Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Yarım Yarımada Turu 1

Konu, 'Şehiriçi Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında MeSu tarafından paylaşıldı.

  1. MeSu

    MeSu Yeni Üye

    Yaş:
    54
    Kayıt:
    12 Mart 2015
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    64
    Şehir:
    Bandırma
    Adı:
    Mehmet Sürücü
    Bisiklet:
    Salcano
    Seviye:
    1.Gün
    14.Haziran.Pazar
    Ballıpınar’a, Perşembe günü, bisikletle, Aşağıyapıcı-Hamamlı üzerinden geldim. Turu Pazar günü, Ballıpınar köyünden başlatmayı planladık. Tura beraber çıkacağımız Nezih Özkan (1956), o sabah erken kalkıp, aracıyla yola çıkıp, İstanbul’dan köye gelecek.

    Nezih Ağbi ile, birkaç yıl öncesine uzanan, kitapseverliğe dayalı bir tanışıklığımız var. Yaşlarımızın yakın oluşu, birkaç kişilik turları, kalabalık turlara yeğlemememiz, doğa ve bisiklet sevgisi, bu turu daha bir uyumlu ve zevkle yapacağımızın göstergeleriydi. Bir bisiklet turundan beklentilerimiz yakındı.

    Bunun benim için anlamı; pedalladığım, gittiğim mesafelerin çokluğu değil, gördüğüm, tanık olup izlediğim, mola verip konakladığım, orada olup eğleştiğim bölümü oldu hep. Varılacak yerlerden çok, burası harika bir yer, bu deniz, bu koy çok güzel, burada biraz daha kalıp, çadırımı kurup, birkaç gün buraların tadına varabilirim, yaklaşımında oldum her zaman. Bunun turumu zaman ve mekân olarak belirsizleştirmesi, ucu açık, keyfi bir şekle dönüştürmesini bir sorun değil, özüne varmanın gereği olarak düşündüm.

    Ballıpınar köyü Kağıdağ yarımadasının kuzeye bakan yüzünde. Köy halkı Selanik-Kavala göçmeni. Bir parça da olsa, yaşlıların giyiminde, konuştukları dilde otantik, özgün, günümüze kadar ulaşmış bazı kültürel değerler gözlemlenebilir. Bu köyde doğdum. Ailemin bir kısmı hala burada oturuyor.

    Köy.jpg

    Ballıpınar köyü Kağıdağ yarımadasının kuzeye bakan yüzünde. Köy halkı Selanik-Kavala göçmeni. Bir parça da olsa, yaşlıların giyiminde, konuştukları dilde otantik, özgün, günümüze kadar ulaşmış bazı kültürel değerler gözlemlenebilir. Bu köyde doğdum. Ailemin bir kısmı hala burada oturuyor.

    Gerektiğinde, kasabanın boğuculuğu arttığında, bisikletle veya yürüyerek buraya sığınıyorum. Tarla-bağ-bahçe işlerini sevdiğimi söyleyemem. Ama doğanın içerisinde olmak beni mutlu ediyor.

    Gelişimden sonraki günlerde doyasıya, tadını ala ala kiraz topladım. Sabahın erken saatinde, horozlar ötmeden kalkıp, havanın alaca aydınllık saatlerinde kirazlığa pedal çevirmek, yüzünde sabah serinliğini sırtlanmış rüzgârı duyumsamak, yaşamın içerisinde daha dolaysız olmak.

    Tura çıkacağımız Pazar sabahı erkenden tarladayım. Yemyeşil yaprakların arasında, pembe-kırmızı, dolgunlaşmış, bala kesmiş damlacıkları daldan toplamak apayrı bir mutluluk. Dalların arasında kaybolan merdivene çıkıp, elde kova, saatlerce kiraz topluyorum. Kiraz bahçelerinden insan, kuş sesleri, köpek havlamaları geliyor. Bisiklet turumun ilk ısınma etapları bunlar. Her ne kadar yaptığım iş bisiklete binmeyle uzaktan yakından ilgili olmasa da…

    Kiraz dalı.jpg

    Dallar kiraz yığılı. Ağırlığından eğilmiş, yere dönmüş. Bereketli, bolluklu bir mevsim. Tüm vadi kiraz ağaçlarının utangaç kızarıklığıyla utangaç utangaç gülümsüyor. Bütün köylü, eli ayağ tutan elde kova-sele, ağacın üzerinde, altında, kiraz topluyor. Seleler dolusu kiraz, Patpat denilen uydurma araçların römorklarına doldurulup, köyün meydanına getirilip, sıraya konuluyor. Alanın kenarında, yaşlı, dev bir çınar ağacı var. Altı serin, gölgesi koyu. Bandırma’dan, Erdek’ten gelen alıcılar burada toplanıyor. Kirazlar açık mezatla alıcı buluyor. Köylüleri acele acele kiraz indirirken izlemek, fotoğraf çekmek, sıra sıra kasaların arasında dolaşırken, gözüme ilişen en olgun en iri kirazı alıp yemek… Kirazını sıraya koyup, mezatın başlayacağı zamanı bekleyen sakalı bıyığı kıralmış üç beş kişi, gölge bir kenarda, bir taşa, ağaç kütüğüne, boş bir kiraz kasasına oturup, alıcının azlığından, bunca emekle yetiştirilen güzelim kirazın, yok pahasına satılmasından şikâyet ediyorlar.

    Önerim, Ballıpınar’daki kiraz mezadını yakınlarda oturan tüm bisiklet tutkunlarının gidip görmeleri. Kiraz mayısın son haftası başlayıp, haziran ayının sonlarına dek sürdüğü oluyor. Kiraz pazarı Pazar, Çarşamba, Cuma günleri kuruluyor. Ceviz iriliğinde, kıpkırmızı, beş tanesinin insanı doyurduğu bir meyva sözünü ettiğim. Ne yazık ki köylülerin yakındıkları gibi, pazarlama güçlükleri nedeniyle birkaç alıcının keyfi belirlediği, yetersiz, ederinden uzak bir parayla, yok pahasına satılıyor. Köylünün deyimiyle, kendi mallarıyla rezil oluyorlar.

    Mezat.jpg

    Saat 10’a doğru kiraz toplamayı bırakıp, köye dönüyorum. Hafif bir kahvaltı yapıp, bisikletime malzemeleri yüklüyorum. Heybeler, uyku tulumu, mat, çadır. Bir poşet de kiraz astım direksiyona. Su doldurdum. Giyindim. Hazırım. Kahvehane yola yakın. Yaşlıların masalarına oturup selam veriyorum. Göz ucuyla tur arkadaşımın gelişini beklerken, bir yandan da yaşlıların sohbetlerine kulak misafiri oluyorum.

    Anlatıların fazla uzun olmaması için burada bitiriyorum.

    Ballıpınar-Turan köyleri arası tur izlenimlerini bir sonraki bölümde aktarmaya çalışacağım.
     
  2. mavinehir

    mavinehir Kıdemli Üye

    Kayıt:
    22 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    378
    Beğeniler:
    203
    Şehir:
    istanbul
    Seviye:
    Anlatım güzel fotoğraf sayısı az geldi bana.Birkaç tanede daha fotoğraf olsa daha iyi olur sanırım.Ama güzel yermiş.Hele kirazlar...Üreticinin çektiği çile bu malesef, hakettiği emeğinin karşılığını alamamak.