Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Yedigöller-Gölcük Gölü-Aladağlar-Abant Turumuz/ 800 km hesaplayıp 600 km gitmek

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Yavuz.M tarafından paylaşıldı.

  1. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    1. Gün / 4 Mayıs 2013 cumartesi
    [​IMG]
    Haftalardır hayalini kurduğumuz toplamda 800 km yi bulacak Yedigöller turumuza başlamak için 4 mayıs 2013 tarihinde sabahleyin saat 6:12 de evin önünde ilk fotoğrafımı çekiyorum.Sokaklar bomboş ama benim içim içime sığmıyor.

    [​IMG]
    Bu kadar yükle ilk defa yola çıkacağım,yükleri bir gün öncesinde tarttım 20 kg geldi,95 kg ben varım yaklaşık olarak aksesuarlarla beraber 13 kg bisiklet, toplamda 128 kg yükle pedala basıyorum.İlk uzun turum olacağı için heyecanlıyım.Haftalardır bu turun değerlendirmesini yapıyoruz.

    [​IMG]
    İlk durağım yol arkadaşım Fevzi Kır ın işyeri.Mesaisinin bitiminden sonra son kontrolleri ve hazırlıkları yapıyor

    [​IMG]
    Karşıdan gelen arkadaşını çekiyorum

    [​IMG]
    Sonra o da bizi çekiyor yoksa Fevzi ile beraber fotoğrafımız olmayacak.Bismillah Kütahya ya doğru yola çıkıyoruz

    [​IMG]
    Yol çalışmalardan dolayı buradan sonra araçlara kapalı olan sağ şerit bir müddet bize tahsisli

    [​IMG]
    Fevzi sadece bize ayrılan yolda bisiklet süreceği için gayet keyifli

    [​IMG]
    Sonunda Kütahya ya varıyoruz.Saat 11 de Düzce otobüsüne bineceğiz.Biraz ilerden sağa ayrılıp köprü altından otogar a doğru gideceğiz

    [​IMG]
    Bisiklet üzerinde iken ilk fotoğraf çekme denemeleri ,Serapark ın önünden otogar a doğru keyifle pedal basıyoruz

    [​IMG]
    9:30 da gar a giriş yapıyoruz yaklaşık 3 saatte geldik

    [​IMG]
    Bisikletleri kitleyip biletlerimizi alıyoruz Düzce ye kadar otobüs ile gideceğiz.Biletleri kesen görevli bisikletlerin sorun olmayacağını söylüyor ama biz yine de çok rahat değiliz, muavin veya kaptan şoförün problem çıkarabileceğinden çekiniyoruz.Otobüsün perona yaklaşmasını beklerken bisikletlerimizi alıp almayacakları konusunda değerlendirme yapıyoruz.Şayet otobüse bisikletleri almazlar ise B planına geçip Düzce ye bisikletlerle gideceğiz.Bu bize 3 güne malolacak ama yapacak birşey yok

    [​IMG]
    Otogar dan görüntü,herkes bir yerlere ulaşma telaşında.Kimi sevdiklerinden uzaklaşıyor kimi yaklaşıyor.Biz şimdilik uzaklaşanlar kısmındayız ama bir de bunun dönüşü olacak.

    [​IMG]
    Fevzi nin iş arkadaşı denk geliyor sabahleyin Fevzi ile beraber işyerinden çıkmıştı .Hafta sonunu değerlendirip memleketine gidip gelecekmiş,bizi görünce şaşırıyor,Kütahya ya kadar araba ile geldiğimizi zannediyor.

    [​IMG]
    Sonunda otobüs geliyor muavine hemen durumu izah ediyoruz.Ön tekerlekleri çıkaracaksınız değilmi diyor,tabiki seve seve .Hemen ön tekerler söküp bagajları aralara sıkıştırıyoruz önüne de diğer yolcuların bagajları konulup devrilmelerini önlüyor muavin.

    [​IMG]
    Bu da işgören muavin,bizi kırmayıp fotoğraf çekmemize izin veriyor.Firma ya yapıcı tavırlarından dolayı çok teşekkür ediyoruz.Hareket saat 11 de

    [​IMG]
    Şimdilik otobüs ile seyahat ediyoruz

    [​IMG]
    önce 2,474 km olan Osmangazi

    [​IMG]
    sonra 840 m olan Ertuğrulgazi tünelinden geçiyoruz

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    16:30 gibi Düzce ye inip hemen bisikletin ön tekerleğini takıyor ve bagajları yüklüyoruz.Fevzi benden önce bagajları yüklüyor ve hareket ediyor, garajın iki kapısı olduğu için ben yüklerle bisikleti dengelemeye çalışırken Fevzi yi gözden kaybediyorum otobüsün giriş yaptığı kapıya yöneliyorum Fevzi görünürde yok telefon etmeye davranırken diğer çıkışta yolun kenarında beni beklediğini farkediyorum.Sonrasında Yedigöller için gıda alışverişi yapıyoruz

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yükümüz yaklaşık üçer kilo daha artmış oldu

    [​IMG]
    istikamet Yığılca üzerinden Yedigöller.Aslında turumuz buradan başlıyor diyebiliriz

    [​IMG]
    Neşeyle pedal basıyoruz Fevzi sıcaktan bunalıp atletini çıkarıp sallayarak bana doğru geliyor

    [​IMG]
    Mükemmel bir güzergaha doğru ilerliyoruz ,yolaldıkça daha da keyifleniyoruz,her taraf yemyeşil yol kenarı hep bahçe içindeki evlerle çevrili.Turdan önce görüşlerini aldığım Orhan Kılıç Abim bize Yedigöller e Bolu tarafından değil Düzce -Yığılca üzerinden ulaşmamızı tavsiye etmişti.Bizi böylesine mükemmel bir güzergaha yönlendirdiği için kendisine bir kez de buradan teşekkür ediyorum.Gezilerini takip etmek isterseniz
    http://bisikletgezgini.blogspot.com/
    Yedigöller e gidecek arkadaşlara bu güzergahı ben de şiddetle tavsiye ediyorum

    [​IMG]
    Pat-pat denilen, bu civarda dağlık bölgelerde köylülerin her işini gördüğü araçtaki vatandaşlar bize selam veriyor.Muhtemelen bizi yabancı turist zannediyorlar.Zira turumuz boyunca bizi görenler bize hep yabancı turist muamelesi yaptılar.Algılama böyle,bisikletle uzun turlara çıkanlar sadece yabancı turistlerdir.
    Bu algılama ilerki zamanlarda ,hızla çoğalan yerli bisiklet gezginleri sayesinde tabiki değişecektir.Bunda (azda olsa) bizim payımızın da olacağını bilmek güzel bir duygu

    [​IMG]
    Sonunda Hasanlar Barajı kenarına ulaşıyoruz.

    [​IMG]
    Suyumuzun kalmadığını farkediyoruz yol üzerinde bir evde arkadaşlarıyla oyun oynayan bu delikanlı bize sularımızı dolduruyor.Ölenlerinin canına değsin

    [​IMG]
    Gün inmeye başladı hızla kamp kuracak yer arıyoruz.İlerde bir köy olduğunu öğreniyoruz oraya giderken baraj kenarında geçerken gördüğümüz taxici bir genç biraz durun da konuşalım diyor Fevzi ye.Fevzi de köyde konuşalım deyip genci gönderiyor

    [​IMG]
    Köye doğru yol alırken gözümüze burası ilişiyor ve yanındaki evin önünde oynayan çocuklara babalarını çağırmalarını söylüyoruz.Ömer ismindeki vatandaştan kamp için izin istiyoruz, o da Hay-hay deyip izin veriyor.Hemen çadırlarımız kurup yemek işine girişiyoruz.Bu konuda uzman olan Fevzi.Sağolsun tur boyunca yemek işlerine o baktı.İlk gün çok keyifli geçti ,umarım bütün tur böyle olur.Yemekden sonra çadırlarımıza çekilip tur ile ilgili düşünceler ile uykuya dalıyoruz.Sabah ola Hayrola...
     
  2. Özgür K.

    Özgür K. Bisikletkolik

    Kayıt:
    6 Aralık 2012
    Mesajlar:
    1.334
    Beğeniler:
    871
    Şehir:
    İstanbul
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Bisikletle yaptığım en uzun tur 60 km olmasına rağmen çok özeniyorum böyle konulara baktığımda :)

    Tüm turlar gibi sizin turunuz da oldukça eğlenceli görünüyor. Konu için teşekkür ederim.
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  3. Cemre Can Süral

    Cemre Can Süral Kıdemli Üye

    Kayıt:
    27 Haziran 2011
    Mesajlar:
    360
    Beğeniler:
    275
    Şehir:
    Kocaeli
    Bisiklet:
    Corratec
    Seviye:
    Tebrikler :)
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  4. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Durmayın yola çıkın,ben de 1 sene önce 10-15 km lik turlarla başlamıştım.
    10 günlük turun diğer günlerini yüklemeye devam edeceğim
     
  5. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    514
    Beğeniler:
    2.073
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    bekliyoruz. Bir defa Bolu civarlarından Yedigöllere pedallamıştım birkaç sene önce. Çok güzel bir coğrafya, fazla zamanım olmadığından tek günlük kısa bir gezi olmuştu ama etkilenmeme yetmişti.
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  6. mustafa kaan sözcüer

    mustafa kaan sözcüer Yeni Üye

    Kayıt:
    19 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8
    Beğeniler:
    6
    Şehir:
    bursa
    biraz önce Yavuz Sarıgül ve Fikret Öztürk'ün 2008 ve 2010 yedigöller turlarına baktım. Sizin maceranızı da takipteyim.
     
