Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Türkiye'de ultra maraton macerasının ilk adımları: Altın vuruş 325 km / gün (2004)

Konu, 'Şehirlerarası Gezi ve Tur Makaleleri-Fotoğrafları' kısmında Hüseyin Çelebi tarafından paylaşıldı.

  1. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    Türkiye'de ultra maraton macerasının yazılı, fotoğraflı, forum tartışmalı halinin başlaması 2000'li yıllarda olmuştur. 2002-2003 yıllarında bisiklet sevenler derneğinin forumlarında Fatih Buzgan(Athletic), ben (Pedal), Burak Bakay (Blade), Mumi (Muhammed Kartal) ile başlayıp bu mesajı yazarken nikleri aklıma gelmeyen bir avuç arkadaş ile devam eden bir extreme dayanıklılık sürüşüydü. İlk zamanlarda benim amacım mesafe değildi, bunda en büyük etki yarışlar için antrenman yapıyor oluşum ve bisiklet sürdüğüm bölgenin mesafeye değil zorluğa uygun olmasıydı.
    İlk ciddi mesafeyi 325 km ile 2003 yazında bu rotada yaptım. Ardından Fatihin İstanbul-İzmir yolundaki 360'ları geldi. Ardından şimdi güncel olan bir 450 km var. 2004 yazı performansımın zirvede olduğu dönemdi. Daha önce rekor için geçtiğim rotayı bu sefer performans denemesi için geçtim.
    Sonuç olarak bu yazıyı şimdi yoğun olarak katılım olan ve bu dönemin bisiklet sevenler derneği forumu olarak gördüğüm bu foruma taşımam gerektiğini hissettim. Bu benim kimliğim gibi bir olay sonuçta. Kimliğim başka yerde ben başka yerde olmazdı.
    Türkiyede ultra maraton üzerine daha çok konuşmak istediğim bir konu. Neyse yazıya geçelim:


    Her yaz 1 yada 2 kere denediğim uzun mesafe rotamı 2004 yazındada değiştirmedim. Bisiklete başladığımız günlerde inmeyi hayal ettiğimiz Torul-Tirebolu arasını geçiyordum ama inerek değil çıkarak. O zamanlar denizden karaya esen sert rüzgarlardan haberimiz yoktu tabii. Trabzon şehir merkezinden Tireboluya oradan Torula ardından Zigana çıkışı ve trabzona iniş.
    Bu yolu ilk defa düşündüğümde yaptığım tahminler boşa çıkmıştı. Ne rüzgar ne yokuşlar ne de trafik beklediğim gibi çıkmıştı.
    10 temmuz 2004 en uygun gündü. performansımın zirvesine yakındım ve o pazar günüde hava durumu iyi olacaktı.
    -Aslında pazar günümüydü tam emin değilim- daha önce bir aksilik olursa pazar günü yardım bulmak zor olur diye hafta içi yapardım ama şimdi trafiğin tehlikenin en büyüğü olduğunu öğrendiğimden pazar günleri yapıyorum.
    Cuma günü sahilde 80 km düz yol çevirdim nabzı 160'şın üzerine kesinlikle çıkarmadan. Cumartesi ise evden hatta odadan çıkmadım. Bisikletin en ufak ayrıntısına dahi dikkat ettim. Öne 60 arkaya 65 hava basmıştım. Çantamda sadece lastik tamir kitim ve yedek iç lastik vardı. Bir gün arıza riskini göze alabilirdim zira tutuğum arıza ve değişim verilerinden dolayı hangi parçanın ne durumda olduğunu biliyordum.
    Bu tip aktivitelerde gerekli enerji saatler öncesinden hazır olmalı yoksa herhangi bir dinlenme molası olmadığından bir kere yakıtsız kalırsanız yorgunluk hızla artıyor ve duvara vuruyorsunuz.
    Sabah 5 gibi kesin hareket için kalktım. Hemen bir aspirin ve 2 bardak kahve içtim. Giysilerim ve bisikletim hatta kahvaltım bisikletin üzerinde olduğundan hemen harekete geçtim. Özel güç dualarımı okuyup bir gecede yaylaya yürüyen dedemin ruhunu itelemesi için çağırdıktan sonra alaca karanlığa daldım. Bizim evin güzel yanı yola çıkarken sahile 5 km inmenizdir. Böylece güne hızlı başlar ve moraliniz ilk dakikadan bozulmaz.

