Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Yine bisikletle ölüm

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında krankmili tarafından paylaşıldı.

  1. krankmili

    krankmili Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.636
    Beğeniler:
    2.997
    Seviye:
    Azrail’i gördü, kızını kurtardı ama kendi öldü

    04 Ağustos 2010

    Adapazarı’nda çalıştığı şirketten 3 gün önce emekli olan 48 yaşındaki Günay Türkgöz bisikletiyle beton mikseri altında can verirken, yanında bulunan 4 yaşındaki kızı Şevval’ı son anda kenara fırlatarak ölümden kurtardı.

    Kaza kentin Şeker Mahallesi Ahmet Yesevi caddesinde önceki akşam saatlerinde meydana geldi. Günay Türkgöz kızı Şevval’i bisikletine alarak semt pazarına gitti. Burada alışveriş yapan Türkgöz, dönüşe geçtiğinde kavşakta hızla üzerine gelen Alaattin K.’nın kullandığı beton mikserinden kaçamadı. Görgü tanıklarının ifadesine göre son anda kızı Şevval’i Kenara fırlatarak ölümden kurtaran Günay Türkgöz, beton mikserinin altında ezilerek can verdi.

    Beton mikserinin sürücüsü kaçarken, çevreden gelenler tarafından çağrılan ambulansla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Şevval Törkgöz tedaviye alındı. Doktorlar minik Şevval’in sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti. Kazadan sonra kaçan sürücü Alaattin K. polise teslim oldu.

    Milliyet
     
  2. Hasan Kuru

    Hasan Kuru Onursal Üye

    Kayıt:
    31 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.655
    Beğeniler:
    1.313
    Şehir:
    Denizli-Merkez >> Denizli Bisik
    Seviye:
    Ah şu beton mikserleri. Çok dikkatsiz kullanıyorlar aracı. Bu yüzden çok kaza yapıyorlar. Allah rahmet eylesin.
     
  3. Adil

    Adil Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Haziran 2010
    Mesajlar:
    142
    Beğeniler:
    119
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    yazık... 04:00 mü? iyide 14 yaşındaki çocuğun o saatte sokakta ne işi var ya?
     
  4. Hasan Oğuz

    Hasan Oğuz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    277
    Beğeniler:
    119
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Gündüz vakti böyle kazaya sebebiyet veren insan, başkalarının gözü önünde nasıl oluyorda kaçabiliyor bir kişi gidip peşinden yakalamamış mı ?
     
  5. Hasan Oğuz

    Hasan Oğuz Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    277
    Beğeniler:
    119
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    Size aynen katılıyorum, sabaha karşı 14 yaşında bir çocuğun ne işi var sokaklarda ailelerin de sorumsuzluğu var bu olayda.
     
    Adil bunu beğendi.
  6. Mustafa Şükrü Yıldırım

    Mustafa Şükrü Yıldırım Bisikletkolik

    Kayıt:
    17 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.412
    Beğeniler:
    823
    Şehir:
    Yalova
    Bisiklet:
    Giant
    Seviye:
    Trafikte insan öldürmek, alkollü araç sürmek gibi insan canını tehlikeye sokan durumlarda ciddi cezalar uygulanmalı diye düşünüyorum. Ülkemizde insan canının hiç bir değeri yok! :mad:
     
  7. Adil

    Adil Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Haziran 2010
    Mesajlar:
    142
    Beğeniler:
    119
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    O zaman bende bu konuyu diğer bir konu ile bağlamak istiyorum müsadenizle..
    bilhassa 3. sayfadakilerle..
    http://www.bisikletforum.com/showthread.php?t=68458&page=3
     
  8. krankmili

    krankmili Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.636
    Beğeniler:
    2.997
    Seviye:
    Konuyu hemen değişik açılardan ele almayın arkadaşlar. O saatte dışarı çıkmış biri ölmeyi haketmiştir demiş gibi oluyorsunuz çünkü.

    Farzedelim ki mecbur kaldı o saatte dışarı çıkmaya.

    Konuyu gerektiği gibi ele alalım...
     
    Gökay ÜNGÜDER bunu beğendi.
  9. krankmili

    krankmili Onursal Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.636
    Beğeniler:
    2.997
    Seviye:
    Senin dediğin, ilk habere göre, yani yeni emekli olan ve beton mikserinin altında can veren kişiye istinaden. Ki hakikaten çok üzücü...

    Ben, 14 yaşında bir erkek cocuğunun dışarda saat 04.00'te ne işi olduğunu sorgulayanlara cevaben yazdım. Bu, saat 04.00'te dışarı çıkan herhangi bir bisikletli öldürülebilir ve onun neden öldürüldüğü değil, neden dışarı çıktığı sorgulanmalıdır anlamına gelir.
     
  10. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
    beton mikserleri beton doluyken donmasın diye acele ediyorlar boşken de hafifliyor ondan basıyorlar. hoş değil.
     
    krankmili bunu beğendi.
  11. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:
    ankarada akşam ezanı okunduktan sonra, soförlerin bir kısmı bira kutularını açar ve çeke çeke gezmeye başlar. izmirde gece 04:00 te ayık soför bulunur muı bilmem ama ankarada bulunmaz.
     