  7. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Ben de tura çıkmadan önce bahsettiğiniz arkadaşların turlarını defalarca okudum ve sonrasında tur için daha da heveslendim.
    Benim de birilerini daha fazla heveslendirmekte katkım olursa bundan mutluluk duyarım
     
  8. ümit atalay

    ümit atalay Yeni Üye

    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    4
    Şehir:
    ankara
    Bisiklet:
    Specialized
    Seviye:
    abi vallaha helal olsun masal gibi bravo
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  9. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    5 Mayıs 2013 Pazar
    Yedigöller Turumuz 2. Gün Hasanlı Barajı-Yığılca-Yedigöller
    Bu gece hayatımda ilk defa çadırda yattım,yastığım olmadığı için çadırımın taşıma kılıfı içine giyim
    eşyalarımı tıkarak yastık yaptım,tur boyunca böyle oldu.Şişme kamp yastıklarından almadığıma
    pişman oldum,hem az yer kaplıyor hem pratik,alınacaklar listesine ekledim..Uyku tulumunun içine
    girdim fermuarı çekip üşüyüp üşümeyeceğimi merak ederek kıvrıldım.Gece ,yanı başımızda bulunan
    evin köpeğinin ara sıra havlamalarıyla birkaç kez uyandım.Karşıki ormanlık bölgeden de gece boyu uluma sesleri geldi.
    [​IMG]
    Bu da sabah manzarası ,saat 6 da kalktım Fevzi henüz uyanmamıştı makinemi kapıp etrafı fotoğraflamaya başladım.
    Bu günkü rotamız önce Yığılca daha sonra Yedi Göller e ulaşmak yaklaşık 60 km lik bol rampalı zorlu bir yol bizi bekliyor.
    [​IMG]
    Su kenarına beni daha da yaklaştıracak olan bu yoldan aşağıya doğru, temiz havayı ciğerlerime çekerek inmeye başladım
    [​IMG]
    Aşağı indikçe göl ve etrafının detayları daha da belirginleşmeye başladı.Hafiften esen rüzgarı hissetmek çok güzeldi,
    üşümemek için montumun fermuarını çektim.Makinemi manuel moda alıp bir taraftan güneşin doğuşuna tanıklık ederken
    diğer taraftan bu güzel ortamı çekmeye başladım.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Sandallar suyun içinde sağa-sola salınarak hareket saatlerini bekliyordu
    [​IMG]
    Biraz ilerde bizden daha önce kalkan bir balıkçı balık yakalama telaşındaydı
    [​IMG]
    Güneş doğarken o kısacık zamanda renklerin değişimini seyretmek çok güzeldi
    [​IMG]
    Geri geldiğimde Fevzi kalkmış kahvaltı hazırlıklarına başlamıştı
    [​IMG]
    Çadırımız gölün etkisiyle oluşan çiğden dolayı sanki yağmur yağmış gibi ıslanmıştı,
    Fevzi ,göl kenarında kurulan çadırlarda bu durumun daha yoğun olduğunu ,
    bu yüzden İsmail Pınar Abi'nin motorlu kamplarda mümkün olduğunca göl ve dere
    kenarlarına çadır kurdurtmadığını söyledi.
    [​IMG]
    Çadırların olabildiğince kuruyabilmesi için biraz ağırdan hareket ettik.Kahvaltı için
    hazırlıklara başladık
    [​IMG]
    Fevzi sabah mahmurluğunu üzerinden atmış keyiften gevriyor.Seleyi ıslağa karşı
    gece yatarken poşetlemiştim ama bisikletler çiğden nasibini almıştı.
    [​IMG]
    Yiyeceklerimizi gece yatarken ağaç dallarına astık Fevzi dalla astığımız yiyecek
    poşetlerinin bir kısmını indirmiş kalanlarıyla ugraşıyor. Kaldığımız yer sanki bir evin
    balkonu gibiydi,göle nazır manzarası süperdi.
    [​IMG]
    Ocak,Fevzi yapımı ,nasıl iş gördü tur boyunca ,diğer bütün ocaklardan hiç bir farkı
    yoktu onların yaptığı her işi yaptı,Fevzi iki tane ben bir tane aynı ocaktan götürdüm.
    Tek ocağın yetmediği durumlarda onları devreye koyduk,Bir de üçayak ayarlamış
    süper oldu.Demlik Anamın Hacı demliği.Eskiden Hacıya gidenler gelirken eşe dosta hediye
    olarak bu demlikleden takım olarak getirirlerdi o zamanlar pek bi kıymetliydi.Tura çıkarken
    - Ana bize senin Hacı demliğin lazım sapı yukarda olduğu için kampta elimiz yanmayacak
    dediğimde
    -al olum al,bi de büyüğü var onuda götür
    dedi.Senelerdir kullanılmadan bi kenarda duran alüminyum demliğin açılışı buraya nasipmiş.
    [​IMG]
    çadırımı ufak tefek taşlardan dikenlerden korumak için altına serdiğim yaygıyı oturmak için de
    kullanıyoruz.
    [​IMG]
    Menü baya zengin,bunların yanında zeytin peynir de var.Porselen bardak Fevzi ye tur boyunca
    çay ve kahve keyfinde eşlik etti
    [​IMG]
    Çamaşırlar bizim zannetmeyin,yan taraftaki ev halkının.Kahvaltıdan sonra çadırlarımızı toplayıp
    eşyalarımızı bisikletlere yüklemeye başladık.
    [​IMG]
    Bu küçük kulübe hayvan barınağı olarak kullanılıyor sacdan yapılmış .Hayvanlar şanslı ,barınakları
    bile göl manzaralı
    [​IMG]
    Yükseklik 255 m ,tepeleri aşıp 1000 m den sonra 400 m ye inip tekrar Yedigöller e 800m ye
    yükseleceğiz.
    Saat 7 de yolculuk için hazırdık ev sahibimizle dünden vedalaşmıştık,sabah erken kalkarız
    görüşemez isek hakkını helal et diye,görüşemedik .Evin yanındaki çeşmeden sularımızı tamamlayıp
    Bismillah bastık pedallara
    [​IMG]
    Yaklaşık 1 saat sakin sakin pedalladık ,yanımızdan ne araba geçti ne yaya.Yol kenarındaki
    bir işletmede ihtiyaç molası için durduk işletme kapalıydı ama yan taraftaki tuvaletler açıktı.
    Sonrasında bu Abla ile karşılaştık bu erken saatte hayvanları için ot yüklenmiş evine dönüyordu.
    Fevzi fotoğraf için izin istedi O da utangaç tavırlarla izin verdi.
    [​IMG]
    Her taraf yemyeşil baharın en güzel renklerini yansıtıyordu
    [​IMG]
    Birkaç köy geçtik.Evler aralıklarla dizilmişti ve hepsinin geniş bahçesi vardı ,arazinin dikliği
    yüzünden 10-15 haneli köyler geniş bir alana yayılmışlardı
    [​IMG]
    İnişli çıkışlı yollardan geçiyoruz.Karnımız tok, sırtımız pek ,bisikletin üstündeyiz daha ne isteyelim
    [​IMG]
    Nihayet Yığılca ya az bir yolumuz kaldı
    [​IMG]
    Fevzi yeni aldığı gidon çantasına tarz yapmış
    [​IMG]
    Yığılca tabelası önünde poz veriyoruz
    [​IMG]
    Hemen girişte bulunan fırından 3 ekmek ve iki tane çörek alıyoruz yolda atıştırmalık.Kahvehane
    bakıyoruz çay içmek için.Küçük bir çarşısı var zaten, önünde oturan mahalle sakinlerine selam
    vererek hemen kahvehaneye giriyoruz.yolda yeriz diye aldığımız çörekleri bi çırpıda açıyoruz
    büyük çaylar da geldiğinde keyif başlamış oluyor.Biz çaylarımızı içerken bi taraftan da fotoğraf
    makinası pillerimiz şarj oluyor.Sonrasında Fevzi kahvaltılık almak için markete gidip geliyor.
    Kahvedeki bir arkadaş bize yol ve yedigöller ile ilgili bilgiler veriyor.Yedigöller de alışveriş
    yapabileceğimiz bir büfe olduğunu boşuna yük yapmamamızı söylüyor ısrarla ama biz fazla
    itibar etmiyoruz çünki önceden araştırmalarım sonucunda oraya giden turcular Yedigöller e
    gelmeden erzaklarımızı tamamlamamız gerektiğini söylüyorlardı.Bakalım gidip göreceğiz
    Bir saatlik molanın ardından yine yarım kalan yeşillikler arasına dalıyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Tam da sıcaktan bunaldığımız bir anda yol kenarında bir kaynak suyuna rastladık ,serinlemek
    için hemen yanına koştuk,çoraplarımı çıkarıp buz gibi suda bir müddet beklettim,elimi yüzümü
    yıkadım hareret ibrem hızla aşağılara indi.Fevzi de sıcaktan dolayı burada alt eşofmanını çıkarıp
    taytı ile bir müddet öyle sürmeye devam etti.Sularımızı doldurduktn sonra devam ettik
    [​IMG]
    Yavaş yavaş Yedigöller havasını solumaya başladık
    [​IMG]
    Küçük bi köyden geçmiştik ki Fevzi
    -Abi vites telim koptu dedi
    .Birkaç katman tel zaten kopukmuş, tamamen koptuğu yerde değiştiririm diyerek turdan önce
    yenilememiş Fevzi ama yedek tel yanındaydı .Hemen teli değiştirdik biraz vites ayarlarıyla
    uğraştık, sonra devam ettik
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bütün dağlara taşlara halı serilmiş hem de en güzelinden.Aşağıdaki yollardan geldik
    [​IMG]