    Sahile inip Giresun yönüne döndüğümde saat 05:30 idi. Kimseciklerin olmadığı geniş yolda ilerlerken bir yandanda kahvaltımı yapıyordum. Bir elimde kek diğer elimde meyveli soda yüzümde amaçsız bir sırıtışla pedallıyordum. Bu bölgede ısınma ve kahvaltı işini halletmek gerekiyordu zira sahil yolunda rüzgar kafadan geliyor adamda ağzını açacak istek bırakmıyordu. Böyle bir 15 km ilerlemişken akçaabat yakınında yanımdan 100-110 km hızla bir murat 131 geçti. Herif ses duvarını aşmış olmalıydı zira geldiğini hiç duymadım. Buda bana yol boş olsada dikkatli olmam gerektiğini hatırlattı. Önceki tecrübemden boş yolların daha sakat olduğunu biliyordum oysaki. Zaten kahvaltım bittiğinden ve motorda verimli çalışma sıcaklığına ulaştığından ciddileştim. Akçaabatı geçtikten sonra rüzgar oldukça sertleşti artık sahille aramda rüzgarı kesecek binalar yoktu. Normalde düz yolda nabzı 150 civarında tutardım ama bu rüzgar karşısında 150 nabızda ancak 15 km hız yapılıyordu. Moralim oldukça bozulmuştu zaman zaman 20 km hızın altına düşüyordum ama fırsat bulduğumda 40-45 km tempoyla açığı kapıyordum. Sahildeki ilk 45 km bölünmüş yol olduğundan çok rahattı ama sonraki 55 km sırat köprüsü gibiydi. Durup fotoğraf çekmedim ama çoğu yerde hiç pay olmadığını söyleyeyim. Trafikte artmaya başlayınca sürekli arkayı kollamaktan ve yola girip çıkmaktan helak oldum. Bir taraftan rüzgar bir taraftan 20 cm ötemden geçen kamyonlar otobüsler sinirlerimi iyice germişti. Arada fırsat bulup ağzıma birşeylar atıyordum ama kum mu yiyorum kek mi bilmiyorum tabii. Lastiklerede öyle hava basmıştım ki sürekli elektrik verilmiş gibi titriyordum. Sonunda saat 9:30'da tireboluya vardım. 100 kmlik etabı hedefim olan 3:30 yerine 3:45'de geçmiştim ama yolun bundan sonrası hem daha kolay hemde keyifliydi.
    Yol kenarındaki marketten jet hızıyla muz çikolata meyveli soda ve kola alıp Torul etabına devam ettim. Burası pek bilinmeyen çok keyifli bir yoldu. Güzel bir eğimle 800 metre civarına tırmanıyor ve sırasıyla doğankent-kürtün-torul geçiliyordu. Özellikle kürtün barajı görülmesi gereken yerlerden. Zemin çok düzgün ve trafikte çok az. İlerdeki çeşmede hızlı bir el-yüz yıkamadan sonra yola devam ettim. Burada iki elide bırakmak tehlikeli zira rüzgar arkadan estiğinden 40-45 km hızla gidiliyor ve sürekli viraj var. Yolda aslında pay yok ve şeridin sağından gidiyorum. Şağa yapışmamın nedeni geçen yıl yol nede olsa boş diyen bir dingilin sıfırdan girdiği virajın içinde beni az daha biçecek olmasıydı. Sesini duyup yoldan çıkmasaydım hakkımdaki son karar orada verilmiş olacaktı.
    30. kmde doğankenten geçiyorum. Gazete ve kibrit alıyorum(!). neden mi? Bu etabın en önemli özelliği 8 tane uzunlukları 400-2000 m arası değişen karanlık tünelleri. Geçen sene bu tünellerden birinde karanlıkta doğal yön belirleme sistemim çalışamayınca kaldırıma bindirmiş kafayı gözü yarmıştım. İnsan trilyon harcadığı tünelin lambalarını neden yakmaz anlamak mümkün değil. 2 kmlik karanlık tünelin ne kadar korkutucu ve insanın sinirlerini sonuna kadar geren bir tecrübe olduğunu söylemeye gerek yok. Ortasında tek gördüğünüz iğne ucu kadar bir ışık. Tamamen duyularınızla ezbere gidiyorsunuz lastiğe bir taş gelse kurtarmak mümkün değil. Düz olanlardan geçtim benim düştüğüm tünel 1800 metre ve viraj(!). Haliyle nişan alacak bir çıkışta yok. Tam dönüşte hiçbirşey görünmüyor. Bu nedenle daha önce yaptığım gibi meşale yaptığım gazeteyle dalacağım tünellere. Ama ilk tünele geldiğimde beni bir sürpriz bekliyor: tünelin ışıkları yanıyor!!! yuppii demek ki bizde elektriği keşfedenler kulübüne girdik. O sevinçle ufak bir mola veriyor ve derenin üzerindeki tahta köprüye çıkıp biraz sallanıyorum. Kalan yemeğimi yiyip bir aspirin daha alıyorum kanın akışkanlığını artırmak gerek. Ardından tüneli keyifle geçiyorum Allahım ne kadar çok çukur ve taş var yolda amma şanslı adammışım yahu.

    [​IMG]
    Günün en önemli grafiği. Bu tek günlük mücadelenin tek amacı vardı: O zamana kadarki en zor bisiklet sürüşümü gerçekleştirmek. O yüzden mesafeden çok yükseklik ve yol şartlarına göre bir rota belirledim. Toplam tırmanma 3600 m ve maksimum yükseklik 1900 m.

    [​IMG]
    3 etap net şekilde görülüyor, sahil yolunda sırat köprüsü geçer gibi gidilen bir 100 km, dağlara doğru dönen rotayla tırmanılmaya başlanan bir 100 km daha ve hızlı ve soğuk bir inişin ardından yoğun trafik ve yorgunlukla pedallanan bir 120 km daha. Bütün hepsini taçlandırmak için de eve son bir 5 km tırmanış.

    [​IMG]
    İç kesime dönmemle tahta köprüler de başlıyor.

    [​IMG]
    bir 20-25 km gittikten sonra Doğankent 10, Gümüşhane 90. Doğankent'ten itibaren yokuşlar başlıyor.

    [​IMG]
    günün ilk tüneli "güvenlik". ismi kıllık olsun diye seçmişler sanki.

    [​IMG]
    tünelin girişindeki köprü. burda 10 dakika kadar mola verdim.

    [​IMG]
    Bisiklet parkı, soda açacağı, bank olarak dostumuz bariyerler. Bu kış bu tünelin çıkışından birkaç viraj sonra arabayla ıslak yolda kayarak yoldan çıktım. Bariyerler olmasa sağlam dağılıyorduk. Bir kere daha işe yaradılar.

    [​IMG]
    Tünelden geçmek istemeyen dışarıdan dolaşan yoldan gidebilir. Çok tekin değildir bu tip yollar.

    [​IMG]
    Karşısı çok çekici. Dağ bisikleti için çok güzel rotalar çıkabilir aslında.

