoşluğu...Bayıldım doğrusu..

Paylaşım için teşekkürler.....

Kolay gelsun hayde kayite :p ..........................


.
.
 
  • Beğen
Tepkiler: bisikletseven

Fatih Sert

Forum Bağımlısı
Kayıt
28 Haziran 2010
Mesaj
666
Tepki
2.892
Şehir
KONYA
Sen bizi buralara götürme bakalım...
:eek:
Ne yeşillik ama... Ironman ler gitse, ne eder oralarda? He valla zevkten dört köşe oluruz.
 
  • Beğen
Tepkiler: bisikletseven

bisikletseven

Forum Bağımlısı
Kayıt
6 Eylül 2008
Mesaj
1.038
Tepki
1.593
Şehir
Ordu----Artvin
Bisiklet
Trek
@sadana

Gerçekten köy toplumu bir başka insan özlemesin de ne yapsın ben bu gezimde öyle güzelliklerle karşılaştım öyle derinlikleri yaşadım kelimelerim yetmiyor şimdi konu hortladı yine hatırladım ve karar verdim nasip olursa bisikletimle köyümüzün yaylasına çıkacağım

Ben bu yazıyı yazmakla fotoları paylaşmakla da büyük zevk aldım yazınızın az olması çok olması kusur sayılmaz nezaketinize tekrar teşekkkür ederim.



@naz34


Ablacım seni mutlu etmek beni de mutlu eder senden takdir görmek bizi daha çok şevklendirir. Dediğim gibi yaylamıza çıkınca İşaAllah onu da paylaşırım
Kayite (İyilikle)



@Fatih Sert
Sevgili Fatih abi ben sizi götüreceğim sen de fotoğraf makineni konuşturacaksın.
Ironman'ler gitse çok güzel olur biz sıra sıra kardeş gibi duran dağlara hasta olurken onlar da Ironman'lerin pedal basışına ekip ruhu ve kardeşliğine hasta olur

Ayrıca tüm mesaj yazan yazmayan arkadaşlara bir kez daha teşekkürlerimle
 
  • Beğen
Tepkiler: naz34

emre karakoç

Daimi Üye
Kayıt
2 Kasım 2010
Mesaj
349
Tepki
213
Şehir
adana
Bisikletinin sol maşasında yazdığı gibi, "bravo". Bu arada bu kadar tırmanışı yaptığın bisiklet de Ümit, 9-10 rubleli deorelli falan da değil. Bisikleti sevmek yetiyor aslında, altındaki değil üstündeki önemli dedirten bir tur olmuş.
 

bisikletseven

Forum Bağımlısı
Kayıt
6 Eylül 2008
Mesaj
1.038
Tepki
1.593
Şehir
Ordu----Artvin
Bisiklet
Trek
@emre karakoç


Ben bisikleti severim. Bisiklet kadrosu rublesi deoresi hafifliği önemli kimimize göre çok önemli. Ancak ben bu bisikletle dağların eteklerinden tırmanırken hiç sorun yaşamadım bisiklet sürmenin keyfini sürdüm yollarda. Bu turum tüm olumsuzluklara karşıydı olumsuzluklar ya başıma gelmedi ya da ben bunları görmezden geldim:) yoluma pedalladım.
 

naz34

Forum Bağımlısı
Kayıt
10 Ağustos 2007
Mesaj
830
Tepki
1.128
Şehir
Pendik, İstanbul
Bisiklet
Carraro
@bisikletseven


Teşekkür ederim...
Yayla turu paylaşımını sabırsızlıkla bekliyor olacağım.. Pedal basan ayaklarına, güzeli gören gönlüne sağlık kardeşim......

Kayite......................................

( ben bu kelimeyi çok sevdim..:) )
.
.
 
  • Beğen
Tepkiler: bisikletseven
Yukarı Alt