  12. thomisus lx

    thomisus lx Onursal Üye

    Kayıt:
    25 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.004
    Beğeniler:
    2.148
    Seviye:

    mankurtlaştığımız remidir bu haberler.
    mankurt ve mankurtlaşma deyimini literatürümüze kazandıran kişi yirminci yüz yılın en büyük romancılarından biri olan kırgız türk’ü cengiz aytmatov’dur. cengiz aytmatov’un türkiye türkçesine “gün uzar yüzyıl olur” adıyla çevrilen romanında yer verdiği bir kırgız efsanesinde geçer bu deyim. “nayman ana” söylencesine göre, kırgızların komşusu ve can düşmanı olan juan-juanlar son derece gaddar ve acımasızdırlar. fırsat buldukları zaman komşu kabile ve oymaklara baskınlarda bulunurlar; yakıp yıkarlar, ne bulurlarsa yağmalarlar ve alıp götürdükleri genç tutsakları da mankurtlaştırarak ölünceye kadar kendilerine köle yaparlar. genç bir tutsağın önce diri diri kafa derisini yüzerler, sonra yaş bir manda derisini kafasına sıkıca sarıp günlerce güneşte bırakırlar. manda derisi kurudukça kafayı sıkar ve genç tutsağın beyni zedelenip en sonunda hiçbir şey hatırlayamaz hale gelir. kimdir, nedir, necidir, nereden gelmiştir? bu soruların hiçbirinin cevabını veremez. bu hale gelmiş kişi artık bir mankurt olmuştur ve serbest bırakılsa bile kaçıp gidebileceği hiçbir yer yoktur. öyle biri ölünceye kadar juan-juanların gönüllü kölesi olarak kalmaya mahkumdur. işte juan-juanlar nayman ananın da yetişkin bir oğlunu tutsak edip götürmüşler ve onu da bir mankurt haline getirmişlerdir. ama oğlundan bir türlü vazgeçmeyen ve onu bulup geri getirmeye kararlı olan nayman ana, araya taraya juan-juanların develerini gütmekle görevlendirdikleri oğlunun izini bulur ve gizlice onun bulunduğu yere kadar sokularak karşısına çıkar. ne var ki oğlu kendisini tanımamaktadır. kendi adını dahi bilmemektedir. nayman ana ısrarla oğluna kendisini tanıtmaya çalışır. ona adını, kendi adını, babasının adını boş yere tekrarlayıp durur. ama oğlu geçmişine ilişkin en ufak bir şey hatırlayamamaktadır. birkaç gün daha oğluna geçmişini hatırlatmak için yanına kadar sokulan nayman ananın her seferinde oğluna söylediği şudur:”senin atan (baban) dönenbay. sen dönenbay’ın oğlusun!”

    fakat birgün oğlunun efendisi olan juan-juanlar durumdan işkillenirler ve köleye karşısına çıkacak yabancı her kim olursa olsun onu oklayıp öldürmesi buyruğunu verirler. köle elbette bu emre itaat edecektir. nitekim nayman ana son bir kez daha karşısına çıktığında oğlunun elindeki yay ve oku kendisine doğru yönelttiğini görür ve bu onu son görüşü olur. köle efendilerinin buyruğunu yerine getirmekte bir an bile duraksamamış ve okunu annesinin kalbine saplamıştır. söylenceye göre zavallı nayman ananın ruhu bir kuş olur ve sürekli olarak juan-juanların mankurtlaştırdığı biricik oğlunun başının üstünde durmadan döner. dönerken de sürekli olarak “senin atan dönenbay! senin atan dönenbay! dönenbay” diye tekrarlayıp durur. bundan ötürü o kuşun adına “dönenbay” kuşu demişlerdir…

    söylence budur. cengiz aytmatov bu söylenceyi, romanına sovyetler birliğinde rejimin komünist ideolojiyi bir manda derisi gibi kafalarını sarıp beyinlerini dumura uğrattığı; ulusuna, halkına ve kendisine yabancılaştırdığı, adlarına aparatçik de denilen otomat haline gelmiş komünist partili bürokratları anlatmak için koymuştur. gerçekten de yabancılaşma, yabancılaştırma ve bunun hemen ardından gelen köleleştirme olgusunu bu derece mükemmel bir biçimde anlatabilecek başka bir örnek bulunamazdı. bu örneğin, insanı kendi özüne yabancılaştıran bütün rejimler ve bütün ideolojiler ile bunların uygulamaları için de aynı ölçüde açıklayıcı olduğunda hiç kuşku yoktur.

    sadece kendi canını düşünen varlıklar haline geldik de ondan bu aymazlar kaçıp kendilerini kurtardıklarını sanıyorlar. ve yardım çağırmayan olayın şahitleri de bana dokanmayan yılan bin yaşa mantığındalar.ç yazık.
     
    krankmili bunu beğendi.
  13. Onur Kahraman

    Onur Kahraman Bisikletkolik

    Kayıt:
    19 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.448
    Beğeniler:
    987
    Şehir:
    EU
    Seviye:
    ellerinde bira,beyaz şahin ve 8-9 kişi dolu apaçi ordusundan korkuyorum,kamyonlar daha duyarlı bu varlıklara göre.hergün sorun yaşıyorum bu varlıklarla.aman dikkat derim. kazada kaybedilenlerin ailelerine baş sağlığı diliyorum.