    [​IMG]
    Derenin suları tertemiz.

    [​IMG]
    Fare olmadığımdan içim rahat.

    [​IMG]
    Yine duman var yukarılarda..

    [​IMG]
    Derenin yükseldiği zamanlardaki su çizgisi belli oluyor. Mayıs suyunu da görmek lazım.

    [​IMG]
    300 m rakımlı Doğankent'ten sonra yolun eğimi artıyor. yaklaşık 28 km sonra kürtünden geçeceğim. Artık sıcağın etkisi hissedilmeye başlandığından soda tüketimini artırıyorum ve yolun gölge kısımlarını tercih ediyorum. Bu ara gerçekten çok keyifli bir bölge makinem boynumda yada ağzımda asılıyor video ve fotoğraf çekiyorum. Bir iki kere de istisna yapıp durdum hatta geri döndüm fotoğraf için.

    [​IMG]
    İleride bir köprü daha, daha doğrusu 10 metre arayla 2 tane. Yanlış hatırlamıyorsam ilki 1300 ikincisi 650 metre. Aralarında da bir köprü var.

    [​IMG]
    Doğal olarak karanlıklar.

    [​IMG]
    bu dereler bir harika!!

    [​IMG]
    kürtüne çok az kaldı. barajda görünüyor artık.
    Kürtüne son 5 km biraz daha dik bir çıkışla ulaşıyorum. Hemen muz ve dondurma alıp yola devam ediyorum. Yol sürekli sert dönüşler yaptığından rüzgarın yardımı ayının arkadaşlığı gibi oluyor. Arkam denize dönükken 50-55 km hızla gidiyorum hafif eğime rağmen ancak denize doğru döndüğümde verdiğini geri alıyor hızımı korumak için iyice asılıyorum. Kürtün çıkışında hafif bir inişte 65 km hızla giderken önümdeki kamyonu solluyorum ve karşıdan gelen tır sayesinde sıkı bir sprint atmam gerekiyor. Adrenalin yorgunluğu hissettirmezmiş diyerek yanan bacaklarımı teselli ediyorum. Karşımda kürtün barajı dikiliyor ve etrafından dolaşmak üzere tırmanıyorum. Buradaki tünel en tehlikelilerden biri. 700 metre ve keskin bir viraj şeklinde.

    [​IMG]
    hemen tünelin çıkışında.

    Tam ortasında iken yine yol boştur diyen bir organizmanın kullandığı tır neredeyse sıfırdan girmiş viraja. Bu sefer kaçacak yer de zaman da yok çaresiz çok ani bir sol sağ yapıp beni mümkün olduğunca erken farketmesini umuyorum ve frene asılıyorum. Beni görmesiyle koca tırı sağına ardından soluna yatırması bir oldu. Refleksleri sağlammış yaratığın evrimi epey ilerlemiş bir türden demek ki. Koca dorse burnumun dibinden geçti ve o birkaç saniye bana yıl gibi geldi. Tünelden çıktıktan sonra durup aldıklarımı yiyorum ve birkaç fotoğraf daha çekiyorum. Vakit kaybetmeden etabın son 35 km'sini geçmek gerek.


    [​IMG]
    Kürtün-Özkürtün hikayesini doktor bir arkadaş anlatmıştı. Bu rotada 220 km çevirip bizimle paylaşmıştı hikayesini. Artık foruma gelmiyor galiba.

    [​IMG]
    Rüzgar çok sert esiyor, barajın neden olduğunu iddia ediyorlar.

    [​IMG]
    Baraja bugünlük son bir bakış. Baraj duvarına daha doğrusu. Su epey takip edecek bizi.

    [​IMG]
    Sert bir virajın ardından Özkürtüne de el sallıyoruz.

    [​IMG]
    Bu küçük köylerde hayat yeterince zor. Topun kaçtı mı direk barajda mesela.

    [​IMG]
    Ufak adalar. Baraj yükselince çok az bir kısımları suyun üstünde kalacak.

    [​IMG]
    Güzel köyler. Çayır hasadı başlamış.

    [​IMG]
    Bölgedeki heyelan tehlikesi her yerde görülebiliyor.

    [​IMG]
    Köyler manzarayı süslüyor, ben de çeke çeke pedallıyorum.

    [​IMG]
    Biri bitiyor öteki başlıyor, her tepede bir köy var.

    [​IMG]
    Yolu kısaltmayı hayal eden bir köprü inşaatı. Başarılı olamamış olacak ki 2010 kışında buradan geçerken bir köprü farketmedim.

    [​IMG]
    İşine dalmış bir çiftçi.


    [​IMG]
    Torul baraj inşaatı yeni başlamış. Torula epey uzak olmasına rağmen niye adını Torul barajı koymuşlar diye düşünmüştüm. Bu yaz su toplayınca tam Torulun dibine kadar yükseldi suları.


    [​IMG]
    Birden sahil kasabasına dönecek köyün belki balıkçılık yapacak insanları.

    [​IMG]
    Nadir düz yerlerden biri.

    [​IMG]
    Keskin virajlar ve kaygan kaplama bu yolu çok tehlikeli yapıyor. 2-3 ayda bir bu yolda bir araba barajlara uçuyor. Sürekli kayıp bariyerlere vb bindiren araçta çok. Ben de geçtiğimiz Ocak ayında ikinci gruba dahil oldum. Bisikletle geçerken belli olmasa da çok tehlikeli bir yol Tirebolu-Torul arası.

    [​IMG]
    Keskin virajlardan biri, ikinci bir şans vermiyor.

    [​IMG]
    Vadiye sıkışmış bir köyden gelen dere.

    [​IMG]
    Gizli ve güzel bir şelale. Barajın altında kaldı sanırım.