    [​IMG]
    Hararetle ulaşmak için çabaladığımız yerin tabelası önünde poz veriyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bir ara enerjimizin tükendiğini hissettik ,kenarda bulunan ağacın dibinde gölgelenerek bir
    çırpıda barbunya pilaki yi çıkardık çantadan ,yanına domates biber kestik manzarayı
    seyrede seyrede enerjimizi aldık.
    [​IMG]
    Zorlu ama çok keyifli rampaları aşıyoruz
    [​IMG]
    Hedef belli.Ha gayret az kaldı
    [​IMG]
    Ormanda kesim var .Kesilen ağaçlar sınıflara ayrılıp nakliye için yol kenarlarına istiflenmiş.
    Yol boyunca bu manzara
    ile sık-sık karşılaştık
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Nihayet aylardır görmek istediğimiz tabelanın önündeydik,keyifle poz verdik
    [​IMG]
    Zorlu tırmanışımız sona ermişti bundan sonra uzun bir süre inip tekrar yükseleceğiz.
    [​IMG]
    Aşağıya keyifle inerken arkamızdan bir araçtan ses geldi
    -Fevzi Kır ?
    Allahın dağının başında bizi kim bilir yav.Bi anda nerede olduğuma karar veremedim
    Araçta iki kişi vardı, fotoğraftaki arkadaş Nurullah Veli, hobi olarak hem fotoğrafçılık
    yapıyor hem uçurtma uçuruyor.Yedigöller e amcası ile beraber fotoğraf çekmeye gidiyormuş.
    Aynı zaman da Facebook da
    Tavşanlı Bisiklet,Dağ ve Doğa Aktiviteleri Grubumuza üye.Fevzi ile daha önceden uçurtma
    forumlarında yazışmışlar.Fevzi tura çıkmadan önce Tavşanlı bisiklet grubunda turumuz ile
    ilgili duyuruyu yapınca oradan haberi olmuş bizim Yedigöller e geleceğimizden.Kendisi de zaten Düzce li
    Ne kadar hoş bir raslaşma oldu dağların tepelerin arasında.Ayaküstü biraz muhabbetten sonra
    -Sizi götürelim dediler
    biz de turumuzun amacının bisikletle gezmek olduğunu söyleyerek kendilerine iyi yolculuklar diledik
    [​IMG]
    Asfalt yol bitmiş aşağı doğru toprak yol başlamıştı ,atılan mıcır sebebiyle hızlanamıyorduk
    frenleri sıkmaktan ellerim uyuştu.İlerledikce Nurullah ın teklifini geri çevirdiğimize pişman olduk
    bi taraftan gün inmeye başlamıştı daha ne kadar yolumuz kaldığını bilmiyorduk,diğer taraftan
    bozuk yol sebebi ile yavaş yol alıyorduk.tam karşımızdaki tepelerden geliyoruz
    [​IMG]
    En sonunda Yedigöller 5 km yazan tabelaya ulaştık artık burdan işimiz kolay diye düşündük ,
    meğer öyle değilmiş
    [​IMG]
    Arkamızda Yığılca tabelası, geldiğimiz yön, sağ taraf Devrek-Zonguldak yönü
    [​IMG]
    Yol yavaş yavaş yükselmeye başladı,karşıdan gelen arabalar bir toz bulutuyla beraber gelip
    toz bulutunu üzerimize serip yanımızdan geçip gidiyorlardı.5 km yolumuz kalmıştı yorulmuştuk
    ve dağlarında etkisiyle güneş çoktan batmış gibiydi fakat yol mükemmeldi.İki tarafımızı saran
    ağaçlar yüzünden neredeyse gökyüzünü göremiyorduk.Yanıbaşımızda, yukarıda göllerden gelen
    suların oluşturduğu derenin sesiyle beraber ilerledik.
    Birara biten sularımızı tazeledik çeşmeden
    [​IMG]
    Nihayetinde giriş bölümüne ulaştık.Kulübede kimde yoktu ,sol tarafa ayrılan yolun kenarında
    tesisler vardı ama işler halde değildi kapalıydı ve eşyaları sağa sola saçılmıştı.Daha sonraki
    gün görevlinin bize söylediğine göre geçen sene burayı özel e vermişler bu sene özel den
    geri almış Milli Parklar İdaresi.İyi ki Yığılca da bize
    -Orda büfe var alışveriş yapabileceğiniz
    diyen gence itibar etmemişşiz.Aklınızda bulunsun Yedigöller de alışveriş yapabileceğiniz
    veya yemek yiyebileceğiniz bir işletme yok.Gelirken tedarikli olun
    [​IMG]

    [​IMG]
    Kulübenin hemen karşısında Seringöl karşıladı bizi biraz daha yukarı çıktık piknik ve kamp
    alanı Deringöl kenarıymış.Oraya vardığımızda 4 kişi bir masada içiyorlardı içlerinden birinin
    ağzına içmediği belliydi.Biraz ilerde çocukları ile gelmiş bir baba vardı onların yanına gidip
    nereye çadır kurabileceğimizi sorduk.
    -Hemen buraya gölün kenarına kurabilirsiniz dediler.Akşam karanlığı çöküyordu hemen
    çadırlarımızı kurup yemek hazırlıklarına başladık..Fevzi ocakları hazırladı, kafalarınıza kafa lambalarımızı taktık.
    Yemeğimizi yedikten sonra kurbağa sesleri arasında çay keyfi yaptık.Ne kadar yorulduğumuzu çadırlara girip uzanınca anladık
    [​IMG]
    Biraz ilerde içen grup gidince rahatladık.İlk günümüzde aksi bişey yaşamak istemiyorduk.
    Daha sonra yanıbaşımızdaki grup ateş yaktılar bize ateş yakarsak diye biraz odun getirdiler
    fakat biz yorgunluktan kamp ateşini ertesi güne bırakıp hemen yatmaya karar verdik.Onlar da
    gidince ortalık daha da sessizleşti.
    Yarın bütün gün buradayız ,söylemesi ayıp Yedigöller i dolaşıp biraz keyif yapacağız:rolleyes:


    Devam edecek
     
  10. huseyin y.

    huseyin y. Üye

    Kayıt:
    27 Mart 2013
    Mesajlar:
    55
    Beğeniler:
    17
    Şehir:
    Ankara
    Seviye:
    Anlatım ve fotoğraflar şahane. Bizlerle de paylaştığınız için teşekkür ederim.
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  11. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    beğenmenize sevindim
    ilk anlatımım ve yüklemem olduğu için kusurlarımız varsa affola..
     
    hüseyin özbay bunu beğendi.
  12. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    6 mayıs pazartesi
    [​IMG]
    Çadırımdan Deringöl manzarası
    Kurbağa sesleri arasında saat 7 gibi uyanıyorum.Bütün gün burdayız , akşama kadar bol bol fotoğraf çekip yorgunluğumuzu
    gidermeye çalışacağız, dün bi hayli yorulmuşuz.Bolu ya yarın hareket edeceğiz,onun için hiç acele etmiyoruz .
    [​IMG]
    Benden hemen sonra Fevzi çadırından çıkıp turlamaya başlıyor
    [​IMG]
    Deringöl etrafında dolanıyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Sonra çadırların yanına gelip bisikletlerimizi alıp bisikletle dolaşmaya karar veriyoruz,Yan tarafımızdaki çadırda
    misafirimiz var ,Ankara dan otostop ile gelmiş 20 yaşlarındaki genç ,buradan tekrar Ankara ya otostopla
    dönecekmiş.Gelirken burada ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir büfe olduğunu söylemişler,O da buna güvenerek
    hiç birşey almadan zırzımbıldak çıkmış gelmiş.Sabah kahvaltıya davet ettik ,beraber kahvaltı yaptık, açlıktan
    ziyade sigarasızlıktan şikayet etti daha sonra toparlanıp sırt çantasını yüklendiği gibi Yığılca kavşağına doğru hareket etti.
    Sağ tarafta yerde görülen demir hazne ateş yakmak için kullanılıyor zira yerde ateş yakmak yasak
    [​IMG]

