Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Y.Özdil'den "GDO’lu diyet tarifleri"

Konu, 'Güncel Haberler' kısmında SedatT tarafından paylaşıldı.

  1. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.072
    Beğeniler:
    1.203
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Yılmaz ÖZDİL
    yozdil@hurriyet.com.tr

    GDO’lu diyet tarifleri


    Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.

    Şöyle...

    Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

    Ne verirlerse...
    Onu yiyeceksiniz.

    Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.

    Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.

    Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? Şikâyet edip
    duruyorsun, içine katkı maddesi
    konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister
    çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan
    medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?

    Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?

    Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!

    Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?

    Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.

    Uzatmayayım.
    Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.

    Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!

    Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

    Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
     
  2. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.072
    Beğeniler:
    1.203
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.

    Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!

    Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

    Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.[/QUOTE]

    Evet arkadaşlar,konunun uzmanı falan olmaya gerek yok...Özü budur...
     
    Doruk Atay ve sadana bunu beğendi.
  3. SedatT

    SedatT Bisikletkolik

    Kayıt:
    11 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.072
    Beğeniler:
    1.203
    Şehir:
    İzmir
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    http://img688.imageshack.us/img688/1079/gdailehapsetmek.gif
    Gıdayı yöneten,toplumları da yönetir..

    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
    115 bin kişi çalışıyor.
    70 tane üniversitemiz,
    30 tane ziraat fakültemiz,
    50 tane tarım araştırma enstitümüz,
    10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.

    Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.
    Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

    Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.
    Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.
    Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.
    Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de
    yerli tohuma dönemiyorsunuz.Genetik tohum o toprağa da zarar veriyor.
    Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.
    50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
    tamamen kullanılmaz hale geliyor .
    Buna en güzel örnek :
    Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir...
     
  4. d.berkay

    d.berkay Onursal Üye

    Kayıt:
    2 Ekim 2006
    Mesajlar:
    3.886
    Beğeniler:
    3.203
    Şehir:
    Ankara
    Adı:
    Demir Berkay
    Bisiklet:
    Marin
    Seviye:

    Bunlar gerçekten çok acı gerçekler.. Ülkeyi yöneten insanlar nedendir bilimez!! (aslında bilinirde bilinmez) güzelim tarım cenneti ülkemizi her alanda dışa bağımlı hale getirdiler.. Hatta sadece tarım alanıda değil, endüstri alanında da dışa bağımlı olduk.. Doğru düzgün üretimimiz yok.. Fabrikalar kapanıyor sırayla.. Onlarsa hala açılım derdindeler ya da başka dertlerdeler.. Artık bu konuda ne yapılabilir bilemiyorum.. Bunda ziraat mühendisi, bunca ziraat mühendisi neden açıkta? Neden onlar işsiz? Üniversitede bölüm açmakla bitiyor sanıyorlar olayı.. İstihdam sağlama dertleri yok ki, zorunlu hissetmiyorlar çünkü. Yabancı ülkelerin hep luzumsuz işlerine heveslenirler. Her ülkede işsiz var mutlaka ama bunların kaçı üniversite mezunu? Kaçı mühensis, ekonomist?

    Bilmiyorum, bu konular burda tarışılarak çözülecek konular değil farkındayım ama ne yapılır, nasıl yapılır, nerden çözüm bulabiliriz bunları da bir şekilde bilmek lazım..
     
  5. sadana

    sadana Onursal Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    2.268
    Beğeniler:
    2.592
    Şehir:
    Adana
    Seviye:

    Emeğiniz için tşk ler ama harşeyin yani bu söylenenlerin tek nedeni "PARA"
    iNSANLAR ,maneviyatını yitirdikce,Maddiyat ön plana çıkıyor ve insalığın hiç bir değeri kalmıyor.Yani sağlığın da hiç bir önemi kalmıyor..Bu her yerde iyice kendini belli etmeye başladı zaten.

    Bir program da çocuğa "Büyüyünce ne olacaksın?
    Çocuk; "İnsan" olacam diyor..
    Hayat da en zor olunabilinecek şey "İnsan" olmak..
    En baş da ben..

    Sağlıklı ve İnsan gibi yaşamayı diliyorum..Yorumlar için çok tşk ler..