    [​IMG]
    Bu köprüyü tamir etmeye gerek kalmadı artık. Dalış yapılabilir tabii.

    [​IMG]
    Yine çalışkan bir çiftçi ve yakında suya doyacak tarlası.

    [​IMG]
    Kayalara oyulmuş virajlardan biri daha.


    [​IMG]
    Yola çıkan danayı geri döndürme çabaları. Çelik atlı kovboy olarak hemen duruma el attım tabii.


    [​IMG]
    Göstergeler normal, nabız 140'larda, hız 39 km, kronometre 7:31:08. Yolun düz bir yerinde ve rüzgarı arkama aldığım anlarda pantani kesiliyordum.

    Gücüm yerinde olduğundan torula kadar tempoyu artırmak gerekiyor zira programın biraz gerisindeyim. Yokuşlarda kendini hissettiriyor ama asıl tırmanmaya daha var. Önceki yıl düştüğüm tünele vardığımda garip duygular yaşıyorum bisiklet içeri girmek istemiyor sanki. Geçen yıl tam girişteki köpeklerin üstüne sürmüştüm korkup dağılmışlar biride geniş su borusunun içine girmişti. Acaba o köpek oradan geri çıkamadı da ben ceza olarakmı duvara çarptım diyede düşünmeden edemedim. Tabii tünelin girişinde geçen sene orada olmayan uzunluk 1800 m levhasını görünce fazla söze gerek kalmıyor. Viraj kısmı çok uzun ve çıkışı görmek için epey ilerlemek gerekiyor. Tünelde hızlanan rüzgarın etkisiyle 50'li hızlarda geçiyorum.

    [​IMG]
    Yakında taşınıp yıkılacak evler. Torula çok yakın mahalleler bunlar.

    Torulda son bir yakıt ikmali yapıp yokuşa doğru ilerliyorum. Bu sefer 15 dakika arayla 2 aspirin birden aldım artık ne varsa ortaya koymam gerekiyor. Aradaki 5 km düz yolda yavaş gidip dinleniyorum ve atıştırıyorum. Torul rampası 15 km ve 800 metreden 1800 metreye çıkılıyor. Son 7 km eğim daha fazla ve dağdan esen rüzgara karşı çıkıyorsunuz. Konsatre oluyor saate bakıyor ve emin pedallarla tırmanmaya başlıyorum. Nabzımı 170-180 aralığında tutmayı hedeflesemde mümkün olmuyor bende 185'şi geçmemeye çalışıyorum. Tüm oyalama ve gaz yöntemlerini uyguluyorum sırasıyla. Zor bir işlemi kafadan yapmak-(şeker düştüğünden epey vakit alıyor), sayı saymak, hayal kurmak(hareketli olursa daha beter yoruyor), fransa bisiklet turunda olduğunu hayal etmek(gaza gelip abanmadıktan sonra en etkilisi). Sonuncuyla epey idare ediyorum hatta sık sık arkaya bakıp kopan rakiplerimin yaklaşıp yaklaşmadığını kontrol ediyorum. Bu arada artık nabız 195'şi görüyor ama kimin umurunda tüm patlayıcı gücü kullanıyorum ihtiyaç olmayacak nede olsa. Sonunda tam bir saat sonra mutlu son geliyor ve en zorlu dağ etaplarından birini 195. km'de kazanıyorum ödülüm ise torbamdaki ezilmiş muz oluyor.

    Farklı turlarda çekilmiş Zigana yokuşu fotoğrafları.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Biraz durup elimi yüzümü yıkıyor ve yol kenarındaki satıcıdan köme alıyorum. Bu pestil+bal+ceviz karışımı gümüşhane icadı enerji bombası bana hem kalan 130 km için enerji verecek hemde akşam ayakta durmak için pil takmam gerekmeyecek.
    Artık eski dost Zigana tünelini geçiyoruz. 1700 metre uzunluk kafadan esen rüzgarla epey uzun sürüyor. Üzerimde tek kat bir tişört var ve çok üşüyorum. Çıkışta hiç duraklamadan inişe geçiyorum. Mümkün olduğunca dinleniyorum ama rüzgar nedeniyle pedal çevirmek gerekiyor. Aslında dik ve yaklaşık 20 km'lik bir iniş ama denizden esen rüzgar bisikleti serbest bırakırsanız 40'lı hızları geçmenize izin vermiyor. Mecburen pedallayarak iniyorum. 400 metre rakıma kadar indikten sonra sahile 40 km kalıyor. Bu arada taa sahile kadarki kısmı hatırlamıyorum. İnişten sonraki 40 km'yi nasıl geçtiğim hakkında hiçbir fikrim yok. Arada sürüyle köprü ve bir tane tünel geçtim ama nasıl?
    Saat 18:05'de programın 5 dakika arkasında sahile iniyorum km saatim 260 km'yi gösteriyor. Tekrar sabah gittiğim yöne dönüyor bir aspirin daha alıyor ve bu sefer yoğun trafikte pedallıyorum. Ne kadar gücüm kaldığını bilmiyorum o yüzden dönüş noktasını iyi ayarlamam gerek. Yorgunluğun verdiği sinirle sürekli birilerine el kol hareketi çekiyor hatta küfrediyorum. Ama tipim kaymış olmalıki adamların hiçbiri -dur şunu bir marizliim demiyor. Sahilde neredeyse bir 30 km daha gittikten sonra içgüdüm geri dönemeyeceksin diyor ilk kavşaktan geri dönüyorum. Artık hiçbirşey yemek yada içmek istemiyorum boğazımda kocaman bir yumru var. 2 saat sonra tekrar aynı kavşağa geliyorum artık havada kararıyor.
    Bizim evin kötü yanı akşam eve dönerken son bir 5 km tırmanması yapmanızdır. Tüm yolculuklarınız bu tırmanma ile bittiğinden eve gitmek işkence olmaktadır. Bugünde farklı olmuyor daha ilk metrelerde ne kadar yorulduğumu anlıyorum. Düz yolda bitkin olsamda 30 km hızla gidebilirken şimdi kaplumbağa viteslerine düşüyorum. km saati 320. kmde ve ben bırakmak üzereyim. Artık hiçbir oyalama taktiği yada motivasyon işe yaramıyor. Düşünecek halim kalmamış galiba hörgüçteki yakıtta tükendi. Sokaktaki insanlar tip tip bakıyor galiba çok kötü görünüyorum. Haa doğru 10 km hızda neden ağzımın böyle açık olduğunu merak ediyorlardır: Havadaki besince zengin planktonları yakalamaya çalışıyorumda.