    [​IMG]
    Yiyecek poşetlerimiz ağaçlarda asılı vaziyette
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Fevzi Büyükgöl seyir terasında poz veriyor
    [​IMG]

    [​IMG]
    Onca yükten sonra boş bisikletlere binince birhoş oluyor insan
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Büyükgöl kenarında kısa bir tur atıp gezme işinin bisiklet ile değil yaya olarak daha güzel ve daha mantıklı olacağını
    düşündük.Zaten sonrasında, gezilecek yerlerin bir kısmının bisikletle gezmenin mümkün olmadığını gördük.Dönerken
    akşam yakacağımız ateş için piknikçilerin bıraktığı kütüklerden yükledik bisikletlerimize.
    Ziyaretçilere mangal yakmak için bu gördüğünüz tezgahlar yapılmış
    [​IMG]
    Gezinmek için mükemmel bir gün,hava ne soğuk ne sıcak tam kıvamında
    [​IMG]

    [​IMG]
    Etrafı biraz keşfedip kamp alanımıza dönüp misafirimiz ile beraber kahvaltı yapıyoruz:Onu yolcu ettikten sonra diğer gölleri
    görmek için dalıyoruz ormanın derinliklerine
    [​IMG]
    Kahvaltıya tarhana çorbası pişiriyoruz,tarhananın ayarını tutturamıyoruz ,biraz Fevzi biraz ben derken fazla salmışız
    tarhanayı, şiştikçe şişiyor gözlerimizin önünde ,hatta iyimser bir yorumla lapa kıvamında indiriyoruz ocaktan.Biraz su
    kattık ,az geldi, biraz daha.
    Burada insan ne yese lezzetli geliyor koyu olmuş açık olmuş hiç farketmiyor.
    [​IMG]
    Kahvaltı dan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz Yedigöller turumuza
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Dilek çeşmesine doğru giderken ,yukarıdan gelen sular gürül gürül karşılıyor bizi
    [​IMG]
    Romantizm yaşamak isteyenler için bir numaralı mekan fakat bu mevsimde değil , sonbaharda yaprakların sarardığı ,
    dallarından kopup yerler yayıldığı zamanlarda
    [​IMG]
    Ağaçların kökleri topraktan dışarda
    [​IMG]
    [​IMG]
    Dilek çeşmesi.
    Önceden diğer turcuların burada çektiği fotoğraflarlardan bu çeşmelerden birinin akmadığını biliyorum,şimdi hepsi
    akıyordu,muhtemelen ziyaretçilerden birisi burada
    - Allahım şu akmayan çeşme de akıversin
    diye dilekte bulunmuş olmalı
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    İncegöl kenarında bulunan bu eseri görevliler boş zamanlarında yapmış, nasıl yaptıklarını gururla anlattı bize
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Bungolov evler 5-6 tane, kimseler yoktu henüz sezon açılmamış
    [​IMG]

    [​IMG]
    Pisagor ağacı
    [​IMG]
    Fevzi ,nasıl şeydir bu pisagor ağacı diye anlamaya çalışıyor
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Büyükgöl den görünen, yarınki geçiş yolumuzda bulunan Kapankaya seyir terası.
    Şu anda buradan oraya değil de oradan buraya bakıyor olmayı çok isterdim.

    [​IMG]
    Aşağıdan bakınca insanın gözü korkuyor ama yapacak birşey yok o tepeleri aşacağız
    [​IMG]
    Zonguldak tan motoruna atlayıp günü birlik olarak gezmeye gelen akadaş serin göl kenarında konaklamış,bütün
    gölleri gezip çadırımıza gideceğimiz anlarda kısa bir sohbet yapıyoruz kendisiyle
    [​IMG]

    [​IMG]
    Yaya olarak tamamladığımız turumuz sona erip çadırların kenarına geldiğimizde görevliler traktör ile çöpleri topluyorlardı
    [​IMG]
    Konser devam ediyordu sizi burdan defedinceye kadar bu vıraklamalarınız bitmeyecek der gibiydi,gözgöze geliyoruz
    [​IMG]
    Çadırlarımıza girip dinlenmeye çekiliyoruz yaklaşık 2,5 saattir dolaşıyoruz.Çadırımda notları tutarken sesler geliyor,
    üniversiteli grup sessizliği sona erdiriyor.Daha sonra birkaç aile gelenler kervanına katılıyor.Top oynayanlar oldu,elele
    dolaşanlar ,mangal yakanlar oldu,gelenler akşam üzeri yavaş yavaş geldikleri gibi gitmeye başlıyorlar.Yedigöller yine
    bize ve kurbağalara kalıyor, ortalık kurbağa vıraklamalarından yıkılıyor .Fevzi ye çadırları Büyükgölün kenarına taşımayı
    teklif ediyorum kabul etmiyor
    [​IMG]
    Gün inmeye başlayınca Fevzi yemek telaşına başlıyor, kalan 5 yumurtayı pişirmeye karar veriyoruz bir tanesi kırılmış
    yanına kahvaltılıkları ilave ediyoruz.
    [​IMG]
    Yemeğe misafirimiz var görevli arkadaşı davet ediyoruz,hiç ısrar ettirmiyor.Keyifle yemeğimizi yiyoruz.Bulaşık işleri
    bana ait.Fevzi bu durumdan oldukça rahatsız
    -Abi sana bulaşık yıkatmaya gönlüm razı olmuyor diyor
    Ben de yemek işlerinde kendisinin becerikli olduğunu buna karşılık da benim bulaşıkları yıkayarak görev paylaşımı
    yapmamızın normal olduğunu söylüyorum
    -Olsun Abi yine de bana tuhaf geliyor diyor
    -Peki o zaman bulaşıkları da sen yıka Fevzi diyorum ,gülüşüyoruz
    Görevli arkadaş gelen ziyaretçilerin etrafı çok kirlettiğinden ,yerlerde ateş yakmanın yasak olmasına rağmen insanların
    buna dikkat etmediğinden dem vuruyor, haklı da
    Biz de, sizin de kurbağalarınız çok ötüyor diyoruz

    Kendisi akşamdan sonra yukarıdan derin gölü besleyen suyun kapakları açacağını suyun yükselmesiyle birlikte
    kurbağalarının seslerini keseceğini söylüyor .Yemekten sonra çay kahve keyfi yapıyoruz.Ben bulaşıkları yıkamaya
    gidip geliyorum tuvalette bulunan prize fotoğraf makinasının pilini şarja takıyorum.Gelirken oralarda bulunan bir
    köpek farkediyorum masaların üzerine bırakılmış kuru ekmekleri atıyorum önüne ,çekingen tavırlarla yiyor.Gel diye
    çağırıyorum ,kendini sevdirecek ama ben yaklaştıkça kaçıyor.Belliki çok şiddet uygulamışlar zavallıya.Ben okşamak
    için yaklaştıkça o kaçıyor ani hareketlerimde panik olup uzaklaşıyor.
    [​IMG]
    Daha sonra gündüz topladığımız odunları teneke kutunun içine koyup kamp ateşimizi yakıyoruz.Bankı ateşin
    kenarına çekip sohbet ediyoruz,köpeğimiz çadır kenarından bizi izliyor.Ateşi izlerken saat 22 civarı bir araç
    yavaş yavaş Seringöl tarafından gelip yukarı doğru çıkıyor, arkasından bir araç daha onu takip ediyor hafiften
    tedirgin olmayamı başlasak derken köpeğimiz havlamaya başlıyor gelenlere.Önce yukarı çıkıp sonra geri
    geliyorlar ve yanıbaşımızda araçlar için yapılmakta olan parke taşı döşenmiş park alanının bir köşeşine
    araçlarının ışıkları yanar vaziyette park edip eşyalarını indirmeye başlıyorlar, yanlarında çocukları görünce
    rahatlıyoruz.İki aile araçların ışıklarıyla çadırlarını kurup içlerine girdiklerinde bizimde uykumuz geliyor ,köpeğimiz
    arada bir onlara havlıyordu sadece birkaç dilim ekmek verdiğim bu hayvanın sadakat duygusuna hayran kalıyorum.
    Oysa ne insanlar gördüm çalışıp ekmeklerini kazandıkları kurumlara sabah-akşam küfreden.
    Görevlinin dediği gibi kurbağalar susmaya başlıyor, suların yükseldiğini biz de hissediyoruz.Fevzi tedirgin oluyor,
    suyun kenarına çubuk saplayıp suyun ne kadar yükseldiğini anlamaya çalışıyor.Ateşin kenarında otururken
    devamlı suyun hareketini yüksekliğini izliyor.Kurbağalar sanki ilahi bir emir almış gibi yarım saat kadar susup
    sonra tekrar başlıyorlar ,yaklaşık 10 dk ötüp sonra yine susuyorlar demekki su devamlı yükseliyor.Kenarlara
    bakıyoruz kuru yerler ve Fevzi nin diktiği çubuk ıslanmaya başlamış.Fevzi daha da tedirgin oluyor.Suyun gece
    iyice yükselip çadırlara geleceğini söylüyor.Ben ise suyun yükseldiğini ama çadırlara kadar gelmeyeceğini
    çadırlar ile suyun arasındaki eğime baktığımda suyun bize ulaşmadan diğer tarafa yöneleceğini söylüyorum.
    Fevzi keşke çadırları taşısaydık diyor.
    Yarın Bolu ya zorlu bir tırmanış var yaklaşık 20 km zorlu bir çıkış ve arkasından 20 km iniş var bakalım bizi neler
    bekliyor,hele şu geceyi çadırlar göl olmadan bir atlatalım.Ateş de zaten gücünü yitirdi ,öylece bırakıp çadırlarımıza giriyoruz.
    Kurbağalar gece boyunca çok nadir öttüler sular devamlı yükseliyor demek ki !
    Sabah ola hayrola ...


