Çağrankaya - Güzeysu - Rize
Evet hala onüçüncü gündeyiz... Daha önce, burasının bambaşka bir dünya olduğunu yazmıştım... Gördüklerimiz inanılır gibi değildi... Bu arada yükseklikten mi, yoksa havanın çok sıcak olmasından mı nedendir bilmiyorum, ama hala çok yorgunuz. Belki de harcadığımız bu efora karşın, yeterli gıda alamadığımızdan olabilir diye düşünüyorum... Yapmak istediğimiz bir gece daha burada kalıp, ertesi gün Hemşin'e doğru devam etmek... Oradan da Çamlıhemşin, Ayder...
Handa akşamları yapılan eğlence de bizi düşündürüyor. Dün gece bizi doğru dürüst uyutmamışlar, eğlence sırasında havaya ateş ederek bizi oldukça ürkütmüşlerdi... Bu arada, birden İstanbul'a dönmenin dayanılmaz cazibesine kapılıyoruz... Onüç gündür dağlarda dolaşıyoruz. Eve dönme fikri birden bire çok parlak bir fikir gibi geliyor... Evet, evet artık İstanbul'a dönmeliyiz... Çoluk, çocuğu çok özledik... Yaylalarda telefonlar da çekmiyor... Ancak Rahman, geziye devam etmek istiyor... Rize'den Hopa'ya, oradan da Sarp'a kadar gitmeyi düşünüyor...
Hep birlikte hana dönüyoruz. Yol güzergahımız; bize tarif edilen toprak yoldan Güneysu üzerinden Rize... Biz buraya İkizdere'den geldiğimiz için, o yolu kullanmayacağız... Rize'ye giden 45 km'lik yolun bir bölümü stabilize, bir bölümü beton, Güneysu'dan sonrası da asfalt, devlet karayolu... Hep iniş yapacağız... Hancı Ertürk, her birimize ayrı ayrı yolu tarif ediyor. Saat 18:00'de Rize'de olmamız gerekiyor. Çünkü İstanbul'a giden bütün şirketlerin otobüsleri Rize'den 18:00'de kalkıyormuş...
Saat 15:00 gibi, hancı Ertürk'le vedalaşırken, 'bu akşam yine eğlence var mı?' diye soruyorum. 'Yok bu akşam olmaz, Cuma akşamları eğlence olmuyor' demez mi... Hay Allah!.. Biz dönüş kararını biraz da akşamki eğlenceyi düşünerek almıştık... Ama artık dönme fikri çok cazip geliyor...
Ve yola çıkıyoruz. Bulutlara doğru ilerliyoruz. Ama bulutlara girince, sanki başka bir şey olacakmış gibi, hayal kırıklığı yaşıyorum. Bildiğimiz sisin içinde ilerliyoruz... Görüş mesafesi zaman zaman çok düşüyor... Yolun eğimi oldukça fazla, yerler ıslak ve bazı yerler oldukça çamur... Zemin çok bozuk.
En çok yanlış yollarda ilerleyip, sonra tekrar tırmanarak geri dönmekten tedirgin oluyoruz... Sürekli iniyoruz ama, hızımız 10 km civarında... Frenleri sıkmaktan ellerim acıyor... Ayaklarım da hep aynı konumda durmaktan ağrımaya başladı. Artık yolun düz seyretmesini ve beton yol mu, asfalt yol mu artık ne ise, bir an önce ulaşabilmemizi istiyorum...
Yükseltiler
http://i81.photobucket.com/albums/j221/ssatir/bisiklet/cagrankaya/60.jpg
Çağrankaya Yaylası - Güneysu - Rize...