    Son 3 km'ye giriyorum yol bitmek bilmiyor. biraz toparlanır gibi oluyorum ama bunun geçici olduğunu az sonra daha beter olacağını biliyorum. O sırada ilahi bir yardım geliyor: yolun kenarında yanan ateşteki bir cam şişe patlıyor. Tam yanımdaki ses ve sıçrayan parçalar beni ürkütüyor ve hayati öenmi olan adrenalin salgılamamı sağlıyor. Ateşin başında sırıtan elemanları kalaydan muaf sayıp devam ediyorum. Artık son 1,5 km kaldı. kısa aralıklı son 3 rampa kaldı. İlki 20 metre ama çok dik ilk defa aynakol 1'e düşüyor. Sabah sadece 3. dişliyi ve arkadaki son 4 dişliyi yağladığımdan üzerinde toz yok ve sorunsuz çalışıyor. Bu kullanmayacağın dişliyi yağlama mantıklı anti-toz yöntemimden dolayı kendimi kutlayarak asılıyorum yokuşa. Sonraki yokuşta kalbim deli gibi atıyor 190'nın altına hiç düşmüyor. Artık evle aramdaki son yokuş. Sokak lambalarının olduğu yoldan çıkıp stabilize yola giriyorum. Karanlıkta yolu pek seçemesemde avucumun içi gibi bildiğimden sorun teşkil etmiyor. Yolun yakınındaki başıboş köpeklerin sesleri beni yeniden ayaklandırıyor ve öküz arabası temposuna ulaşmamı sağlıyor. Tepede artık son birkaç yüz metre hafif iniş var. Yolu neredeyse hiç görmeden karaltı kararıyla salıyorum bisikleti. Tam eve yaklaşmışken ön lastik bişeye çarpıyor ve bisiklet altımdan çıkıyor yere yapışıyorum. Yerden doğrulup oturur pozisyona geliyorum bisiklet iki adım ötede yan yatmış arka tekeri hala dönüyor. Geri dönüp avucumdaki yabancı cisme bakıyorum. Çocukların gündüz yola kurdukları taş kale direklerinden biri yerinden fırlayıp kenara yuvarlanmış. Gülerek yerden kalkıyorum bisiklet elimde eve doğru yürüyorum. Karşımda şehir ışıklar içinde parıldıyor, evden yeğenlerimin gülüşmeleri geliyor.

    Akşam oturup rakamları çıkarıyorum:

    325 km
    24,0 ortalama hız
    13,5 saat pedal çevirmiş toplam 1 saat durmuşum.
    15,200 kalori yakmışım
    ortalama nabız 160
    max nabız 198

    yediklerim ise :)
    -1,5 kilo muz
    -8 popkek, topkek falan
    -6 bitter çikolata çeşitli ebatlarda
    -2 max dondurma
    -2 litre kola
    -6 soda
    -2 litre su
    -250 gram köme
    -7 aspirin
     
  2. Barış Kılınç

    Barış Kılınç Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Eylül 2007
    Mesajlar:
    735
    Beğeniler:
    1.208
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Hocam bu yazını okuyalı çok uzun zaman oluyor. İlk okuduğumda (5 yıl olmuştur heralde) büyük ihtimalle anlamamış olacağım ki (uzun yoldan da anlamıyordum o aralar), altı ay kadar önce tekrar karşılaştım mtbtr'de, o zaman okuduğumda, altına yaptığın yorumları da okuduğumda cidden duygulanmıştım. Ciddi işler bunlar, özveri gerektiriyor, bir nevi ibadet olduğuna inanıyorum hatta. Tekrar bu kondüsyonu yakalar mısın, şimdi ne durumdasın bilmiyorum ama birileri böyle şeyler yapmazsa diğerleri desteksiz hayal kurmak zorunda kalıyor. Eline ve yüreğine sağlık.
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  3. Tolga Gürgün

    Tolga Gürgün Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    2.371
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Hüseyin Selam ,

    Aman dedim rekor eldenmi gitti . :)
    Neyseki anlatımına ve performansına hayran kaldığım 2004 yılındaki altın vuruşu tekrar göndermişsin ...

    Türkiye ' de 2000 li yılların başlarında başladı dediğin yazılı , fotolu , forum tartışmalı ultra maraton macerası kendi adıma söyleyeyim 90 lı yılların başlarında başlamıştı .O zamanki paylaşımlar sadece sözlü olarak yapılıyordu .

    Tekrar tebrik ediyorum , eskilere götürdün bizleri ...