    Devam edecek
     
  13. Tolga Çelebi

    Tolga Çelebi Culebrist

    Kayıt:
    2 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.655
    Beğeniler:
    3.895
    Şehir:
    Üsküdar / İstanbul
    Adı:
    Tolga Çelebi
    Bisiklet:
    Focus
    Seviye:
    Çok güzel harikulade bir anlatım
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  14. Hasan Nadir Orhan

    Hasan Nadir Orhan Yeni Üye

    Kayıt:
    4 Nisan 2013
    Mesajlar:
    13
    Beğeniler:
    4
    Şehir:
    Bodrum
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    Bu güzel yazı ve fotograflar için çok teşekkürler..Yazınızı büyük bir zevkle okudum Yavuz bey,güzel bir gezi olmuşşşş,diğer günü en kısa zamanda okumayı bekliyoruz haberiniz olsunnn..
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  15. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Hasan Bey teşekkür ederim
    turumuz 10 gün sürdü,yani daha anlatacak 7 günüm var
    turumuz bundan sonra
    4.gün Yedigöller-Bolu
    5.gün Bolu-Gölcük Gölü-Abant
    6.gün Abant-Mudurnu-Sünnet Gölü-
    7.gün Sünnet Gölü-Göynük
    8.gün Göynük-Taraklı-Geyve-Pamukova-osmaneli
    9.gün Osmaneli-Bilecik-Bozüyük-Kümbet
    Final 10.gün Kümbet-Kütahya

    güzergahında devam edecek
     
  16. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    7 Mayıs salı
    [​IMG]
    Sabah 5,30 da kalkıp hemen kahvaltımızı yapıyoruz,biraz ilerde akşam gelenler henüz biz gibi dikey vaziyette değiller.
    Mümkün olduğunca sessiz davranıyoruz.
    Bu gün 40 km lik bir yolumuz var
    [​IMG]
    Yükselen göl seviyesi görülüyor.Normal seviyesi ağaçların kökleri hizasında ,akşam yaktığımız kamp ateşinin haznesi
    suyun içinde kalmış,neyseki su çadırlarımıza kadar gelmemişti.Fevzi gece boyunca uyuyamamış,tedirgin olmuş,gece
    sık-sık kalkıp su seviyesini kontrol etmiş.Benim bundan haberim olmadı, kurbağalar da insafa gelince güzel bir uyku çekmişim
    [​IMG]
    Kahvaltıdan sonra eşyalarımız yükleyip yola çıkmaya hazırlanıyoruz ,viteslerimde problem olduğunu farkediyorum.Anlam
    veremiyorum son bindiğimde hiç bir problem yoktu. arka 1 ve 2 ye geçmiyor.Bu günkü yolda bana en lazım olacak vitesler
    çünki 20 km ye yakın zorlu bir tırmanışımız var.Biraz uğraşıyorum ,yükler üzerinde olduğu için tekeri kaldırıp deneyemiyorum.
    Arka vites ayar vidalarını oynayıp bisiklete biniyor kısa mesafede deneyip geri geliyorum,olmadı bi daha,olmadı bi daha ,
    sonunda ayarlıyorum vitesleri ama hala aklım, durduğu yerde ayarların nasıl bozulduğunda.Bisikletin yerini değiştirirken
    arka vitesi masaların kenarına veya ağaçlara mı sürttürdüm acaba diye düşünüyorum .
    Neyse sonunda tuvalet ihtiyaçlarımızı da giderip bisikletlere binmeden çıkışa doğru yürümeye başlıyoruz.Sabah sabah hem
    birden yüklenmek istemiyoruz hem de gölleri son kez doya doya seyrederek geçmek istiyoruz yanlarından.Köpeğimiz
    yanımızda bizimle beraber geliyor.Şimdi döner, birazdan döner derken sonunda dönmeyeceğini anlıyoruz
    [​IMG]
    Göllerden çıkışın ardından başlayan rampa çok dik,bisikletleri iteklemeye başlıyoruz vücudumuz soğuk olduğu için herhangi
    bir sakatlanma yaşayıp turu burda bırakmak istemiyoruz.
    Gerçi vücutlarımız sıcak olsa bile çok zorlu bir rampa ,yine de iteklerdik o da ayrı bir konu
    [​IMG]

    [​IMG]
    Rampa o kadar dik ki arada verdiğimiz su molalarında ön freni kısıp sağ elimle su içerken bisiklet yüklerin de etkisiyle geri
    geri kayıyor,bunu önlemek için kaval kemiğimi pedala destek yapıyorum.Kopil hala peşimizi bırakmıyor
    [​IMG]
    Sonunda manzara terasına ulaşıyoruz,sabah serinliği ve ağaçların dalları arasında yol almamıza rağmen sularımız hızla tükeniyor
    [​IMG]
    Yedigöller de çekmeyen telefonlar buradaki baz istasyonu sayesinde sevdiklerimize bağlıyor bizi.İki gündür telefon iletişimimiz
    kesik.Fevzi nin telefonu çekmiyor ,benden sonra o da ailesine bilgi veriyor benim telefonumdan
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    İnsan saatlerce baksa doyamayacak bu muhteşem doğa güzelliğine ama bizim o kadar vaktimiz yok ,biraz seyir biraz dinlenmeden
    sonra tırmanmaya devam ediyoruz
    [​IMG]
    Ormanda kesim yapan işçilerin kullandığı baraka
    [​IMG]
    Kopil hala takipte ,ben su molası vermek için durduğumda önden giden Fevzi nin peşine takılıyor ben hareket ettiğimde tekrar
    benim geçmemi bekleyip arkama takılıyor
    [​IMG]