    Tolga Gürgün
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  4. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    Daha uzun süre rekorun kırılmaz :) Fatih'in hain planları olabilir bu konuda ama garanti veremem. Genelde iş bittikten sonra haber verir :). Yakında yeni birileri çıkar ama, onun da bir garantisi yok.
    Yazıyı taşımamın nedeni Barışın yaşadığı duyguları yaşatmaktı. Çok zor bir gününde pedal çevirirken benim bu günümü hatırlayıp yalnız olmadığını düşünmesi yeterli.
    Bu işin mesafe boyutundan çok daha geniş etkileri olduğuna olduğuna inanıyorum. Birileri bu rekor meselesine kurallar ve kurumlar getirdiğinde ki eninde sonunda bu yapılacak bizim sürüşler zaten hiçbir kanıt olmadığından yok sayılacak. Benim yaptığım gibi 13 saat gibi bir kategori de yok. Ya 12 saat süreceksin ya 24 saat. Dağ bisikleti veya yokuş olunca da ek puan verilmiyor, kamyon rüzgarına girmek hatta asılmak diskalifiye nedeni, düz yol dururken yokuşa vurmak tamamen kullanıcı hatası. Artık resmi olduğundan profesyonel bisikletçilerin veledromlu, kapalı yollu denemeleri gelecek. İş bir avuç çılgın amatörün eğlencesinden çıkacak bir köşede spor haberi olacak.
    Şimdilik birkaç kişinin ciddi mesafeleri olduğundan anlaşmak kolay ama yakında bu gençler biriken bilgi ve tecrübe altyapısını kullanarak kulübe dahil olduklarında sapla samanı ayırmak imkansız olacak. Şimdiden şaka yollu da olsa senin rekorun benim mesafem vb konuşmaları haklı olarak başlar. Fatihin bisikleti kötüydü, yola öğleden sonra çıkmıştı, spd yoktu, lastikleri dişliydi, hava kötüydü ama düz yolda gitmişti (bana manisanın rampaları vb diyip güldürmesin şimdi :) ). Senin bisikletin daha iyi, yol da aynı ama sürüşün vücut direncinin çok düştüğü gece boyunca sürmüş mesela. Bitmez yani bu karşılaştırmalar.

    Sözlü ultra maraton paylaşımının çok eski olduğunu biliyorum bahsettiğim internetle birlikte başlayan sürecin başlangıcı. Orada bir yerde hiçbirimizin bilmediği ne maceralar vardı ama yakın çevre hariç paylaşılamıyor, konuşulamıyordu.

    Benim için bu uzun sürüşleri değerli yapan ne kadar zor şartlarda yapıldıklarını bilmek. Fatihin yağmur altında gece gündüz süren sürüşleri, benim berbat trafikle boğuşma ve dağ yollarında tırmanışlarım, senin uzun yol otobüsü gibi resmen sabaha kadar yola devam ettiğin sürüşlerin.
    Bence bizim yaptıklarımız extreme maceradan başka birşey değil. Ölçülemez, karşılaştırılamaz, birbirinden bağımsız ve sadece kendi dünyasında anlamlı olaylar.
    Fatih o dönem ne imkansızlıklarla antrenman yapıyordu, hiçbir km saati bunu gösteremez. Hiçbir nabız saati senin sabaha karşı titreyerek yol alırken çektiğin acıyı ekrana yansıtamaz.
    Bu maceraları kuralları ve kurumları olmayan bir ortamda sadece mesafe / gün rekoruna indirgeme hatasını yaparsak hem kendimizi hırslı bisikletçilere çeviririz hem de bence çok eğlenceli olayları kuralsız, düzensiz bir yarışın detayları haline getiririz. İnsanların bir çoğu da kendileri de böyle maceralara atılacaklarına sırf adını yarış koyduğumuzdan bu olayı izlemekle yetinirler.
    Elbette bir yarış ve çekişme olmalı, en uzun mesafeyi yapan güncel rekortmen gururla dolaşmalı ama olayın sadece bundan ibaret olmadığını insanlara anlatmalıyız. İnsanlar öncelikle bunun:
    - kendi yaptıkları en zor sürüşten farklı birşey olmadığını
    - yapıldığı zamanın ve yapan kişinin şartlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini
    - tamamen iş olsun diye bu olaya başlandığını
    - kişinin yarış kazanma yeteneğiyle sadece uzaktan ilgili olduğunu
    bilmeliler.

    Bu konuyu farklı yapan şey şudur:
    Ben o zaman bu denemeyi yaparken bir insanın tek seferde ne kadar zor bir sürüş yapabileceğini bilmiyordum. Belirlenmiş bir tavan yoktu, dünya rekoru vb nedir, insanlar ne kadar dayanabiliyorlar vb bilmiyordum. Tamamen evin önündeki 20 metrelik rampayı tek seferde çıkma hayaliyle başlayıp 325 km'nin içindeki 3700 metre yokuşu çıkmayla sona eren bir süreçti. Haritalanmamış bir dünyaydı yani. Ne yenir, nasıl çalışılır, nasıl antrenman yapılır, kışın ne yaparsın, yaylada ne yaparsın gibi onlarca konuda deneme yanılma yarattık bu bilgileri. O yüzden farklı ve değerli bu olaylar.
     
  5. Tolga Gürgün

    Tolga Gürgün Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    2.371
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Hüseyin Selam ,

    Konu yanlış noktalara varmasın isterim . Bu denli uzun uzun yazman , içeriğinin mesafe & zorluk karşılaştırılmasına dönmesi yanlış anlaşıldığımı gösteriyor ...

    Senin kadar iyimser değilim . Türkiye ' de ultra maraton kategorisinde rekor meselesine kimsenin kural getireceğini düşünmüyorum .

    Amerika ' daki UMCA organizasyonu bahsettiğin kuralları koyuyor evet . Daha çok yolumuz var . :)

    Ben 40 ına merdiven dayamış 15 yıl tütün & alkol kullanmış , bırakmış biri olarak siz başarılı gençlerin rüzgarına tutunup seyretmek beni memnun eder . :) Geriye kalan benim için teferruattır .

    Tekrar yapmış olduğun altın vuruşu takdir ediyor senden bu sezon benzer rekor bir tur bekliyoruz .....:)

    Sevgilerimle,
    Tolga Gürgün
     
    Fatih Buzgan ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  6. Eren AYDIN

    Eren AYDIN Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    20 Eylül 2009
    Mesajlar:
    719
    Beğeniler:
    1.359
    Şehir:
    İst/Sultanbeyli-Uydukent--ÇANAKKALE
    Seviye:
    Harikulade bir tur ve manzaralar. Paylaşımınız için teşekkürler. Bu fotoğrafları görmemiz güzel oldu. Ayaklarınıza sağlık.
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  7. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    Ben saldım iyice, bu yaz biraz sürmeseydim hiç toparlayamazdım. Artık 300'lü km'ler çok uzak benim için. Dayanıklılık orta yaşlara kadar yaşla birlikte arttığından biz avantajlıyız aslında ama bu fiziki avantaj sosyal yüklerimiz nedeniyle kayboluyor. Ben öğrenciyken yapıyordum şimdi hiç zamanım yok.
    Senin başarını farklı yapan nokta bu bence. Zamanı olmayan iş ve aile telaşında yuvarlanan kitleye umut verdin. Demek ki olabiliyormuş. Bizim gibi öğrenciyken dağ tepe dolaşıp işe başlayınca salmak kolay olan yol belki.

    Ben senin cevabın üzerine uzun uzun yazmak istemedim. Bahane arıyordum aklımdakileri paylaşmak için. Ben yazdıklarından nasıl biri olduğunu tahmin edebiliyorum. Kesinlikle öyle bir düşünceye kapılacağını düşünmüyorum. Demek istediğim önümüzdeki yıllarda bu konu ister istemez kontrolden çıkacak. Kural getirilmesi bizim işimize gelmez, olay profesyonelleşir. Keşke hep böyle amatör bir süper eğlence olarak kalsa. Dünyada bu düzeyde sporu sırf eğlence olsun diye yapan çok insan yok. O yüzden değerli ve az bulunur birşey benim gözümde. Ben yarışlar için çok antrenman yaptım ama hiç sevemedim yarış psikolojisini. Çok zor bir öğrencilik geçirmemden olsa gerek aşırı rekabet bütün zevkimi kaçırır hale geldi. Yazacak söyleyecek birşeyim de kalmadı artık, düşündüklerim bu kadardı onları da paylaştım :). Dikkat edelim tek eğlencemizi anlamsız, hedefsiz bir rakamlar yarışına çevirmeyelim. Senin söylediklerini yanlış anladığım için değil şu an en çok senin sözün geçeceği için sana söylüyorum. Şimdi göz önündesin ne söylesen değerlendirilir, bakış ve anlayış ona göre şekillenir. Sorumluluğun olduğundan dolayı yani :)
    Mesela Fatih bu olayı forumlarda anlattı, başlıklar açtı, kategoriler yarattı. Hatta bu forumda sabit başlık olarak bir ultra'cılar listesi bile var. Hem de kendi standartında uzun mesafe giden herkesin serbestçe katılabileceği listeler. Çokta iyi oldu bence. Benim adım bu forumda ilk Fatihin açtığı listede göründü. Ben alakasız bir konuda arama yaparken kendimi buldum burada :)
    Benim katılımım birazda okul yüzünden çok sınırlı oldu. Bir tek forumda paylaşıyordum, o da gitti. BSD forumu yedeklenmiyordu bir gecede silindi tüm hikayeler. Şimdi buraya taşımamın bir nedeni de bu. Sabah kalkarsın hop silinmiş tüm forum :)
     
    Fatih Buzgan, d.berkay ve Tolga Gürgün bunu beğendi.
  8. Tolga Gürgün

    Tolga Gürgün Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    2.371
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Hüseyin ' cim ,

    İltifatların için çok teşekkürler .

    İş hayatına hızlı bir giriş , karmaşa , kabul gördürme , kariyer hedefleri , huzurmu paramı sorgusu vs ... Ve yaklaşık 10 yıl sonra aslında bütün bunların boş olduğunu düşünme . Yuva kurduktan sonra hayatı saatlere bölüp artık zamanım yok değil zamanın aralarına girme şekliyle hobileri ama amatör ama yarıpro yapabilme huzuru . . . :)

    Mutlaka beklerim İstanbul ' a gelirsen . . Eşim Artvin ' li olduğu için ve doğu karadeniz beni çok heyecanlandırdığı için her yaz geliyorum oralara . . .
    Kimbilir belki oralarda birlikte düet yaparız ...:)

    Selamlar ,
    Tolga Gürgün
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  9. Turkishflier

    Turkishflier Aktif Üye

    Kayıt:
    16 Eylül 2004
    Mesajlar:
    175
    Beğeniler:
    152
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Vay be; kaç yıl sonra BSD de açtığın konuyu burda gördüm Hüseyin.İlginç olsa da hem yazdığın yazıyı hem de fotoğrafları unutmamışım.