    [​IMG]
    Kapankaya Tepesi seyir terasına ulaşıyoruz.Fevzi çıkmak için pek istekli davranmıyor,ben buraya kadar gelmişken seyir terasından
    gölleri ve etrafı seyretmeden olmaz diyorum,yukarı çıkmaya başlıyoruz.
    [​IMG]
    Kopil bizi izliyor yukarıya gelmeyecek ,herhalde
    bisikletlerin başında bekleyecek diye düşünüyorum
    [​IMG]
    Bazı yerlerde ağaç dalları doğal merdiven vazifesi görüyor ,daracık yoldan yeşillikler arasında yukarı doğru çıkıyoruz
    [​IMG]
    Arkamı döndüğümde köpeğin bizi takip ettiğini görüyorum ben durduğumda o da duruyor, arada belirli bir mesafeyi devamlı koruyor
    [​IMG]
    5 dk lık bir çıkıştan sonra seyir terasına ulaşıyoruz
    [​IMG]
    Bu manzara karşısında en son ne zaman bu kadar mutlu olduğumu düşündüm,muhteşem bir görüntü.Günlerdir burada olmanın
    hayalini kurdum ve şu anda burdayım,gözümüzün alabildiğince dağ.Sonbahar da buradaki renk cümbüşünü hayal ettim
    [​IMG]
    Seyir terasından belirgin olarak göllerden üçünü görebiliyorsunuz
    [​IMG]
    Daha ilerlerde dağları dumanlar sarmış,daha daha ilerde Karadeniz var
    [​IMG]
    Tam tersi istikamette kar sadece dağların eteklerine tutunuyor, onların da erimesi yakındır
    [​IMG]
    Biz etrafı seyrederken bekçimiz seyir terasının dibinde bizi bekliyor
    [​IMG]
    Keyifle manzarayı seyrettikten sonra iniyoruz
    [​IMG]
    o da geliyor
    [​IMG]
    Orman kesimcilerinin kullandığı başka bir baraka ,bu biraz daha lüx,içine soba kurulmuş borusu kenardan dışarı verilmiş ,
    yakacak kaygısı yok her taraf odun
    [​IMG]
    Yolun bazı bölümlerinde nefes alabileceğimiz kısa düzlükler var.Kenarlarda kesilip istiflenmiş odunlar yol boyunca hep
    karşımıza çıkıyor
    [​IMG]
    Yayla evleri, henüz sezonu açmamış sahiplerini bekliyor
    [​IMG]
    Yol aldıkça ,tırmandıkça karlı dağlar daha belirgin görülmeye başlıyor
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yol boyunca çeşme göremedik yada bizim gözümüzden kaçtı,sularımız tükendi tükenecek bende 1.5 lt , Fevzi de üç adet
    0.5 lt su ve ayrıca matarası vardı.Bizde hararet dizboyu,yazık köpeğim dili dışarda o da çok susadı belli.Biz kendi derdimizden
    hiç o na bakmadık.
    Yavaş yavaş tırmanırken bi taraftan da konuşuyoruz.
    Gözüm kenarda dallara asılmış 5 lt lik su bidonuna takıldı .Bizim insanımız bir başka
    Demekki aşağıdan buraya kadar çeşme yok ,onun için muhtemelen göllerdeki görevliler dala
    bu bidonu asmışlar,bidonun üçte biri doluydu
    Her ihtimale karşı arka ahtapotun arasına sıkıştırdığım poşeti çıkardım yerde biraz büyükçe bir taşı kaldırıp oluşan oyuğa poşeti
    yerleştirip içine suyu koydum köpek bir çırpıda bitirdi ,birkez daha,birkez daha koydum onuda bitirdi.
    Fevzi, sevaba girdin abi dedi
    Ben de bunun sevabı damacanayı buraya asana ait dedim
    dibinde biraz su kalan damacanayı tekrar yerine asarak yola devam ettik
    [​IMG]
    Yeşillikler arasında ilerlerken bir taraftan da arada bir durarak fotoğraf çekiyoruz
    [​IMG]
    İlerlerden araç homurtusu gelmeye, biz yaklaştıkça sesi daha da yükselmeye başlıyor.
    Kontağı kapatıp kepçeden iniyor arkadaş.Nerden gelir nereye gidersiniz gibi klasik sorular ve tanışma faslından sonra,görevli
    arkadaş yol çalışmalarından dolayı yolun buradan Bolu ya 10 km kalıncaya kadar çok bozuk olduğunu söylüyor .Moralimiz bir
    hayli bozuluyor.Biz buraya gelirken yolu asfalt biliyorduk,göllerden itibaren toprak yoldan geliyoruz birde üzerine buradan
    itibaren yol daha da kötüleşiyor.Zemin buradan sonra hem daha da yumuşuyor hem de taşlar irileşip fazlalaşıyor.
    Zirve ye yaklaşık 5 km kadar yolumuz kaldığını öğreniyoruz.Oradan aşağı 20 km ye yakın iniş var ,bunun 10 km si bozuk yol .
    Sonuçta 15 km bozuk yolda ilerleyeceğiz.Yapacak birşey yok yavaş-yavaş tırmanmaya devam ediyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Yayla evleri kenarında mola veriyoruz.Gücümüz iyice tükendi bişeyler atıştıralım diyoruz.
    Hemen bir kulübenin kenarına gölgelik bir alana oturuyoruz.Kahvaltılıkları atıştırıyoruz.Köpeğimiz inler gibi sesler çıkarıyor.
    Susamış olsa hemen karşımızda çeşme var oradan su içer diyoruz.Açlıktandır deyip ekmek veriyoruz onu da yemiyor,anlam veremiyoruz
    [​IMG]
    Buradan ayrıldıktan sonra köpeğimiz bizimle gelmekten vazgeçiyor ve yayla evlerinin orada kalıyor.
    Biz de köpeğin yayla evlerine gelen birilerine ait olduğunu buradan göllere inen araçların peşine takılıp göllere kadar indiğini
    daha sonra da oradan bizim peşimize takılıp buraya kadar geldiğini düşünüyoruz
    İki günlük koruman için sağol
    [​IMG]
    Yükseldikçe detaylar daha da belirginleşiyor ,artık inişe çok yaklaştık ,karlı dağların kenarından inişe geçeceğiz
    [​IMG]
    Hemen hemen zirveye yaklaştık,mapy de zirve 1708 m olarak gözüküyor
    [​IMG]

    [​IMG]
    Nihayet bu resmi binanın önünden inişe başlıyoruz ama yol bozuk olduğu için bu keyif eziyete dönüşüyor,karşıdan gelen kamyonlar
    üzerimize toz bulutlarını bırakıp kaçıyorlar.Yolun kenarları dik uçurum.Toprak yumuşak olduğu için temkinli iniyoruz.Fren sıkmaktan
    ellerim acımaya başlıyor.Diğer taraftan arka tekerden gelen takırtı çok fazlalaştı bu da canımı sıkıyor.Keyif katsayım yerlerde.
    Arızanın ne olduğunu bilemediğim için tedirginim.Arıza göbekte ise dağılma ihtimalinden dolayı bir düşme durumu olabilir veya bir
    tamirciye ulaşsak bile yedek parça sıkıntısından dolayı tura birkaç gün ara verebiliriz.Şansımız Bolu ya gidiyor olmamız orada her
    halükarda tamirci bulabileceğiz.Fevzi arızanın ,gelen sese bakarak rublede olduğunu düşünüyor, ben ise gelirken arka göbeği açtığımı
    yağlayıp kapattığımı akort ayarını yapmama rağmen sorunun tellerde olduğunu söylüyorum. Ses aşağı inerken çoğalıyor rampa
    çıkarken zorlamaya başladığımda kesiliyor,hiç anlam veremiyorum
    [​IMG]

    [​IMG]
    Kayın,gürgen ve çam deryası içinde, aşağı doğru inmeye devam ediyoruz
    [​IMG]
    Arasıra inip çıkıyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Ormanlık alandan yavaş yavaş şehre doğru yaklaşıyoruz
    [​IMG]
    Telefonların çektiği bir alanda hemen ailelerimizle iletişime geçiyoruz.Fevzi nin telefonu burada da çekmiyor.Fevzi bu duruma çok
    bozuluyor.Haklı da ,ikimizin hattı da Vodafon.
    Telefonu Vodafon kampanyasından almıştı ve şu ana kadar hiç memnun değil.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Mandalar, onlar için hazırlanmış havuzda balerin gibi süzülüyor :)
    [​IMG]
    Bu köyde yaşayanlar ne kadar harika bir yerde yaşadıklarının farkındalar mı acaba !
    [​IMG]
    Nihayet Bolu ya az bir yolumuz kaldı 7-8 km kala asfalt yola kavuşabildik.Fevzi ,motorcu tur arkadaşı İsmail Pınar abi yi arıyor O da bize
    Bolu da tanıdığı bir motorcu tur arkadaşının telefon numarasını verecek.Hem O arkadaşa İsmail abi nin selamını götüreceğiz hemde
    müsait ise bir çayını içip tanışmış olacağız
    Ümit i arıyoruz merkezde buluşalım diyor.Merkeze doğru yol alıyoruz tesadüf eseri Ümit ile yolda karşılaşıyoruz.Ümit hemen bir proğram
    yapıyor ve bizi otele bırakıyor yarın 9 da gelir sizi alırım, araba ile Gölcük Gölü nü ve Aladağlar ı gezeriz diyor.
    İtiraz edermiyiz hiç ?
    bisikletler ile Gölcük Gölü ne gitmekte yaklaşık 15 km lik kısa bir mesafe olmasına rağmen dik yokuşlar sebebiyle zorlanacaktık.Hem
    araba ile gezmek bize vakit de kazandıracak.
    [​IMG]
    Burası da kaldığımız otel ,kişi başı kahvaltı dahil 40 tl ödedik.Öğrenciler görev yapıyor, odalar ve hizmet kalitesi çok güzeldi biz
    memnun kaldık.
    [​IMG]
    Ben eşyalarımı hemen odaya çıkarıp Ümit in tarif ettiği bisikletçiye gidiyorum boş bisiklet ile.Yine bir hoş oluyorum boş bisiklete binince.
    Yükler indikten sonra arka tekerdeki takırtı kesildi,giderken bir taraftan da bisikletçiye arızayı nasıl tarif edeceğimi düşünüyorum.
    Bisikletçiye varıp arızayı söylüyorum,.bir anlam veremiyor söylediklerimden.Fren ayarlarına bakıyor,tekeri çevirip arka göbeğe bakıyor,
    fren pabuçlarına bakarak tekeri sökmeden akort ayarı yapıyor kaba taslak.Arızayı tam tarif edemediğim için anca bu kadar oluyor.
    Boş bisiklette arızadan eser yok ,otelin önüne geliyorum, arıza geçmiş gibi takırtı yoktu gelene kadar.Üzerince hafifçe yaylandığımda
    yine aynı ses geliyor hala tereddütlüyüm.Yukarı odamıza çıkıyorum Fevzi duşunu almış dinleniyor.
    Tekeri söküp tekrar bisiklet tamircisine gitmeye karar veriyoruz,durumu izah ediyoruz.Göbeği söküp bakmasını rica ediyoruz.Mil den
    tutup göbeği çeviriyor kesinlikle göbekte arıza yok diyor ,bi taraftan da düşünüyor .Bir de rubleye bakalım diyor rubleyi söküyor, eliyle
    dişlileri sağa sola oynatıyor, dişlilerin gevşek olduğunu ,dişlileri birbirine tutan 3 uzun mil den birinin kırılıp yerinde olmadığını farkediyoruz.
    Elinde ruble olup olmadığını soruyoruz
    iki model gösteriyor, 11-32 rubleyi tercih ediyoruz.
    Fevzi ye bravo Fevzi tahmininde haklıymışsın diyorum,Fevzi daha önce arızanın rubleden kaynaklandığını düşündüğünü söylemişti
    otelin yolunu tutuyoruz.Hemen tekerleği takıyor ve duş almak için yukarı odaya çıkıyorum
    [​IMG]
    Çamaşırlarımı yıkayıp odanın içine kuruması için asıyorum.Biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için otelin yemek salonuna iniyoruz ,
    yemekten sonra Fevzi çarşıyı gezelim diyorum ,pek istekli görünmüyor.Ben gezeceğimi söyleyince o da geliyor
    [​IMG]
    Merkeze doğru yola çıkıyoruz ,kaldığımız otele 10 dk mesafede.Çarşının bazı bölümleri bitmiş bazı bölümleri ve ara yollar tadilatta.
    Cadde çok geniş ve güzel,Köroğlu heykeline doğru yürüyoruz.
    [​IMG]
    Heykelin olduğu alan çalışmaların en yoğun olduğu alan, yerde ne varsa sökmüşler bazı kısımlara beton atılmış bazı kısımlara beton
    atılmak için demir döşenmişti .İşte o demirlerin üzerinden geçip Köroğlu heykeli önünde fotoğraf çektirelim isterken sağ ayağımı
    demirlerin üzerine atıyorum fakat sol ayağımı biri arkadan asılıyor gelmiyor,çıkıntı demirin ucuna takılmış sabaha kadar asılsam da
    geleceği yok,tabi böyle olunca elimde fotoğraf makinası ile beraber yere kapaklanıyorum ,makinem yere çarpıyor elimle beraber.
    Fevzi gülmeye başlıyor
    Abi kusura bakma ben düşen birini görünce dayanamam gülerim diyor
    Düşenin dostu olmaz diye boşuna dememişler demekki :)
    Kısa bir şaşkınlıktan sonra hemen kalkıp (bu kalkma anı düşen bir insanın en zor anıdır arkadaşlar, insan nereden gelip nereye gittiğini
    sapıtır ,şakülü kayar,bi yerlerin acır ama sen Dünya nın acıya en dayanıklı insanısındır o anda)sağımı solumu kontrol ediyorum ,
    sadece üzerim tozlanmıştı,makineye baktım objektif kısmında darbe vardı endişe ile açma düğmesine basıyorum makine açılmıyor,
    çok üzülüyorum çünki makine bozulursa o andan itibaren turumuzu kayıt altına alamayacağım,pil yuvasının açıldığını farkediyorum
    pil yerindeydi ama hafıza kartı yerinden çıkmıştı,takıp tekrar açıyorum makineyi bu sefer açılıyor.O anda çok seviniyorum
    Heykelin önünde fotoğraf çekiliyoruz,sonrasında maden suyu içiyoruz ,içerken de benim düşüş anımı değerlendirip beraber gülüyoruz,
    Köroğlu dağlarda fink atıp Bolu Beyine kafa tutsun sen kalk yiğidin dibinde daha düz yolda bile yürüyeme, yere kapaklan.
    Çarşı cıvıl cıvıldı, hiç istemiyorum ama yavaş adımlarla geri dönüyoruz.
    [​IMG]
    Otelimizin karşısında bulunan marketten gıda alışverişi yapıyoruz ,traş olmak için permatik bulamadık 10 lu paket halinde satılıyordu
    ben tek almak için tekrar çarşıya yöneliyorum Fevzi otele gidiyor.
    Bu sayede tekrar çarşıyı gezme fırsatım oluyor.İşimi halledip 1 saat kadar sonra otele dönüyorum ve yatay pozisyona geçiyoruz.
    Yarın Gölcük Gölü nü ve Aladağlar ı gezeceğiz , kartpostallarda gördüğümüz ve senelerce Abant ta olduğunu zannettiğim o evi ,dünya
    gözü ile göreceğiz.
     