    Daha önce sözlü olarak tartışıldımı bilmiyorum ama ilk defa çoğu kimsenin aklına bile gelmeyen bir konu orada tartışılmış, boyutlandırılmış ve senin denemenle yapılabilir olduğunu görmüştük.
    Belki amatör olarak yapılan bir girişim olmasından dolayı, hiç böyle bir sürüşe meraklı olmasam da; gerçekten takip etmesi zevkli bir paylaşımdı.
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  10. cemal_007

    cemal_007 Kıdemli Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2010
    Mesajlar:
    254
    Beğeniler:
    325
    Şehir:
    B.çekmece
    Seviye:
    sizi alkışlıyorum çok zor bir çoğrafyada pedallamak hemde bu kadar uzun km helal olsun
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  11. Ozcan SEMET

    Ozcan SEMET Kıdemli Üye

    Kayıt:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    300
    Beğeniler:
    188
    Şehir:
    İstanbul-BG Razgrad
    Seviye:
    Çok güzel görüntüler paylaşmışsınız emeğinize sağlık..
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  12. m.varolfb

    m.varolfb Forum Bağımlısı

    Kayıt:
    24 Ocak 2009
    Mesajlar:
    748
    Beğeniler:
    1.074
    Şehir:
    konya
    Seviye:
    müthiş fotolar pedal basan ayaklarınıza sağlık...
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  13. İLKER TAŞ

    İLKER TAŞ SPECİALİZED. S-WORKS M5 HARDTRAİLL ALL......

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    10 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.955
    Beğeniler:
    864
    Şehir:
    istanbul
    Adı:
    İLKER
    Bisiklet:
    Scott
    Seviye:
    dostum seni gercekten tebrik ederim müthiş bir deneyim cok zor bir rotada kilometrelerce pedal basmışın tebrikler takdire değersin:)
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  14. vedat karakaya

    vedat karakaya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    11 Mart 2008
    Mesajlar:
    354
    Beğeniler:
    778
    Şehir:
    ANTALYA
    Seviye:
    çok güzel resimlerle süslenen paylaşım için teşekkürler...
     
    Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  15. Emre Binme

    Emre Binme Üye

    Kayıt:
    11 Nisan 2010
    Mesajlar:
    78
    Beğeniler:
    45
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:
    Bu gün 41.7km. ile kendi rekorumu kırmış birisi olarak:D sizin ve Tolga beyin konusunu hayranlıkla okuyorum vede içimden sizlerin uzaylı olduğunuzu düşünüyorum:D:D
    Resimler de harika, ellerinize ayaklarınıza sağlık, sizler keyifle pedallayın, bizler de hayranlıkla izleyelim:)
     
    Tolga Gürgün ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  16. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    Şu an İstanbul'da stresli ve zor bir projede çalışıyorum. Geçmiş günlere özlem biraz da bundan. Artık ne zaman güzel bir bisiklet sürme dönemim olur bilmiyorum. İzin alsam bile 1-2 haftada ancak ısınıyor insan :(

    Düet öldürücü olur, tahminim gününde iki veya üç uzun mesafeci düz yol ve uygun rüzgarda 700 km den fazla yol gidebilir. Fatih'le niyetlendik bir ara ama denk gelemedik bir türlü.
    Ankara'da sağlam bir ultramaraton grubu var. 350-400'ler havada uçuşuyordu son gördüğümde :)
     
    Tolga Gürgün bunu beğendi.
  17. Tolga Gürgün

    Tolga Gürgün Onursal Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2005
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    2.371
    Şehir:
    İstanbul
    Seviye:

    Aman dikkat. Esas öldürüdücü olan yoğun ve stress yüklü çalışmaktır .:)

    İş hayatında bir proje başlar öteki biter . En değerli ve geri dönüşümü en karlı olan proje ise hayatta evlat yetiştirmek olsa gerek ...

    Aslını istersen düet yaparız derken rekor anlamında yazmamıştım . Tanışmak ve birlikte 100 - 200 çeviririz diye düşündüğüm içindi .

    Ankara'daki grubu bilmiyorum .

    Fatih zaten bu işlerin azmettiricisi .

    Sevgilerimle,
    Tolga Gürgün
     
    Fatih Buzgan bunu beğendi.
  18. ali alper uyar

    ali alper uyar Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    4 Nisan 2009
    Mesajlar:
    485
    Beğeniler:
    769
    Şehir:
    Edirne
    Seviye:
    muhteşem bir yazı, tebrik ediyorum sizi..peki bu güzergahda fotoğraflardan anladığım kadaryla benzin istasyonu pek yoktu, su ihtiyaçlarınızı nasıl giderdiniz?hani bu yollardan tekrar bi gün geçersek bilgimiz olsun diye soruyorum:)
     
  19. Fatih Buzgan

    Fatih Buzgan Onursal Üye

    Kayıt:
    10 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.579
    Beğeniler:
    3.212
    Şehir:
    İzmir
    Seviye:
    Benim ezeli, sadık ve baki arkadaşlarım,
    Bir süredir foruma giremezken, gecenin bu saatinde Hüseyin'in açtığı konuyu heyecanla okumaya başladığımda, o renkli fotoğraflarına bir çırpıda ama zevkle baktığımda, ardından Tolga abinin cevap ve yorumlarıyla seni, bizi desteklemesi, bir rekor sahibi olarak mütevazılığını koruyarak her ikinizin de her fırsatta adımı zikretmenize şahit olmak beni mutlu etti, duygulandırdı.

    Hüseyin beni iyi tanımışsın :) Hain planlar... Sevdim bunu :)

    Diğer dediğin herşeyde haklısın ve hemfikiriz. Bizim yarış anlayışımız farklı. Kategorimiz, geçmişimiz, destekçilerimiz, hissiyatımız hepsi yarışçılardan farklı.

    Bir süre daha aranızda olamayacağım. Sonra bir sürprizim olabilir.
    Kendinize iyi bakın kaliteli, mütevazı ve güçlü dostlarım.
     
    Tolga Gürgün ve Hüseyin Çelebi bunu beğendi.
  20. Hüseyin Çelebi

    Hüseyin Çelebi Forum Demirbaşı

    Kayıt:
    24 Eylül 2004
    Mesajlar:
    512
    Beğeniler:
    2.068
    Şehir:
    Münih-Trabzon
    Bisiklet:
    Bisan
    Seviye:
    bekliyoruz athletic adam :)