  17. metin akyılmaz

    metin akyılmaz Yeni Üye

    Kayıt:
    19 Ocak 2013
    Mesajlar:
    25
    Beğeniler:
    49
    Şehir:
    kocaeli
    Bisiklet:
    Sedona
    Seviye:
    tebrikler güzel tur ve fotoğraflar için.
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  18. tamer ulu

    tamer ulu Aktif Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    150
    Beğeniler:
    204
    Şehir:
    Sakarya
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    güzel bir tur olmuş imrenmemek elde değil manzaralar o biçim doğa,insan ve bisiklet içi içe vallahi yerinizde olmak isterdim.
     
    Yavuz.M bunu beğendi.
  19. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    Bizde ilk uzun turumuzdan çok keyif aldık
     
    tamer ulu bunu beğendi.
  20. Yavuz.M

    Yavuz.M Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2012
    Mesajlar:
    79
    Beğeniler:
    173
    Şehir:
    İstanbul / Kütahya
    Bisiklet:
    Trek
    Seviye:
    8 mayıs çarşamba
    [​IMG]
    Saatimin alarmı 6 da ötmeye başlıyor, etrafa yaydığımız eşyaları çantalara doldurmaya başlıyoruz,çamaşırlarım kurumamış
    hafif nemliler,onları ayrı bir poşete koyuyorum.Çantalarımızı hazırlayıp kahvaltıya iniyoruz , kahvaltıdan sonra çantalarımızı
    aşağı indirip bisikletlerimizin olduğu odaya bırakıyoruz.Gölcük gölü gezimizden sonra gelip çantalar ve bisikletleri otelin
    dışına çıkarıp orada yükledikten sonra yolumuza devam edeceğiz.
    Sabahleyin kahvaltıya inmeden önce bu fotoğrafı çekerken bu günün hayatımdaki en keyifli günlerden biri olacağını nerden
    bilebilirdim
    [​IMG]
    Kahvaltı masamızdan görüntüler
    [​IMG]

    [​IMG]
    Fevzi sabah mahmurluğunu üzerinden atamamış henüz
    [​IMG]
    Bisikletlerimiz de bizim gibi dinleniyorlar,ne yazık bu gün onlar olmadan gezeceğiz
    [​IMG]
    Kullanılmayan oda da eşyalarımız biz gelene kadar güvende olacak
    [​IMG]
    Ümit ile buluşup hemen yola çıkıyoruz.Ümit bankada işini hallederken biz de etrafı keşfediyoruz
    [​IMG]
    Meydana uzanan sokaklardan birisindeyiz,bazı esnaflar dükkanlarını açmış,temizliklerini yapmış ,taburelerinde sabah keyfi
    yapıyorlar çaylarını yudumlayarak ,bazı dükkanlar kapalı ,açılmayı bekliyorlar.
    [​IMG]
    Ümit bankadaki işini ışık hızıyla bitirip bizi arabaya atıyor :)
    Bekle bizi Gölcük geliyoruz...
    Bolu Gölcük arası çok güzel bir yol
    yol boyunca etrafta en basitinden en gösterişlisine kadar bahçe içinde mükemmel evler var.Yükseldikçe yamaçlarda evler
    hala devam ediyor
    [​IMG]
    Ve sonunda Gölcük Gölündeyiz, hemen girişte seyir terası karşılıyor bizi
    [​IMG]
    Burası başka bir alem gibi
    [​IMG]
    Ümit ile Fevzi koyu bir sohbetin başındalar,sohbet mangal kültürü ve sonucunda bu güzelim alanın giderek hızla bozulması
    ve kirlenmesi etrafında dönüyor, Ümit bu konuda çok dertli ,haklı da
    Etrafta piknikçilerin bıraktığı bir sürü atık görüyoruz .
    [​IMG]
    biz şu güzelliğin tadını doya doya çıkarmaya bakalım
    Gölün etrafını turlamaya başlıyoruz,her adımda yüzlerce fotoğraf çekilebilecek bir yerdeyim ümit ile Fevzi sohbete devam
    ediyorlar .Bana ilişmesinler de başka bir şey istemiyorum,basıyorum da basıyorum deklanşöre
    [​IMG]
    Gölün etrafını dolanıp karşıdaki misafir evinin yanından geçip çıkışa yöneleceğiz
    [​IMG]
    Ümit beni de görüntülüyor.sözü görüntülere bırakayım
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Konuk evi nin kenarı tel kafesle çevrilmiş
    Gölün kenarında dolaşmak sanki güzel bir rüya gibi ,bitmesin istiyorsunuz
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bir sonu var .Yeni yapılan turistik yapılar hemen hemen bitmiş
    vaziyette,ustalar hummalı bir çalışma içerisindeler .
    Çıkışa doğru yöneliyoruz
    [​IMG]
    Elveda Gölcük ,umarım bozulmadan uzun seneler yaşarsın
    [​IMG]
    Hedefimiz Aladağlar,ilerlerken aralardan Bolu gözümüze çarpıyor
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Gezimiz boyunca Aladağlarda görüntü hep böyleydi ,yemyeşil bir halı ve sarı desenler.Yayla evlerinin bazılarında
    hareketlilik başlamıştı
    [​IMG]
    Ümit çok anlayışlı ve keyifli bir arkadaş biz fotoğraf çekmeye başlayınca hemen arabayı durdurup ,bizim hareket
    halinde değil de durup daha detaylı fotoğraf çekmemizi sağlıyor
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Ümit bize etraf ve yaylalar hakkında bilgi veriyor ama not almadığımız için hepsi aklımdan uçup gidiyor
    [​IMG]

    [​IMG]
    Şu teneke çatılardan bir türlü kurtulamadık senelerdir,başka çatı sistemi bilmezmiyiz biz acaba !
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Karşıda görülen karlı tepeler Kartalkaya kayak merkeziymiş.Ümit daha önceleri tur operatörlüğü de yapmış onun
    için çevre hakkında bilmediği yok,aynı zamanda usta bir kayakçı.Çok turist taşımış zamanında Kartalkaya ya
    [​IMG]
    Biraz daha yaklaşalım
    [​IMG]
    Aladağlar ın havası bir başka güzel .Yedigöllerdeki görevli bize burada nereye gitseniz heryerin kendine has ayrı
    bir havası vardır demişti,,hakikaten öyle Yedigöllerde hava başkaydı , gölcük gölünde başka Aladağlarda bir
    başka ,sanki hepsi farklı iklimlerde gibi
    Bakalım Abant ta, Mudurnu da,Sünnet Gölünde, Göynük de,Taraklı da hava nasıl
    Hepsini bir bir öğreneceğiz
    Turumuza devam edelim
    [​IMG]
    Koyun sürüsüyle karşılaşıyoruz, hemen bu güzel anı yakalıyorum
    [​IMG]
    Yukar taraftan, köyün olduğu yoldan geldik .Burası aynı zamanda Bolu yu Kartalkaya ya bağlayan yol
    [​IMG]
    Arabadan inip Bolu yu tepeden seyrediyoruz,öndeki çam ağacının üzerindeki toprak kısım maden sahasıymış bu
    kadar güzel tabiatın ortasında, çürük bir diş gibi sırıtıyordu
    [​IMG]
    Yamaçlarda oksijen deposu ortasındaki yayla evleri
    [​IMG]
    Aşağılara doğru iniyoruz ümit bize evinde kahve ikramında bulunmak istiyor
    [​IMG]
    şehir hayatından sıkılınca merkezdeki dairesini satıp doğa nın kucağında bir ev yapmış kendisine.
    [​IMG]
    Buzdolabının bir tarafı Ümit in oğlunun yaptığı resimlere ayrılmış,hangi çocuk bu durumda çok önemli olduğunu
    hissetmez
    [​IMG]
    Bu da girişte bahçesinin kenarındaki araç garajı ,daha önce söylediğim gibi kendisi motosiklet tutkunu
    küçük motor şehir içinde,büyük motor uzun turlarda binmek için.Bakım ve tamir için her türlü alet- edavat hazır
    [​IMG]
    Eşinin kullandığı bisiklet ağırlık testinden geçiyor
    [​IMG]
    bir Vespa klasiği ,toplamak için zaman bulamamaktan yakınıyor Ümit
    Kahve ikramından sonra otelimize dönüyoruz.
    Ümit e bize göstermiş olduğu yakın ilgi ve alakadan dolayı teşekkür edip vedalaşıyoruz.
    Bisikletlerimizi ve çantalarımızı girişteki odadan alıp yola çıkmak için hazırlanıyoruz.Yarım saat sonra pedala
    basıp,çarşıya doğru yol alıyoruz, oradan istikamet Abant.
    Fevzi dün gördüğümüz pizzacı dan pizza yemeyi teklif ediyor.Oturup pizzalarımızı yiyoruz ,yarım saatlik pizza
    molasından sonra ispirto almak için bayii arıyoruz .
    Birkaç yere soruyoruz yok,sonunda saf alkol buluyoruz.
    [​IMG]
    Güneş ve rüzgara karşı Abant a doğru pedal basıyoruz.Bolu Abant arası 35 km ,yol kalitesi gayet güzel,Yedigöller
    den Bolu ya geldiğimiz yolu düşününce daha bir keyifle basıyorum pedallara
    [​IMG]
    Önce Fevzi
    [​IMG]
    Sonra ben, poz veriyorum tabela önünde adettendir diyerek
    [​IMG]
    Bolu Düzce yolunda Abant yol ayrımına girdikten sonra oralarda dolaşan birine fotoğrafımız çekmesini rica ediyoruz.
    Bizi kırmıyor ,fotoğraf çekinceye kadar bir çırpıda bütün dertlerini sıralıyor
    Keşke çare olabilsek , kısa sohbetin ardından yola devam ediyoruz.
    Makinemin şarjı bittiği için Ümit in evinden sonraki bölümde ben fotoğraf çekemiyorum.Akşama kadar nereye
    ulaşırsak orada şarj edebileceğim ancak.
    [​IMG]
    Yoldaki bir köyden gıda alışverişi yapıyoruz,domates biber ve salatalık soruyoruz maalesef yok,
    - ben de olsa vereyim ama ben de de yok
    diyor evinin yanındaki bakkalı işleten bayan.
    Alışverişi bitirip çıkıyoruz,akşama menemen yapacağız bize domates biber lazım.
    Yolda başka alışveriş yapabileceğimiz yer olmadığını söylüyor bakkal kadın
    Koskoca köyde domates ve bibersiz kaldığımıza yanıyorum
    Yol kenarında evinin önünde oturan iki bayanın yanına yaklaşıp selam veriyorum,bu (onlar için)garip görünümlerimizin
    sebebini izah ediyorum , konuşurken çocuklar etrafımızı sarıyor
    -Akşama menemen yapacağız ,bakkaldan domates biber almak istedik yokmuş,sizde varsa ister ücret karşılığı
    ister hayrınıza bize bir-iki domates , bir-iki biber verin
    diyorum kadınlara
    Birbirlerine bakıyorlar ne yapsak der gibi
    Kızı ,Anne verelim sevap olur diyor, annesinin başımı sallamasıyla onay aldıktan sonra evin girişine doğru
    yöneliyor,biz çocuklarla ve teyze ile sohbet ederken elinde poşetle geri dönüyor.
    Poşeti alıyoruz ,ücret teklif ediyoruz almıyorlar
    Çocukların fotoğrafını çekmek istiyoruz, anne ile kızı arka planda olduğu için yüzlerini gizliyorlar.Biraz uzaklaştıktan
    sonra açıp bakıyorum ,sağolsunlar domates,biber salatalıkları güzelce yıkayıp bol miktarda koymuş poşete
    Ne diyeyim etttikleri kadar bulsunlar
    Köyden ana yola çıkıp akşama yapacağımız menemenin malzemelerini tamamlamış olmanın sevinciyle gidiyoruz da
    gidiyoruz.Gün inmeye başladı Abant a varmak istiyoruz biran önce.Yol kenarında,konaklamak için çok sayıda tesis
    var.Suyumuzu doldurmak için birinin önünde durduğumuzda köydeki bakkal kadının dediğinin aksine gıda alışverişi
    yapabileceğimiz bir marketin olduğunu görüyoruz.
    [​IMG]
    Abant a yaklaşırken gün iyice iniyor dağların ardına.Yanından geçmekte olduğumuz orman binasının önünde
    demirliyoruz.Amacımız gecelemek için izin almak.Yolun hemen kenarındaki ana binada kimsecikler yok ,görevliyi
    lojmanının önünden ana binaya gelir vaziyette yakalıyoruz.Durumu izah edip izin istiyoruz
    bir-iki dedirtmiyor izin veriyor.Karanlığa kalmamak için hemen yemek malzemelerimizi çıkarıp hazırlıklara başlıyoruz.
    Önden çorba yapıyoruz ardından menemen .
    .Abant a yaklaşık 7-8 km bir yolumuz kalmıştı ama oraya varmak için karanlıkta pedal basmamız gerekecek belki ,
    yemek falan derken karanlıkta zor olacak onun için Fevzi nin aklına uyup burada konakladığımız iyi oluyor.Hem
    telefon ve fot.makinelerimizin pillerini şarj edebileceğiz.İki ağaç arasına ipi gerip kurumayan çamaşırlarımı asıyorum
    Hemen yanı başımızdaki çeşmede bulaşıklarımızı yıkıyoruz.Yemek sonrası çekirdeğimizi alıp bankta çay keyfi yapıyoruz.
    Yüz metre kadar gerimizde bulunan tesisteki köpeklerin sesleriyle beraber çadırlarımıza girip dinlenmeye çekiliyoruz.
    Hemen dibimizde ana binadaki görevli sabaha kadar nöbetçi, hem bizi hem orman binası ve içindeki iş makinelerini
    bekleyecek.Bu gün geceyi Abant ta geçirmeyi düşünüyorduk ama yetişemedik.
    Gece tuvalete kalkıyorum,kaç gündür böyle ,içiyoruz çayları, gece zor yetişiyoruz.Bir ara köpek sesiyle uyanıyorum
    çadırın etrafında dolanıyor,görevliye aittir deyip tekrar uykuya dalıyorum.Yarınki hedefimiz Abant-Mudurnu ,sonrasında
    geceyi Sünnet Gölünde geçirmek.Yaklaşık 70 km lik bir yolumuz var.